Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Eylem ve Mitingler

Eylem ve Mitingler Gösteri ve miting haberlerini bulabileceğiniz bölümümüz

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
29 Kasım 2008
Cevaplar
59
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
7171
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 02.Aralık.2008, 21:20   #51
 
dvrmc - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dvrmc
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Temmuz.2008
Üye No: 10582
Mesajlar: 160
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
sonuncukavga Nickli Üyeden Alıntı
polis provakasyonunu boşa çıkarılmadı; alet olundu.

çaıtşmaların kime yazdığını somut durumdan çıkaralım. öyle çatışma güzellemeleri yapmayarak.

eylemin niteliğini çatışmalar gögeledi daha doğrusu burjuvazi bunu medyasıyla polisiyle ve proveke olmuş örgütlerle başardı. medyada çatışmalar ve zarar ziyandan başka bişey anlatılmadı. son derece meşru ve kararlı mitingin ardından kalanlar çatışmalar oldu. TKP nin binlerce kişilik kortejinin mitingten sora sloganlar ve bayraklarıyla geldiği belediye binasının önünde yapılan basın açıklaması, zamlara karşı kömür sadakasını temsilen atılan kömür torbasından bahsedilmedi(şaşırmadık). gerçi genel anlamda mitingi çok karalayamadılar ama bir tarafından yakaladılar. bu açıklar burjuvaziye herzaman nefes aldırır. bu nedenle akılcı siyaset yapmak gerekir. adamlar sıkışmış nefes alamıyorlar bizde can simidi atıyoruz olurmu böyle şey. bu kadar meşruluk ve kararlı duruş varken neden koz verilir anlamıyorum. bizim işimiz itleriyle değil sahipleriyledir. burjuvazinin kolluk güçleriyle uğraşarak hedef sapması yapamamalıyız. marjinalleşmemeliyiz meşruluğumuzla örgütlenmeliyiz diye düşünüyorum.
29 kasım mitinginde kimse,hic bir olaya alet olmadı aksine polisin tutumuna oratk bir şekilde net tavır alındı.uzun zamandır görmek istediğimiz dayanışmayı 29 kasımda polısın provakasyonunu boşa cıkartarak basardık.
hak edenlere gereken dersi verdik.bir lafına katılıyorum''bizim işimiz itleriyle degil sahiplarıyle''haklısın ama,havlayan ite kemik atmak yerine,taş atar sustururuz..
saygılar
dvrmc isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2008, 06:16   #52
 
ekmekvegül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ekmekvegül
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Ağustos.2007
Üye No: 1982
Mesajlar: 579
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
sonuncukavga Nickli Üyeden Alıntı
polis provakasyonunu boşa çıkarılmadı; alet olundu.

çaıtşmaların kime yazdığını somut durumdan çıkaralım. öyle çatışma güzellemeleri yapmayarak.

eylemin niteliğini çatışmalar gögeledi daha doğrusu burjuvazi bunu medyasıyla polisiyle ve proveke olmuş örgütlerle başardı. medyada çatışmalar ve zarar ziyandan başka bişey anlatılmadı. son derece meşru ve kararlı mitingin ardından kalanlar çatışmalar oldu. TKP nin binlerce kişilik kortejinin mitingten sora sloganlar ve bayraklarıyla geldiği belediye binasının önünde yapılan basın açıklaması, zamlara karşı kömür sadakasını temsilen atılan kömür torbasından bahsedilmedi(şaşırmadık). gerçi genel anlamda mitingi çok karalayamadılar ama bir tarafından yakaladılar. bu açıklar burjuvaziye herzaman nefes aldırır. bu nedenle akılcı siyaset yapmak gerekir. adamlar sıkışmış nefes alamıyorlar bizde can simidi atıyoruz olurmu böyle şey. bu kadar meşruluk ve kararlı duruş varken neden koz verilir anlamıyorum. bizim işimiz itleriyle değil sahipleriyledir. burjuvazinin kolluk güçleriyle uğraşarak hedef sapması yapamamalıyız. marjinalleşmemeliyiz meşruluğumuzla örgütlenmeliyiz diye düşünüyorum.
"Antifaşist mücadelede düşülebilecek en önemli tehlikelerden biri yürütülen mücadelenin sivil faşizmle sınırlandırılarak devrim ve sosyalizm mücadelesi ekseninden kaydınlmasıdır. Bu kendini çoğunlukla düellocu bir mantık olarak gösteririr. Bu tür bir sapma bizim için daima uyanık olmamız gereken bir tehlikedir. Fakat antifaşist mücadele alanında şu veya bu şekilde kendini gösteren siyasal örgütlenmelerin varolan pratiğine ve yönelimlerine baktığımızda asıl vurgulanması gerekenin bu tehlikeden önce başka bir tehlike olduğu görülmelidir. Nedir bu "başka bir tehlike?" Antifaşist mücadele gibi bir derdi olmayan reformistler ve "sosyalist devrimciler" hedefe devleti ve düzeni çakma paravanı arkasına sığınarak hem bu kavganın bedellerinden kaçmakta hem de antifaşist kitlelerin karşısına "sol" bir maskeyle çıkma çabasına girmektedirler. Rezilce korkaklık ve kavga kaçkinlığının yolunu tutmak isteyenler bu bataklıkta boğulmakta serbestler ancak biz komünistler, kavga kaçkınlarının sosyalizm söylemi ile aldattıkları, "sol" söylem ve maskeleriyle baştan çıkardıkları hafife alınamayacak sayıda gencin onlarla birlikte bu bataklığa saplanmasına göz yumamayız."

