Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİZM OKULU > DEVLET KAVRAMI

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Devlet'le ilgili birkaç soru
Cevaplar
5
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
3323
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02.Eylül.2011, 10:46   #1
 
caqdas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
caqdas
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Temmuz.2009
Üye No: 23747
Mesajlar: 153
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 121
46 Mesajına 121 Teşekkür Aldı
Standart Devlet'le ilgili birkaç soru

https://www.sosyalistforum3.net/devl...let-nedir.html

https://www.sosyalistforum3.net/poli...lakalik-2.html

Devletle bölümündeki bütün konuları okudum özellikle yukarıdaki iki konu oldukça işime yaradı ama kafama takılan bir kaç şey var kafa karışıklığımı giderebilirsem çok iyi olacak. 1.si devrimden sonra sınıflı toplum yapısı devam mı ediyor ? Ediyorsa nasıl olduğunu anlayamıyorum iktidarda olmayan bir burjuvazi mantıklı gelmiyor bana. 2.si yeni sosyalist toplumsal düzeni yaratma da sınıfları tamamen ortadan kaldırmak için olan mücadele de devlet kullanılması zorunlu bir araç mı ? Yani devrimden sonra devlet olmazsa ne olur ?
caqdas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21.Eylül.2011, 19:44   #2
 
gelenek1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gelenek1
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 21.Eylül.2011
Üye No: 43786
Mesajlar: 338
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

siyasal devrimden sonra özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla burjuvazinin maddi temelleri ortadan kaldırılır. ama bu durum burjuvazinin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. burjuvazi tüm gerici ideolojisiyle birlikte bir geçiş dönemi olan sosyalizmde de varlığını sürdürür. Ayrıca proletarya ve köylülük de halen devam etmektedir. devletin ortadan kaldırılması proletarya ve köylülüğün de ortadan kaldırılması sonucu oluşur ki, bu da, günümüz dünyasında uzun bir sürece tekabül eder.
gelenek1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Ekim.2011, 03:53   #3
 
oz_ergin84 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
oz_ergin84
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 12.Ekim.2011
Üye No: 38760
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 28
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

merhaba Çağdaş;
Benim de sahiplendiğim Markist anlayışa göre, işçi sınfının devrimi, iktidardaki burjuvaziyi alaaşağı ederek işe başlar...proleteryanın devrimci, öncü partisiyle iktidarı aldığı bu GEŞİÇ DÖNEMİne proleterya diktatörlüğü denir. Bu dönem bir geçiş dönemidir. Kapitalizmden, sosyalizme(ki sosyalizm, sınıfsız toplum demektir,komünist toplumun alt evresidir,der lenin) geçişte böyle bir geçiş dönemi zorunludur..
bu dönemim en temel özelliği iktidarın işçi sınıfının ve dolayısıyla işçi sınıfının arkasına aldığı, onlara öncülük yaptığı toplumun ezici çoğunluğunun elinde olmasıdır...
evet proleterya döneminde de sınıflar olacaktır...şu farkla ki..bugün toplumun küçük bir azınlığı, burjuvazi,kendi çıkarları uğruna toplumun büyük bir çoğunlğuna baskı yapıyor, onları eziyorsa....proleterya diktatörlüğü(diktatörlük sözcüğü kulağa hoş gelmeyebilir...ama bu kısaca şöyle anlatılabilir: burjuva demokrasisi=burjuva diktatörlüğü=burjuvazinin adına/lehine, proleteryaya ve toplumun diğer ezilen, sömürülen kesimlerine baskı demektir... prolterya diktatörlüğü=proleterya demokrasisi=proleterya ve toplumun diğer ezilen-sömürülen kesimleri adına/lehine burjuvaziye baskı) dönemimde amaç sınıfların oluşmasına neden olan BURJUVA özel mülkiyetini(çünkü sömürü demektir, bu mülkiyet) ortadan kaldırmaktır...şimdi burjuvazi mülkiyetini,ayrıcalıklarını, seve seve vermeyeceği için burada bir ZOR AYGITIna(Engels devleti egemen sınıfın zor aygıtı olarak tanımlar)ihtiyaç duyulur.
işte bu nedenle proleterya diktatörlüğü döneminde devlete, ama bir işçi sınıfının devletine, ihtiyaç duyulur...ta ki sınıflar ortadan kaldırılıncaya kadar...
yani işçi sınıfı bu dönemde, hem kendini hem de burjuva sınıfını oluşturan nesnel koşuları ortadan kalıdırarak, hem kendini hem de burjuvaziyi, yani özetle sınıfları kaldırma mücadelesi veriri...bu dönem bir "barış" dönemi olmayacağı için devlet zorunludur...zira sınıflar bir anda oluşmadığı için bir anda(iktidarı aldığımızın hemen ertesinde) ortadan kaldırılamazlar...sınıflı toplumun olduğu her yerde devlet vardır...egemen sınıfa hizmet eder..

