Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİZM OKULU > Sosyalizm Nedir

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Legalite yanılgısına karşı öz savunma bilinci-Nurettin Demirtaş
Cevaplar
9
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
608
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30.Aralık.2017, 14:43   #1
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart Legalite yanılgısına karşı öz savunma bilinci-Nurettin Demirtaş

Şahin, Boran, Arı, Çınar, Kirpi'den Gül Teorisine;Şahin, gökyüzünün en asi kuşlarından biridir; insanlar tarafından yakalanınca hemen gözleri bağlanır; yoksa başını pençelerinin arasına alır ve koparır! Esareti kabul etmez, gözleri bağlanmazsa!

Bu göz bağlama işi şahini öz savunmasız kılmak içindir. Bazı kuşlar da yemlenerek elde edilirler. İnsanların egemenlik altına alınmasına ne kadar da benziyor...

Bir kuş cinsi de var ki cami önlerinde yem atılarak sevilmeye vardırlar ama ele geçmeye asla! Gökyüzünün en asi mavişleri olan boranlar, yakalanıp kafese konsa ya vururlar kendilerini kafesin çeperlerine ölene dek, ya da yem yemezler sonuna dek. Teslim olmaz, evcilleşmezler. Varsa kafeste evcil güvercinler, onları da yanlarına yanaştırmazlar. Ya özgür yaşarlar ya hiç! Eğer evcil güvercin sürülerine denk gelirlerse gökyüzünde, birini ve bazen de hepsini peşlerine takıp götürürler özgürlüğe. Bu yüzden evcil güvercin besleyenlerce sevilmezler.

Bal arılarının toplanarak eşek arılarını, titreşimlerle yarattıkları ısıyla etkisiz kılması; çınar ağacının kökündeki toprağa saldığı zehirle diğer otların çıkmasını engelleyerek kendini güvenceye alması; kirpinin okları; birçok bitki ve hayvanın renk değiştirme özelliği hep doğal öz savunma kapsamındaki örnekler olmaktadır.

Doğanın bin bir çeşit canlısı bize, özgür yaşama tutkuyla bağlı olmanın gerekliliğini anlatır. Soykırım sistemiyle bir arada yaşamak mümkün olmadığından direniş kaçınılmaz ve sonuna dek meşrudur.

Toplumsallığın saldırıya uğraması, dağıtılması karşısında gösterilen toplumsal refleks ve direniş "meşru savunma" kavramıyla ifade edilebilir. Saldırı varsa buna karşı direniş de olacaktır. Saldırı karşısındaki duruş, toplumlar açısından meşru savunma anlamına gelmektedir.

Toplumsal değerlerin, sadece saldırı olduğunda değil, sürekli olarak korunması ve geliştirilmesi ise öz savunma kavramıyla tanımlanabilir.

Sadece toplumda değil doğanın kendisi ve evrendeki tüm varlıklar açısından öz savunma olgusu geçerlidir. Kürt Halk Önderliği bunu çok sade ve güzel bir örnekle "GÜL TEORİSİ" olarak adlandırmıştır. "Serî hilde" direnişi ve buna karşın legalite zihniyetinin sergilediği pasif duruş, gül örneğini ve öz savunmayı tekrar gündeme taşımıştır.

Öz savunmasız demokrasi ve Özgür yaşam olamaz

Toplum açısından öz savunma anlamına gelebilecek temel özellikler ahlaki ve politik özelliklerdir. Toplum ancak ahlak ve politikayla kendi varlığını güvenceye alabilir. Bu durum, vicdan, akıl, yaşam tarzı, yaşam ilkeleri, kültür ve irade gücü olarak açıklanabilir. Söz, karar, uygulama gücü biçiminde tarif edilirse o zaman demokrasiyle bağı da açık şekilde ortaya konulabilir.

Kendisi hakkında düşünebilen, birlikte tartışabilen, karar alıp uygulayabilen, farklılıkları gözeterek birliğini kuran ve kendi kendisini yöneten toplum özgür ve demokratik bir toplumdur.

Toplumun egemenlik altına alınması, demokrasi ve özgürlükten yoksun bırakılması karşısında hem meşru savunma hem de öz savunma tartışmasız yaşamsal ilke durumundadır. Toplum saldırı altındayken savunma yapmak vazgeçilmez ahlaki ve politik tutumdur. Kendini savunamamak ahlaktan, politikadan yoksun kalmak anlamına gelmektedir.

Öz savunma denilince akla sadece askeri saldırılara karşı askeri direniş gelmemelidir. Bir yönü askeridir elbette; sınırsız askeri teknikle soykırıma yönelen güçler karşısında toplumun kendine has askeri tedbirleri olmak zorundadır. Bununla birlikte öz savunma kültüreldir, sosyaldir, ekonomiktir, siyasidir.

Öz savunma hangi boyutta olursa olsun toplumsal örgütlenmeyi gerektirir. Aksi halde dar, bireysel ve popülist sınırlarda seyreden, dolayısıyla toplumun kendisini korumasına yetmeyen, örgütsüz sonuç alıcı olmayan, tepkileri pasif kılarak amacının tersine dönen bir eylem çizgisine yol açar.

Örgütlü bir toplum öz savunmasını en iyi şekilde yapabilecek toplumdur. Rojava halk devrimi ve bir bütün olarak Kürdistan'da gelişen direniş düzeyi, öz savunmanın toplumsal örgütlülükle bağını ortaya koymaktadır. Yine buna, emekçilerin, anti-kapitalistlerin, anti-faşistlerin, anarşist, komünalist, feminist hareketlerin direnişi örnek verilebilir. Tümünün ortak özelliği; yeterince örgütlü olmadıklarında protesto sınırlarını aşmamaları, ancak öz savunma temelinde örgütlendiklerinde güç haline gelebilmeleri ve sonuç alabilmeleridir. Dünyadaki çeşitli örnekler bunu kanıtlamaktadır.