Bu metin tarafımdan parçalı olarak Haziran 1998 tarihli DPG'den alınmıştır.
ekmekvegül
ekmekvegül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2008, 19:46   #53
 
-. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-.
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

SİBEL ÖZBUDUN-TEMEL DEMİRER
“İyiler düşmansız olmaz.”
(A. Manzoni.)

Mitinge kaç kişinin katıldığını sayamadık, ancak -apoletli sermaye medyasının da inkâr edemeyeceği kadar kalabalıktık, çoktuk… Ama bundan da önemlisi, bu mitingde biz çok zaman sonra bizdik…

Yaşlılarımız ve gençlerimizle, Kürtler ve Türklerle, kadınlar ve erkeklerle, çiftçisiyle, memuruyla, işçisiyle, öğrencisiyle, çevrecisiyle yani rengarenk çeşitliğimizin çoğulcu zenginliğiyle biz, bize benzeyen bir devrimci toplumsal muhalefettik…

Mitingde “Biz”dik; evet, sloganlarımızla, devrimci duruşumuzla, kardeş militan çoğulluğumuzla…

Bu sefer farklı oldu; birçok kimse gibi biz de bu kez, alana polis tarafından kontrol edilmeden, gaz bulutları arasında girdik.

Biliyoruz apoletli burjuva medyası mitingden söz ederken, “Zamlar geri alınsın!”, “Açız işsiziz!”, “Hamdolsun direniyoruz!”, “Halklar kardeştir!” vb’i talepleri görmezden gelip; “Yine olay çıktı” diye haykıracaktır, etekleri zil çalar.

Ancak olayları gaz yuta yuta, birinci elden yaşayanlardan olarak belirtelim: Olay çıkmadı. Polis olay çıkarttı. Kontrol noktasında polis tarafından bir siyasi partinin kortejine küfürler edildi, tekmeler atıldı. Sonra da buna itiraz edenlerin üzerine gaz mermileri yağdırıldı…

Sonrasındaysa, engellenemez biçimde ne olduysa oldu.

Uzun zamandır ilk kez, evet, evet, nicedir ilk kez bir şey oldu… Bir “kırılma noktası” yaşandı… Gazı yiyen kitleler, geri dönüp kaçmadılar. Hayır hayır, gaz bombalarının göz gözü görmez kıldığı caddede, kalabalıklar dumanların üzerinden miting alanına doğru yürümeyi sürdürdüler... Alana girenler, geride kalan arkadaşlarını almak için geri döndüğünde, kontrol noktası bir anda boşaldı. Evet, uzun süredir ilk kez; kendi yaptıkları işe şaşırmış, güleç gözlü çocukların halayları arasında, polis tarafından kontrol edilmeden girdik alana…

Evet, rüzgâr yön değiştiriyor coğrafyamızda... Nicedir özlemini çektiğimiz geleceğin, yaklaştığına dair alâmetler çoğalıyor; “Elveda”ların gerilerde bırakıldığı, “Merhaba”larla yeni kucaklaşmaların, çoğullaşmaların eşiğindeyiz bir kez daha…

Taraflar netleşiyor. Daha da netleşecek. Değil mi ki, Kossuth’un deyişiyle, “Tarafsızlık, bir ilke olarak sürüp giderse, zayıflık olur.”