Lenin, sosyalizmi sınıfsız,sömürüsüz bir dünya sistemi olarak tanımlar...dolayısıyla biz bir yerde sosyalizm kuruldu diyebilmemiz için(ki marksizme göre bir dünya sistemi olan kapitalizmin yerini almasını istediğimiz sosyalizm de, zorunlu olarak bir dünya sistemi olmak zorundadır...yoksa tek bir ülkede sosyalizmin kurulması, dört tarafı da burjuva ülkelerle çevrili olacağından, imkansızdır...Mesela SOVYETLER BİRLİĞİ nin çökmesinin temel nedeni Lenin'in ölümünden sonra türlü oyunlarla iktidarı alan STALİNİZMin tek ülkede sosyalizm kurulabileceği iddiasıyla marksizmi trkedip, ihanet etmesidir) orada sınıfların, sömürünün, bürokrasinin olmaması gerekir..

özetle proleterya diktatörlüğü bir geçiş dönemidir, bir işçi devletine ihtiyaç vardır
sosyalizm sınıfsız toplumdur, komünist toplumun alt aşamasıdır, devlet yoktur
okuduğun, okuyacağın birçok forumda,yorumda proleterya diktatörlüğü=sosyalizm ya da başka bir deyimle "siyasal iktidarı aldığımız,devrimi yaptığımız gün, sosyalizm kurulmuş demektir" şeklinde birçok STALİNİST yorum okuyabilirsin...bunlara itibar etmeyesin

ve her şeyden önemlisi aslolan önderlerin ne yazdığını okumaktır...Bı nedenle Lenin'in tam sorduğun sorularla ilgili DEVLET VE DEVRİM adlı kitabını(AGORA YAYINLARInda süper bir çevirisi var, ki aynı yayınevi, STALİNİST SANSÜR nedeniyle hiç Türkçe de basılmayan lenin çevirilerini de DERLEME şeklinde yayınlıyor:şu anda en son,külliyatın 14. kitabı basıldı) okursan lenin in ne dediğini, hiçbir çarpıtmaya mahal vermeden kendin görebilirsin...
ayrıca bu konuyla ilgili şu linkteyi yazıyı ve aynı sitedeki diğer benzer konulu yazıları da şiddetle tavsiye ederim.. Militan | İşçi Sınıfının Marksist Sesi » DEVRİM: Nedir, Neden, Nasıl?

şimdilik bu kadar iyi geceler...
oz_ergin84 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Ekim.2011, 13:16   #4
 
CALEDONİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
CALEDONİA
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 14.Ekim.2011
Üye No: 38797
Mesajlar: 109
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
proleter1 Nickli Üyeden Alıntı
siyasal devrimden sonra özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla burjuvazinin maddi temelleri ortadan kaldırılır. ama bu durum burjuvazinin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. burjuvazi tüm gerici ideolojisiyle birlikte bir geçiş dönemi olan sosyalizmde de varlığını sürdürür. Ayrıca proletarya ve köylülük de halen devam etmektedir. devletin ortadan kaldırılması proletarya ve köylülüğün de ortadan kaldırılması sonucu oluşur ki, bu da, günümüz dünyasında uzun bir sürece tekabül eder.

