Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SF-Kütüphane > Sosyalizm Süreli Yayınlar > Yürüyüş

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
DEMİRTAŞ KİMİN ADAYI?
Cevaplar
2
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
166
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 18.Haziran.2018, 15:11   #1
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 833
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 480
604 Mesajına 1,585 Teşekkür Aldı
Standart DEMİRTAŞ KİMİN ADAYI?

DEMİRTAŞ KİMİN ADAYI?
ABD İŞBİRLİKÇİLİĞİNE NE DİYOR?
SUR’UN, CİZRE’NİN HESABINI NASIL SORACAK?
Demirtaş, Bunlara Cevabı Olmayan Bir Adaydır!

24 Haziran’da genel seçimlerle birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak.
Yüksek Seçim Kurulu’nun Resmi Gazete’de yayınladığı listeyle Cumhurbaşkanı adayları netleşti.

AKP ve MHP’nin ortak adayı Tayyip Erdoğan, CHP’nin Muharrem İnce, HDP’nin Selahattin Demirtaş, İyi Parti’nin Meral Akşener, Saadet Partisi’nin
Temel Karamollaoğlu ve Vatan Partisi’nin Doğu Perinçek.

Ülkemiz, emperyalizme bağımlı yenisömürge bir ülkedir. Faşizmle yönetildiğimiz için, meclis ve önümüze konulan seçim sandıkları, sadece faşizme meşruluk kazandırmak, sanki ülkemizde demokrasi varmış, halk yönetime katılıyormuş gibi göstermek içindir. Başka bir ifadeyle seçimler, faşizmin örtüsüdür.

HDP’nin Atıldığı, Aşağılandığı Parlamentoda Yer Alma Israrı

Adayların dördü açısından bakıldığında, dördünün de konumu, siyasi kimlikleri, faşizmle uyumludur. Dördü de bugüne kadar faşist politikaların şu
veya bu biçimde ortağı olmuşlar, oligarşik diktatörlüğün sömürü ve katliamlarını onaylamışlardır.

Bu çerçevede baktığımızda, bu tescilli katliamcı, halk düşmanlarının yanında
dikkat çeken HDP’nin durumudur. Kendini Kürt halkının temsilcisi olarak gören, tüm Türkiye’nin partisi olma iddiasıyla hareket ettiğini söyleyen HDP, faşizmin demokrasicilik oyununa bilerek alet olmakta, bu seçim aldatmacasında faşizme meşruluk kazandırmaktadır.

HDP’nin seçim tavrı, bugüne kadarki sürecine, sahip olduğu ideolojiye, kimin
safında, kimin siyasetini yaptığına ve pratiğine bakarak anlaşılabilir. Faşizm; HEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP veya HDP çizgisindeki partileri, siyasi bir parti gibi değil, “terör örgütünün uzantısı” olarak görmüştür. O nedenle sürekli baskınların, saldırıların, tutuklamaların hedefi olmuşlar, bu partilerden seçilen milletvekilleri, meclis binasından gözaltına alınarak uzun yıllar tutsak edilmişlerdir. Halen de HDP’nin birçok milletvekili tutuklu ve birçoğunun da milletvekilliği düşürülmüştür. HDP Belediye Başkanları’nın 93’ü, belediye
meclis üyelerinin 81’i tutuklanmıştır. Ancak HDP buna rağmen, düzen içi
politikalarını sürdürmüş, kovulduğu, aşağılandığı oligarşinin ahırında yer almakta ısrarlı olmuştur.

Faşizm için HDP ‘düşman’dır ve faşist iktidarlar buna uygun davranmaktadırlar.

Dost-düşman kavramını yitiren Kürt milliyetçi harekettir. Şiddet’i, Silahlı Mücadeleyi Mahkum Ederek, Kendinizi Düzene Kabul Ettireceğinizi Mi Sanıyorsunuz?

Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı’na aday olduktan sonra yaptığı açıklamanın bir
yerinde şöyle diyor:

“... Biz PKK’nin de diyalog, müzakere yöntemiyle ikna edilerek silah
bırakmasını savunuyoruz. Diğer partiler bu meseleye sadece terörle mücadele perspektifiyle yaklaşıyor. Bu politikalara katılmadığımız için bizi PKK’nin siyasi kanadı gibi lanse etmeye çalışıyorlar, ama biz Türkiye’de yasalara uygun kurulmuş demokratik, meşru bir siyasi partiyiz. PKK’yi temsil de etmiyoruz, siyasi kanadı da değiliz. PKK’yi PKK temsil ediyor, biz değil. Biz silah ve şiddet yöntemlerini benimsemiyor, demokratik siyasi mücadeleyi tercih ediyoruz. Bununla birlikte hükümetin terörle mücadele politikalarını ve meseleyi şiddet yoluyla bastırma girişimlerini de doğru ve sonuç alıcı bulmadığımızı belirtiyoruz. Daha barışçıl ve diyaloğa dayalı ikna yöntemlerini öneriyoruz. Bu da bizi ‘terörist’ yapmaz kesinlikle.”
(12 Mayıs 2018, Kurdistan-Post)

