Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > HAKLILAR BİRLİĞİ MANİFESTOSU - KOMÜNİST PARTİ MANİFESTOSU > Haklılar Birliği Manifestosu

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Devrimci-Diktatörlük anlamı ve marks-izm
Cevaplar
33
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2975
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 13.Eylül.2017, 18:58   #1
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart Devrimci-Diktatörlük anlamı ve marks-izm

Yazıya başlamadan önce...bazı kavramların zamanla nasıl anlam kaybına uğradığını ve özellikle de bu kayıplar üzerinden nasıl demagojik anlatımların yapıldığının farkında olmak bazı şeyleri fark etmemizde bize yardımcı olur...Başlıktaki "devrimci-diktatörlük" kavramını bilerek kullandım...buna proletarya diktatörlüğü ya da başta tarz "dikta" tarzları eklenebilir ve bu tartışılır...

Diktatörlük...kelime kökenindeki gibi bir yönetimin bir olguyu birilerine "dikte" ettirmesinden gelir...bu noktada "devlet" tanımlanırken meşhur olarak...egemen sınıfların ezilen sınıflara karşı diktatölrüğünün aracı olarak tanımlanır...ki böyle düşünüldüğünde bence de hatalı değildir...evet devlet "ezen sınıfın" ezilen sınıfa karşı diktatörlüğünü ifade eder...

Peki ya ezilen sınıfın ezen sınıfa karşı diktatörlüğü...bu ne ifade eder...işte temel tartışma zeminleri bu noktalarda gerçekleşir...bir tarafta Anarşistler ve benzerleri bu kavrama itiraz eder..."dikte" etme süreci bir iktidar sürecidir...bu yeni egemen bir sınıf yaratımıdır...sınıfsızlıktan sapmadır vb der...Marksizm,PD yi proletarya sınıfının burjuvazi üzerindeki diktatörlüğü olarak görür ve "devlet olmayan devlet" ya da bir geçiş aşaması olarak bu sürecin zorunluluğundan bahseder...

Ben bunları tartışmıyorum asıl amacım bunu tartışmak değil...

"devrimci diktatörlük" kavramını ilk kez kullananlar Marksist değillerdi...ve bu kavramı Marksizmin anladığı gibi de kullanmıyorlardı...bunu herkes farkında...fakat herkes aynı zamanda bu diktatörlüğü Marksizm rahlesinde eleştirilmesinden yana...kimse bu kavramın ilk kullanış zeminlerine göre ve o düşünce üzerinden bir eleştiri sunmuyor...

"devrimci diktatörlük" Marksizm de bir sınıf diktatörlüğü...Babeuf-Bounarotti-Blanqui de ise örgüt-kişi-elit grup diktatörlüğüdür tarzı bir eleştiri var...bu eleştiri temel komplocu-radikal cumhuriyetçi gruplara karşı yöneltilen eleştiri oluyor ve Marksizm içi hareketlerin birbirlerini eleştirmelerinde de sık sık kullanılıyor...


Öncelikle başta bir şey söyledim...DEVLET egemen sınıfların ezilen sınıflar üzerindeki diktatörlüğüdür ortak tabirinden bahsettim...buna direkt itiraz etmediğimi söyledim...

ve sordum...eğer ki varsa(öyle kabul edersek) ezilen sınıfların egemen sınıflar üzerindeki diktatörlüğü ne anlama gelir?...Devlet mi? ya da kendini sönümleyecek bir Devlet aşaması mi?...ya da Devlet olmayan onu yıkan ve devletslziği örgütleyen "geçici" bir süreç mi?


söylem bazında birbirinden farklı durmuyor gibi gelebilir...fakat aslen öyle değil...daha doğrusu "devrimci diktatörlük" kavramını ortaya kim atmışsa(atanlar Babeuf-Bounarotti-Blanqui üçlemesi) bunu nasıl kullanmışlar ya da neden böyle bir tabir seçmişler bunları tabii ki tartışmak gerekir...



kavramımızın kendisi devrimci-diktatörlük...burjuvaziyi ve aristokrasiyi ve onun kalıntılarını "ezme" sürecini ifade eder...kısacası burada bahsi geçen olgu temel olarak bir süreçtir..

bu kısımda herkes net...bu bir süreç...burada burjuvazi mülksüzleştiriliyor...aristokrasi keza öyle...kafalardan burjuva kalıntılar siliniyor...işçiler ve ezilenler örgütleniyor...evet bu kısımda herkes net...

Fakat herkesin net olmadığı nokta şu...Devrimci-Diktatörlük süreci illaki yeni bir sistem ya da yeni bir devlet-iktidar yapısı mı olmak zorunda.....

daha net olarak şöyle ifade edeyim...Devrimci bir dikta sürecindeyiz...bu süreç illa belirli bir devlet-iktidar aracılığıyla mı(proleter devlet gibi) gerçekleştirilecek...yoksa bu sürecin amacı mı yeni bir sistem(devlet-iktidar olmayan bir sistem yaratmak)...yani bu süreç devlet olmayan geçici bir süreci mi ifade ediyor...

işte zurnanın zırt dediği yer burası...burada Marksizm ile Babeuf-Blanqui geleneği ayrışır...somut örneklerle olayı açıklayarak devam edeyim...


Blanqui devrimci bir insandır...evet bir sürü savaşta yer aldı-zindana düştü ve benzeri devrimci bir neferdi...fakat aynı zamanda da teorisyendi...eksiği gediğiyle kendi kafasındakileri yazılarına dökmüştür...pozitivizmi eleştiren yazıları mevcuttur...ilerlemeciliği eleştiren yazıları mevcuttur...bu kesimler kapitalist "ilerlemeye" bağlı olmadan devrimci bir sürece girdiler...kendi girdikleri devrimci sürecin ve gene bir ilerlemeyle sonuçlanmayacağının farkındaydılar...bunun için bazı şeyleri örgütlemeleri-inşa etmeleri gerekiyordu...


Blanqui...Komünizm-Toplumun Geleceği adlı makalesinde yapmaları gereken görevleri özetlemiştir...Blanqui nin kafasında Kapitalizm yıkıldıktan sonra Komünizmin inşası gibi bir görev mevcuttur...bu kesimlerin kafasında ilk önce PD ya da ara geçiş aşamaları vesaire yoktu...yani önce PD gibi bir sistem sonra devletin sönümlenmesi tarzı "pozitivist bir şemaya" zaten karşıydılar...haliyle amaçları farklıydı...

bu kesimler de devlet aracını ele geçirmek ve buradan Komünizme ulaşmak istiyorlardı...Fakat devlet aracını ele geçirdikten sonra proletarya adına yeni bir devlet sistemi kurma gibi bir amaçları yoktu..buradan komünizmi(devletislziği) direkt örgütlemeyi amaçlıyorlardı...kısacası bu kesimler için "devrimci diktatörlük" ayrı bir devlet sistemini ifade etmiyordu...öncü örgütün mevcut iktidarı eline aldığı ve tabandan komünizmin örgütlenmesinin önünü açtığı bir süreci ifade ediyordu...


Blanqui devrim sonrası ilkin gerçekleştirilecekler için yazdıklarında hükümet için şunları yazıyordu(İngilizce paylaşıyorum Türkçe çevirimde sonra sıkıntı çıkmasın diye)

Parisian dictatorship.

The hurried call for universal suffmazino in 1848 was a well-conceived act of betrayal. It was widely known that, as a result of the gagging of the press after the 18 Brumaire [of 1799], the provinces had become the prey of the clergy, of state functionaries, and of the aristocrats. To request a vote from these enslaved populations was simply to request one from their masters. Republicans of good faith demanded the postponement of the electoral assemblies until all minds had been thoroughly liberated through open and unrestricted debate.


burada çok önemli bir olgudan bahsediyor aslında...

Blanqui kendi devrimci diktatörlüğüne-devimci Parisin diğer bölgeler üzerindeki diktatörlüğü- olarak ifade eder...Parisian Dictatorship ifadesi temel olarak bu dur...Paris Endüstriyel ve yönetimsel merkezdir...bu merkezdeki devrimin diğer bölgelere yayılmasını amaçladığı içinde böyle bir ifade kullanmaktadır...

Blanqui değerlendirmesinde diyor ki...devrim sonrası hemen seçimlere gitmek devrimi egemen sınıflara devretmektir...Cumhuriyetçiler "tüm akıllar aydınlanmadıkça-temizlenmedikçe" direkt ulusal-seçimlere gitmek doğru değildir...

tabii yazının üst kısmında ekonomik önlemlerde mülkiyete el konulması ve benzeri süreçlerle birlikte eğitimden de bahsetmektedir...Blanqui burjuva kalıntılar kaldırılmadan ülkenin kendi hakkında karar verecek durumda olmadığını ifade ediyor...

Far from imposing itself by decree, communism must wait for its advent to result from free resolutions taken by the country, and these resolutions can only emerge from the general diffusion of enlightenment.

Komünizm kendini yukarıdan empoze etmektense...ülkenin kendi kararlarını alabileceği sürece kadar...zihinler aydınlanana kadar beklemelidir...bu süreçte kendini örgütlemelidir...

This is no reason to remove the word communism from the political dictionary, however. Far from it – we must help the country folk get used to hearing it not as a threat but as a hope or expectation. One need only clarify that community is simply the full, integral association of the whole of the country, gradually formed by partial associations, and enlarged by successive federations. The political association of the French territory already exists. Why should economic association not become its natural complement, through the progress of ideas?

burada da aynı şekilde Komünizmin nasıl beklemesi gerektiğinden...ve tabandan başlayarak en tepeye kadar politik ve ekonomik federasyonların toplumu örgütledikçe-toplum aydınlandıkça gelişeceğinden bahsediyor...

bütün bu alıntılardan sonra şunu söylemek istiyorum...bütün bu süreçlerde ortada yeni bir devlet yapısı yoktur...ulusal karar alma mekanizması yoktur...taa ki Komünizm örgütlenene kadar...tabii bu Fransa ile sınırlı bir düşünce tarzıdır...Blanqui ve benzeri cumhuriyetçiler bu şekilde düşünmektedirler...

Marks-Engels bütün bu süreçleri "devrimci elit diktatörlüğü" olarak ifade ederken bizimkisi "sınıf diktatörlüğü" tarzında bir savunma gerçekleştiriyorlar...Öncelikle bu çok demagojik bir anlatımdır...içinde çarpıtma vardır...

Marks-Engels PD den bahsederken yeni bir iktidar-devlet yapısından bahsediyorlar...Blanqui de ise böyle bir şey yoktur...Blanqu ve geleneği devrimci-diktatörlüğü eski devlet yapısının parçalanması ve komünist sürecin inşası için gerekli geçici bir süreç olarak görüyorlar...bu süreçte ortada belirliyeni bir devlet yapısı ya da yeni bir iktidar mevcut değil ...Öncü örgüt ve onun kurduğu devrimci hükümet(halk güvenliği komitesi olarak ifade ediyorlar) aracılığıyla devletin yıkılması süreci var...

kısacası iki kesimin devrimci-diktatörlük algısı birbirinden farklıdır...bir algıdan diğerini eleştirmek kolay gibi gözükse de özünde çok büyük hatalara neden olur...


Aradaki farkın temelinde aslında ideolojik zeminler yatıyor...Proletarya adına kurulan bir devlet yapısı kendi kendini sönümleyecek diyen bir anlayış ile...devlet aygıtını alan ve onu komünizmin örgütlenmesinin önünü açacak şekilde kullanan bir öncü örgüt öngören bir anlayış birbirinden çok farklıdır...


Engels bütün bu eleştirileri dahi yaparken bazı şeyleri ağzından kaçırıyor...