Sayın proleter
Bende bir soru sormak istiyorum bu açıklamanızın üzerine;

Burjuvazinin ilk etapta sadece büyük oranda maddi imkanlarının elinden alındığı ama adetlerinin ve ideolojilerinin hala daha hüküm sürdüğü SOSYALİZM/PROLETERYA DİKTATÖRLÜĞÜ döneminde bu devrimin öncü sınıflarının öyle ya da böyle bir ''nomenklatura'' bir seçkinler takımı bir parti beyni oluşturacağı açık gibi..

Sosyalizm evresinde sistem tam oturmadığından işçi sınıfının yönetime %100 katılımından söz edilemeyeceği gibi mevcut imkanlardanda parti öncü kadroları gibi yararlanamayacaği açıktır.

Benim takıldığım yer uğruna devrim yapılan halk'a görece daha geniş imkanlar elinde bulunduran parti üst sınıfının,kadrolarının belli bir süre sonra(kaldı ki komunizme geçişin hemen olmayacağı,bütün burjuvazi adetlerin tamamen yok edilmesi gerektiğinden epeyce süre gerekiyor belki 30 belki 50 yıl) insani bir takım duygular içerisinde(bencillik-yozlaşma-iktidar hırsı) takılarak mevcut'un tamamını paylaşmak istemeden bu geçiş evresini türlü bahanelerle uzattıkça uzatma ihtimalleri olup olmadığıdır? Böyle bir durumu engelleyebilecek ne tür yaptırımlar olabilir?

Devrim içerisinde 2. bir devrim ihtiyacı oluşabilirmi?
CALEDONİA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Ekim.2012, 19:46   #5
 
gelenek1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gelenek1
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 21.Eylül.2011
Üye No: 43786
Mesajlar: 338
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
sefacelik111 Nickli Üyeden Alıntı
Sayın proleter
Bende bir soru sormak istiyorum bu açıklamanızın üzerine;

Burjuvazinin ilk etapta sadece büyük oranda maddi imkanlarının elinden alındığı ama adetlerinin ve ideolojilerinin hala daha hüküm sürdüğü SOSYALİZM/PROLETERYA DİKTATÖRLÜĞÜ döneminde bu devrimin öncü sınıflarının öyle ya da böyle bir ''nomenklatura'' bir seçkinler takımı bir parti beyni oluşturacağı açık gibi..

Sosyalizm evresinde sistem tam oturmadığından işçi sınıfının yönetime %100 katılımından söz edilemeyeceği gibi mevcut imkanlardanda parti öncü kadroları gibi yararlanamayacaği açıktır.

Benim takıldığım yer uğruna devrim yapılan halk'a görece daha geniş imkanlar elinde bulunduran parti üst sınıfının,kadrolarının belli bir süre sonra(kaldı ki komunizme geçişin hemen olmayacağı,bütün burjuvazi adetlerin tamamen yok edilmesi gerektiğinden epeyce süre gerekiyor belki 30 belki 50 yıl) insani bir takım duygular içerisinde(bencillik-yozlaşma-iktidar hırsı) takılarak mevcut'un tamamını paylaşmak istemeden bu geçiş evresini türlü bahanelerle uzattıkça uzatma ihtimalleri olup olmadığıdır? Böyle bir durumu engelleyebilecek ne tür yaptırımlar olabilir?