Dünyada gelişen öz savunma bilinci ve örgütlenmesi

Meksika'daki Zapatista direnişi toplumsal örgütlenme bilincinin yaygınlık kazanmasına yol açmış ve bugün Meksika'nın birçok bölgesinde işçi ve köylüler kendi üretim ve emeklerini korumak için öz savunma birlikleri kurmuşlardır. Yine devlet destekli uyuşturucu mafyasına karşı veya çetelerin kaçırdığı vatandaşların kurtarılması için halkın öz savunma birlikleri kurması radikal demokrasinin sınırlarını tartışanlara gerekli malzemeyi sunmaktadır.

ABD'deki anti-faşist guruplar öz savunma eğitimi verdikleri okullar kurmuşlardır. Komünistler sürekli saldırıya uğradığı için silahlı öz savunma birlikleri oluşturmuşlardır. Ki tüm bunlar günceldir, Trump seçildikten sonra olmuştur.

Venezuella'daki kadın öz savunma birlikleri, Brezilya'daki topraksızlar hareketi, ten renginden dolayı sürekli ırkçı saldırılara uğrayan Afrikalıların öz savunma birlikleri, Arjantin'de Che Guevara'nın izinden giden gençlik örgütleri ve dünyanın her yerinde ezilen halkların direniş örgütleri öz savunmanın küresel çapta görünür hal aldığını göstermektedir.

Kadim Êzîdî halkının bunca soykırım saldırısına uğraması öz savunma örgütlülüğü dağıtıldıktan sonra mümkün hale gelmiştir. Tarih boyunca özerk konfederal bir siyasi rejimle kendini yönetmeyi bilmiş olan Êzîdî halkının efsanevi öz savunma gücü kadınların öncülüğünde oluşturulmuştu: SITÎYA NÎSRA!

Toplumun en direngen gücü ve kültür taşıyıcısı kadın olunca yansımasını tanrıça mitlerinde de bulacaktı. Tanrıça "Sitîya Êz" büyük koruyucuydu. Sitîya Nîsra ise her kadının kırk kadın savaşçı eğiterek oluşturduğu gerçek askeri bir örgütlenmeydi. Direnişleriyle efsaneleşmişlerdi. Bugün birçok yaşlı Êzîdî kadını DAİŞ saldırıları karşısında çok az bir güçle bile olsa direnişi başaran ve soykırımın önüne geçen Kürt kadınının direnişi şahsında efsanenin yeniden canlandığına inanmaktadır. Bu yüzden şimdi KDP ve AKP engellemelerine rağmen kendi direniş birliklerini ve bu birliklerin eğitildiği okul düzenlerini kurmaktadırlar.

Toplumsal kültüre dönüşen her değerin uzun yıllar yaşadığı bilinmektedir. Fakat küresel kapitalizmin ideolojik bombardımanı altında bir toplumun kendi eğitim sistemi olmadan ayakta kalabilmesi mümkün değildir.

Yakın geçmişte Ege'nin Efe ve Zeybekleri; Amed'in Kekosu olan Pexasları öz savunmanın okulsuz örnekleriydiler. Kendilerini bu yüzden sonuna dek sürdüremediler. Süleyman'ın "muhteşemliği" ve onun Hürrem'i evlere şenlik olacak kadar bilinip de tarihin ilk komünisti sayılan Mazdek ve eşi Xurrem'in ve ardıllarının direnişi hak ettikleri gibi anılmıyorsa toplumsal akademilerin yetersizliğini görmek gerekiyor. Amazon kadınlarından Vietnam kadın direnişçilerine hep başkalarının anlattığı hikâyelerle mi bilinecekler? Nataşa'nın onuru sadece şiirlere mi kalacak? Antalya'daki eşsiz direnişlerle tanıyacağımız Likyalılar ne zaman gün yüzüne çıkacaklar? İnşanın bir yönü de tarihimize sahip çıkmaktır. Bugünün direnişlerini zafere taşıyacak dersleri çıkarmak da diğer yönüdür.

Öz savunma bilinç ve örgütlenme işidir. Sadece kaba güç olarak bakılırsa düzen ordularının mantığı ortaya çıkar ki bu durum militarizme yol açacağı gibi karşıtına dönüşüp tekelci sermayenin ve çetelerin piyonu haline gelmiş dar bir askeri grup yaratır. Bunun tedbiri ilkin ideolojik olup eğitim düzenini gerektirir; ikincisi ise halk denetimidir. Halkın öz örgütlülüğünün halkın denetiminde olması doğaldır; tersi durum halktan kopan ve halkın üzerinde güç olmaya yönelen bir sapmayı doğurabilir.

Halkın denetimini güvenceye alacak kurumlar komün ve meclisler olurken demokratik ilkelerin özümsetilmesi ancak eğitim sistemiyle sağlanabilir. Öz savunmayı teknik ve askeri düzeyde örgütlemek ve eğitimini vermek için ne kadar disiplin gerekiyorsa felsefik-teorik eğitimle tamamlamadan istenilen sonuç alınamaz. Geçmişte bozulmaya uğrayan halk devrimlerinin kaderi tekrarlanmak istenmiyorsa demokrasiyi öz savunmalı düşünmek, öz savunmayı da demokrasiye bağlamak zorunludur.

Legalizm hastalığının panzehiri

Yaşam tarzının korunmasının yasalarla güvence altına alındığı iddiası bir liberalizm aldatmacası olup aslında "ciğerin kediye teslim edilmesi" anlamına gelmektedir. Bu anlayış sayesinde "legalite"ye sarılan bir orta sınıf çizgisi ortaya çıkmış ve yıllarca halkın eylem gücünü pasifize etmede rol oynamıştır.

Bunun panzehiri gençliğin "Serî hilde" çağrısıyla gelişen direniş çizgisidir. Legalite yanılgısını yaşayanlar "Serî hilde" direnişi sayesinde netleşebilir. Toplumun geleceği olan gençlik soykırımla birlikte yaşamayacağını net bir duruşla ortaya koyarken buna karşı geçmişin yanılgılarını tekrarlamamak gerekiyor.

Şimdi faşizmi mezara gömme ve zafere yürüme zamanıdır.

Direnişin meşruiyetine inanıp güvendikten sonra tüm toplumsal kesimlerin zafere koşması zor olmayacaktır.