İşler blankiciler için de daha iyi gitmedi. Komploculuk okulunda yetişmiş, kendine özgü sıkı bir disiplin ile birbirlerine bağlanmış bulunan blankiciler, görece küçük bir sayıdaki kararlı ve iyi örgütlenmiş adamın, zamanı geldiğinde, sadece iktidarı elegeçirmeye değil, ama büyük bir yılmazlık ve gözüpeklik göstererek, halk yığınını devrim içine çekmeyi ve onu küçük yönetici birlik yöresinde toplamayı başarmak için yeterince uzun bir zaman iktidarda kalmaya da yetenekli olduğu fikrinden yola çıkıyorlardı. Bunun için, her şeyden önce, tüm iktidarın yeni devrimci hükümetin elleri arasında en sıkı diktatörce merkezleşmesi gerekiyordu. Ve, çoğunlukla bu blankicilerden bileşen Komün ne yaptı? Taşradaki Fransızlar için yayınladığı bütün bildirgelerinde, Komün, onları, tüm Fransız komünlerinin Paris ile özgür bir federasyonuna, ilk kez olarak gerçekten ulusun kendisi tarafından kurulacak ulusal bir örgütlenmeye çağırıyordu

evet doğrudur yapmıştır...kendi içinde de federatif bir yapılanmaya gitmiştir...Blankiciler "devrimci bir hükümetin elleri arasında merkezileşmesi" için istediği iktidarı federasyonun kurulmasına olanak sağlamak için istemişlerdir ki bunu yapacak örgütlenmeye gerek kalmadan Paris de ayaklanma çıkmıştır...Blankicilerin savunduğu "Devrimci Parisin diğer bölgeler üstündeki diktatörlüğü" o bölgeleri federasyona davet ediyor...hatta Blankiğ bu federasyonun zorla değil isteğe bağlı gerçekleşmesi gerektiğini dahi söylüyor...Demekki Engels Blankicileri bir yerde farklı anlıyor ya da farklı kodluyor...

bu kesimler bir yandan devrimci bir hükümet kurmayı istiyorlar...diğer yandan bu hükümete fabrikalarda işçi örgütlenmelerini kurma...politik federasyonları(komünlerden başlayarak) örgütleme tarzı görevler veriyorlar...bu nasıl bir "merkeziyetçilik" anlayışıdır...yoksa bu kesimler bu merkeziyetçiliği devlet-iktidarı ele geçirme amacıyla mı savunmaktalar...yeni bir devlet-iktidar yapısını "merkeziyetçilik" üzerine kurmak isteyen bir örgüt federasyonu savunmaz ve örgütlemez de...


biraz uzattım...fakat asıl meseleyi anlatmak amacıyla bunu yaptım...yani Engels in bahsettiği gibi Blankiciler bir yerde "merkezileşmeyi" ve elit diktasını..bir yerde federasyonu ve komünleri savunmuyorlar...merkezileşme öncü örgüt yapısıyla ilgilidir...devlet ve iktidarı ele geçirmek amaçlı bir örgütlenme tarzıdır...federasyon ve komünler ise kurmak istedikleri sistem ile ilgilidir...Marksizm de olduğu gibi PD tarzı bir devleti değil özgür bir federasyon kurmayı hedeflemişlerdir...Blanqui den alıntıladığım yazı da ekonomik ve politik birlikler(assocation-Proudhon da bu tabiri kullanırdı) federasyonunu nasıl savunduğunu okudunuz...bunun gönüllü gerçekleşeceğini de yazının devamında kendisi söylemektedir....



Not1:bütün bu süreçlerde Blankicilerin durduğu konum Marksizm ve Anarşizm arası bir konum olarak değerlendirilebilir...ne yeni bir devlet yapısı kurma amaçları var..ne de eski olanı direkt yıkma çabaları...fakat bu süreçte eski devlet aygıtını ele geçirdikten sonra onu yeni-devlet olmayan- sistemi örgütlyecek bu sürecin önünü açacak şekilde kullanma gibi bir amaçları var

Not2:kısacası Blankicilerin kafasındaki devrimci diktatörlük bir süreçten ibarettir...ne bir sistemi ifade eder..ne de yeni bir devlet-iktidar yapısı...

fakat Marksizmdeki PD sadece bir süreç değil aynı zamanda yeni bir sistem-bir devlet iktidar yapısıdır...evet kendi kendine sönümlenecek "devlet olmayan bir devlettir" ama bu süreci sonlandıran da ilerlemedir..

Not3:ilerlemeye inanmayan Blankicilerin Marksizmdeki gibi "yeni bir devlet" kurma amaçlarının olmaması normaldir...bu kesimler herhangi bir ilerleme olmadan hedefleri olan komünizmi direkt örgütlemek istemektedirler...bu sürecin vakit gerektirdiğinin de farkındadırlar...


en azından kafalardaki bazı karışıklıkları giderdiğimi düşünüyorum...bu yazıyı yazmamın amacı Marksizmin bu kesimlere ilişkin "elit diktatörlük" tarzı savlarının hatalı olduğunu ifade etmektir...

başkalarından aldıkları "diktatörlük" ifadesini kendi mülkiyeti haline getiren bu anlayış...onun ilk kullanış zeminlerini yok sayarak ve çarpıtarak bir yere varamaz...1 mayıs ve 8 mart meselelerinde olduğu gibi alınan ve kendi mülkiyetlerine geçirdikleri bu değerlerin asıl anlamlarının kaybolmasına müsaade etmemeliyiz...


daha ayrıntılı olarak tartışma şansımız olursa arkadaşlarla tartışabiliriz...şimdilik bu kadar yazıyorum...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÖzgürToplumsallık Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 14.Eylül.2017, 08:33   #2
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

“en azından kafalardaki bazı karışıklıkları giderdiğimi düşünüyorum...” Özgür toplumsallık.

Kafalardaki karışıklıkları değiştirmek bir yana düpedüz kafaları iğfal etmişsin. Her yanından çirkinlikler akıyor, sondan başlayarak açıklayacağım. Demişsin ki 1 Mayıs ve 8 Mart gibi günleri Marksistler mülkiyetlerine geçirdi. Onlarından elinden alalım. Onlar senin babanın mülkiyetimiydi de bizim elimizden alacaksın. Onlar dünya işçi sınıfının mülkiyetidir. Dünya işçi sınıfına gücün yetiyorsa işçi sınıfının elinden o günleri al kendi mülkiyetine geçir. O günleri koca bir yüzyıl baban yaşatmadı. Marksizm yaşattı.

“biraz uzattım...fakat asıl meseleyi anlatmak amacıyla bunu yaptım...yani Engels in bahsettiği gibi Blankiciler bir yerde "merkezileşmeyi" ve elit diktasını..bir yerde federasyonu ve komünleri savunmuyorlar...merkezileşme öncü örgüt yapısıyla ilgilidir...devlet ve iktidarı ele geçirmek amaçlı bir örgütlenme tarzıdır...federasyon ve komünler ise kurmak istedikleri sistem ile ilgilidir...Marksizm de olduğu gibi PD tarzı bir devleti değil özgür bir federasyon kurmayı hedeflemişlerdir...Blanqui den alıntıladığım yazı da ekonomik ve politik birlikler(assocation-Proudhon da bu tabiri kullanırdı) federasyonunu nasıl savunduğunu okudunuz...bunun gönüllü gerçekleşeceğini de yazının devamında kendisi söylemektedir”..
.. Özgür toplumsallık

Arkadaşımız şunu diyor; Merkezileşme öncü örgütle ilgilidir ve devleti ele geçirmeyi amaçlayan bir örgüt tarzıdır. Federasyon ve komünler ise kurmak istedikleri sistemle ilgilidir. Burada hedefin federasyon olduğunu anlatmaktadır. Devleti ele geçirmeyi amaçlıyor ama hedeflerinde federasyon ve komünler var. Burası tam bir çorba ama şunu anlatmak istiyor. Devleti ele geçirmeyi amaçlıyoruz ama hedefimize daha sonra ele geçirdiğiz devlet eliyle erişeceğiz. Yani komünizmi ileri bir tarihe erteliyor.. Oysa Marksizm’de komünizm PD ile birlikte başlar. PD bir anlamda erken komünizmdir

Devam edelim,


“Not1:bütün bu süreçlerde Blankicilerin durduğu konum Marksizm ve Anarşizm arası bir konum olarak değerlendirilebilir...ne yeni bir devlet yapısı kurma amaçları var..ne de eski olanı direkt yıkma çabaları...fakat bu süreçte eski devlet aygıtını ele geçirdikten sonra onu yeni-devlet olmayan- sistemi örgütlyecek bu sürecin önünü açacak şekilde kullanma gibi bir amaçları var”
Özgür toplumsallık

Şimdi burada üç özne görünmektedir.

1- devlet 2- devleti ele geçiren örgüt 3- federasyonlar. Örgüt devleti ele geçirecek, devlet federasyonlaşmanın önünü açacak, federasyonlar örgütlenecek. Özgür federasyon dediğine göre federasyon örgütlendikten sonra örgüt ve devlet nereye gidecek? Ne demek istiyor? Muhtemelen devlet olmayacak. Anlatıma göre devlet kendisini yok edecek sistemi örgütleyecek. Çok anlamsız bir ifade… Hem -devlet olmayan- biçim örgütlenecek ve hem bunu devlet örgütleyecek ve hem bu federasyon olacak devlet olmayacak. Ayrıca federasyon bir devlet biçimidir.

“fakat Marksizmdeki PD sadece bir süreç değil aynı zamanda yeni bir sistem-bir devlet iktidar yapısıdır...evet kendi kendine sönümlenecek "devlet olmayan bir devlettir" ama bu süreci sonlandıran da ilerlemedir..”
Özgür Toplumsallık

PD devrimci dönüşümler dönemidir. Şöyle bir örnekle anlatayım: PD ilk devrimle birlikte kurmalı bir saat gibidir. Yani zemberekli ve dişlileri olan bir mekanizma gibidir, yani bir sistemdir. Bu sistem devrimci dönüşümlerle beslenen bir sistemdir. Bir devrimci dönüşüm olur ve kurma kolu yerine pil takılır. Sonrası yine bir devrimci dönüşüm olur ve dijital ekran gerçekleşir ve akrep-yelkovan yok olur. Ardından bir devrimci dönüşüm daha gerçekleşir ve pil yerine güneş enerjisi ile çalışır. Artık güneş ışığı olduğu sürece saat sonsuz yıl çalışır. Dişli olmadığı için aşınma da olmaz. O saatin ne insan gücüne ne de yeni bir teknolojiye ihtiyacı vardır. İşte o saat için devrimci dönüşümler dönemi bitmiştir. PD saatin ilk halinden son haline geçiş aralığı ise saatin son hali de komünizmdir.

Arkadaşın söylemiş olduğu gibi PD ilerlemeci bir süreç değildir. Devrimci dönüşümler dönemidir. Bu Marks tarafından çok net bir şekilde ifade edilmesine rağmen Marks karşıtları tarafından bir türlü dile getirilmez. Bir de soralım Marksizm’in hangi kitabında devlet kendi kendine sönecek diye yazıyor. Devlet devrimci dönüşümler ile tükenecektir. Bir de utanmadan yazmış: bu süreci sonlandıran ilerlemedir. Göster bakalım nerede yazıyor. PD yi sonlandıran ilerlemedir? Tekrar ediyorum. PD yi sonlandıran devrimci dönüşümlerdir. Marksizm adına, yalan yanlış ifadelerle konuşmamanı tavsiye ederim..
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 14.Eylül.2017, 17:13   #3
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart

hasan karataş arkadaş,

Kafalardaki karışıklıkları değiştirmek bir yana düpedüz kafaları iğfal etmişsin.
iyi ya...Marksizm adına kafaları ütülemekten iyidir...Ben Marksizm için konuyu açmadım...Marksizm dışındaki bir görüşe Marksistlerin yaklaşımını eleştirdim...hatalı anlatım tarzını eleştirdim.

arada sırada yazılarını okuyorum...öncelikle kendi kafanda netleşmelisin...Marksizmin kavramlarını allak-bullak ederek bir yere varmaya çalışıyorsun...Post-Modernistler bunu çeşitli yollardan denediler sonunda çok doğru yere de varmadılar...sen de bu sularda yüzüyorsun...forumda kimse cevap vermiyor diye doğru yoldasın zannetme...Marksı da Marksizmi de kafana göre yazıyorsun...

demişsin ki 1 Mayıs ve 8 Mart gibi günleri Marksistler mülkiyetlerine geçirdi. Onlarından elinden alalım.

ben kimsenin elinden alalım demedim...Marksistlerin "eline geçti" de demedim...Marksistler ellerine geçirmeye çalışıyorlar dedim...

ben bu günleri ezilenlerin ortak mücadelelerini ifade eden günler olarak tanırım ve onları örgütleyenlerle birlikte anarım...