Halkların silahlı mücadelesini, halkların devrimci şiddetini terörizm olarak
gören emperyalizmdir. Ne anlama gelir bu sözler? Yasalara göre kurulmayan
partiler, silahlı mücadeleyi savunmak meşru değil mi? Demirtaş, söylediklerinin anlamını bilmiyor olamaz, ona bunu söyleten sahip olduğu siyasi çizgi ve milliyetçiliğin gözlerini kör etmesidir.

Kendilerini düzene kabul ettirmek için, her türlü baskı karşısında tam bir
teslimiyetçilik sergilenmekte ve halkların silahlı savaşına saldırılmaktadır.

Milliyetçilik, yolun sonundadır artık; yolun sonu, emperyalizmin işbirlikçiliğidir:

Demirtaş ABD İşbirlikçiliğinin Adayıdır

Milliyetçilik burjuva ideolojisidir. Milliyetçilik çıkmazdır. PKK ve onun paralelindeki tüm legal-illegal örgütler o çıkmaza çoktan saplanmışlardır. Kürt
sorununun çözümünü ABD ve AB emperyalizminde görmekle başlayan süreç,
kendi denetimlerindeki bölgede ABD’ye 11 üs açma ve Amerika’nın maaşlı askeri olma noktasına kadar gelmiştir.

1991’de bayraklarından orak-çekici çıkarmalarının ardından, 1993 yılında
ateşkes ilan ettiler. Oligarşi çoğu kez muhatap almadı bu ateşkesleri. Ama
PKK birçok kez ateşkes ilan etmeye, yeni “barış” önerileri yapmaya devam
etti. Ülkeden çekilme kararları aldılar. “Barış grubu” adında gruplar halinde
gelip teslim oldular. Sürekli olarak emperyalizme çağrılar yaptılar, açık mektuplar yayınladılar. ABD başkanı için “Biji Obama” (Yaşasın Obama) demeye kadar vardırdılar işi.

Demirtaş; eğer bir seçim açıklaması yapıyorsa, yarın bir seçim bildirisi,
programı yayınlayacaksa, cevaplaması gereken sorular bunlardır.

Demirtaş; ABD’ye üs vermeye ne diyor?

Demirtaş; Rakka’da ABD adına savaşıp, Kürt ve Arap gençlerinin öldürülmesine ne diyor?

Demirtaş; ABD’den maaş alıp, Amerika’nın 23 centlik askeri olmaya ne diyor?

Demirtaş; Fransız emperyalizmiyle içiçe olmaya ne diyor?

Demirtaş; Sur’da, Cizre’de Kürt halkının katliamcılarla başbaşa bırakılmasına,
sonra da AKP’nin bu kadar vahşice saldıracağını beklemiyorduk… denilmesine ne diyor?

Demirtaş; o kadar milletvekili tutuklanmış ve atılmış olmasına rağmen, oligarşinin ahırında yer alma ısrarı konusunda ne diyor?

Demirtaş; HDP ile, Türkiye solunu düzen içine çektik açıklamasına ne diyor?

Demirtaş; ABD Suriye’den çekilmesin açıklamasına ne diyor?

Demirtaş sorulara cevap vermediği sürece, teslimiyet ve tasfiyeciliğin ortağıdır

Ülkemizin en temel sorunu emperyalizme bağımlılık sorunudur. Bağımsız olmayan bir ülkede demokrasi tesis edilemez! Türkiye oligarşisinin yönetim
biçimi faşizmdir ve faşizmle uzlaşılmaz, onunla savaşılır.

İdeolojik olarak Kürt milliyetçiliğinin uzlaşmacılığını, teslimiyetçiliğini, tasfiyeciliğini açığa çıkardığımız ve eleştirdiğimiz için, AB solcusu olmadığımız
için, Kürt milliyetçiliği devrimci harekete saldırdı.

Emperyalizm ve faşizmle barışılmaz; ancak savaşılır dediğimiz, barış süreci
dedikleri bir süreçte 500 gerillanın katledilmesini gizlemelerini eleştirdiğimiz,
emperyalizme tabi olmalarını eleştirdiğimiz için, kurumlarımızı silahlarla bastılar, ölüm orucu gazilerimizi yakmaya çalıştılar, 200 insanımızı yaraladılar.