Toplumsal kültür ve meşruiyet zeminine dayandığı sürece öz savunma duruşu yenilmez bir güç kaynağı olacak ve özgürlüğü yaratacaktır.

http://yeniozgurpolitika.org/index.p...nivis&id=14849
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30.Aralık.2017, 15:39   #2
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

1-Tartışmayı kolaylaştırmak adına sizce öz savunma nedir? Bir iki cümle ile...

2- Öz savunma her devleti düşman mı ilan eder? Örneğin ABD de komünistlerin Trump'a karşı öz savunma konumuna geçtikleri yazıyor. Demek ki öncesi değil.

3- Öz savunma devletle karşılıklı konuşlanma değil midir? Sormamın nedeni, çınar ağacı ve bal arıları örneğidir.

4- "Öz savunmasız demokrasi ve özgür yaşamın olmayacağı" söylenmiş. Öz savunma ayni zamanda devlette demokrasiyi mümkün mü görüyor.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 30.Aralık.2017, 18:24   #3
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart

1-Öz savunma tanımını Nurettin Demirtaş yapmış...toplum üzerindeki egemenliğe-devlete karşı toplumun kendini savunması...kendi değerlerinin gaspına karşı verilen mücadele...

bunun askeri biçimleri olduğu gibi...ekonomik,sosyal,siyasal biçimleri de vardır...ekonomik biçimi komünal ekonomi...sosyal-siyasal biçimi devlet dışı örgütlenme...askeri-güvenlik boyutu ise gerilla mücadelesinden milis örgütlenmesine oradan da serhildana kadar uzanan her türlü toplumsal eylemselliktir...

bunları anlamak çok zor değil...her gün yazılıyor çiziliyor...

2-Öz-savunma tabii ki her devlete karşı toplumun kendisini savunmasıdır...Komünistlerin Trumpa karşı verdiği savunma bir öz savunmadır...öncesinde de ırkçılara ve faşistlere karşı veriyorlardı..

fakat herkes öz-savunmayı aynı şekilde anlamaz...bazılarına göre sadece anti faşist mücadeledir...bazılarına göre siyasal iktidar amaçlı mücadele...bize göre ise toplumsal bir meseledir...topluma karşı işlenen her türlü suça(iktidar,sermaye nin varlığı ve işleyişi mesela birer suçtur) karşı örgütlenmedir....

3-devlete karşı kendini savunmadır...devlet olduğu sürece sınıf mücadelesi veren olacaktır...her türlü sınıfsal,cinsel,etnik mücadele öz-savunmanın yoğunlaşmış halidir...

kısacası devletten ayrı örgütlenmedir...

biz devletle olan ilişkilerimizi ifade ederken...devlet ayrı demokrasi ayrı...devlet ayrı toplum örgütlülüğü ayrı diye meseleye başlıyorsak...aslında toplum örgütlülüğünü devlet içinde eriten anlayışlara karşı çıktığımız için bunu ifade ediyoruz...

Biz toplum örgütlülüğünü devleti kaldırdıktan sonra değil...devleti gerileterek-sınırlandırarak gerçekleştirileceğini ve eninde sonunda devletin toplum tarafından bir köşeye itileceğini ifade ediyoruz...yani bunu yaratan toplumsal örgütlenmedir...devleti gerilete gerilete yok edecektir...

4-ise senin şahsi yorumundur...biz devlet ile demokrasiyi birlikte görmüyoruz...ikisi bizim için ayrı olgulardır...


hayır tartışma kavramlar üzerinden olmaz...önce kavramsal çerçeveyi belirtir..sonra anlatıma geçersin...Abdullah Öcalan da kitaplarında önce bunu yapar...

mevcut sistemin dilinden bazı kavramları "ayıklar" ve kendince anlamlandırırsın...ve bunu anladığın şekilde kullanır ve geliştirirsin...

çünkü kavramlar sadece içeriği ifade eden anahtarlardır...tek başına bir şey ifade etmezler...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Aralık.2017, 00:06   #4
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Soruları çok açık sorduğum halde ayni açıklıkta yanıt alamadım.

1- Bir iki cümle ile öz savunmanın tanımını istemiştim. “Toplumun devlete karşı kendini savunmasıdır. Bu savunma askeri olduğu gibi ekonomik ve sosyal siyasal boyutlu bir eylemselliktir ve toplumun kendi değerlerinin gaspına karşı verilen mücadeledir” demiş.

Yanıtlarını yorumlayalım.

Burada iki özne görünmektedir. 1- Devlet 2- Toplum

Devlet saldıran taraf, toplum ise kendisini savunan taraftır. Burada ilginç bir durum var. Devletin topluma saldırması için bir sebep yoktur. Zira devlet toplum üzerinde egemenliğini realize etmiş ve bu egemenliğin ürünlerini toplamaktadır. Devletlerle toplumlar arasında bir konsensus bulunmaktadır.

Toplum boyunduruk altına girmişse zaten orada devlet egemenliğini ifa etmektedir. Devlet boyunduruk altına almış olduğu kesime değil, alamadığı kesimlere saldırır. Boyunduruk altına girmeyenler savunma konumuna geçebilirler. Girenlerin savunması anlamsızdır. Zira kendisini teslim etmiştir. Boyunduruk altındakilerin ise saldırmaya ve özgürleşmeye yönelmeleri gerekmektedir.

Marksizm işçi sınıfının siyasetini 150 yıldır sürdürmektedir. İşçi sınıfını toplum, burjuvaziyi ise devlet olarak var sayalım. İşçi sınıfı savaş belgisinde “ Burjuvazi devrilmeden savaş bitmez” yazılıdır. İşçi sınıfı saldıran taraftır. İşçi sınıfı burjuvaziye karşı mücadele eder. Savunmada olan burjuvazidir. Suçlu olan da o dur. Toplum masum, devlet suçludur. Dünyanın neresinde görülmüş, masum suçluya karşı savunmaya geçiyor?