1 mayısı da 8 martı da yaratan anarşist önderlere "küçük burjuva önderlik" demem...bu günleri yaratanlara küçük burjuva diyip de bu günleri işçi sınıfı adına sahiplenmem...işçi sınıfının yegane temsilcisi olma anlayışı...yegane komünist olma anlayışı ne kadar mülkiyetçiyse...bunun sonucu ise bu kollektif değerlere konmaktır...

aynı paris komünü meselesinde olduğu gibi...Paris Komünü ne bir devlet örgütlenmesiydi...ne de kuranlar onu devlet örgütlenmesi gibi örgütledi...Paris Komünü federatif bir yapıydı...mahalle seksiyonundan kent komününe kadar aşağıdan yukarıya örgütlenmişti...o kadar eleştirselerde Marks-Engels Paris Komününe PD örneği diyebilmişlerdir...oysa ortada ne bir devlet ne de bir devlet olma çabası vardı...üstüne üstlük iktidarı doğru dürüst kullanmadı diye eleştirdikleri komüne PD dediler...kuranlar böyle bir şey iddia etmezken onun dışında biri bu tarz bir iddia edebiliyorsa burada bir çelişki var demektir...bu çelişki de yukarıda bahsettim "sahiplenme" tarzıyla ilişkilidir...tehlikelidir...

Dünya işçi sınıfına gücün yetiyorsa işçi sınıfının elinden o günleri al kendi mülkiyetine geçir. O günleri koca bir yüzyıl baban yaşatmadı. Marksizm yaşattı.

yaşattı da sonuçları da "feci" oldu...demek bunu eleştirenlerin belli noktalarda da olsa haklılıkları varmış...en azından "işçi sınıfına" varis tayin etmemeleri en baştaki haklılıkları..tayin edenler işçi sınıfı adına mevcut iktidarı evire çevire nerelere getirdiler...bu eleştiriler sanki yeni mi yapılıyor da bu kadar tepki veriliyor??

Arkadaşımız şunu diyor; Merkezileşme öncü örgütle ilgilidir ve devleti ele geçirmeyi amaçlayan bir örgüt tarzıdır. Federasyon ve komünler ise kurmak istedikleri sistemle ilgilidir. Burada hedefin federasyon olduğunu anlatmaktadır. Devleti ele geçirmeyi amaçlıyor ama hedeflerinde federasyon ve komünler var. Burası tam bir çorba ama şunu anlatmak istiyor. Devleti ele geçirmeyi amaçlıyoruz ama hedefimize daha sonra ele geçirdiğiz devlet eliyle erişeceğiz. Yani komünizmi ileri bir tarihe erteliyor.. Oysa Marksizm’de komünizm PD ile birlikte başlar. PD bir anlamda erken komünizmdir

yukarıda Blankicilere attığın suçlamayı Marksistler yapıyor...çok kötü çarpıtıyorsun...

PD Komünizmin ilk aşamasında geçerli bir süreçtir ve devlet gerçeğinin de "son" aşamasıdır...fakat komünizm eninde sonunda devletsiz bir dünya anlamına gelir...kısacası burada "devleti sönümlendirme" görevi ileriye ertelenmiştir desem senin gibi olayı kurtarmış olur muyum?

Blankiciler devlet aygıtını kullanarak komünizmin örgütlenmesinin önünü açmayı hedefliyorlardı...devrimci-diktatörlük dedikleri süreç de onlar için komünizmin ilk örgütlenme aşamalarıdır zaten...üstüne üstlük onlar devrimci-diktatörlüğü yeni bir devlet sistemi olarak düşünmediler...zamanla kendi kendini sönümleyecek bir anlayış(nesnel-tarihsel ilerleme anlayışına) sahip değillerdi...haliyle böyle bir hedefleri de olamazdı...

Marksın savunduğunu Blankicilere atıyorsun...ve halt ettin zannediyorsun...

Blankiciler devrimci-diktatörlüğü savunurken alttan komünler ve federasyonların gelişeceğini söylüyorlardı...federasyonun gelişmesi "devletin sönümlenmesi" dir...Blankiciler mevcut devlet aygıtının sönümlenmesi görevini sonraya değil şimdiye almışlardı...devrimci-diktatörlük ise siyasal devrim sürecinin devamıdır...devleti bu gelişme önünde köstek olmasını engellemektir...

fakat Marksizm aynı senin anlattığın bir şemaya denk düşer...zaten mevcut gerçekliği çarpıtarak iş yaptığını zannediyorsun ya neyse...Marksizm de devleti sönümlendiği aşama nerededir nasıldır...hangi dönem devlet kendi kendini sönümleyecektir bir yazsaydın..

bu sözlerimi açacağım...senin sözlerinle devam ediyorum...


1- devlet 2- devleti ele geçiren örgüt 3- federasyonlar. Örgüt devleti ele geçirecek, devlet federasyonlaşmanın önünü açacak, federasyonlar örgütlenecek. Özgür federasyon dediğine göre federasyon örgütlendikten sonra örgüt ve devlet nereye gidecek? Ne demek istiyor? Muhtemelen devlet olmayacak. Anlatıma göre devlet kendisini yok edecek sistemi örgütleyecek. Çok anlamsız bir ifade… Hem -devlet olmayan- biçim örgütlenecek ve hem bunu devlet örgütleyecek ve hem bu federasyon olacak devlet olmayacak. Ayrıca federasyon bir devlet biçimidir.


aynı şeyleri tekrarlayarak bir yere varılır mı? sen belki böyle düşünüyor olabilirsin ama ben düşünmüyorum...gene de senin için yazacağım...

örgüt devlet aygıtını ele geçirir ve burjuvaziyi-aristokrasiyi mülksüzleştirir ve burjuva sistemin kalıntılarını ortadan kaldırmaya çalışır(örgütlenmeyi ve aydınlanmayı sağlayarak)...burada bahsi geçen süreç siyasal-devrimdir...ortada yeni bir devlet-iktidar mevcut değildir...kullanılan bir devlet aygıtı vardır...federasyon ve komünler zamanla örgütlenerek devletin yerini alacaklardır...işte bu sürece "geçici devrim hükümeti" tabiriyle devrimci-diktatörlük diyorlar...burada devlet kendini kendini söndürmez zira inşa edilen devlet değildir devlet olmayan başka bir sistemdir...örgüt bu sürecin gerçekleşmesine yardımcı eden öncü güçtür...federasyon ise inşa edilen sistemdir...

burada anlaşılmayacak bir şey yok...devleti yok eden toplum örgütlülüğüdür...savaşçı örgüt ya da devletin kendisi değil...savaşçı örgüt devleti "geçici" bir süre ele geçirir ve onu kullanır fakat yeni bir devlet yapısı inşa etmek için değil...devletsizliğin önünü açmak için...bu kısmı çarpıtmazsan doğru anlaşılabilecek bir kısımdır...fakat arkadaş herkesi "marksist" sandığı için kendi tarzını millete satıyor...

bakın neler demiş...


Arkadaşın söylemiş olduğu gibi PD ilerlemeci bir süreç değildir. Devrimci dönüşümler dönemidir. Bu Marks tarafından çok net bir şekilde ifade edilmesine rağmen Marks karşıtları tarafından bir türlü dile getirilmez. Bir de soralım Marksizm’in hangi kitabında devlet kendi kendine sönecek diye yazıyor. Devlet devrimci dönüşümler ile tükenecektir. Bir de utanmadan yazmış: bu süreci sonlandıran ilerlemedir. Göster bakalım nerede yazıyor. PD yi sonlandıran ilerlemedir? Tekrar ediyorum. PD yi sonlandıran devrimci dönüşümlerdir. Marksizm adına, yalan yanlış ifadelerle konuşmamanı tavsiye ederim..


hasan karataş ya marksizmin "m" sinden habersiz ya da aleni çarpıtıyor...

PD devrimci-dönüşümler süreci dediği toplumsal devrim-ilerlemedir...bu da "iradeye" bağlı değil nesnel-diyalektik bir süreçtir...bu süreçte devlet olmayan devlet tabiri boşuna kullanılmamıştır...bu devlet zamanla kendi kendini sönümleyecektir...yani kimse çıkıp da PD yi yıkıp yerine devletsiz-komünizm kurmayacak...yeni bir siyasal devrim olmayacak...bahsettiği "devrimci-dönüşümler" süreci toplumsal-devrim ve ilerlemedir...nesnel-diyalektik sürecin sonunda PD kendi kendine son verecektir...

Marks nesnel-ilerlemeye bağlı bir teorisyendir...bir anarşist bir blankici değildir...onu bu şekilde sunmak da ona karşı yapılan bir haksızlıktır...

Marksizm nesnel-diyalektik ilerlemenin açıklamasını yapmış...gelişecek olan süreci açıklamışlardır...PD ilişkin yazdıkları da ortadadır...bu devletin zamanla nasıl "sönümleneceğine" ilişkin yazıları da ortadadır...merak eden yazar araştırır bulur...Marksizm için bu kadar net olan bir olguyu tartışmak bile anlamsız...

Marksizm için siyasal ve toplumsal devrime tarihsel-nesnel ilerlemeye göre gerçekleşir...ilerlemenin önünü tıkayan toplumsal sistemler yıkılır yerine onu geliştiren başka bir sistem gelir...bu sürecin kendisi de "toplumsal devrimi" açıklar...aynı burjuvazinin zamanla yaptığı ve ileride de proletarya nın yapacağı gibi....haliyle PD yi bitirecek olan da toplumsal-devrim yani nesnel-ilerleme olacaktır....

arkadaş ne söylediğinin ya farkında değil ya da aleni çarpıtıyor...bence öncelikle kendi kafasında net olmalıdır...Marksizm adına onu anarşistler ya da blankiciler gibi gösterme çabası abesle iştigaldir...Marksizmin tarihsel-nesnel ilerlemeyi savunması onu "az devrimci" yapmaz...zira onların devrim anlayışı da nesnel sürecin bir zorlamasıdır..bütün bu özneleri yaratan geçmişten günümüze sistemleri yıkmış olan nesnel güç -üretici güçlerdir-...


PD önermesinin ne için ve ne anlamla kullanıldığını anlamak isteyen...Marksizmdeki tarihsel-nesnel ilerleme olgusunu çözmeli ve buna göre yorum yapmalıdır..

Lenin ne güzel demiş...

"Devlet söner" deyimi, çok başarılı bir deyimdir, çünkü, aynı zamanda sürecin hem kertelilik ve hem de kendiliğindenliğini dile getirir. Böyle bir sonuca ancak alışkanlık yol açabilir ve kuşkusuz o yol açacaktır”””(Devlet ve Devrim sayfa 90)

demekki "devlet söner" ifadesini bir tek ben başarılı bulmuyormuşum...kavramın kaynağı Engels tir...Engels de güzel demiş...

“Devlet üzerine bu gevezeliklerin tümüne son vermek gerekir; özellikle artık sözcüğün tam anlamında bir devlet olmayan Komünden bu yana. Her ne kadar Marx’ın Proudhon’a karşı yazdığı kitap ve daha sonra Komünist Manifesto, sosyalist toplum düzeninin kurulmasıyla devletin kendiliğinden çözüleceğini [sich von selbst auflöst] ve ortadan kalkacağını ilan etmekteyse de anarşistler, “halk devleti”ni gene de ad nauseam suratımıza fırlatırlardı.”

demekki Lenin Engelsi doğru anlamış...fakat bir tek Hasan Karataş mı anlamamış? yoksa anlamamak mı istiyor?

Marksizme asıl saldıranlar Marksizmi savunuyorum kısvesi altında onu eğip büken anlayışlardır...

bunu sadece hasan karataş için söylemiyorum o bu konuda net bir kişi de değil...genel olarak konuşuyorum...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÖzgürToplumsallık Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 14.Eylül.2017, 17:35   #4
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart

Federasyon kavramı senin anladığın anlamda devlete bağlı bölgeler değildir...Anarşistler de kendi örgütlenmelerine "federatif" örgütlenme derler...aşağıdan yukarıya örgütlenme için de kullanılır bu kavram...zaten Engels in itirazı da bunadır...siz kaç yıllık merkeziyetçisiniz ne diye şimdi aşağıdan yukarıya örgütlenme savunuyorsunuz diye belirtiyor...

kısacası Federasyonu devlet biçi olarak kullanan da vardır...komün federasyonları anlamında kullanan(anarşistler gibileri) devlet dışı anlamda kullanır
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.Eylül.2017, 11:54   #5
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Elinden gelse bir kaşık su da boğacağın 20.yy Marksistlerini bana karşı kullanmaya çalışıyorsun. Düşünsel temeliniz bile onlara olan eleştiri üzerinden yükselirken bana saldırmak için onların yanına geçiyorsun. Dediğim gibi bir kaşık suda boğacağın kişilerden yardım istiyorsun. Öyle anlamsız bir gayret içindesin ki bugün Marks’ı aradan çek dünyada komünizm adına çıkış bulman imkânsızdır.