Devrim içerisinde 2. bir devrim ihtiyacı oluşabilirmi?
Kaygılarınızda haklısınız. Siyasal devrimden sonra devlet, parti ve sınıf arasındaki ilişkilerin tekrar tekrar gözden geçirilmesi ve sistemin "bürokratik yozlaşma"ya uğramaması gereklidir. Siyasal devrim sürecinde işçi sınıfı ve emekçi kitlerin güvenini kazanmış öncü partilerin önemi de burada yatıyor. Ayrıca sınıfın doğrudan katılımı ve denetimi gibi olguların da hayata geçirilmesi yönünde her türlü önlemin alınması gerekiyor. Sanırım bunun için hem devlet işlerinin olabildiğince basitleştirilmesi ve hem de işçi sınıfının yönetim becerisinin olabildiğince geliştirilmesi gerekiyor. Bu iki olgu arasındaki makas ne kadar açıksa orada birtakım sorunların ortaya çıkması da olasıdır.
gelenek1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2012, 00:17   #6
 
U.Bardakcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
U.Bardakcı
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 10.Kasım.2012
Üye No: 44035
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 154
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
4 Mesajına 7 Teşekkür Aldı
Standart

Tartıştığınız konular çok güzel geldi bana arkadaşlar...Şu andaki yeni buluşlarla birlikte (Arkeolojik buluntular) insanlığın eline yeni yeni bilgiler gelmekte...Bilimlerdeki gelişmelerle birlikte insanlığın ve uygarlığın "bilinen" tarih tezleri yeniden tartışılıp gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır..."Olan olmuş formüller yazılmış şimdi de yeni yeni işler mi çıkıyor karşımıza" diye düşünmek evrensel bilimede karşı düşmek olurdu..."Uygarlık tarihi" artık bir tek olarak ele alınamıyor...Kısaca yazmaya çalışayım çünkü çok dev bir konu...Verili uygarlık tarihini" bilim insanları hep "sınıflı uygarlık" site-şehir-devletin kurulmasıyla başlatıyorlardı...Bu tez şimdi "Egemen Avrupa merkezli-bilimcilik" olarak eleştiriliyor çünkü İnsanlığın TOPLUMSALLAŞMA TARİHİ asla insanlığın sınıflara bölünmesi ile başlamamıştır...Eğer uygarlık tarihini sınıflı toplumlarla başlatırsak o zaman çok kötü kaderci bir bakış açısına da hiç anlamadan, istemeden düşmüş de oluyoruz...Şöyle ki; "İnsanlar birbirlerini köle yapmadan, ezmeden sömürmeden bir "uygarlık!" devlet!!! oluşturamazlar insanca yaşayamazlardı!!! Avrupa merkezli "pozitivist bilim" bunu insanlığın önüne böyle KADERCİ bir şekilde koyunca....Ve İnsanlar DEVLET ile "İLERLEMEYE" başlayınca!....Köleleşme ile "İLERLEYİNCE"!!! UYGARLIK BAŞLAMIŞ MI oluyor?
Böyle bir "bilimi" önüne koyan dünya, 150 senedir verilmedik mücadeleler ödenmemiş bedeller bırakmamış ama sonuçda "sosyalizm" adına da devlet büyüyor-Bürokrasi büyüyor-Hiyararşi büyüyorsa "Sosyalizm" adına; insan "küçülüyor"! öylemi? Böyle bilim mi olur?
Bilimin ana görevi varoluş nedeni insanlığın sorunlarına çözüm değilse nedir o zaman? Toplum bilimi "Tanrı katına" unun için çıkarıyor...Eğer verili bilimler insanlığa çözüm yerine sömürü-zulüm-baskı-kölelik getiriyorsa o zaman toplumun, TANRIYA niçin sığındığını anlıyadabiliriz!