“Zayıflık” mı? O artık “mişli” geçmiş zamana ait!

Kendimizin, gücümüzün farkına varmak gerek; “Dünyada en önemli şey kendinin ne olduğunu bilmektir,” diye boşuna dememiş Montaigne…

Evet, evet krizle debelenen dünyamızda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; bu gerçek herkesin bilgisine sunulurken; yolumuz açık olsun…

Yolumuzu birlikte açacağız…

Mutlaka açacağız… “Eğer kalbimde yeşil bir dal bulundurursam şarkı söyleyen bir kuş gelecektir,” diye haykırır bir Çin Atasözü, “As they Say in Zanzibar/ Zanzibar’da Dedikleri Gibi”de…
  Alıntı ile Cevapla
Alt 03.Aralık.2008, 19:49   #54
 
-. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
-.
Okuyucu
Kullanıcı Profili
Üye No:
Mesajlar: n/a
Teşekkür Grafikleri
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

Partilileri aşağalayan onlara küfür eden tekme atan buna karşı çıkan SDP militanını gözaltına almaya çalışan faşist devlet görevlilerine gerekilen cevap belkide yakın tarihin en iyi cevaplarından biridir


1 Mayısta gözaltına alınırken bile karşı koymadan dirençsizce polislerle yürüyenlerin bu görüntülere alışması zordur
  Alıntı ile Cevapla
Alt 04.Aralık.2008, 02:11   #55
 
Orak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Orak
Yaşasın Devrimci Öncüler
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 19.Temmuz.2007
Üye No: 308
Mesajlar: 1,020
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 55
32 Mesajına 48 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

Bence burda güzellikleri konusalım ! Pankart açmışız bildiriler dağatıp kuşlar fırlatmışız.Barodan Sendikalardan avukatlar mühendisler öğretmenlerle tanışıp foruma davet etmişiz bir bölümü "ulan zaten üyeyim ne dil döküyosun ver su bildirilerden de dağatalım" diye elimizden alınmış emektar daktilo dergisi alanda harıl harıl SF propagandası yapmış onbinlerce emekçi toplanmış hala "PURO-VOKASYON " diye polis bize saldırınca biz ARMUT toplıcaz diye diretenler var. PURO-VOKASYONLARA GELMEYELİM GRUPÇA POLİS baskısına evet diyelim
Her neyse SOSYALİSFORUM VE TDH AÇISINDAN ÇOK BAŞARILI BİR EYLEM
______________________________________________________
"




Emeğin Sesi
Emektar Daktilo Dergisine DESTEK OLUN !!!
Orak isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Aralık.2008, 15:31   #56
 
comandante_16 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
comandante_16
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Temmuz.2007
Üye No: 601
Mesajlar: 218
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
1 Mesaja Teşekkür Edildi
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

29 Kasım Eyleminin Gösterdikleri...

İşçi ve emekçilerin tepkisi harekete geçirilmeli, mücadelesi ortaklaştırılmalıdır!

29 Kasım günü onbinlerce işçi, emekçi ve genç Ankara’da “Krizin faturasını yaratanlar ödesin!” şiarıyla alanlara çıktı.
Eylemin öncesine, eylem anına ve sonrasına dair pek çok şey söylenebilir. Bunların başında, eylemin ön sürecinin yeterince güçlü örgütlenmemesi, kitlesel ve coşkulu geçmesine rağmen eylemin dağınık olması, en önemlisi ise 29 Kasım sonrasının belirsiz ve boşlukta bırakılması gelmektedir.
Fakat, eylemin tüm eksik yanlarına rağmen, alana akan onbinlerce işçi ve emekçi mücadele isteğini ve kararlılığını ortaya koymuş, öfke ve tepkisinin kolayından yatışmayacağının işaretlerini vermiştir. Bu da giderek büyüme potansiyeli taşıyan bir mücadelenin zemini demektir. Sendika bürokrasisinin sonrasını boş bırakmasına rağmen, tüm bu açılardan 29 Kasım eylemi, kitlelerde biriken öfke ve tepkinin merkezi Ankara eylemleriyle boşaltılamayacağını göstermiştir.
Eylemi düzenleyenlerin niyetlerinden bağımsız olarak bu böyledir. Krizin sonuçları daha belirgin hissedilmeye başlandıkça, emekçiler kitleler halinde arayışa gireceklerdir. Alttan alta biriken hoşnutsuzluk şu ya da bu şekilde mücadele sahnesine yansıyacaktır. Sendikal bürokrasi ya yükselen dalganın önünde sürüklenmek ya da içini boşaltmak için önünde yürümek zorunda kalacaktır.
Krizin giderek daha da ağır yansıyacak sonuçları düşünüldüğünde, daha geniş emekçi kesimlerin harekete geçme eğilimi göstereceği, hoşnutsuzluğun daha da derinleşeceği açıktır. Nitekim etkileri daha çok hissedilmeye başladığı ölçüde, hoşnutsuzluk eylemlerle dışa vurmaya başlamıştır. Bu yanıyla bir başlangıç sayılabilecek 29 Kasım eylemini kendi sınırlarının ötesinde anlamak, ortaya çıkan imkanlara bu gözle bakmak gerekmektedir.