2-ABD li komünistler Trump gelince savunmaya geçmediler. Saldırılarını daha da arttırmaya çalıştılar. Komünistlerin kitabında savunma yapmak için yola çıkılacağı yazmaz. Zira komünistler haklıdır. Devletler suçludur. Trump’tan öncede mücadele vardı. Sonrasında da mücadele var. Mücadele ile savunma ayni şey değil. Savunma saldırıya maruz kalınca yapılan harekettir. Mücadele ise düşmanı yenmek veya düşmandan bir şeyler koparmak için yapılan hareketlerdir.

3-Bu soru da devletle toplum karşılıklı konuşlanacak mıdır demişim? Yanıt şöyle: devlete karşı kendini savunmadır. Ardından devleti gerilete gerilete köşeye sıkıştıracağız demektedir. Yanıt soru gibi net değil. Soralım bakalım, sürekli savunma yaptığın yerde devleti nasıl gerileteceksin. Sen savunmada iken o nasıl gerileyecek.

Bal arısı ve Çınar ağacı örneğini açalım. Yukarıdaki yazı da bal arıları kanatlarını çırparak yarattıkları ısıyla eşek arılarını etkisizleştiriyor. Çınar ağacı da etrafına zehirli bir sıvı yayarak diğer otların kendisine zarar vermesini önlüyor. Bu örnekler şunu anlatıyor, “eşek arısına rağmen, bal arıları yaşayabilir. Diğer otlara rağmen çınar ağacı yaşayabilir. Devletlere rağmen de toplum yaşayabilir.” demek istemektedir.

Burada aklınızı zorlayın bakalım. Hem devlet olacak ve hem de toplum olacak. Toplum kendisini devletten koruyacak ve hayat böyle devam edecek. Zaten eşek arıları ile bal arıları yıllardır birlikte yaşamıyor mu? Devletin toplumun sırtından geçinen bir mekanizma olduğunu bilmiyorlar mı? Devlet varsa orada mutlaka gasp soygun vs vardır. Siz diyorsunuz ki tepemizde devlet olacak ama biz devlete pay vermeyeceğiz. Gerçekten kopuk bir anlatıma doğru yanıt vermek gerçekten zormuş.

4-“Devlet ile demokrasiyi birlikte görmüyoruz” diyorsun. “Öz savunmasız demokrasi ve özgür yaşamın olmayacağı” ilk yazıda yazılmış.

Öz savunma varsa zaten özgürlük yok demektir. Savunma bir tür savaş ve üstelik saldırıya uğramış halidir. Siz burada özgürlük olduğunu nasıl iddia edebilirsiniz. Birisi bana saldırıyor ve ben kendimi savunuyorum. O zaman ben özgür olmuş oluyorum.

Demokrasi ile devlet ayrıymış. Demokrasi bir devlet kavramıdır. Demokrasi yoksa devlette yoktur. Biz devletsiz olacağız ama demokrasi olmayacak diyemezsin. Demokrasi ile devleti birlikte görüp görmemek senin keyfiyetinde değildir. Demokrasi devletle birliktedir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Aralık.2017, 00:42   #5
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart

hasan karataş...

sendeki problem bu zaten...karşı tarafın ne dediğini anlamama...çaba göstermediğin gibi...çarpıtıyorsun...kafandaki bir sürü şey allak bullak...bunları düzeltmek yerine bizlere sarman ilginç...

Devlet saldıran taraf, toplum ise kendisini savunan taraftır. Burada ilginç bir durum var. Devletin topluma saldırması için bir sebep yoktur. Zira devlet toplum üzerinde egemenliğini realize etmiş ve bu egemenliğin ürünlerini toplamaktadır. Devletlerle toplumlar arasında bir konsensus bulunmaktadır.

Toplum boyunduruk altına girmişse zaten orada devlet egemenliğini ifa etmektedir. Devlet boyunduruk altına almış olduğu kesime değil, alamadığı kesimlere saldırır. Boyunduruk altına girmeyenler savunma konumuna geçebilirler. Girenlerin savunması anlamsızdır. Zira kendisini teslim etmiştir. Boyunduruk altındakilerin ise saldırmaya ve özgürleşmeye yönelmeleri gerekmektedir.


Devlet hakkında hiçbir fikrin yok....bilgiyi geçtim mesele fikrin olup olmaması...

devlet sür git devam eden bir sistemdir...her gün her saniye tekrar tekrar kendini yaratır...haliyle bir akış olduğu için de her gün aynı "saldırıları" topluma karşı verir ve kazanır...


Marksistim der...tarih sınıf mücadeleleri tarihi dersin de...ortada bir sınıf "savaşı" yok o zaman bugün tarih yaşanmıyor diye de iddia edebilirsin senin mantığına göre...

oysa böyle bir şey yok...devlet her gün yaratılıyor...devleti sen toprak,su gibi bir şey mi zannediyorsun...toplumsal bir olgudur devlet...sür git devam edebilmesi için her gün aynı gasbı yapabilmesi...topluma saldırması gerekir...

öz-savunma da bahsi geçen ise devletin saldırısı olarak görülen "değer gasplarına" karşı toplumun kendini savunmasıdır...yani devlete-sermayeye karşı kendini savunmaktır...

kısacası sınıf mücadelesi...sınıf savaşı dediğin olgular da...öz savunmadır...bir sınıfın kendini egemen sınıfa karşı savunmasıdır...kendi emek gücünü savunmasıdır...gasbı engellemesidir...

hayır daha ne kadar açık yazabiliriz hasan karataş....cidden sen insanı sinir edici cinstensin...buna yorumların değil yorumlayamaman neden oluyor...

2-ABD li komünistler Trump gelince savunmaya geçmediler. Saldırılarını daha da arttırmaya çalıştılar. Komünistlerin kitabında savunma yapmak için yola çıkılacağı yazmaz. Zira komünistler haklıdır. Devletler suçludur. Trump’tan öncede mücadele vardı. Sonrasında da mücadele var. Mücadele ile savunma ayni şey değil. Savunma saldırıya maruz kalınca yapılan harekettir. Mücadele ise düşmanı yenmek veya düşmandan bir şeyler koparmak için yapılan hareketlerdir.