15 bin yıllık buluntularda insanlık toplumlarının sömürsüz-zulümsüz-barışçıl olarak yaşandığı eldeki bulgularda duruyor sonradan ne oldu da 4500 yıllık sınıflı devletli toplumlarda insan nasıl oldu da köleleşti?(Kalınıtlar çıkıyor topraktan halen)
1.Bu bir kadermiydi?
2-Tarihin toplumun ilerlemesi için; "kölelik" kaçınılmaz bir kadermiydi?Böyle bilimsel kadermi olur?
3-İnsanlık köleciliği yaşamak zorundamıydı?
4-Köleci site-devletlerin dışında kalan büyük insanlık neredeydi?(O gün bir kaç köleci devlet kurulmuş Asur-sümer-Mısır aynı yerlere yakın zaten.En son Roma)
5-Köleci devletlere girmeyen insanlık, "Avrupa bilimciliğine" göre barbarmıydı?
6-Bu "barbar kavimler"in buldukları bütün alet-araçları kimler daha sonra çalıp kendisine mal etti?
7-15 bin yıl bütün toprağı eken-biçen toplumlar bereket ve bolluk tanrıçalarını kutsamaktan vazgeçip kurnazlık tanrılarını hemen benimsedi mi?Nasıl oldu da AnaTanrıçalar-tanrılara dönüştü tarihte?
8- Nasıl olduda 15 bin yıllık barışcıl-kendi içinde demokratik komünal özgür halkları 4500 yıl içinde "sınıflı uygarlık" hemen bitirdi bu özgür toplumları, "erittimi" veya eridimi?
9- Kadın nasıl oldu da anatanrıçalı sistemden köleci-devlet sisteminde ilk köle meta olabildi?
10- Köleci devletlerin dışında, dünyada yüzde %80 özgür komünal toplum sürekli yaşadı ve zaten bu köleci devletleri de yıkan, bu demokratik özgür komün kavimleri oldu.Ama onların tarihini kimler niye yazmadılar? Bilim doğruları yazarsa bunları niye yazmadılar?
11-Devletsiz demokratik komünal barışçıl yaşayan halkların "barbarlar" olduğunu kim kulağımıza üfledi?
Dah o kadar çok soru duruyor insanlığın önünde ve heyecanla bekliyor insanlık kendi geçmiş hakiki tarihinin hiç de "köleci" olmadığını, kölecilik ile devlet ile insanık tarihinin değil ilerleme kan-revan içinde geçtiğini aksine özgür komünal toplumların sürekli üretimlerini kimlerin çaldığı şimdi daha yeni yeni anlaşılıyor. Önümüzü görmemizi engelleyen "Avrupa Merkezli Bilmicilik" perdesi yırtılıyor çünkü insanlığın hakiki tarihi asla merdivenli-basamaklı-illa da sınıflı falan gelişmemiş. O olanlar sadece istisnai ve belirli yerlerde, olanlar olmuş. Esas tarih; özgür komünal toplumların tarihi yazılamamış...Hakiki tarih "Sınıf mücadeleleri" tarihi değil insanlığın "Özgür insanlığın Sınıflaşmama köleleşmeme-serfleşmeme-işçileşmeme için direnme tarihdir" bu anlamda doğru olanı,yazılmamış ama olan, hakikati, hakiki insanlık tarihini esas almalıyız çünkü insanlığın köleleşerek ilerlediğini bize anlatan "bilim", insanlığın önünü açmıyorsa o zaman elimizdeki verili "bilimciliği" sorgulamamız gerekir...Bu bir kişinin şu ya da bu yerde yapmış olduğu yanlış uygulamalrın çok çok üstünde temel paradikmalardaki yanlışlıklardan kaynaklandığını artık bilebiliyoruz...
1-İnsanlık Tarihini doğru öğrenebilmek günümüze nereden nasıl gelindiğini doğru çözmek demektir.