Yetersiz bir ön hazırlık süreci

Eylem öncesine ilişkin en temel eksiklik, yeterince güçlü bir ön hazırlık sürecinin örgütlenememiş olmasıdır. Eylemin ön hazırlığı ağırlıklı olarak kentlerde merkezi noktalarda gerçekleştirilen bildiri dağıtımlarıyla, basın açıklamalarıyla, afiş, pankart vb. araçların kullanılmasıyla sınırlı kalmıştır. Eylemi düzenleyen sendikaların işyerleri ve fabrikalarda, sanayi havzalarında tabana yönelik ciddi bir çalışmasından söz etmek olanaklı değildir. Bu zayıflık örneğin DİSK’in alana katılımına da yansımıştır.
KESK bünyesinde sergilenen kimi tutumlar daha da vahimdir. ÖDP’nin KESK içindeki bileşenlerden DSD grubu, genel kurul sürecinde iyice ayyuka çıkan iç çatışmalarını 29 Kasım eyleminde de sürdürmüş, İsmail Tombul/Oğuzhan Müftüoğlu kanadı eyleme katılmamıştır.
ÖDP içindeki iç çatışma TMMOB’da da kendisini göstermiştir. Önce kendisini eylemin örgütleyicisi olarak ilan eden TMMOB, sonrasında eylemden çekilmiş, daha sonra da destekçisi olarak imza atmıştır.
İşçi ve emekçileri doğrudan ilgilendiren kriz gibi temel bir gündem karşısında mücadeleyi güçlendirmek ve büyütmek yerine dar grupsal kaygılarla hareket edenlerin bu tutumu mücadeleyi bölmekte ve zarar vermektedir. Kabul edilmesi mümkün olmayan bu tutumlar mahkum edilmelidir.
KESK yönetiminde Devrimci Memur Hareketi ile temsil edilen Halk Cephesi ise, sendikal bürokrasinin, öncesinde eylemi “ortak” örgütleme çağrısı yapmasına rağmen, sonrasında sergilediği her zamanki dayatmacı tavrını eleştirerek, “örgütleniş biçimi grupçu ve dayatmacı, siyasal içeriği reformist ve uzlaşmacı olan 29 Kasım Mitingi’ne katılmayacağı”nı açıklamıştır. Eleştiri zemini haklı olmakla beraber, reformizmin bu tutumunu geriletmenin yolu, onbinlerce işçi ve emekçinin katılacağı, hak ve taleplerini haykıracağı bir eyleme katılmamaktan değil reformizmi teşhir etmekten geçmektedir.
Hem eylemin ön çalışmasındaki zayıflığa, hem de eylemi örgütleyen güçlerin dar grupçu yaklaşımlarına rağmen kamu emekçilerinin mitinge katılımı yoğun oldu. KESK kortejleri disiplin açısından dağınık bir tablo sergilese de, kamu emekçileri canlılıkları ve öfkeli sloganlarıyla alanda yerlerini aldılar. Son dönemlerde üye tabanı zayıflayan, eylemlere pankartlarıyla sembolik bir şekilde katılan Tarım Orkam-Sen, BTS, Kültür Sanat-Sen, Haber-Sen, ESM gibi sendikalar 150-250 kişilik kortejleriyle eyleme katıldılar.
Kamu emekçileri cephesinden eyleme yansıyan katılım ise, kamu emekçilerinin kriz gibi bir gündem karşısında taşıdığı mücadele dinamiklerine işaret etmektedir. Ancak, dar grupçu yaklaşımlar alana da yansımış, toplam güç ve enerjinin heba edilmesine neden olmuştur. Sınıf hareketinin ihtiyaçlarını değil kendi grupsal çıkarlarını öne çıkaranların bu tutumu kitleler önünde teşhir ve mahkum edilmelidir.