Nurettin Demirtaşın bahsettiği mesele hakkında hiçbir fikrin yok...

burada bahsi geçen komünistlerin faşistlere karşı "anti faşist" savunma güçleri kurarak mahalleleri savunmasıdır...Trump süreciyle bu "ANTİFA" birlikleri yaygınlaştı...kamuoyunda yer buldu...bunun geçmişi beyaz ırkçılara karşı mücadeledir...


misal Red Guards Austin denilen Maoist bir grup var...bunlar biz öz savunma mücadelesi veriyoruz Faşizme karşı diyorlar...sen bilgin olmadan yorum yapıyorsun ama bahsi geçen örgütler bunlardır...

Bal arısı ve Çınar ağacı örneğini açalım. Yukarıdaki yazı da bal arıları kanatlarını çırparak yarattıkları ısıyla eşek arılarını etkisizleştiriyor. Çınar ağacı da etrafına zehirli bir sıvı yayarak diğer otların kendisine zarar vermesini önlüyor. Bu örnekler şunu anlatıyor, “eşek arısına rağmen, bal arıları yaşayabilir. Diğer otlara rağmen çınar ağacı yaşayabilir. Devletlere rağmen de toplum yaşayabilir.” demek istemektedir.

Burada aklınızı zorlayın bakalım. Hem devlet olacak ve hem de toplum olacak. Toplum kendisini devletten koruyacak ve hayat böyle devam edecek. Zaten eşek arıları ile bal arıları yıllardır birlikte yaşamıyor mu? Devletin toplumun sırtından geçinen bir mekanizma olduğunu bilmiyorlar mı? Devlet varsa orada mutlaka gasp soygun vs vardır. Siz diyorsunuz ki tepemizde devlet olacak ama biz devlete pay vermeyeceğiz. Gerçekten kopuk bir anlatıma doğru yanıt vermek gerçekten zormuş.


hayır içinde yanıtı var...bile bile verdim bu yanıtı...çünkü senin sorun bir yönlendirme içeriyordu...ben de o yönlendirmeye ithafen bu yanıtı verdim...

en azından anlamışsın...biz devlete rağmen örgütlenebiliriz diyoruz...amacımız devletin yok edilmesidir...bunu da devlete karşı örgütlenerek yapacağız diyoruz...yukarıda gasbın-soygunun engellenmesi olayı bal arılarının eşek arılarını yaşam alanından atmasıdır...biz de devleti yaşam alanından atacağız..bunu söylüyoruz...

yani devlet ve devlet dışılık bir arada yaşayabilir...ve yaşıyorda...bu elbette bir çatışma ve mücadeleyi beraberinde getirecektir...ve devlet zamanla dışarıya itelecektir deniyor...

bunu diyene şu yorumu yapan sensin...

Devlet varsa orada mutlaka gasp soygun vs vardır. Siz diyorsunuz ki tepemizde devlet olacak ama biz devlete pay vermeyeceğiz.

bütün bundan çıkardığın yorum bu...devlet bir gasp aracı...biz devlete karşı kendimizi savunacağız ve devletin gasbına izin vermeyeceğiz...bu da devleti geriletecek-yok edecektir demek "anlamsız"...

meseleden kopuk olan sensin hasan karataş...çünkü anlama "çabası" yok sen de...

bunu nereden çıkardım dersen sonrasında biz neyi kabul ediyoruz kısmında...demokrasi devlet kavramıdır diyerek kendini gösteriyorsun...

sen böyle görebilirsin biz görmüyoruz...senin kullandığın kavramları kullanmak zorunda değiliz...senin gibi düşünmek ve yorumlamak zorunda da değiliz...kahvehane sahibi olmayı bırak da azıcık karşı tarafa saygı göster...

Öz savunma varsa zaten özgürlük yok demektir. Savunma bir tür savaş ve üstelik saldırıya uğramış halidir. Siz burada özgürlük olduğunu nasıl iddia edebilirsiniz. Birisi bana saldırıyor ve ben kendimi savunuyorum. O zaman ben özgür olmuş oluyorum.

Diyalektikten bi haber birisinin yorumu böyle olabilir...

ben kollektif mülkiyeti savunmayacağım..ben kollektif karar alma mekanizmalarını korumayacağım...birileri ona "saldırmayacak" ele geçirmeye çalışmayacak öyle mi?

bir sistem kendini karşıtlarına karşı koruyamayacaksa nasıl var olacak...var olmanın kendisi zaten kendini korumakla ilgili bir şeydir...

sen butün yaşayan bir insansan...kendi varlığın-bütünlüğünü savunduğun için insansın...biyolojik yeniden üretimi belli kurallara göre uyguladığın için varsın...bu kurallarla vücudunu dışa karşı savunduğun için varsın...çünkü kendini korumana yardımcı olan denetim mekanizmaların var...

Öz-Savunma ile Meşru-Savunma ayrımı vardır burada...aradaki farkı bilmediğin için bunları söylemen normal...

Öz-Savunma kendi varlığını korumandır...belli kurallara bağlı olarak bu varlığı işletmendir...

Meşru-Savunma ise kendine o anlık yönelen bir tehdide karşı verdiğin savunmadır...

Öz-Savunma her an vardır...genel bir olgudur...meşru savunma ise özeldir...burada bu iki kavramın farkına da girilmemiş...Meşru müdafaanın öz savunmanın parçası-eylemi olduğuna da...

ama sen bu meseleye parmak basarak iyi ettin...

Demokrasi ile devlet ayrıymış. Demokrasi bir devlet kavramıdır. Demokrasi yoksa devlette yoktur. Biz devletsiz olacağız ama demokrasi olmayacak diyemezsin. Demokrasi ile devleti birlikte görüp görmemek senin keyfiyetinde değildir. Demokrasi devletle birliktedir.

ben de tam tersini söylüyorum hadi...burjuva "demokrasisi" ve devletli demokrasi...demokrasiyi manüple etmektir...kullanmaktır diyorum...demokrasi adı altında toplumu kandırmaktır diyorum...toplum içinden bireyleri sisateme ortak etmekten ibarettir...

demokrasi "sınıfsaldır"...sınıfların olduğu bir yerde demokrasi olmaz...

bu kavramsal çerçeveyi sadece ben kullansam hadi buna itiraz et...sadece kullanan ben değilim hareket bu kavramı devlet dışı olarak görüyor ve kullanıyor...

bunu kullanma amacı ise başka bir konu da tartışılmalıdır...özünde determinist düşüncelerin eleştirisi vardır...

ama seninle bunları tartışmak doğru değil...