2-Günümüze nereden nasıl gelindiğini doğru çözememek demek; o zaman "olan olmuş kaderimize razı olalım bundan sonrasına bakalım" gibi anti-bilimci, günlük çıkarcı bir düşüncedir ki; bu da bizi sömürü sisteminin sürdürülmesine yardıma hizmet ettirdi..
3-Şehir-Site Devletin nerede, nasıl kurulduğunu bilmemek, çözümlememek bugünde ona karşı ne yapacağını bilememek demektir.
4-Köleci sistemin nasıl inşaa edildiğini karanlıkta bırakmak demek, bugünün "köleleşmesini" anlayamamak, çözememek, köleciliğin sürmesine hiç istemeden yardımcı olmak da demektir.
5-"Avrupa Merkezli çıkarcı bilimcilik" Dünyanın güneşten kopuşunu (7-8 Milyar yıl) sonrasında 4,5 Milyar yıl önce Güneşin yörüngesine oturuşunu...60-70 milyon yıl önce Dinazorların bir Göktaşı çarpması ile yok oluşunu çok güzel aktarıp anlatmasını biliyor ama....iş 4500 yıl önceki Sümerlere gelince devletin-sitenin-şehirin kime karşı kimilerin emeklerinin çalınarak hangi artı-ürünlerin kimler tarafından gasp edilerek köleci devletlerin kurulduğunu B-İ-L-E-M-İ-Y-O-R. İnanalım mı?
Daha ellerinde Tevrattan önceki yazılmış kitabeler-çivi-yazıları- kil tabletleri duruyor ve orada, o kil tabletlerde(İngiltere London mizesi-ABD de -Newyork olabilir-bir müzede Sümer tabletleri parçaları duruyor) M.Ö 4000 yıllarında Nuh peygamber efsanesi-Adem ile Havva-Cennet-Cehennem mitoloijk anlatımları duruyor...Yani Tevrat ancak 1500 yıl sonra Babilin İsrail Krallığını yıkıp Yahudi entellektüellerini Babile götürdüklerinden sonra( Babil sürgünlerinden sonra) yazılmış olduğu öne sürülen doğruya en yakın düşünce!
Konu yeni ve çok heyecen verici çünkü insanlığın hakiki toplumsal tarihini sınıfsız yaşamış olduğu ve yüzlerce buluşa imza attığı, bereket ve bolluk tanrıçalarının artı ürünleri baharların başlaması ile topluma dağıttıkları esaslı BAYRAMLARIN asıl temellerinin atıldığı insanlığın tarihnde bir çok ilklerin atıldığı hakikati öğrenebilme olanağımız oluyor...Egemenlerin en çok korktukları konuda insanlığın yitirtilmiş hazfızasını bir gün kazanmasıdır çünkü onlar bunu bizlerden önce biliyorlar ve sürekli zihinde bulanıklık yaratmak için farklı yorumlayıp çrpıtıyorlar ama insanlığın hafızalarında CENNET kavramı işte o yaşamış olduğu hakikatte gizlidir. Bu dünyada yaşanmış hakikat! Bunu tanrıların vaatleri şekline sokup "öteki bir dünyada ancak bulursunuz" diyerek bu dünyada kendilerine CENNET, emekci insanlığa ise insanlığa CEHENNEMİ uygun görüyorlar...
Karşı gelenlere de "kendi zihniyetlerine çevirdikleri,dondurdukları, çaldıkları,çarpıttıkları karmaşık teorileri öne sürerek " VAY SİZ KİMSİNİZDE BİLİME KARŞI GELİYORSUNUZ" diyerek afaroz etmeye çalışıyorlar!
Diyalektik bilmini doğru kullanan bir tek düşünce bile, bu teorilerin içinde yatan köleciliği yıkmaya yeterlidir onu doğru kullanma kaydıyla! ...Anlaşılabilir biçimde soralım
1- "Zamansız" bir olay varmıdır dünyada?Zamanı olmayan "bir şey" olmayan da bir şeydir zaten bu anlamda sanki Site-Devlet-Sınıflar gökten birden inivemişler gibi oluvermişler gibi açıklanmadan duruyor! Bir yerde olmuş ama ne zaman belli ne yeri ne eylem belli! Yani evvel ahir gibi olmuşmuş!