Sektörel talepler merkezi taleplerle birleşti!

İşçi ve emekçilerin sektörel taleplerini ve sorunlarını alana taşıyarak merkezi taleplerle birleştirmeleri eylemin dikkat çeken bir diğer yanı olmuştur.
Özelleştirme kapsamındaki sektörler özelleştirme karşıtı şiarlarla alana çıkmışlardır. Sağlık çalışanları sağlığın paralı hale getirilmesine, hastanelerin özelleştirilmesine ve işgüvencesine vurgu yapan taleplerini, metal işçileri TİS sürecine ilişkin taleplerini yükseltmişler, eğitim emekçileri devlet terörüne, baskı ve soruşturmalara karşı tepkilerini ortaya koymuşlardır. Tarımın ve tarımsal kurumların tasfiyesine karşı şiarlarıyla Tarım-Orkam Sen üyeleri, vergi dairelerindeki yolsuzluklara karşı şiarlarıyla BES üyeleri, sendikalarının kapatılmasına karşı şiarlarıyla Emekli-Sen üyeleri, işgüvencesi talebiyle taşeron, sözleşmeli vb. çalışan işçi ve emekçiler, toplusözleşme hakkı talebiyle Tüm Bel-Sen üyeleri, mücadele kararlılıklarını anlatan şiarlarıyla belediye işçileri kendilerini alanda ifade etmişlerdir.
Sektörel taleplerin “Krizin faturasını patronlar/yaratanlar ödesin!” şiarıyla birleşmesi, mücadelenin yerel, sektörel ve merkezi ayaklarının bir bütünlük halinde işlenebilmesinin zeminine işaret etmektedir. Sektörlerde, yerellerde derinleşen fakat merkezi taleplerle birleşen bir mücadele hattı ihtiyacını göstermektedir.

Faşizme karşı artan öfke!

Son dönemde boyutlanan devlet terörüne karşı duyulan tepki de eylem alanına yansıdı. Eylem boyunca hemen tüm kortejlerden faşizme karşı yükselen öfkeli sloganlar neredeyse hiç susmadı. Keyfi olarak gözaltına alınan ve tutuklanan emekçilerin fotoğrafları, “Şehitlerimiz onurumuzdur!” şiarlı pankartlar Eğitim-Sen kortejlerinde taşındı. Faşizme karşı mücadele çağrısı yapan sloganlar yürüyüş boyunca sık sık haykırılırken, bu tepki arama noktalarında ve alanda da devam etti.
Sermaye devleti krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek ve toplumsal muhalefeti sindirmek için önümüzdeki dönemde faşist baskı ve terörünü daha da yoğunlaştıracaktır. Devletin bu sınırsız ve keyfi terörüne karşı emekçi kitlelerin hoşnutsuzluğu giderek artmaktadır. 29 Kasım eylemi, emekçi kitlelerin ekonomik ve sosyal taleplerin yanısıra temel demokratik hak ve özgürlükleri için de mücadele etme eğiliminde olduklarını göstermiştir.

İşçi ve emekçilerin tepkisi örgütlenmeli ve harekete geçirilmelidir!