Sen Marksizmi çarpıtmayı bırak...kendini Marksistliğini sorgula...sonra gel bizim "çelişkilerimizle" uğraş...kendi çelişkilerinden çıkamayıp bize sardığın vakit daha da rezil oluyorsun....

Marksizm Proletarya diktatörlüğü olarak devletin geleceği son aşamadan bahsetmiş...Komünizmin ilk aşamasında bu sürecin olacağı söylemiş...bunu Anarşistlerle olan farklılıklarından biri olarak sunmuş...

sen ise hayır artık gerek yok diyorsun...sen kimi kandırıyorsun hasan karataş...

karşında çocuk yok diyeceğim de...çocuk bile kanmaz bu dediklerine...


seninle bunları konuştum...konuştukça battığın için daha da konuşmayı doğru bulmuyorum...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Aralık.2017, 07:04   #6
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Ben de problem yok. Sen kendine bak. Unla şekeri karıştırıyorsun ve bundan çiğ köfte olur diyorsun.

Lafa bak: “Devlet hakkında hiç bilgin yok” Devleti tanımlamanın patentini mi satın aldınız. Sizin tanımınız mı otorite sayılmış olacak. Geç bunları, devlet konusu en iyi bildiğim bir tartışmadır. Kendini fazla zorlama, foyanız çabuk dökülür.

Devlet kendisini her gün yeniden üretirmiş. Devletin kelime tanımı statiktir. Devlet dinamik değildir. Erdoağan’la beraber statükodan rahatsız olan sizler değil miydi? Neden sürekli statüko diyordunuz. Madem her gün kendini yeniden üretiyor. O zaman devletin başındaki zat bostan korkuluğumuydu da bir gün olsun kendi istediği gibi olmuyor ve statükodan sitem ediyordu? Un ve şeker karışımı çiğ köfte olmadığı gibi devlette her sabah yeni bir devlet olarak güne başlamaz.

Bak devlet tahakkümdür. Sistemdir. Bu sistem düzenli çalışır. Toplum da kuzu kuzu gider ödevlerini yerine getirir. Gider haracını öder. Vergi daireleri, adliyeler, asker ve polis karakolları ve en sonu ceza evleri devletlerin egemenlik kurumlarıdır. Ödevlerini yerine getirmeyenler bu kurumlarda hesabını öderler.

Ben tabi ki sinir edici bir insanım. İpliğinizi çok kolay pazara çıkarırım. Ne diyorsun “sen de anlama çabası yok” diyorsun. İyi de unla şekerle çiğ köfte yapılmaz ki bunun için neden çaba göstereyim.

Haydi biraz gayret edelim. Diyorsun ki “öz savunma kendi varlığını savunmadır. Meşru savunma ise anlık saldırılara karşı tavır almadır” Bak devletler toplumların kendi varlıklarını güvence altına alırlar. Bunu neden yaparlar? Zira toplumun sırtından geçinirler. Her gün sütünü sağdığı ineğin varlığını ineğin sahibi koruyacaktır. Her gün ona ot verecektir. İşte devletler buna toplumların hakları diyorlar. Haklarını öderler. Otlarını verirler. Senin ayrıca öz savunma yapıyorum demen inekliğe razı gelmendir.

Burjuva demokrasisi gerçek demokrasidir. Toplumları şu şekilde aldatır. Bu demokrasinin tüm toplumu kapsadığını iddia eder. Oysa o demokrasi, sadece burjuvaları kapsamaktadır. Bizler de zaten o nedenle burjuva demokrasisi deriz. Tüm toplumu kapsayan demokrasi olmaz. Demokrasi aslında haksızlığın meşruiyetidir. Bizlerin demokrasi dediği şey çoğunluğun haksızlıktan kurtulma girişimidir. İşte halk demokrasisi veya sosyalist demokrasi diyoruz. Yani burjuva demokrasisi, demokrasidir.

Demişsin ki sınıfların olduğu yerde demokrasi olmaz. Bu tanımlama yanlış. Asıl sınıfların olduğu yer de demokrasi olur. Sınıflar yoksa hak hukuk belirlemenin de anlamı yoktur. Her şey herkesindir. Demokrasi sınıflar arasındaki hak hukuk düzenini temin eder. Haklıyı haksızı ayırt eder. Burjuva demokrasisi toplumun az bir kesiminin yani burjuvaları haklı olarak görür ve onun üzerinden işler. Halk demokrasisi ise burjuvalardan yana işleyen bu mekanizmayı parçalar atar. Toplumun tamamını kapsamaya çalışır. Yine de tam temin edemez. Çalışamayanlar, çocuklar, yaşlılar ve bürokrasi için fonlar ayrılır. Ayrılan bu fonlar gerçekte çalışanların hakkıdır. Ancak bu fonlar tüm toplum için geçerli olduğu için rıza gösterirler. İşte sosyalist demokrasi dikleri şey böyle bir şeydir.

Yazının sonlarına doğru Marksist arkadaşlara sığınmış ve beni ispiyon etmiş. Marksizm’i çarpıttığımı söylemişsin. Olabilir. Çarpıtırım. Bunun seninle ilgisi nedir. Ya da tartışma konumuzla ilgisi nedir? Marksist arkadaşların gözü kulağı yok mu? Müsaade ette kendilerini ilgilendiren kısmıyla onlar ilgilensin. Sınır ihlali yapma.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.Aralık.2017, 17:02   #7
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,158
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,240
2,056 Mesajına 5,871 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Hasan Karataş Nickli Üyeden Alıntı
1-Tartışmayı kolaylaştırmak adına sizce öz savunma nedir? Bir iki cümle ile...