2-"Mekansız"(yeri belli olmayan) bir olay varmıdır dünyada?
3-"Eylemsiz" bir toplum varmıdır dünyada?
.....Fi.... tarihinde bir Sümer varmış.....Mısır varmış bunlar insanları yakalayıp köleleştirip tarihi ilerletip uygarlaştırmışlarmış...mış.mış da mış..mış..
Bir gün bir yerde (Nerede-neresi belli değil) D-E-V-L-E-T kuruluvermiş!!! Barbar insanlara karşı!!! bu barbar "insanlar" (Siz özgür barışçıl komünal-demokratik insanlar anlayın) köleleşerek köle devletine girerek uygarlaşıp tarihi İ_L_E_R_L_E_T_M_İ_Ş_L_E_R!!!
BU devletli ilerici!!! UYGARLIK!!!(Aslı, köleci zorbalık) KÖLE yaptıkları tarafından yıkılmışmışşşmış mış da, mış mış...Hangi eylemler sonucu bu köleci imparatorluklar köleci site devletler yıkılmış? Köleler köleci devleti nerede yıkmış? Tarihte yok böyle bir şey olsa bile çok az bir istisna olabilir özgür demokratik komünal halklar, yani dışarıdan sürekli vurulup sarsılarak bu köleci sınıflı devletli uygrlık sınıfsız demokratik uygarlıklar tarafından yıkılmışlar...Hakiki olan tarihe ciddi bir göz atılsa bile görülebilinir ama Avrupa merkezli "merdivenli, basamaklı,tek doğrultuda sürekli ilerlemeci, cetvelli "bilmicilik" gözümüzü bağlamış göremiyoruz ki...Bizansı uçlarda sürekli döven sarsan, vuran halklarıda mı hatırlayamıyoruz? Varsa Bizansta köle ayaklanmaları; ancak bu demokratik komünal halkların vuruşları o otoriteyi sarsışlarından sonra vardır ve belirleyice değildir zaten..Belirleyici olan köle imparatorluklarına karşı sürekli kısır bir yanlış örenk olan bir tek Sprataküsün değil(Spartaküs Romayı falanda yıkmamıştır kendisi köle falanda değildir binlerce özgür komünal toplumların Romayı "döven" özgür sınıfsız sınıflara asla girmeyen köleleşmektense ölümü yeğleyen halklardır...köleleşmektense sürekli bu köleci sınıflı uygarlıklara saldırıp onları yıkmakla kötü değil çok iyi bir şey yapmış olmalarına karşı yani köleciliğe karşı özgürlüğü yeğledikleri için "TARAFLI SINIFCI bilimcilerin ""BARBARLAR" olarak aşağılamaya çalıştığı halklardır..En son Hunların vuruşlarıyla sarsılan ROMAYI (Yıkılmaz yok olmaz ROMAYI) German özgür kabileleri vurup düşrmüştür..Sümeri, Babillerin- Babili, Asur-Akadların, Akadı MED-Perslerin düşürmeleri gibi...İnsanlık tarihi insanlığın köleleşmesine karşı özgür yaşamda direnme tarihidir ve bu tarih asla kölelerin tarihi değil ,köleci imparatorluğun devamı olduğunu sanan, kendini sınıflı uygarlıklardan başlatan egemenlerin tarihidir..Demokratik insanlığın tarihi henüz yazılmamıştır YAŞANMIŞTIR AMA henüz layıkı ile yazılmamıştır...
Daha yakından anlaşılabilmesi için günümüzden, yakın çağdan bir örnek verebiliriz...