20.yy ilişkileri ve çelişkileri bugünden farklıdır. O bağlamda o zaman konuştuklarımız, o ilişki ve çelişkilerin yansısısın tezahürdür. 20.yy ötesi, yani modern çağın aşıldığı bir durum ile karşı karşıyayız. Ondan dolayı, olup bitene günümüz penceresinden baktığımızda yeni düşünsel zenginliğin ürünlerini de toplarız ve topluyoruz.

Marks’ın kafasındaki sosyalizm
adlı bir başlık açtım. Marks ve Engels’in yazılarından çıkardığım sonuçta, komünizm komünist devrimle başlar. Yani PD ayni zamanda komünizmdir. Marks’ında belirttiği gibi bu komünizm içinden çıktığı toplumun doğum lekelerini taşımaktadır. Yani PD ayni zamanda lekeli komünizmdir. PD Kapitalizm ile komünizm arasında devrimci dönüşümler dönemi olmakla birlikte komünizmden ayrı bir toplumsal formasyon değildir.

Bu tartışmalar neden önemli ve neden güncel? Gerçekte bu tartışmalar 2. Kez gündeme gelmektedir. 1. Si sosyalizmin çözülmesinde gündeme gelmişti. Ki o tartışmalar daha ziyade sosyalizmin yanlışlığını anlatmaya çalışıyordu. Daha açık bir dille oportunist zihniyetin son gayretleriydi. Bugün gündeme gelmesi ise kapitalizmin tükenişi ve yeni sosyalizmin ufkunu bulma gayretidir. Bugünün tartışmaları devrimci bir çıkıştır.

“demekki Lenin Engelsi doğru anlamış...fakat bir tek Hasan Karataş mı anlamamış?

yoksa anlamamak mı istiyor? Marksizme asıl saldıranlar Marksizmi savunuyorum kısvesi altında onu eğip büken anlayışlardır...”
Özgür Toplumsallık

Bak gerçekten anlamıyorsun. Lenin’in demiş oldukları Marks’ı bağlamaz. Engels konuyla ilgili çok önemli açıklama getiriyor. Tuhaf bir arkadaşsın kendi kafana göre Marksist arıyorsun veya kendinin Marksizm’i bildiğini sanıyorsun. Hem Marksizm’i bilmiyorsun ve hem de Marksizm’i yorumluyorsun.

“Şimdiye kadar doğanın ve tarihin insana zorla kabul ettirdiği bir kaçınılmazlık olarak insanın karşısına çıkan o kendi öz toplumsal örgütü, artık onun özgür eyleminin sonucu olur. Şimdiye kadar tarihi yönetmiş olan yabancı nesnel güçler, insanın kendi denetimi altına girer.” F.Engels. Tarihi yönetmiş olan yabancı nesnel güçler (ordular, devletler ve sermayeler) (HK) artık insanın denetimindedir..

Engels kader çağından özgürlük çağına (Ütopik sosyalizm ve bilimsel sosyalizm)adlı bölümde, tarihi yönetmiş yabancı güçlerin artık insanın denetiminde olacağını söylemektedir. PD de devlet insanın denetimi altındadır. Marksizm devleti insana yabancı bulur. O anlamda devletin kendi kendisine sönüp gitmesini bekleyecek değildir. Devletin tükenmesinin koşullarını yaratır. Devrimci dönüşümler PD nin ana omurgasıdır.

“PD devrimci-dönüşümler süreci dediği toplumsal devrim-ilerlemedir...bu da "iradeye" bağlı değil nesnel-diyalektik bir süreçtir...bu süreçte devlet olmayan devlet tabiri boşuna kullanılmamıştır...bu devlet zamanla kendi kendini sönümleyecektir...yani kimse çıkıp da PD yi yıkıp yerine devletsiz-komünizm kurmayacak...yeni bir siyasal devrim olmayacak...bahsettiği "devrimci-dönüşümler" süreci toplumsal-devrim ve ilerlemedir...nesnel-diyalektik sürecin sonunda PD kendi kendine son verecektir..” Özgür Toplumsallık

Diyorsun ki PD toplumsal devrimdir. Yani ilerlemedir. Bu da iradeye bağlı değil, nesnel diyalektik bir süreçtir. Nesnel diyalektik sürecin sonunda PD kendisine son verecektir.( Ohhhh gel keyfim gel) Böyle bir dünya mı var. PD den bunları mı anladın? Şimdi soralım toplumsal devrim hangi süreçlerin sonrasında gerçekleşir. Üretici güçlerde yaşanan devrim sonrası toplumsal devrim gerçekleşir. Buharlı motor kapitalizmi getirmiştir. Şayet PD süreçlerinde devrimci dönüşümler gerçekleşmemiş olsa komünizme geçmek mümkün olabilir mi? Üretim güçlerinde devrim yaşanmazsa komünizme geçiş mümkün değildir. PD de irade yok diyor. Anladığı şey nesnel ilerlemedir. Komünist devrimi yapmış olan irade, devrim sonrası güzellik uykusuna mı yatacak? Bak günümüzde üretici güçlerde teknolojik devrim yaşandı. Devrimin başında komünist irade yok. Ne oldu teknolojik devrim toplumsal devrime dönüştü mü? Buharlı motor sonrası burjuva irade olmasaydı kapitalizm olabilir miydi? Bugün müthiş bir bilimsel teknolojik devrim yaşıyoruz ama toplumsal çöküşü de beraber yaşıyoruz. Zira teknolojik devrimi toplumsal devrime dönüştürecek irade yok. PD de komünist irade, devrimci dönüşümlere eşlik edecektir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 15.Eylül.2017, 14:09   #6
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 361
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 86
146 Mesajına 233 Teşekkür Aldı
Standart

20.yy ilişkileri ve çelişkileri bugünden farklıdır. O bağlamda o zaman konuştuklarımız, o ilişki ve çelişkilerin yansısısın tezahürdür. 20.yy ötesi, yani modern çağın aşıldığı bir durum ile karşı karşıyayız. Ondan dolayı, olup bitene günümüz penceresinden baktığımızda yeni düşünsel zenginliğin ürünlerini de toplarız ve topluyoruz.

hasan karataş arkadaş,bak bunları söyleyen sensin Marks değil...Marksizm günümüzde farklı geçmişte farklı algılanmıyor...sen böyle bir algılama sürecine giriyor ve bu şekilde kendini rahatlatıyor olabilirsin...fakat bu Marksizm değildir..Marksizme ekleme-çıkarma yapmaktır...

Lenin bunu yaptı...Marksizme kendince eklemelerde bulundu Marksizmi revize etti..sonunda ML düşünce tarzı gelişti...bu Marksizmden farklıdır...fakat bunun 20,yüzyılla ya da şimdiki yüzyılla alakası yok..Lenin Emperyalizm tespitini geçmişte değil şimdi yapsaydı süreç gene aynı olacak aynı örgütlenme(Marksizm-Leninizm) gelişecekti...

yüzyyıllar da çelişkiler değişmez...bunu iddia etmek gayri bilimseldir...çelişkiler ancak toplum sistemleri değiştikçe değişir...sen artık süreç değişti diyebilirsin...eğer dersen bu Marksizm olmaz...

Bak gerçekten anlamıyorsun. Lenin’in demiş oldukları Marks’ı bağlamaz. Engels konuyla ilgili çok önemli açıklama getiriyor. Tuhaf bir arkadaşsın kendi kafana göre Marksist arıyorsun veya kendinin Marksizm’i bildiğini sanıyorsun. Hem Marksizm’i bilmiyorsun ve hem de Marksizm’i yorumluyorsun.


ben Lenin Marksı doğru anlamış dedim...Devlet söner ifadesi Engelse aittir...Devlet ortadan kalkar da diyebilirdi...aslında hiçbir şey fark etmez...

neden fark etmez...çünkü Marksizm tarihi üretici güçlerin gelişimine göre inceler...güzel bir alıntı yapmışsın...

“Şimdiye kadar doğanın ve tarihin insana zorla kabul ettirdiği bir kaçınılmazlık olarak insanın karşısına çıkan o kendi öz toplumsal örgütü, artık onun özgür eyleminin sonucu olur. Şimdiye kadar tarihi yönetmiş olan yabancı nesnel güçler, insanın kendi denetimi altına girer.”

insanlık geçmişten bugüne "zorunluluk yönetimi" altındaydı şimdi ise "özgürlük yönetimi" altına girecek...bunun ismi ise komünizmdir...



fakat Proletarya Diktatörlüğü hala zorunluluk yönetimi sürecidir...tam olarak komünizmi ifade etmez...

Proletaryanın devlete gereksinmesi olduğu sürece, o, bunu, özgürlük için değil, hasımlarını alt etmek için kullanacaktır. Ve özgürlükten sözedilmesi mümkün olduğu gün, devlet, devlet olarak kalkmış olacaktır.F.Engels

Proletarya devleti,devletin son aşamasıdır...bundan sonra devlete "zorunuluk yönetimine" ihtiyaç duyulmayacak...özgürlük yönetimine geçecek...daha farklı çelişkiler tarihsel alanda egemen olacak vesaire...


Ben de söyledim...PD süreci komünizmin ilk aşaması inşa sürecidir...fakat bu komünizm demek değildir...komünizm dediğin süreç farklıdır...PD demek zaten siyasal devrim demektir...PD gerçekleştikten sonra uzun bir toplumsal devrim-ilerleme süreci ile komünizme varılacaktır...

sen komünizmin kendisini ve onun inşa süreçlerini birbirine karıştırıyorsun...Komünizmin ilk aşaması onun inşa sürecidir ve tam olarak komünizm değildir olamaz!!!

Nasıl olsun...Proletarya adına bir devletin olduğu süreç ile devletlerin kalktığı bir aşama aynı olabilir mi? Proletarya devlete neden ihtiyaç duyar? zorunda olduğu için mi yoksa öylesine istediği için mi?

şimdi demişsin ki

Şayet PD süreçlerinde devrimci dönüşümler gerçekleşmemiş olsa komünizme geçmek mümkün olabilir mi? Üretim güçlerinde devrim yaşanmazsa komünizme geçiş mümkün değildir. PD de irade yok diyor.

YANLIŞ...PD de irade yok diye bir şey demedim...irade dediğin şeyi belirleyen nesnel-maddi süreçlerdir...PD nde de Kapitalizm koşullarındaki siyasal hareketlerde de irade var ama onu yönlendiren ve devrim yapabilmesini sağlayan asıl güç "nesnel-diyalektik süreç" daha doğrusu üretici güçlerin gelmiş olduğu aşamadır...

Komünist devrimi yapmış olan irade, devrim sonrası güzellik uykusuna mı yatacak?

komünist devrim kişilerin kafasına göre yaptığı bir devrim değildir Marksizmde...üretici güçler el vermezse yüzyıllarca bekle...gene devrim yapamazsın...o iradenin egemen olması sağlayan üretici güçlerdir...o iradenin oluşmasını gelişmesini sağlayanda öyle(proletarya sınıfını yaratan güç üretici güçlerdir)

Marksizm hakkında hiçbir şey bilmiyorsun...kafan net değil demiştim ya...nedenini şimdi görüyoruz...Marksizm üretici güçler-nesnel ilerleme hakkında fikir sahibi bile değilsin...kafana göre bir Marksizm tablosu çiziyorsun...

Buharlı motor sonrası burjuva irade olmasaydı kapitalizm olabilir miydi?