2- Öz savunma her devleti düşman mı ilan eder? Örneğin ABD de komünistlerin Trump'a karşı öz savunma konumuna geçtikleri yazıyor. Demek ki öncesi değil.

3- Öz savunma devletle karşılıklı konuşlanma değil midir? Sormamın nedeni, çınar ağacı ve bal arıları örneğidir.

4- "Öz savunmasız demokrasi ve özgür yaşamın olmayacağı" söylenmiş. Öz savunma ayni zamanda devlette demokrasiyi mümkün mü görüyor.

1 - Özsavunma; Canlıların,bireylerin,sürü ya da toplumların "dış baskıya" karşı kendini koruma,sağlama alma refleksidir.
dokunulduğunda yapraklarını kapatan çiçeğin refleksi öz savunmadır. yuvasına yaklaşıldığında saldırıya geçen serçenin davranışı da.
İnsanların öz savunma sistemi ise biyolojik yapısından,yaşayışına kadar çeşitlilik gösterir. "bağışıklık sisteminin diğer adı öz savunmadır.
İnsan toplumunda öz savunma hayvansal bir içgüdüden ibarettir. "Yaşadığı yeri,ailesini vs koruma iç güdüsü" vb.

2 - Öz savunmanın tanımında az çok açıklandı. ama soru kısadan devlete gelmiş.
Devlet; bir topluluğun (literatürde sınıf diye geçer) diğer toplulukları baskı altında tutmada kullandığı ZOR AYGITI'dır. Yine birinci maddede anlatılanlara atıfta bulunarak "dış baskı" diğer topluluklarda (sınıflarda) otomatikman öz savunma iç güdüsünü harekete geçirir. (Geçirmelidir)
Tabi iktidar almak için savunma saldırı durumu varsa,"zor aygıtının" baskılarını zaman zaman kabulenir "o" insan toluluğu. bu durumlara bizler öz savunma değil,iktidar mücadelesi deriz.
bu mücadelede kim kimi şeytmiş umurumuz da bile olmaz (Olmamalıdır)

3 - İnsan toplulukları "ihale etmedikleri" sürece nereden ve kimlerden gelirse gelsin öz savunma sistemini harekete geçirir (Geçirmelidirler)
Yazıda anlatılan "Öz savunma karşıtı" devleti göstersede, Hayır devlet "zorun" adıdır, ad değişebilir.

4 - Evet öz savunma makenizması çalışmıyorsa "Demokrasi" olmaz. burada anlatılan "demokrasi" özünde yazarın içinde bulunduğu ideolojik formasyona uymayan bir şey.
Komünalite isteyenler; Devlet ve ona bağlı,çağırıştıracak vb. şeyleri asla kabul etmezler. (Etmemelidirler)

Bir sokakta yaşıyorsun,diyelim bu sokakta 50 ev var.sokağın iki baştan iki yöneticisi var,
Bu sokak temiz tutulmalı, yaşayanlar evinin önünü temizler.
Bu sokağın gıdaya ihtiyacı var,görev verilenler bunu karşılar.
Bu sokağın yaşama dair şeylere ihtiyacı var. El birliği ile giderilir.

Bu sokağın savunmaya ihtiyacı var. 50 hanelik sokağın savunmasını gençleri yapar,asayişi ve düzeni onlara emanettir,taşörene verdiğinde mesleği ile ilgili çelişkileride beraberinde getirir,huzuru bozar.

ABD Komünist partisinin Trump'a karşı "öz savunma yapacağız" açıklaması popülizmdir.
Bir salvo da benden olsun Hasanım. Marksistler devlet-lüdür. Öz savunma yapcağız dese ne olur, yapıyoruz dese ne olur?
sonuçta Trump Devletin başı,baş olanda hakim sistemin elemanı değilmi?

Eh karşı çıkan da iktidar için mücadele ediyorsa,yesinler birbirlerini.

Asıl olan; Ayrı durup,Ayrı kurup,Ayrı vurmadan geçiyor. bunu özümsersen Öz savunma tartışması daha da lezzetli olur.

Sevgilerimle.





______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 01.Ocak.2018, 09:25   #8
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart



Bu tartışmayı burada bitireceğiz gibi görünmektedir. Öz savunma ile ilgili anlatılmak istenileni çok iyi anladığımı ve konu ile ilgili söyleyeceklerimi şimdilik bitirmem gerektiğini düşünüyorum.

Tartışmaya başlarken Ö.Toplumsallık arkadaştan konuyu basitleştirmesini ve kısa açık cümlelerle ve kendi ifadesiyle anlatmasını istedim. Tartışmaya bu şekilde girmek isteyişimin nedeni konuya bizlerin de kendisi kadar vakıf olma isteğidir.

Öz savunmanın ne olduğunu açık seçik bilmesem eleştirilerimde ilerletici olmazdı. Ö.Toplumsal tam istediğim gibi basit cümlelerle yazmamakla birlikte samimiyetle tartışmak istemiştir. Kendisinin gördüğünü benim neden göremediğime anlam veremiyordu. Oysa kendisinin gördüğünü bende görüyordum. Ancak daha ötesini de görüyordum. Bu nedenle birbirimize karşı kırıcı oluyorduk. Yani ben bunların tartışılmasını istiyordum.

Neyse Çhe yoldaş basit bir iki cümle ise öz savunmayı anlatmış. Önceden de söylediğim gibi tartışmayı kolaylaştırmış.

Çhe Yoldaş’ın öz savunma anlatımı aslında tartışmayı kesiyor. Mealen şöyle: Bizim devrim yapmak gibi bir amacımız yok. Ya da biz devrimimizi yapmış bir toplumuz. Biz bu devletle birlikte yaşamakta herhangi bir çekince görmüyoruz. Şayet devlet bize saldırırsa biz de canlı refleksi ile savunmamızı yaparız demektedir.