Rojava Devrimi dedikleri süreçte, Suriye’deki durumun devrim olmadığını
söyledik. Tüm dünyaya ‘devrim diye yutturmaya’ çalıştılar. Devrim; iktidarın
ZOR yoluyla ele geçirilip bu iktidar aracılığıyla daha ileri bir toplumsal düzenin
kurulmasıdır. Devrim, toplumsal bir alt-üst oluştur, kapitalizmin yıkılıp
sosyalist inşanın gerçekleştirilmesidir. İktidarın burjuvaziden alınıp emekçilerin, işçi sınıfının eline geçmesidir. Bu tarihsel ve bilimsel gerçekleri söylediğimiz için Grup Yorum’un sahnesini bastılar, enstrümanlarını kırdılar, ölüm orucu şehidimizin fotoğraflarını çiğnediler.

Kürt milliyetçi hareket ne yaparsa yapsın faşizm ‘tek gerilla kalana kadar’ imha politikasından vazgeçmedi. “Tek vatan, tek millet, tek bayrak” diyerek
Kürt halkına karşı inkar, imha, ilhak, asimilasyon politikasını sürdürdü. Kürt
milliyetçiliği; bağımsızlık, demokrasi sosyalizm diyen devrimcilere saldırırken,
“Kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır” diyen iktidarla barışmaya
çalıştı. Bu kendini kanıtlama yöntemiydi aynı zamanda. Fakat ne kadar emperyalizme ve oligarşiye şirin görünmeye çalışsa da olmadı. İstediği legalleşmeyi sağlayamadı.

Emperyalizm tam bir teslimiyet ve boyun eğiş istemektedir. En küçük bir muhalefete, devrimci, ilerici öze tahammülü yoktur. PKK; yıllarca bu gerçeği
görmek, anlamak istemedi. Bu durum PKK’yi daha da geriye, koşulsuz teslimiyete götürdü.

ABD, emperyalizmi kendi hakimiyetinde bir Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar
istiyor. Bunun için Türkiye faşizmiyle de, PKK-YPG’yle de işbirliği yapabiliyor.

Kürt milliyetçi hareket, teslimiyet ve tasfiyecilik çizgisinde ilerlerken, AKP faşizmi, emperyalizmi de arkasına alarak, Kürt halkına karşı katliamları
sürdürdü.

Cizre ve Sur’da faşist devlet katliamlar yaparken, bodrumlarda insanlarımız
diri diri yakılırken, HDP merkezi olarak HİÇBİR ŞEY YAPMADI.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde katliam ve direniş 79 gün sürdü. Halkımız katledilen
evladının cenazesini günlerce buzdolabında saklamak zorunda kaldı. Anaların ölü bedeni günlerce sokak ortasında kaldı. Bunlar olurken neden hiçbir şey yapmadıklarının, teslimiyet dışında hiçbir açıklaması yoktur.

Demirtaş ne diyor bunlara?

Demirtaş’ın Kürt halkının katledilmesini önlemek için, Sur’un, Cizre’nin HESABINI SORMAK İÇİN bir politikası var mı?

Demirtaş bunları cevaplamak yerine, faşist cumhurbaşkanı adaylarıyla görüşüyor, “onlar da bir hafta hapis yatsınlar” diye siyasi ciddiyetten uzak lafazanlıklar yapıyor.

HDP koltuk uğruna, Kürt halkını katleden Hizbullah’la bile yan yana gelip, Hüda-Par’la seçimlerde ittifak yapmayı isteyecek hale gelmiştir.

Demirtaş; Batman’daki, Diyarbakır’daki satırlı Hizbullah cinayetlerinin unutulmasına ne diyor?

Demirtaş; Diyarbakır’da devrimcilerin siyasi faaliyetlerini engellemek için devrimcilere saldırılmasına rağmen, meydanın Hizbullahcılara ardına kadar
açılmasına ne diyor?

Demirtaş bunlara cevap vermediği sürece, açıklamaları boş laftır.

Bu sorulara ilişkin özeleştiri yapmadığı, bu işbirlikçi, teslimiyetçi, tasfiyeci
politikaları eleştirmediği sürece, ABD işbirlikçiliğinin adayı olmaktan öteye geçemez.

Sonuç olarak;


Kürt milliyetçi hareket, teslimiyet ve tasfiyeciliği düzenin parlamentosunda
sürdürmeye çalışmaktadır.

30 yıllık mücadelenin, 30 bin şehidin, kendi açıklamalarına göre ’17 bin faili
meçhul’ün karşılığı oligarşinin ahırındaki koltuklar ve ABD tarafından verilen
silahlar, zırhlılardır.

Bu ülkede devrimciler var. Bu ülkede Marksist-Leninist ideolojiyle donanmış
Cepheliler var. Biz varken teslimiyet meşrulaştırılamayacak. Biz varken, hiç
kimse halkların silahlı mücadelesini karalayamayacak.

Hiçbir düzen partisi, biz varken halklarımızın direnme dinamiklerini öldüremeyecek! Halklarımızın kandırılmasının, katillerle barışın önünde biz
varız!