Eylem alanında kürsüden “emek cephesi” vurgusu yapılması, eylemi örgütleyenlerin “29 Kasım son değil başlangıç” vurgusunu öne çıkarması anlamlıdır. Ancak 29 Kasım’ın sonrasına dair somut bir hattan sözetmek mümkün değildir. Oysa, bundan sonrası için söz değil eylem gereklidir.
Sendikalar kamuoyuna bir takım programlar sunmuş bulunmaktadır. Sendika ve meslek örgütlerinin de imza attığı, İktisatçı Mustafa Sönmez’in hazırladığı sermayeye krizden çıkması için akıl veren program, tabandan yükselen tepkinin basıncıyla sahiplenilmemiştir.
DİSK ve BMİS’in açıkladığı programların yanısıra İstanbul Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu bileşenleri de krize karşı mücadele hattı oluşturmak için toplanmaya devam etmektedir. Yansıyan bilgilere göre, KESK de kendi cephesinden bir program hazırlığı içerisindedir.
Günün acil ihtiyacı, ayrı ayrı hazırlanan programlar ve platformlar değil, devrimci bir mücadele programı etrafında emek cephesinin tüm güçlerinin biraraya gelebileceği, tabanın söz, yetki ve karar hakkının işletilebileceği birleşik bir mücadele zemininin yaratılmasıdır. 29 Kasım alanı bunun dinamiklerini, güç ve imkanlarını ortaya koymuştur.
Alana akan onbinlerce işçi ve emekçi kriz karşısında büyümekte olan öfke ve tepkinin kitlesel ilk yansımasıdır. Bugün eylem alanına çıkan emekçi kitleler daha çok örgütlü kesimlerdir. Henüz geniş emekçi kesimlerin öfke ve tepkisi tam olarak açığa çıkarılabilmiş değildir. Örgütsüz kesimlerin tepkisini açığa çıkarmak için mevcut güç ve dinamikleri ortak talepler ve ortak mücadele hattında etkin bir biçimde harekete geçirmek gerekmektedir.

Yerelliklere yayılıp derinleşme ve mücadeleyi merkezileştirme ihtiyacı!

Kapitalist sistemin krizi tüm dünyayı etkisi altına almakta, derinleşen kriz Türkiye’yi de giderek daha fazla etkilemektedir. Yaygın ve yoğun işten atmalar, ücretsiz izinler, uzun çalışma saatleri, düşük ücretler... Tüm bunlar her ilde, bölgede, havzada, fabrika ve işyerinde yaşanmaktadır. Artan zamlar ve vergi yükü tüm işçi ve emekçilerin sırtına binmektedir. Saldırının merkezi niteliği ortak mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Ancak yerelliklerde somut biçimler almayan, tek tek fabrikalarda, havzalarda, bölgelerde ayakları örülmeyen bir mücadelenin güçlenmesi, sermayeye geri adım attırabilmesi mümkün değildir. Yerel ayaklardan ve bunun gücünden yoksun bir mücadele sınırlı kalmaya mahkumdur.
Ortak talepler etrafında biraraya gelmiş merkezi birlikteliklerin gücünü arkasına alan yerel çalışmalar her ile, bölgeye, havzaya yayılmalı, buralarda derinleşmeli, buradan alınan güçle ortak mücadeleyi büyütme çabası içinde olunmalıdır. Mücadeleyi ortaklaştıran en önemli etken ortak talepler ise, saldırıları püskürtmenin en etkili yolu da ortak direniştir. Krizin sonuçlarına karşı işçi ve emekçilerin ortak direnişini büyütmeyi hedefleyen bir hat oluşturulmalıdır.
Buradan bakıldığında, SSGSS deneyimi birçok açıdan önemli ve öğreticidir. Bu tür birlikteliklerin sendikal bürokrasi tarafından nasıl dizginlenmeye çalışıldığı bilinmektedir. Sendikal bürokrasinin ihanetçi tutumlarını boşa çıkarmanın yolu, tabanın iradesini esas alan, söz, yetki ve karar hakkının tabanda olduğu bir işleyişin merkezden yerelliklere kadar oturtulmasından geçmektedir. Gelinen yerde, “krizin faturasını biz ödemeyeceğiz, patronlara ödeteceğiz” diyenlerin, nutuk atmanın ötesine geçemedikleri sürece, bir ciddiyetleri ve inandırıcılıkları olmayacaktır.

Kitleleri harekete geçirmeyi hedefleyen bir mücadele çizgisi izlenmelidir!