Zaten Nurettin Demirtaş’ın arı örneği de bunu çok güzel anlatmaktadır. Bal arıları ile eşek arıları yıllardır yaşıyorlar. Eşek arıları saldırıya geçtiklerinde bal arılarının yaptıkları tek şey bir araya gelip kanat çırpmaktır. Demek ki düşmandan korunmak için ille de doğrudan savaş yapmak gerekmiyor. Ya da düşmanla içli dışlı olmak gerekmiyor. Örneğin legal siyaset yaparak onların yaşam alanlarına bizim, bizim de yaşam alanlarımıza onların girmeleri doğru değildir. Demek istemektedir.

Ben arkadaşları anlıyorum ve kendi anlayışlarındaki düşünsel samimiyete sempati ile bakıyorum. Bu durum kendilerini bağlar. Halkı temsil etmek ve halkın sorumluluğunu üstlenmek, Kürt siyasetçilerinin bilecekleri bir şeydir. Kendilerine doğru ve yanlış demek gibi bir yetkim yoktur. Ancak kendi adlarına da Türkiye’nin sosyalistlerini eleştirmek ve onlara kendi siyasetlerini desteklemek gibi mecburiyetler dayatmak hakkına da sahip değildirler.


Bütün bunların ötesinde Marksizm farklı bir dünya görüşüdür. Marksizm, dünya devrimini hedefler. Dünya üzerinde devlet ve sermaye var oldukça ve de insanlık bunları bilinçli bir biçimde yok etmedikçe devrim tamamlanmış sayılmayacaktır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 01.Ocak.2018, 13:10   #9
 
turgut_fatsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turgut_fatsa
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Nisan.2013
Üye No: 48375
Mesajlar: 2,873
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,271
821 Mesajına 1,338 Teşekkür Aldı
Standart

Özsavunma yeterli değildir .Birde kuruculuk gereklidir. Eğer özsavunma da kalınırsa var olan en çok şikayet edilen statükonun soruna cevap bulması beklemektir.

Sanırım H.Karataş özsavunmayı ele alırken (İlk yazısında soru ve cevapların da )bunu temel alıyordu.

Esasında CHE özsavunma konusunda en doğrusunu koymuş: Özsavunma; Canlıların,bireylerin,sürü ya da toplumların "dış baskıya" karşı kendini koruma,sağlama alma refleksidir.
dokunulduğunda yapraklarını kapatan çiçeğin refleksi öz savunmadır. yuvasına yaklaşıldığında saldırıya geçen serçenin davranışı da.
''

Bu Özsavunma aynı zamanda ,dış baskıya karşı savunma refleksi ise, kendi iç yapısını;(toplusal olgudan bahsediyorsak, sosyal ,siyasal ,ekonomik olarakta) korumak değilmidir. ?

Bence değil sizce de bal gibi böyledir.

Sanırım H.Karataş bunu diyordu ama yanında başka konular olduğu için o konular içinde kaynadı. Ama H.Karataşın sanırım demek istediğinin özü buydu.

Kısaca özsavunma bu durumda yeterli değildir aynı zamanda kuruculuk da gereklidir.

Evet ,toplumsal mücdelede toplumun ezilen kesimleri özsavunma mekanizmasını çalıştırır ama yanında baskıya neden olan gücün dayanaklarını( sosyal, ekonomik, siyasal) yok etmek için kendi sosyal siyasal ekonomikKURUCULUĞUNA soyunur. Bunu ne kadar yapar yada yapabilir bu tartışmalı olsa da bu yönlü çalışması olur.

Sanırım buna özsavunma çizgisi değil aktif savunma çizgisi denir. Aktiflik
(kuruculuğu ) savunma ise hem var olanı ve kurculukta olacak olanı savunmayı içerir.

H.Karataşın şu iki pragrafı bu konuda aydınlatıcıdır.

1-Devlet kendisini her gün yeniden üretirmiş. Devletin kelime tanımı statiktir. Devlet dinamik değildir. Erdoağan’la beraber statükodan rahatsız olan sizler değil miydi? Neden sürekli statüko diyordunuz. Madem her gün kendini yeniden üretiyor. O zaman devletin başındaki zat bostan korkuluğumuydu da bir gün olsun kendi istediği gibi olmuyor ve statükodan sitem ediyordu? Un ve şeker karışımı çiğ köfte olmadığı gibi devlette her sabah yeni bir devlet olarak güne başlamaz.


2-Haydi biraz gayret edelim. Diyorsun ki “öz savunma kendi varlığını savunmadır. Meşru savunma ise anlık saldırılara karşı tavır almadır” Bak devletler toplumların kendi varlıklarını güvence altına alırlar. Bunu neden yaparlar? Zira toplumun sırtından geçinirler. Her gün sütünü sağdığı ineğin varlığını ineğin sahibi koruyacaktır. Her gün ona ot verecektir. İşte devletler buna toplumların hakları diyorlar. Haklarını öderler. Otlarını verirler. Senin ayrıca öz savunma yapıyorum demen inekliğe razı gelmendir.
______________________________________________________
Önümüzdeki daha zorlu ve çetin geçecek mücadelenin ihtiyaçlarına yanıt verecek birleşik bir direnme zeminini ve seçeneğini hep birlikte inşa etmeliyiz. Eğer bu yaratılamazsa devrimci direniş imkanının umutsuzluk içerisinde boğulmasının önüne de geçilemeyecektir.
turgut_fatsa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
turgut_fatsa Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 01.Ocak.2018, 21:00   #10
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,158
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,240
2,056 Mesajına 5,871 Teşekkür Aldı
Standart

Bence de bal gibi böyledir.

"Bu Özsavunma aynı zamanda ,dış baskıya karşı savunma refleksi ise, kendi iç yapısını;(toplusal olgudan bahsediyorsak, sosyal ,siyasal ,ekonomik olarakta) korumak değilmidir. ? "

Buyrun dışa karşı "öz savunma makenizmasını" çalıştıran organize içte ne yapacak? statikoyu nasıl barındırmayacak,nasıl dinamikleşecek?

Erdoğan örneği cuk oturmuş.
Büyük hatalar büyük yıkımlara neden olur.
Bizler burada bu işin teorisini yazıp çizmek zorundayız. Diğer kafa patlatanlar gibi.

Meşru savunma; Kabul edilebilir saldırının diğer adıdır Eniştem. İleri gitme




______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com