çok büyük bir yanlış...burjuva "iradesini" yaratan zaten üretici güçlerin gelmiş olduğu aşamadır...

sen Marksist falan değilsin...sana idealist deseler ve altına şu satırları koysalar ne cevap vereceksin(ben de marksist değilim ama marksistmişim gibi de geçinmiyorum)

"Benim diyalektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —Hegel bunu "Fikir" ("Idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir."


bir kaç alıntı daha yapayım da rahatla hem bak tam senin buharlı makinene göre

"Sosyal ilişkiler, üretim güçleriyle sıkısıkıya bağlıdırlar. İnsanlar yeni üretim güçleri elde ederek üretim biçimlerini değiştirirler, ve, üretim biçimlerini, yaşamlarını kazanma biçimlerini değiştirerek, bütün sosyal ilişkilerini değiştirirler. El değirmeni size feodal toplumu, buhar makinesi kapitalist toplumu verecektir." (Felsefenin Sefaleti) (Marks)

"İnsanlar, varlıklarının sosyal üretiminde (yani, insanların yaşaması için gerekli olan maddi malların üretiminde - Stalin), aralarında zorunlu, iradelerinden bağımsız,* belirli ilişkiler kurarlar; bu üretim ilişkileri maddi üretim güçlerinin belirli bir gelişme derecesine karşılık düşer." (Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı'ya Önsöz)


Hasan Karataş....

bu alıntıları bilerek yaptım zira sizin anlayışınız bu konuda bulanık hatta net değil...iyiniyetle Marksı anlamaya çalışmak yetmez...Marks kendi döneminde içinde geliştiği pozitivist zeminler üzerinde düşünülerek yorumlanmalıdır...

söylediğiniz şeyler farklı anlamlar ifade ediyor...

PD de komünist irade, devrimci dönüşümlere eşlik edecektir.

burada bir komünist irade vardır...devrimci-dönüşüm dediğin süreci yaratacak tamam bu kısma katılıyorum(irade yi belirleyen maddi süreçlerdir)...da bu süreçler nedir ve nasıldır...ortada bir devlet var...bu devleti nasıl yıkılır...ya ayrı bir siyasal devrim-anarşistlerin yaptığı- gibi olacak...ya da bu PD yi kuran komünistler "tepeden" bu toplumsal devrimleri gerçekleştirdikçe PD kendi kendine son verecek...

Benim söylediğimi tekrarlıyorsunuz fakat farkında değilsiniz..siz ilerleme yerine devrimci dönüşüm diyin bu Marksizmi "aşırı radikal" yapmaz...devrimci-dönüşümler tarihin nesnel ilerlemesine bağlıdır...


Not1:öncelikle "zorunluluk yönetimi" ve "özgürlük yönetimi" meselesi önemli...burada bahsi geçen olgu devlettir...ekonomik,politik,sosyal her türlü olgunun yürütülmesi için gerekli aygıt olan devlet zorunluluk yönetimini ifade eder...İnsan ancak devletin kalktığı aşama(komünizmin üst aşamasında) özgür olacaktır denir...

fakat bu süreçte bir zorunluluk haliyle gerçekleşir...insanın zorunluluktan özgürlüğe yönelimi de aslında nesnel koşulların "zorlamasıdır"...İnsan komünizme vardığında da kendi iradesini belirleyen olgu maddi olgular olacak...bu ilke diyalektik materyalizmle ilgilidir...toplumların vardıkları aşama ile ilgili değil...

Devletin olduğu yerde özgürlük olmaz doğru bir ifadedir ama altı doldurulmalı...bu sürece gidiş de bir zorunluluktur...

Not2:Engelsten yaptığın altıntıda insana yabancı güçlerin insanın denetiminde olduğu zamanınd PD olduğunu söylüyorsun fakat Engels burada PD den bahsetmiyor...

PD de bir devlettir...bu süreçte insanın "toplumsal örgütünü kendi iradesi" değil hala burjuvaziye ve diğer sınıflara karşı kullanılması "zorunlu" olan bir devlet aracı eşlik eder...PD nin ortadan kalktığı süreçte insan "yabancı güçlerden-devlet,sermaye,ordu" arınmış olur ve özgürlük yönetimine geçer...

PD de bir zorunluluk yönetimidir ilk başlarda yaptığım altıntıda Engels in belirttiği gibi...çünkü PD de bir sınıfın iradesini temel alır(insanın iradesi ve sınıfın iradesi farkını anlamak önemli)

devleti bir sınıfın diğer sınıf üzerinde egemenliği olarak gören Marksist anlayış için...devlet bir sınıf iradesidir...haliyle insanın kollektif iradesinin dışındadır...PD süreci de dahil bütün devlet yönetimleri sınıf iradesini temel alır...PD nin diğerlerinden farkı Proletarya kendisiyle birlikte bütün sınıf iradelerini yok edecek sınıfsız-sınırsız yaşamı kuracak olan sınıftır...Proleter sınıf bu yönüyle "zorunluluk yönetiminin" son sınıfı-son sınıf iradesidir...

insan iradesinin etki olduğu bir zamanda bir sınıf yönetimi-iradesi mevcut olmaz...bir sınıfın elinde iktidar merkezileşmez...insanın özgür iradesi toplumsal örgütünü yönetir denir...

bu aradaki fark önemli eklemeyi unutmuşum...son da not olarak ekledim..
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16.Eylül.2017, 09:17   #7
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Yüzyıllar da çelişki değişmez. 20. İle 21.yy arasında değişen üretim biçimidir. Genişletilmiş yeniden üretim, genel üretim içerisinde ağırlığını yitirmiştir. 21.yy ağırlıklı olarak, bilimsel teknolojili üretimi temsil etmektedir. Üretim biçimindeki değişim nedeniyle iki ayrı yy, iki farklı fotoğraf vermektedir. Eski çağın ideolojileri ile bu çağda yol alınmaz. İşçi sınıfı ideolojileri artık geriye düşmüştür. Bu çağın öncüleri, bu çağın fotoğrafından çıkacaktır ve çıkmaktadır. İşçi sınıfının hem devrimciliği ve hem de öncülüğü geriye düşmüştür. Marksist ideoloji 20.yy da işçi sınıfı ideolojisi ile temsil edilirken bu yy komünist devrimin ideolojisi ile temsil edilecektir. Bu çağın gereksizleşen unsurları, devlet, para ve ordu, insan üzerinde terörü temsil etmektedir. O nedenle devrim tüm insanlığın devrimi olacaktır. Bu çağın devriminde bilinçli insanlar öne çıkacaktır. Bilinçli bireyler terör örgütlerinde yer almazlar. 20.yy sosyalistleri 21.yy da ellerine silah almadılar. Bu onların dönekliği ile ilgili değil, uyanıklığı ile ilgilidir.

Proletarya son devlet tarzı mıdır?

Proletarya diktatörlüğünde devlet egemenliğin aracıdır. Egemenliğin kendisi değildir. Egemen olan proletaryadır. Nüfusun çoğunluğunu teşkil eden proletarya devlet ile içli dışlıdır. Günümüz devletleri halklarla içli dışlı değil, egemenliği doğrudan kendisidir. İnsanlık buradan yok oluşa sürüklenir ve kendi kendini bitirirse göreceğimiz son devlet tarzı budur. Tersi olur ve insanlık dünya komünist devrimine merhaba derse işte o zaman tam demokrasiye doğru ilerleyen bir devlet göreceğiz. Her iki durumda da komünizm kaçınılmazdır. 1. Sinde çok az kalmış insanla ve yıkıntılar içinden komünizme geçilir. 2. İnde ise belki yine yıkıntılar arasında ama bu kez büyük çoğunluk insanla komünizme geçilecektir.

Yaşadıklarımızı da içerecek şekilde konuyu açmaya çalışayım.

Proletarya devleti, devletin son aşamasıdır ama ayni zamanda, halkın tepesinden indirildiği aşamadır. Bu eski sosyalizmde gerçekleşmedi. O nedenle eski sosyalizm tepeden kararlarla çözülmeye geçti ve dünya boyut karşı devrimci dönüşümler dünyasında yer aldı. Nesnel ilerlemede geriye dönüş ileriden yani sosyalizmden başlamıştır. 21.yy itibarıyla sosyalist ülkelerde başlayan geriye dönüş, dalga dalga bütün dünyaya yayılmıştır.

2017 geriye düştüğünü fark eden ABD bu duruma itiraz etti. Çöküşe giden sürece tavır aldı. Dünya artık devlerin çelişkisinin öne çıktığı dünyaya çevrildi. Devler alt ve orta devletlerin üzerine çökmüş yavaş yavaş eriyorlardı. ABD hep beraber çökmektense siz çökün ben yoluma devam edeyim dedi ve kılıcını çekti.

Dünya çöküş sürecinden ilerleme sürecine geçti mi? Anlamaya çalışıyoruz. Ancak bir şey görüyoruz. 21.yy başındaki gibi değiliz. Küresel siyaset artık yok. Devler arasında çelişki öne çıktı. Çelişki hareketi yaratıyor. Hareket eriyen insanı, dinamik insan haline getirir mi? Yanıt şöyle, devler arasındaki çelişki, devletler ile halklar arasındaki çelişkiyi tetikleyecek, 40 yıldır uyuyan insan, tartışan insana dönecektir.

Burada Marks’ın A.ideolojisinde yazdığı şu ünlü satırları gündeme getiriyoruz.

"Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken durum ne de gerçeğin kendisine göre düzenlenmek zorunda olacağı bir ülküdür. Biz şimdiki durumu ortadan kaldıracak gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları şu anda var olan öncüllerden çıkar." (Karl Marx)

40 Yıllık erime çağında gerçek hareket, erimenin tezahürü antikomünist tarz üzerinden şekilleniyordu. Egemenler tepemize çökmüş. Onların altında karanlık çağa doğru ilerliyorduk. Onlara aşağıdan bıçak vuramazdık. Çok da anlamlı değildi. Onlar zaten erimekte idi. Yapılacak tek şey onların altından çekilmekti. 40 yıllık erime çağında devrimcilik, yani duruma itiraz eden gerçek hareket, bağımsızlaşma olmalıydı. Olmadı.

Şöyle bir durum var. Halkların tepesinden kalkıp birbirleri ile didişen devletler halkların nefes almasını ve kendilerini toparlamasına neden olacaktır. Yani düşünmek için zaman kazanacaklardır. Düşünen ve çelişkiyi gören insan hareket edecektir. İşte bu durumu ortadan kaldıracak gerçek hareket, komünizm kavgasını başlatacaktır.

Öncüleri zaman içinde göreceğiz. İşçi sınıfı bu kavganın neresinde ne kadar olacak? Proletarya diktası, yerini komünist devrimci diktatörlüğe bırakacak mı? Tek ülkede devrim ne denli anlamlıdır? Dünya devleri arasında bir savaş olası mıdır? Devrim sonrası devletin konumu ne olacak? Bunlar günümüz devrimcilerinin tartışma konularıdır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 16.Eylül.2017, 10:09   #8
 
cometa1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
cometa1
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Aralık.2016
Üye No: 55167
Mesajlar: 39
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 77
19 Mesajına 25 Teşekkür Aldı
Standart