İşçi ve emekçiler krizin sonuçlarını somut olarak yaşamaktadır. İşten atılan, köle gibi uzun saatler boyu çalışmak zorunda kalan, ücretsiz izne çıkarılan, sıfır zam dayatılan işçi ve emekçilere sistemi teşhir eden etkili bir propagandayla seslenmek önemlidir ancak yeterli değildir. Yaygın ve etkili bir propagandanın yanısıra, işçi ve emekçilere somut mücadele biçimleriyle harekete geçme çağrısı yapılmalıdır. Henüz mücadelenin seyri sınıf hareketini kendi özdeneyimleri üzerinden ilerletecek, buna uygun yöntemleri ve araçları açığa çıkaracak düzeyde değildir. Bu nedenle, sermayenin somut saldırılarına karşı somut eylem çağrıları yapılabilmelidir. Kitleleri harekete geçirmeyi hedefleyen bir hat izlenmelidir. Mücadeleyi ve direnişi ortaklaştırabilmenin bir yolu da budur.
Örneğin, işten atmalar karşısında fabrika/işyeri işgalleri ve direnişler, sıfır zam dayatmalarına ve esnek üretim saldırılarına karşı grevler, örgütsüz yerlerde yaşanan hak gasplarına karşı dayanışma ve ortak tutum alma çağrılarıyla seslenmek, mücadelenin somut biçimler alması bakımından anlamlı olacaktır. Asıl önemli olan ise, bu mücadele çağrılarını somut deneyimlerle ete-kemiğe büründürmeye çalışmaktır.
Örgütsüz kesimlerle dayanışmayı örmek ayrıca önem taşımaktadır. Halihazırda süren grev ve direnişlerle dayanışmanın yanısıra saldırının yaşandığı fabrika bölgesinde dayanışma amaçlı eylemli süreçler örgütlemek gerekmektedir.
Kapitalizmin krizi, sonuçlarını fabrikasında, evinde, mahallesinde kısacası toplumsal yaşamın her alanında yaşayan emekçi kesimleri etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Ortak taleplere ve mücadeleye dayalı bir çalışma buraları da hedeflemelidir. Ancak kriz asıl olarak üretim alanlarında daha ağır ve yoğun hissedilmektedir. Buralarda gelişebilecek hareketlenmeler tüm toplumu etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle, öncelikle seslenilmesi gereken yerler, üretim alanları, sanayi havzaları ve fabrikalar olmalıdır. Buraları temel alan ve harekete geçirmeyi hedef alan bir çalışma tarzı üzerinden emekçi semtleri, pazarlar, kahveler ve toplumsal yaşamın diğer alanları üzerinden de emekçilere gidilebilmelidir.

Devrimci bir mücadele hattı örülmelidir!

Krize karşı mücadeleyi büyütecek güçler ortadadır. Mücadelenin muhatapları bellidir. 29 Kasım alanı bunu bir kez daha göstermiştir. Hiç vakit kaybedilmeden, iyi niyet ve temennilerin ötesine geçmeyen talep manzumeleri ve mücadele programları ortaklaştırılmalı, ete-kemiğe büründürülmeli, işçi ve emekçi kitlelere güven ve güç veren devrimci bir mücadele hattı örülmeye çalışılmalıdır. Kuşkusuz, böyle bir mücadelenin hedefinde sadece AKP hükümeti değil, bir bütün olarak emperyalist-kapitalist sistem, işbirlikçi burjuvazi ve onların uşakları olmalıdır.

(Kızıl Bayrak, Sayı:2008/01 (48), 5 Aralık 2008)
comandante_16 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Aralık.2008, 16:58   #57
 
Rozaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rozaa
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 26.Şubat.2008
Üye No: 5828
Mesajlar: 23
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2
2 Mesajına 6 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

Forumda en cok görmek istedigim iki kişiyi görme sansini bana bahşeden herkeze cok teşekkür ederim.Resimler cok güzel olmuş.1 Mayista forum pankarti arkasinda olmak icin simdiden para biriktirmeye basladim.
______________________________________________________

Rozaa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.Aralık.2008, 20:05   #58
 
İŞÇİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İŞÇİ
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Kasım.2007
Üye No: 4142
Mesajlar: 680
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

Öncelikle kutluyorum. Sayı az olsada önemli olan amaçtır. Veda 1 mayıs için hazırlıklara başlayalım demiş ama ben daha erken bir tarih öneriyorum. 21 martta newroz için hepinizi alanlara davet ediyor bunun için bir organizasyon komisyonu kurulmasını talep ediyorum.

İŞÇİ
______________________________________________________

''Pasaporta ısınmamış içimiz,
Budur katlemize,sebep suçumuz''...
Ahmet Arif.






İŞÇİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.Aralık.2008, 04:15   #59
 
bursa.devlis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bursa.devlis
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Eylül.2008
Üye No: 12523
Mesajlar: 128
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

Alıntı:
ekim_arat Nickli Üyeden Alıntı
2007 1mayısından beri emekçi saflarından bu şiddete karşı olumlu tepkile ve reflexler gelmeye başlamışdır
öyle üç beş itin iki jopu üç gaz bombasına alan terketmnek sinmek lkaçmak dönemi sona ermişdir
arkasına bakmadan kaçarken direne direne kazanacağız demiyor
yumruklarımızı sallayarak ileri adımlarla dövüşe dövüşe kazanacağız diyoruz
500 polisin 30bin kişiyi dağıttığı alanlar geride kalmıdır artık alan terkedilmeyecek ve kitlelere güven verilecekdir
kimse bunlara çirkin görüntüler demesin artık asıl çirkin olan korkup sinmek ve uslu olalım diyenlerin peşine kuyruk olmakdır
onlar katledecek biz sineceğiz öyle ya ,bunlar çirkin şeylerdir
onuruyla direnen tekel işçileinin şiddetide çirkindi öyle ya,yaz aylarında belediye İşçilerinin grev kararını çatışa çatışa asmasıda çirkindi siz nasıl devrimci öncü komünist öncüsünüz ciciler cici dostlar Bırakın mücadele sürüyor
HASTALAVİSİ yoldaşımızında dediği gibi siz AKP ile uğraşın biz asıl sahiplerini hedefimize her biçimde her eylemi yükselterek alıyoruz
ampül sönecek bu iş bitecek sizin için demekki ,bizim için yol bellidir
ATEŞİN KEŞFİNDEN GÜNEŞİN ZAPTINA!!
YENİ EKİMLER İÇİN İLERİ!!
Militan meşru sınıf cephesininn devrimci olanaklarıyla birlikde yer üstüne çıkması için herşeyimizi vereceğiz
yaşasın işçilerin birliği yaşasın devrim ve sosyalizm
tek yol devrim kurtuluş sosyalizm diyeceğiz hep
Mesajına teşekkür ettim, katılıyorum fakat sonrasında bi de diğer taraftan düşündüm.Şöyle örneklendireyim;ben ilk kez şehir dışındaki bi mitinge ailemin haberi olarak gittim(bursadan ankaraya) iyiydi hoştu oradayken aradılar sorduar fakat pazar günü ben eve döndüğümde ve haberlerde olayları gördüklerinde (cumartesi günü görmemiş olacaklar) büyük bi tepki gösterdiler.ortamı yumuşatmaya çalışan sendikacıları gördüler, "bide işçi sınıfını savunmaya gidiyosunuz onlar bile sizi durdurmaya çalışıyo, anarşiklikten başka bişey yaptığınız yok" gibi bi tavır takındılar, o an olayı tam olarak da bilmediğimden cevap veremedim tabi.Yani demek istediğim şudur ki; bu kritik dönemde, kitlelere sesimizi duyurma konusunda daha da avantajlı olduğumuz bu süreçte bence devrimci karakterin bi gereği olarak kendimize hakim olmayı daha çok bilmeli, irademizi, sabrımızı daha kuvvetli tutmalıyız.Biz bu mücadeleyi verebilmek için zaten devlete her dakika taviz veriyoruz, ben mücadele verebilmek için okulda hocanın kalıp derslerini dinlerken sen mücadeleni devam ettirebilmek için patronun fabrikasına emeğini satıyosun.Bu realite sadece kitleyle kırılabilir ve bizim de kendimizi halka olumlu bi şekilde göstermeliyiz çnkü kitleyi oluşturan her bireyden emek-sermaye ilişkisini yorumlamayı, 2.enternasyonalin neden dağıldını, marksizmin en derin ayrıntısını bilmesini bekleyemeyiz.

Tekrar ekliyeyim, 29 kasımdaki olayla ilgili biton şey söylendi hangisi gerçek hangisi yalan bilmiyorum/bilemiyorum.Sadece mesajın sonucunda bu tür şeyler düşündüm ve söylemek istedim umarım kendimi doğru ifade edebilmişimdir
______________________________________________________
"Sen idam edildiğinde çocuklara fısıltıyla öğretiyorduk adını,
Şimdi O çocuklar öğretiyorlar adını çığlık çığlığa"

40. YILINDA, ADALI'NIN YOLUNDA DEV-LİS DİMDİK AYAKTA!

Demokratik Lise Yolunda Devrimci Liseliler

http://www.devlis.net




bursa.devlis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08.Aralık.2008, 14:06   #60
 
GENÇ17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
GENÇ17
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Kasım.2007
Üye No: 4150
Mesajlar: 12
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Cevap: 29 Kasım 2008

çok başarılı bir miting gerçekleştirlişmiş
GENÇ17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com