"Kapitalizmin sermaye tarihi" (bir ekonomik-yasa sanılan bilimcilik tarihi şurda dursun) EKONOMİ-POLİTİK " yasası" işçiyi sömürerek ondan artı değer sızdırarak olmamıştır. Olsa bile bu belirleyici olmamıştır..İşçi ancak kapital sermayenin kuruluşunun bir "kolu" işletmecisi konumunda olmuştur ve halen de öyledir..Asıl KAPİTAL sermaye tarihini işçi sınıfını sömürmekle açıklamak bilerek bilmeyerek kapitalizime bilim ekonomik bilim-politik bilim biçmektir ki en büyük bilimdışı olanı bilmisel yasa yapmak bilerek bilmeyerek kapitale yardımdır da...Sermayenin ve kapitalizmin tarihi birikim tairihi çok kanlı ve acımasızdır...Binlerce yılın insanlık külütürlerinin talanları-yakmalar- yıkmalar-işgaller insanı insanlıktan çıkarmalarla doludur..Bütün bu kanlı-zorbalıklı kapital tiarihini atlyıp ona işçileri sömürerek bu duruma geldi demek onu bilimselleştirmek-ekonomik kaçınılmaz tanrıların kanunları katına çıkarmak olur...Zaten son 150 yılda insanlığın vermiş olduğu mücadelelrin doğru sonuca varamamılş olmasında bu kararmış kapital-sermaye gerçeğinin payı vardır...Tüccar-Profoyenel ordu-eskinin devlet tekeli el-ele vermeden kapitalist yağmacılık yapılmadan Avrupa sermayesi sadece kendi içinde işçilerden sağlanmazdı.. Kaldı ki işçilerde zaten bu sistemin ücretli- üreticileri, gerektiğinde denetleyip yürütücüleri, işletmecilerin suç ortakları, sus paycıları-ortakları oldular...Sus paycılardan devrim beklemek, katırdan tay beklemeye benzedi!
Asıl büyük vurgun sermaye çok kanlı oldu sonradan ona modernlik elbisesi dikilip, bilimsellik rujları sürülerek ağız salyaları,kanlı dudakları kamuflaj edildi...
Afrikayı yaktılar,yıktılar vurdular,çaldılar,çarptılar,,altınlarını,zümrütler ini,elmaslarını halen işletiyorlar "İnsan hakları çerçevesinde" daha dün Güney Afrikayı "modernleştirdiler"...Bütün amerika kıtasını boydanboya çapul ettiler, yağmaladılar...binlerce kitap roman konusu oldu daha ne olduğunu bile tam bilemiyoruz çünkü ; TARİHİN İLERLEESİNİ " bir kere egemenlerin eline geçirdikleri, çalarak el koydukları,zorbalıkla aldıkları ALET VE ARAÇLAR LA ölçtük mü? Aleti aracı ileri olan AVRUPA "İLERİCİé Aleti Aracı yitiren İNSANLIĞIN geri kalnı "GERİCİ" barbar olup çıkıyor!!! İşte verili bilimcilik bizi buraya geitiyor...Avrupa bu anlamda "akıllı" alet ve araç üreten zeki, seçkin üstün ırk üstün insan olup çıkıyor...Geriye kalanlar aptal-uyuşuk-akılsız-aşağı ırklar ise zaten ellerindeki mevcut proleteryaları da elvermediği için!!!köleleşmeye,işçileşmeye,ezilmeye sömürülmeye mahkum üçüncü dünya insanları olup çıkıyor...Bunun adına BİLİM diyorlar ve bizler de bunun dışında zaten düşünen insanlarımızı "Bak bak...bak...Marksa karşı çıkmaya cesaret ediyor" diyebiliyorlar...
Hangi insan vicdanı ahlakı bilimden kopuk olabilir veya ahlaktan-vicdandan kopuk bir bilim varmıdır? Varsa bu bilim kimin için bilimdir? bilim ne için yapılır? Tekel karlalrı için bilim yapılmıyorsa o zaman bu bilim kimin için yapılıyor? Bilimi kimler niye yapıyor? Bilim için Bilim diye bir kavram varmı insanlık tarihinde? Bilim; insanlık toplumunu daha mutlu, güzelden, iyiden yana bir yaşama götürmüyorsa böylesi bilimler egemenlere hizmet etmiyormu?
U.Bardakcı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com