Sekülerizm hakkinda ne düsünüyorsunuz?Sahsen ben analitik insani idealistten daha makbul göruyorum sosyal-psikolojik insanin sosyo-psikolojik konularda tavir almasi cok da zor olmayacaktir.Hasan karatas sizce tarif ettiniz yeni dünya devrimci hareketinde bu insan tipi nasil rol oynar.
cometa1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 17.Eylül.2017, 09:25   #9
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Gezi olayları dünyaya çağımızın devrimci öznesini göstermiştir. Bilinçli bireyler kendi özgür iradeleri ile Gezi de yer almışlardır. İşçi sınıfı bir önceki çağda devrimci olmasına rağmen, ayni devrimciliğini günümüze taşıyamamış ve Gezi de yer almamıştır. Dikkat edin AKP ile kavgayı hep bilinçli bireyler yürütmektedir. Kürt siyasetçileri uzunca bir dönem AKP ile uzlaşılı siyaset yürütmüşlerdir. Gezi de AKP ye karşı devrimci kavgada yer almamışlardır. Yani devrimci özne olarak görünememiştir. Ayni biçimde alevi örgütleri de uzunca bir zamandır ne yapacağını bilemiyorlar. Oysa bilinçli bireyler ne yapacağını gayet iyi biliyorlar. 15 Temmuz gecesi darbeye karşı kitleler sokağa çağrılırken, bilinçli bireyler darbe karşıtı olmalarına rağmen sokağa çıkmamıştır. Öznellikten çıkmış ve malzeme olmuş bireyler sokağa çıkmış ya bk yoluna ölmüş ya da asker kesmeye kalkmışlardır. Yine dikkat edin AKP ne denli insanlık dışı bir harekete girsin, bütün bilinçli bireyler ayni biçimde tavır alıyorlar. Bir şortlu kadın saldırıya uğradığında bütün bilinçli bireyler tepki veriyor. Ayni biçimde Nuriye ve Semih için bütün bilinçli bireyler ayni tepkiyi veriyor. Aysel Tuğluk’un annesi içinde ayni tepki verildi“Devrimci örgütler” aslında hayatın çok gerisindeler. Ergenekon süreçlerinde AKP nin yanında yer aldılar. Şimdi de FTÖ darbesi diyerek AKP nin gerçek ameliyatını analiz edemediler. Devlet sermayelere el koyuyor ve ayni zamanda küçülmeye gidiyor. Yüz binlerce insanı işten atıyor. Bunu görmediler. Olup biteni darbecilik üzerinden tartıştılar. Alevi örgütleri laiklik mitingi yapıyorlar. Bu miting gerçek hareketin bir tezahürü olmuş olsa çok heyecan yaratırdı. Yaratmıyor ve yaratmayacak. Gerçek hareket AKP nin varlığına karşı hareketlerdir. İktidarın her türden iğrençliğine rağmen onlardan demokrasi ve laiklik talep eldir mi?
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 02.Ocak.2018, 00:41   #10
 
Silgikafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Silgikafa
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Ağustos.2007
Üye No: 1667
Mesajlar: 298
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
13 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart

PD mecburi burjuvadolojidir. İnsana aykırıdır. Devrimcilerin belki de en zorlandığı evredir çünkü iktidar onlardadır. İktidar kavramı tarih öncesi yani insanlık öncesi evreye yani şimdiye aittir. Tarih öncesi aygıtları kullanarak hakiki tarihi yaratma çabası en zorudur. İktidar devrimciyi yolundan caydırabilir. İktidar belkide devrime herkesin fakirliğinden gayri kendi zenginliğini vaat edecektir. Beni çok rahat kandırırlardı...

O halde PD mecburi burjuvadolojidir. Kendi kendini yıkmaya programlanmalıdır. O halde PD yi şimdiden eleştirmek onun daha şimdiden başını ezmemiz gerekir. İktidara gelecek prolaterya bilmeli ki asla iktidarı alamayacaktır. İktidar yok!

Leninistler devrimi PD yi kurup bitirir. Teorileri de bunun utangaçça ifadesinden başka bir şey değildir. Leninistler iktidarın sarhoşluğundan kandırılmış aydınlanmacılardır, marksizm-leninizm diye yarattıkları ucube de koskoca komünizmin PD ye sığdırılmasıdır.
Tek başına marksizm bize yeter...

PD şimdiden devrimcilerden korksun. Eski hataları tekrarlamayız.
saygılarımla,
Silgikafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Silgikafa Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 02.Ocak.2018, 09:26   #11
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

PD işçi sınıfının ideolojisidir. PD ekonomik (burjuva)toplum değildir. PD komünizmin başlangıcıdır. PD devrimci dönüşümler dönemidir.

PD Marks’ın kendi zamanında önermiş olduğu komünizme giden yoldur. PD yi şimdiden eleştirmek ve onun kafasını ezmeye çalışmak çok anlamsızdır. PD bu zamanda, açılım bulabilecek bir dinamizmden yoksundur.

Tarih iki devrimci sınıf yaratmıştır. İlki burjuvazidir. İkincisi ise proletaryadır. Her iki sınıfın devrimciliği kendi sınıfsal çapları kadardır.

Her iki sınıfta kendi çağlarının ötesinde gericileşirler. İşçi sınıfı, burjuvaziye kıyasla insanlığa çok daha geniş bir ufuk bırakır. Gerek üretimde tuttuğu yer gerekse yabancılaşma süreçlerinden uzak kalması burjuvazinin yanında dev bir sınıf olarak doğmasına neden olmuştur.

PD nin komünizmle ilintisi, işçi sınıfının sermayeye olan ilintisinin uzaklığı ile ilgilidir. PD, ilk icraatında özel mülkiyete el koyduktan sonra üretim araçlarından sermaye karakterini ortadan kaldırır.Bu Rusya’da böyle gerçekleşmemiştir. Gerçekleşemezdi. Rusya dünya komünist devrimi değildi. Yerel komünizmdi.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 02.Ocak.2018, 13:48   #12
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,158
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,240
2,056 Mesajına 5,871 Teşekkür Aldı
Standart

"Rusya dünya komünist devrimi değildi. Yerel komünizmdi." "Hasan Karataş"

Cümlede düşüklük var gibi. bir Devrimin Komünist muhtevalı olabilmesi için "O Devrimi" Komünistlerin yapması gerekiyor.

Biliyoruz ki Komünistler (Köy Komünleri) Devrim zamanında çatışmalarda yok olup gittiler,Bir daha da oluşmasına izin verilmedi.

Kazananlar Marksist partinin Bolşevik kanadı oldu.
Bolşeviklerin içinde bulunduğu RSDİP'nin İdeolojik formasyonu belliydi. "Marksist"

Devrimin ertesi Lenin'in Devrimi Komünist muhtevaya çevirebilme gayretlerini gerek eserlerinde gerekse yakınında bulunan Krupsaka'nın anılarından biliyoruz.
Dahi Partinin adını iki sefer değiştirerek (RKP/B - RKP) bu özlemini gidermeye çalıştığını da biliyoruz.

Aslında Krupskaya'ya son günlerinde söylediği "Yapmak istediğim bu değildi" sözü de ironiktir.

Aslında PD tartışmasını Rojava ile birlikte tartışırsak çok daha verimli tartışma çıkarırız gibime geliyor.

"Komünist Devrim" Kapitalist üretim ilişkilerinin bazılarını koruyarak yol almaya çalışarak zor aygıtının buharlaşmasıyla (Sınıfların ortadan kalkması) Komünal üretim tarzına geçiyor.

Ama elde üretim araçları ve onların yarattığı bir artı değer vs olursa.
E şimdi Rojava'da tarımsal üretime dayalı araziler,dünya sanayisini çevirecek Petrol kuyuları mevcut ve söz konusu alanlar "Devletçe" değil,Komünlerce yönetilip işletilmektedir.

Literatüre uyacak diye ille Rojava'da Proloterya diktasınımı kurmalı? Tabi devletsiz diktatörlük olmaz

Rojavalılar bas baya Komünist bir yaşama geçmeye çalışıyorlar,bunda da "şimdilik" başarılılar.

Konuyu saptırmadığımı umuyorum.

Sevgilerimle.




______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 02.Ocak.2018, 16:32   #13
 
turgut_fatsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turgut_fatsa
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Nisan.2013
Üye No: 48375
Mesajlar: 2,873
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,271
821 Mesajına 1,338 Teşekkür Aldı
Standart

"O Devrimi" Komünistlerin yapması gerekiyor.''

Doğru ,ama koministleri melekler yukardan getirmiyor .Che kardeş. Onlar yaşamın içinden biri sürü badireler ,geri çekilmeler, yılgınlıklar ,yenilgiler içersinden çıkıyor. Öncelikli olarak bunların kim kimler olduğunu tain eden yine kendi aralarında kurdukları örgütlenme oluyor. İşte bu örgütlenme ancak devrimi yapmaya çalışabilir. Başarıl olunurmu ? Bilinmez. Kendi ülkesinde devrim aşamasında önderler arasında olan şöyle diyor

“Devrimin olup olmayacağı bize bağlı değil. Ancak biz görevimizi yapacağız ve bu çabalar boşa gitmeyecek.”. Lenin :

Yani kısaca örgütsel irade de bu işe yetmeyebilir. Ama yapılanlar boşa gitmez gibi bir anlam olabilir herhalde.


Ancak iradenin önemi var burada . Ancak onunda yetersizliğini de gözönüne alan bakış ta var.

Şöyle düşünelim. Politik devrim yapıldı ,toplum da katılım göstererek Hepsi değil elbette. (Kulede duran var, Bana dokunmayan bin yıl yaşasın diyen var, ne solcuyum ne sağcıyım topçuyum topçu diyen, ne oluyor lan diyen var. İlerde durma ama geride de kalma diyen var. Hele bi olsun aradan kaynarım diyen var var oğlu var) önderlerine gazı verdi ve devrim oldu.

Şimdi bu önderler şunu yapabilirmi.? Ey toplum (o futbolcı ,ne oluyor ,sinameki olan, sabırlı olan ,gibilerin de olduğu yani)Ülkede seçim yapacağız önünüze sandıklar gelecek ve bu seçimle köyde ,mahallede ,kasaba,şehir de sizler kendi önderlerini seçecek ,onlar işte bölge önderlerini seçecek, bölge önderleride atıyorum 5 milletvekilini meclise gönderecek . Ve bu meclis abiler ülkenin savaşa girmesinden tutalımda ,ekonomik ,sosyal ,siyasal dönüşümlere muhtadir olacak.

Bunu ülkede devrim yapmış önderler kabul edermi?

Kendi düşüncemi söyliyeyim . Bu önderler ''Aklını peynir ekmekle yemiş '' derim.

Siz ne dersiniz. ?

selam ve sevgilerimle.

______________________________________________________
Önümüzdeki daha zorlu ve çetin geçecek mücadelenin ihtiyaçlarına yanıt verecek birleşik bir direnme zeminini ve seçeneğini hep birlikte inşa etmeliyiz. Eğer bu yaratılamazsa devrimci direniş imkanının umutsuzluk içerisinde boğulmasının önüne de geçilemeyecektir.
turgut_fatsa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
turgut_fatsa Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 02.Ocak.2018, 17:09   #14
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,158
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,240
2,056 Mesajına 5,871 Teşekkür Aldı
Standart

"Bunu ülkede devrim yapmış önderler kabul edermi?" "turgut_fatsa"

Onun için diyorum ya. PD tartışmasına Rojava'yıda alalım.

Demekki bu insanlar (Öncüler) salak. Savaşın hemen bitiminde Komünler,meclisler,ilçe,il yönetimleri için seçim yaptılar.
İşin garibine bak ki %30 kadar karşı oy çıktı.

Kötü değil be turgutum?

Rojava kapalı kutu değil. İnternette aranırsa her türlü eylemlikleri önümüze çıkıyor.

Soru şu; Temeli Marksizme dayanan bu hareket onca külliyata rağmen Komüniliteye atlayabildi.
Ve nasıl oluyor da sınıfların halen belirgin olduğu toplumlarda başarılı olabiliyor?

Aslında seni "özgürtoplumsallıkla" kapıştırmayı amaçlıyorum.
Aşiretler feodaldır "Turgut Fatsa"
Aşiretler feodal değildir "Özgürtolumsallık"

Rojava Komünlerinin başarısı şu Arap Aşiretlerde yatıyor olmasın?
(Arap Aşiretlerini kasıtlı yazdım)


______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Ocak.2018, 00:22   #15
 
Silgikafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Silgikafa
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Ağustos.2007
Üye No: 1667
Mesajlar: 298
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
13 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart

PD işçi sınıfının ideolojisidir. PD ekonomik (burjuva)toplum değildir. PD komünizmin başlangıcıdır. PD devrimci dönüşümler dönemidir. – HASAN KARATAŞ beyden alıntı

Değerli Hasan bey,
PD işçi sınıfının ideolojisi değildir. İşçi sınıfı toplumsal konumu gereği tüm insanlığın kurtuluşu teorisinin baş aktörüdür. Yani hiç abartısız işçi sınıfı insanlığın BATMAN ‘i, SÜPERMEN ‘İ yahut ne bileyim başka bir kahramanı gibi tasavvur edilebilir. İdeolojiler de burjuva toplumlara aittir o halde doğrudan kurtuluş teorisini de ideolojilere hapsetmeden daha özgür düşünebiliriz. Yani işçi sınıfının ideolojisi de yoktur olsa olsa ellerinde bir kurtuluş reçetesi ya da kurtuluş teorisi yada devrimci dönüşüm fikri yani komünist teorisi vardır.