Demirtaş ve HDP yaptığı ideolojik tercihin sonucu olarak çözümü de düzen
sınırları içinde aramaktadır. HDP vaad ettiği 1.000 TL zamla mı çözecek Kürt
sorununu? Demokrasiyi, asgari ücreti 3 bin TL yaparak mı getirecek? Komik
olmayın! Anti-emperyalist, anti-faşist olunmadan en ufak bir hak kırıntısı
bile elde edilemez.

Faşizmin seçim sandığı Kürt halkının kurtuluşu olamaz. Tek yol devrim, tek
çözüm sosyalizmdir. Halklarımızın ortak kurtuluşu için silahlarımıza daha sıkı
sarılmaktan, şehitlerimizin hesabını sormaktan asla vazgeçmeyeceğiz!

Yürüyüş, Sayı: 67
______________________________________________________
“Her Cepheli'nin yüreği, basılmaya hazır bir şiir kitabıdır.”
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18.Haziran.2018, 17:06   #2
 
Kazcynski - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kazcynski
Emekçi
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Nisan.2008
Üye No: 7057
Bulunduğu yer: Yeryüzü
Mesajlar: 2,403
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 982
834 Mesajına 1,971 Teşekkür Aldı
Standart

Yürüyüş, hitap ettiği Cepheli okurları için çıkan bir dergi...
Kendi kitlesine hitap eden makaleler yayınlayabilir mi? Şüphesiz...
İstediği gibi dedikodulara yer verebilir mi? Yasak yok herhalde...
İnsanlar, muhatap olmadığı yerlerde değerlendirilebilir mi? Kendilerince bir sorun yok gibi...

Nasıl ki Cepheli davalıların savunmasını yapan avukatlar var, Demirtaş da ezilenlerin topyekün avukatlığına soyunmuş bir konumda bulunuyor.
Silahlı mücadeleyi herkes benimsemek zorunda değil. Hele bir hukukçu böyle bir zorunluluğa hiçbir yerde bayrak olmaz.

PKK adına konuşma haddi var mıdır? Hayır...
PYD adına konuşma haddi var mıdır? Hayır...
Rakka'da yerel inisiyatiflerin aldığı tutumlar nedir? Demirtaş'ın bunlara buyruk verme haddi var mıdır?

Yürüyüş ya bu yapıları tanımıyor ya da düpedüz ahlaksızlık yapıyor.

Demirtaş, benim adayım, senin adayın, Alevi, sünni, ezilmiş, ötekileştirilmiş, sömürülen, erkek, kadın emekçilerin, öğrencilerin, genç, yaşlı, engelli, yetim, yoksul Türkler'in, Kürtler'in, Lazlar'ın, Araplar'ın, Ermeniler'in, Çerkezler'in, Rumlar'ın adayıdır. Hayvanların, bitkilerin, suların, dağların, ovaların, yaylaların adayıdır. Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da, Amerika'da, Avustralya'da birleşik mücadele ve uluslararası dayanışma içinde olan, kalbi sol için çarpanların adayıdır.
______________________________________________________
'Şiddet her zaman kötü değildir. Kötü olan şiddete duyulan tutkudur.' Jim Morrison

Kazcynski isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Kazcynski Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 6 Kisi:
Alt 18.Haziran.2018, 17:20   #3
 
Gudrun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Gudrun
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Ocak.2009
Üye No: 16650
Mesajlar: 1,760
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 497
375 Mesajına 1,023 Teşekkür Aldı
Standart

Peki, kimiz biz? Kürt'üz,Türk'üz, kadınız, erkeğiz, Alevi'yiz, Sünni'yiz ama önce insanız. Birbirimize yoktur üstünlüğümüz. Sadece zulme karşıdır öfkemiz. Serez'in esnaf çarşısında Şeyh Bedrettin'dir adımız. Pir Sultan'dır bir yanımız. İşkence tezgahlarında Hallac-ı Mansur olduk. İbrahim'dik, Mazlum'duk biz. Dar ağacına yürürken başımız dikti. Deniz'dik, Hüseyin'dik, Yusuf'tuk. Said'di adımız Dağkapı meydanında. Bolu Beyi'ne boyun eğseydik, Köroğlu'na çıkmazdı adımız. Mahir olmazdık, cesaret timsali. Kuyuda Yusuf'tuk, Kerbela'da Hüseyin. Sürgünde Ahmet Kaya, zindanda Yılmaz Güney'di namımız. Unutmayın ki "Ekilir ekin geliriz, ezilir un geliriz, bir gider bin geliriz, bizi vurmak kurtuluş mu?" diyerek yola çıktık. Bizim farkımız budur işte!

Selahattin Demirtaş
Gudrun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Gudrun Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 5 Kisi:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com