PD komünizmin başlangıcı değildir. Komünizmin ‘’burada başlattık burada bitirdik’’ misali çerçevelere oturtulmasına ne yazık ki katılamıyorum. Buna insanlığın yaratıcı, devrimci ve yıkıcı/yapıcı faaliyetleri sonucu görebileceğiz.
PD ‘nin devrimci dönüşümler çağı olarak nitelemesine katılabilirim ancak Komünizmde de devrimci dönüşümler devam edecektir aynen şuan içinde bulunduğumuz burjuva çağında da olduğu gibi…

Tarih iki devrimci sınıf yaratmıştır. İlki burjuvazidir. İkincisi ise proletaryadır. Her iki sınıfın devrimciliği kendi sınıfsal çapları kadardır. – HASAN KARATAŞ beyden alıntı


Belki biraz felsefi olacak ama henüz hakiki tarih yaratılmış değildir, dolayısıyla iki devrimci sınıfın bir tarih yaratıcılığı yaptığı fikrinize de katılamıyorum. Öyle bile olsa sahiplerine direnen köleler, köleliği el ele yıkmış ağa/marabaları da unutmamak lazım… burjuvazi/işçi sınıfı ağalığı yıkmışsa, ağa/marabalarında köleliği yıkmışlığı yok mu?

Saygılarımla,
silgikafa
Silgikafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Silgikafa Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 03.Ocak.2018, 13:27   #16
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,570
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 254
492 Mesajına 823 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Silgikafa Nickli Üyeden Alıntı
PD mecburi burjuvadolojidir. İnsana aykırıdır. Devrimcilerin belki de en zorlandığı evredir çünkü iktidar onlardadır. İktidar kavramı tarih öncesi yani insanlık öncesi evreye yani şimdiye aittir. Tarih öncesi aygıtları kullanarak hakiki tarihi yaratma çabası en zorudur. İktidar devrimciyi yolundan caydırabilir. İktidar belkide devrime herkesin fakirliğinden gayri kendi zenginliğini vaat edecektir. Beni çok rahat kandırırlardı...

O halde PD mecburi burjuvadolojidir. Kendi kendini yıkmaya programlanmalıdır. O halde PD yi şimdiden eleştirmek onun daha şimdiden başını ezmemiz gerekir. İktidara gelecek prolaterya bilmeli ki asla iktidarı alamayacaktır. İktidar yok!

Leninistler devrimi PD yi kurup bitirir. Teorileri de bunun utangaçça ifadesinden başka bir şey değildir. Leninistler iktidarın sarhoşluğundan kandırılmış aydınlanmacılardır, marksizm-leninizm diye yarattıkları ucube de koskoca komünizmin PD ye sığdırılmasıdır.
Tek başına marksizm bize yeter...

PD şimdiden devrimcilerden korksun. Eski hataları tekrarlamayız.
saygılarımla,
Eleştiri güzel şeydir. Bir yanlışı gösterir göremediğin şeyleri hatırlatır ama Eleştiri zamanı ve zemini unutmadan ve o zaman ve zeminden çıkmadan yapılmalıdır.

PD (proleter devrimi veya proleter iktidarı diktatörlük.) Bu teoriyi ortaya atanlar bir sınıflı sistemin tamamen yok olması için bütün toplumu buna dahil etmek amacı ile ortaya atmıştır.
Bir yanlışa (Reel Sosyalizm)hatırlatmak veya yanlışı düzelmek için bir programı kötü anlatmak arasında fark vardır.
Eleştiride Marks bize yeter ama Lenin ve sonrakiler hatlı hatta ihanet e varan karşı çıkışlar eleştiriyi yanlış yöne çevirmektir.
Marks PD ye karşı değildir ki PD kökten yanlış mış gibi anlatılmaktadır.
Reel sosyalizm de bazı hatalar oldu bu zaten eleştirildi

İşçi sınıfın iktidarı konusunda Marks tan ayrılmayan kendini Markstan ayırmayan Engelsin PD konusunda ve daha sonraki mülkiyet biçimlerinin değişimini anlatan süreçte bunlar işlenmiştir.

Devrim proleterya ve komünistler tarafından gerçekleştiğinde iktidarda ortak olacaktır bu ortaklık en net biçimde devrimin sıcaklığı geçtiği zaman görülecektir Lenin dönemi de bunu çok iyi anlatan dönemdir.
Lenine 3 öneri sunuluyor.
1.maaş ını sen belirle
2.Çarın Kışlık sarayında otur.
3.Ücretli frofesyönel sekreter verilmesi.

Lenin bu üç öneriyi de red ediyorToplumdan kopuk özellikle proleteryadan uzaklaşmış bu teklifleri red ediyor daha mazbut ve işçi sınıfından kopmayan bir hayat yaşamak istediğini söylüyor.

Teorik olarak ta Proleterya Diktatörlüğü yanlış değildir. Çünkü kapitalizm de mülksüz sınıf işçi sınıfı bütün mülkleri tasfiyesi de bu sınıfla birlikte olacaktır.Nihai amaç bütün mülkiyetin bütüntoplumun olması teori bu

Yanlış teoride ise Bu yanlışı Marks ta yapmıştır.Ama ne Marks yanlış yaptı ne bilimsel çözümlemeler.

Bence yanlış yanlıştan yola çıkarak bütün yolu suçlamaktır.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Ocak.2018, 14:15   #17
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Silgikafa arkadaş,


İşçi sınıfı, kendi devrimiyle, insanlığın kurtuluşu yolunun kapısını açar.

PD insanlığın kurtuluşu kapısıdır. Bu kapı kapitalizmin içinden aralanan bir kapıdır.

Kapitalizm çözülmelerle terki dünya konumuna düşmüşse burada kapitalizmin içinden komünizme doğru bir kapı aralanmaz.

İnsanlık kapitalizmin yıkıntı ve atıkları altında ezilmekte, erimektedir ve yok olmaktadır. Komünizm, kapitalizmin yıkıntı ve atıkları kaldırılınca tezahür edecektir. Yeni, eskinin bağrından doğmayacaktır.

O bağlamda eskinin dinamikleri, yaşanılan bu çağın dinamikleri, yani devrimcisi değildir. İşçi sınıfı ayni zamanda kapitalizminde dinamiğidir.

Kapitalizm ilerlemiş ve bugünlere gelmişse işçi sınıfının dinamik karakteri nedeniyle gelmiştir. İşçi sınıfı kendi devrimini yapmak bir yana kapitalizmi bile ilerletecek dinamizmden yoksun kalmıştır.

Pazarda dolaşan metaılar işçilerin emeğini taşımıyor. İşçiler metaılar üzerinde hak iddia edemezler. Dolayısıyla işçi sınıfının kavga edecek nedeni kalmamıştır. (bunları anlatırken, oransal anlatıyorum, tam olarak değil de ağırlıklı olarak öyledir örn bir metaı da artık değer oranı%1-2 burada kavga olmaz)

PD ye neden komünizmin başlangıcı dediğim işte burada ortaya çıkacaktır. Artık değer yok, meta üretimi yok ve sömürü yok ama işçi sınıfı var. İşte burada işçi sınıfı çoğalıyor, yayılıyor ve tüm toplum işçileşiyor. İşçi ile toplum bireyi ayni şey oluyor. Bir anlamda sınıfsızlaşma gerçekleşiyor. O nedenle PD komünizmin başlangıcı oluyor. PD ile hem meta üretimi ve sömürü yok, hem de sınıfsızlaşma ilerliyor.

Burjuvazi işçi sınıfına karşı kendi ideolojisini ilerletmektedir. İşçi sınıfı ise kendi ideolojisini geliştirerek burjuva ideolojisine karşı, devrim mücadelesi vermektedir. İşçi sınıfı kendi ideolojik ufkunda devrim ve iktidarını görmüştür ki menzilini PD olarak belirlemiştir.

PD işçi sınıfının menzildir. PD sonrası, sınıf üyeleri artarak sınıfsızlaşma başlar. İdeolojisi ise geçmişten gelen burjuva lekeler silininceye kadar devam eder.

İşçi sınıfı insanlığın tanrısı değildir. İnsanlığı yaratan işçi sınıfı değildir. İnsanlığı kurtaracak olan da işçi sınıfı değildir. Ki öyle olmuş olsaydı günümüzde insanlık müthiş bir yıkıma maruz kalmıştır ve bu koşullarda işçi sınıfı kılını kıpırdatmıyor. Bırakın insanlığı, kendisi için bile olsa adım atacak mecali yok. O nedenle işçi sınıfı insanlığın tanrısı veya kurtarıcısı olamaz. İşçi sınıfı sadece iş gücü ile ifade edilir. Oysa insan sadece iş gücü değildir. Ki zamanımızda üretim teknolojilerinin bu denli gelişmiş olduğu bir çağda işçi sınıfının sözü itibar bulur mu?

Tarihin derinliğine dalsak orada emek sermaye kavgasını buluruz. Tarihte sınıflar savaşını, açıkça tam burjuva toplumda yani kapitalizmde görmüş bulunmaktayız. Önceki tarih, değişik örtüler altında süre gelmiştir. Köleler ve marabalar açıkça sınıf savaşı yapacak dinamiği hiçbir zaman elde etmemişlerdir. İlk uygarlıkları köleler yıkmadı, yıkamazdı. Feodal düzenleri marabalar yıkmadı, yıkamazdı. Kapitalizmi birçok ülkede işçi sınıfı yıktı, diğer ülkelerde de yıkabilirdi.

Günümüzde işçi sınıfı, insanlığın kurtarıcısı değildir. Sermaye insan üzerinden kendisini ilerleten soyut bir güçtür.

Emek, bütün insani birikimi üzerinde taşıyan müthiş bir maddi güçtür. Emek insandır. Emek sermaye çelişkisi; emek, sermayenin insan üzerine eklenme gayretini boşa çıkarırsa ya da başka bir deyişle emek şeyler üzerindeki sermaye karakterini ortadan kaldırırsa insan kendisini komünizm içinde bulmuş olacaktır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.Ocak.2018, 20:58   #18
 
Korçagin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Korçagin
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Mart.2015
Üye No: 52104
Mesajlar: 64
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 67
21 Mesajına 31 Teşekkür Aldı
Standart

SSCB'dеki PD miydi yoksa Parti diktatörüğü mü?

Grev yasakları varmış diyorlar bu durumda proletarya diktatörlüğünden bahsetmek zor

Bir de Marksizmdezde devletin sönümlenmesi var ama pratikte tam tersi totaliter rejimler kurulmuştur

Yanış neredeydi niye şu an geldiğimiz yerdeyiz
______________________________________________________
Fakat Malcolm X'in dehası neydi? (...) Haydi, köklerimizi yeniden keşfedelim; Hayır! Deha X harfinde gizliydi. X, bizim köklerimiz yok, köklerimiz elimizden alındı demekti. Peki, bu durum, bizim, beyaz adamınkinden daha evrensel bir topluluk kurmamızı sağlayacak bir özgürlükse? Bu yaratıcılık, ortada olanı ve köklerinden kopartılmanın yol açtığı aile bağları ve göreneklerden yoksunluğun, travmanın yeni bir özgürlüğün yolunu açabileceğini görebilmektir. (Zizek)
Korçagin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.Ocak.2018, 23:09   #19
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Şu an geldiğimiz ya da başladığımız yerde değiliz. Günümüzde hem sosyalizm ve hem de kapitalizm çözülmektedir.

Başladığımız yerde ise hem kapitalizm ve hem de sosyalizmde müthiş bir dinamizm vardı. Bugün bu sistemler çözülmektedir.

Devletler, Bilimsel Teknolojik Devrim sonrası oluşan ekonomilere uydurulmak zorunda kalmışlardır. Önce sosyalist ülkeler, şimdi kapitalist ülke devletleri, eriyen ekonomik biçimlere uydurulmaktadır.

Doğru veya yanlış, iyi veya kötü o sosyalizm, ayni zamanda insanlığa güzel bir miras bırakmıştır.

Günümüzde o sosyalizmin yerine ya da o yanlışları çekip alan yeni bir sosyalizm peşinde olmak doğru değildir.

21.yy ile birlikte yeni üretim teknolojileri ile karşı karşıyayız. Bu üretim teknolojilerine uyarlı yeni bir sosyalizm ve bu sosyalizm ile yeni bir devrim görevi ile karşı karşıyayız.

Parti diktatörlüğü, devlet kapitalizmi, bürokratik sosyalizm türü argümanlar, bizler açısından sadece zaman kaybıdır.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Hasan Karataş Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 05.Ocak.2018, 18:21   #20
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,570
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 254
492 Mesajına 823 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Korçagin Nickli Üyeden Alıntı
SSCB'dеki PD miydi yoksa Parti diktatörüğü mü?

Grev yasakları varmış diyorlar bu durumda proletarya diktatörlüğünden bahsetmek zor

Bir de Marksizmdezde devletin sönümlenmesi var ama pratikte tam tersi totaliter rejimler kurulmuştur

Yanış neredeydi niye şu an geldiğimiz yerdeyiz

Sovyetler Birliği ve Reel sosyalizm İnsanlığın 10 bin yıllık özel veya tek kişilik mülkiyet sistemine karşı çıkışı idi İlk deneyim Paris Komünü İkinci deneyim Sovyetler ve devamı olan reel sosyalizm.

Bu denemelerde elbette belli yanlışlıklar olacak bazen bu yanlışlarda inat edenlerde olacak bu demek değildir Tekrar olmayacak. Kolay değil 10 bin yıllık geleneği kültürü alışkanlıklar 70 yılda 100 yılda yıkmak.

Buna Rahmen yapılan Yanlışları, Hataları, hırsları ve Eksiklikleri görüpte söylemezsek biz de hatanın birer ferdi oluruz ki yeni yanlışlar yapılmasına izin vermiş oluruz.

Evet Sovyetler birliği ve devamı olan Reel sosyalizm istenilen düzeyde gerçekleşmedi bunu iki sebebi var Biri erken gelmiş sosyalizm İkincisi yöneticilerin bu konuda deneyimsizliği .Bunun üstüne bir de yöneticilerin bencilliği hırsını da eklediğimiz de hata büyüyor hatta hatanın üstüne çıkıyor bazı anlar ihanet bile oluyor.

Sonunda İnsanız hata da bize ait bir mesele. Ama ihanet işte o yargılanır.

Birincisi Proleterya Diktatörlüğü doğru tesbittir Ama bu tesbit yapılmışken Proleterya demokrasisinin olmaması yanlış uygulamadır. Hele ki proleteryaya hak kullanmasını yasak ve kısıtlanması temelli yanlıştır.

Devletin sönümlenmesi çok çok uzun bir tarihi kapsar Daha Proleterya diktatörlüğü anlaşılamazken devletin sönümlenmesini konuşmak. Bence gerçekten hayale yolculuk etmektir.

Devletin sönümlenmesine kadar bir sürü devrimci dönüşümler olacak ki bu süreç hem üretim araçlarında hem insanda çok büyük değişimiler olmasına sebep olacaktır.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
İ.Seçil Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 05.Ocak.2018, 19:11   #21
 
Korçagin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Korçagin
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Mart.2015
Üye No: 52104
Mesajlar: 64
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 67
21 Mesajına 31 Teşekkür Aldı
Standart

Marx'ın ''Ücretli Emek ve Sermaye'' eserine yazdığı sunuşta Engels ''kısa bir geçiş dönemi''nden bahsediyor Kısa göreceli bir kavramdır ama bana tarihe bakınca fazla tezcanlı bir beklenti gibi gelmişti

Bugünü sınıf farklılıklarının ortadan kalkmış olacağı ve -belki biraz sıkıntılı ama herhade moral bakımından çok yararlı kısa bir geçiş döneminden sonra- toplumun bütün bireyerinin daha şimdiden zaten varolan muazzam üretken güçlerinin planı olarak kullanılması ve genişletilmesi yoluyla ve herkes için zorunlu ve eşit çalışma ile
yaşamdan zevk alma
beden ve zihnin tüm yetenekerini geiştirme ve seferber etme araç ve olanaarından herkesin eşit bir biçimde ve durmadan artanh bir bolluk içinde yararlanabileceği yeni bir toplumsal düzen olanakıdır
______________________________________________________
Fakat Malcolm X'in dehası neydi? (...) Haydi, köklerimizi yeniden keşfedelim; Hayır! Deha X harfinde gizliydi. X, bizim köklerimiz yok, köklerimiz elimizden alındı demekti. Peki, bu durum, bizim, beyaz adamınkinden daha evrensel bir topluluk kurmamızı sağlayacak bir özgürlükse? Bu yaratıcılık, ortada olanı ve köklerinden kopartılmanın yol açtığı aile bağları ve göreneklerden yoksunluğun, travmanın yeni bir özgürlüğün yolunu açabileceğini görebilmektir. (Zizek)
Korçagin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 00:02   #22
 
Silgikafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Silgikafa
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Ağustos.2007
Üye No: 1667
Mesajlar: 298
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
13 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart

Merhaba,

Marksizm-Leninizm diye adlandırılan bir ucube var. ML gerçekte burjuva-ideolojisi kökenli aydınlanmacı bir karaktere sahiptir. ML komünizm ideolojisi iddiasındadır. Ama neyseki komünizm bir kavram olarak bile ideolojileri bünyesinde barındırmaz.

ML, insanlığın kurtuluşu teorisi olarak komünizmi hem körelten hem saptıran hem heyecanını çalan hemde ne yazık ki geçmişte de görüldüğü üzere boğan bir aydınlanmacı ideolojidir.

Bakınız ML de bir çok yayında yazarlar ve fikir adamları öylesine Proleterya Diktatörlüğüne bağlıdır ki hızını alamaz komünizmin içine bile devleti sokarlar. Proleterya diktatörlüğünden devralıp komünizmin içine soktukları ''işçi devleti'' sıfatlı aygıtlarını henüz daha bin kişilik mitinglerinde bile terk etmezler... bir de gerçekten iktidara geldiklerini düşünün. Yandık.

Lenin böyle demek istemedi, Stalin aslında öyle değildi, Troçkiydi bilmem neydi beni niyetleri ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren Leninistlerin ML diye bir ucubelerinin olduğu ve bu ucube ile komünizmi boğduklarıdır. Lenin yahut leninistlerin niyetleri iyi olabilir ama ideolojileri burjuva karakterlidir. Devletin olduğu yerde sınıf vardır. Devlet aygıtı sınıflı toplumlar ile vardır. Yada kısaca şöyle söyleyeyim; bir toplum modelinin sınıflı sınıfsız olduğunu anlayabilmenin bir yolu devletli olup olmadığı bile diyebiliriz.

Lütfen yanlış anlamayınız. Sınıflı toplumların kendine, çevresine, ürününe ve emeğine yabancılaştığı akla aykırı bir sistemin görünürde dışa vurmuş genel adıyla üst yapısıdır, devlet...

Pd yi şimdiden eleştirmek aslında şimdiden devletçi komünistleri eleştirmektir.
Pd yi şimdiden eleştirmek komünist teoriyi berraklaştırma çabasıdır.
Pd yi şimdiden eleştirmek aslında insana aykırı ilişkiler hala devam ediyor olduğunu eleştirmektir.

''Komünist'' cenahta şimdiden bu kadar yoğun bir PD seviciliğinin sonu pek hayra alamet değildir. Akla aykırı bir sistem olarak kapitalizm insan zihninin en derinlerine kadar inmiştir. Bu derinliklerden sökülüp atılması uzun yıllar alacaktır. Bu uzun yıllarda geri çekilmeler, yenilgiler vs... olacaktır. İşte bu zamanlarda ki belki de en zorlu geçiş yıllarının mücadele aracı olarak PD vardır. Ama eleştirilecektir. Eleştirildikçe muzaffer olacaktır.

Kendi kendilerini yönetmek isteyen dünya insanlarının birbiri arkasına patlattıkları devrimler çağını düşünelim; mahalle mahalle, sokak sokak, fabrika fabrika, AVM AVM, hastane hastane kurulmuş konseyleri düşünelim. Bu konseyler öncelikli karşısına çıkan her insana aykırı ilişkiyi paramparça edecek. Ben bundan bahsediyorum.

saygılarımla,
silgikafa
Silgikafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 01:12   #23
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,121
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 240
488 Mesajına 921 Teşekkür Aldı
Standart

pd ..?

herkes ne anlıyorsa pd hakkında onu yazıyor. marx tarif etmiş , de , nasıl tarif etmiş bu tarif bize nasıl gelmiş , kimse için önemi yok.

yada lenin uygulamış ama aslında lenin bile bundan memnun olmamış da , falan filan.

pd ...?

a kişi diyor ki : su 100 derece de kaynar. ve buhar olur.
b kişi diyor ki : hadi ordan suyun kaynama derecesi yoktur. kaynamaya ihtiyacı yoktur. su zaten buhardır.

benim düşüncem : su nerede nasıl kaynar ve nasıl değişerek buhar olur ? yani gaz hale geçer. asıl soru buradaki sürece ilişkin olması gerekirken etkenlere ilişkin.

c kişisi diyor ki : bir örnek ateş olmadan yani dışarıdan kaynama anına kadar olan süreç de ısı olmadan da kaynar.

hep birlik de , cümbür cemaat , hadi oradan olurmu öyle şey.

olurmu izleyelim




benim düşüncem : hiç bir şey belli bir süreci geçirmeden yada bir dış etken olmadan , değişemez dönüşemez.

binlerce yılın ahlak anlayışlarını , yaşam tarzlarını bir kaç on yılda hiç kimse hiç bir şekilde değiştiremez. genetik varyasyonlar buna izin vermez.

yazın , 30 derecenin üstündeki hava sıcaklığına alışkın bir canlı anlık değişim ile 10-15 derecelik bir ortama girer ise vücüdu aptllaşır savunma gelitiremez hasta olur.

halbuki sıcakdan bunalmış idi serinlemek istiyordu. ama na mümkün.

pd aşamadır. isteyen istediği şekilde algılasın. isteyen istediğine atfen bana sen pd yi anlamamışsın desin. marx bunu demiş bu konuda desin.isterse lenin demiş desin.

onlar bir şeyler demiştir de sen ne anladın .

bu karşı çıkışlar zaten ben ile onun anlayışındaki farklardan kaynaklı.

onun için bırakın lenin ne demişi, yada marks ne demişi.

pd nedir ? az önce bir arkadaş söyledi , yazdı. silgi kafa,devlet sınıflı toplumların baskı aracıdır dedi.

burada herkes sanırım hem fikir.

peki sınıflar öyle hemen allattinin lambası misali yada el ilahın ol demesi ile olduğu gibi yok mu olacaklar.

yani suyu kaynatmadan , ama ortamını da değiştirmeden , yani hiç bir etki olmadan nasıl olacak bu iş.

biri bana anlatsın , video daki suyun kaynaması gibi anlatsın ki , o zaman ha böyle de olabilir miş diyeyim.

yoksa pd atom gibidir. kiminin elinde bomba . kiminin elinde müthiş bir enerjidir.
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 01:35   #24
 
Silgikafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Silgikafa
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Ağustos.2007
Üye No: 1667
Mesajlar: 298
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
13 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
pd nedir ? az önce bir arkadaş söyledi , yazdı. silgi kafa,devlet sınıflı toplumların baskı aracıdır dedi. - v-for-Raperîn mahlaslı arkadaştan alıntıdır.
Değerli vfR,

Ben devlet sınıflı toplumların baskı aracıdır demedim.

Devlet, insana aykırı ilişkilerin yaşamdaki tezahürüdür demeye çalıştım. Eğer öyle anlaşıldıysa değiştirmek isterim.

saygılarımla,
Silgikafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 01:50   #25
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,121
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 240
488 Mesajına 921 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Silgikafa Nickli Üyeden Alıntı
Değerli vfR,

Ben devlet sınıflı toplumların baskı aracıdır demedim.

Devlet, insana aykırı ilişkilerin yaşamdaki tezahürüdür demeye çalıştım. Eğer öyle anlaşıldıysa değiştirmek isterim.

saygılarımla,
Silgikafa: Devletin olduğu yerde sınıf vardır. Devlet aygıtı sınıflı toplumlar ile vardır.

ben: baskı aracının eklemişim , aslında insana aykırı ilişkilerin tezahüdür demen de aynı kapıya çıkar.

sınıflar var ise devlet var. devlet var ise sınıflar var , kel hasan ile hasanın kelliği.
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com