Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM & EĞİTİM > Müzik > Grup Yorum

Grup Yorum Grup Yorum hakkında bilgiler, grubun bildiri ve deklarasyonları, açıklamaları, eserleri.

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi İFTİRACILIK, ÖRGÜT DÜŞMANLIĞI ve İKİ SEFİL DÜZEN SANATÇISI
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
156
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04.Mayıs.2018, 16:58   #1
 
Feda Cephesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Cephesi
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Nisan.2015
Üye No: 52202
Mesajlar: 816
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 478
595 Mesajına 1,576 Teşekkür Aldı
Standart İFTİRACILIK, ÖRGÜT DÜŞMANLIĞI ve İKİ SEFİL DÜZEN SANATÇISI

Özgür Politika Sayfalarında Grup Yorum’a Saldırı





İFTİRACILIK, ÖRGÜT DÜŞMANLIĞI ve İKİ SEFİL DÜZEN SANATÇISI
Metin ve Kemal Kahraman'ın grubumuza dair söylediklerine ve yaptıkları ithamlara cevabımızdır...
6 Nisan 2018 tarihinde Özgür Politika’da Metin Kahraman ve Kemal Kahraman ile yapılan bir röportaj yayınlandı. Röportajda birçok farklı konudan söz ediliyor; fakat belli ki, röportaj esas olarak Grup Yorum’a karşı konuşturmak için yapılmış.
Metin ve Kemal Kahraman aracılığıyla, Grup Yorum’a saldırılıyor. Metin ve Kemal Kahraman da buna dünden gönüllüler.
Burjuvaziyle aynı dilden saldırıyorlar.
Grup Yorum’un 11 üyesi tutuklu, 6 üyesi hakkında, başlarına ödül konularak arama kararları çıkarılmışken; AKP faşizmi Grup Yorum’u “mahkum” etmek için malzeme arıyorken, kendine “yurtsever” diyen bir gazetede, kendilerine “ilerici, devrimci” diyen iki müzisyen, Grup Yorum’a saldırıyor, iftiralar atıyorlar.
Bu normal mi?
Dünyada bugün 11 üyesi tutuklu olan başka bir müzik grubu var mı?
6 üyesi, başlarına ödül konularak aranan başka bir grup var mı?
Fakat buna rağmen, röportaj boyunca, faşizmin Grup Yorum’a yönelik baskılarından hiç söz edilmiyor. Grup Yorum’a yönelik bu tutuklamalar, aranmalar karşısında tek bir dayanışma ifadesi yok.
-Düşmanca bir bakış,
-düşmanca sözler,
-ve iftiralar var...
Neden Bu Düşmanlık?
Özgür Politika çizgisinin Grup Yorum düşmanlığı yeni değil. Sahnede saldırıya kadar uzanan, konserlerine karşı faaliyet yürüten bir düşmanlık bu. Devrimci hareket, ideolojik netliğiyle Kürt milliyetçi hareketin ABD işbirlikçiliğine varan politikalarını eleştirdikçe, onlar kendi çizgilerini gözden geçirecekleri yerde, Cephe düşmanlığını büyütüyorlar.
Metin ve Kemal Kahraman’ın ileri tutar yanı olmayan sözlerinin nedeni ise, mücadele kaçkını küçük-burjuvazinin mücadele dışına düşmelerine gerekçe bulma arayışlarıdır. Hayatın ve kavganın karşısında hiçleşmelerine duydukları tahammülsüzlükle sağa sola saldırmalarıdır.
Sizi hiçleştiren, on yıllardır birkaç derleme dışında ortaya bir şey koyamamanıza yol açan düzendir. Düzene öfkelenin, düzeni eleştirin! Bir yandan devrimci geçineceksiniz, ama devrim mücadelesinin hiçbir yerinde olmayacaksınız! Ya bu çelişkiyi çözersiniz, ya bu çelişki sizi dengesizleştirir, kişiliksizleştirir, kime ne diyeceğinizi, ne yapacağınızı bilemez hale gelirsiniz. Çelişkiyi çözmezseniz, çelişki sizi çözer; tıpkı şimdi olduğu gibi.
Sanat da Burjuvaziyle İdeolojik Mücadele Alanıdır!
Devrimci sanatçıların mücadelesi, sanatın hangi dalında olunursa olunsun, aynı zamanda ideolojik bir mücadeledir. Notalarda, dizelerde, tablolarda, romanlarda, her yerde ideoloji vardır.
Emperyalizmin kültür-sanat alanını her açıdan kuşattığı, beyinleri ve duyguları teslim aldığı, vakıflar, fonlar aracılığıyla fiziken de etkisizleştirdiği bir süreçte, hiçbir saldırıyı cevapsız bırakmamak, ideolojik mücadelemizin gereğidir. Grup Yorum, Özgür Politika sayfalarındaki bu düşmanca röportajı da bu nedenle cevapsız bırakmayacak elbette.
Önce kısa bir bilgi verelim: Metin Kahraman, Grup Yorum’un ilk üyeleri içinde yer alır. Ancak yıllar içinde yaşam tarzında ve düşüncelerinde beliren ciddi çarpıklıklar nedeniyle kendisiyle tartışılır. Söyledikleri türkülerle, sürdürdükleri yaşam tarzı ve düşünceler birbirine uymaz çünkü. Metin Kahraman, bu tartışmalarda devrimcileşmek yerine, Yorum’dan ve devrimcilikten uzaklaşmıştır.
Kemal Kahraman ise sanıldığının aksine, hiçbir zaman Yorum üyesi olmamıştır. Ankara’da öğrencidir ve Dev-Genç’lidir. Gençliğin bir eylemi nedeniyle tutuklanır. Tutsaklığının bitmesiyle Kemal de devrimci saflardan uzaklaşmıştır.
Metin Kahraman Grup Yorum’dan koptuktan, Kemal Kahraman hapishaneden tahliye olduktan sonra, halkın mücadelesinin, sınıf mücadelesinin HİÇBİR YERİNDE YOKTURLAR.Yurtdışında iki Alevi derneğinin gecesinde türkü söylemek, kimseyi düzen sanatçısı olmaktan çıkarmaz.
Küçük burjuvazinin pespaye “Biz mücadelemizi türkülerimizle veriyoruz” gerekçesine bile sığınamazlar; çünkü türkülerinin de bir mücadelesi yoktur. Birkaç türkü derlemek, kimseyi ilerici, devrimci, sosyalist yapmaz!
Kuyruklu ve Zavallı Yalanlar
Özgür Politika’daki röportajda, Metin’in Yorum’dan ayrılması süreci konuşuluyor. İlginçtir, hayatı boyunca hiçbir zaman Yorum üyesi olmamış olmasına rağmen, Metin’in Yorum’dan kopuş sürecini Kemal anlatıyor. Belki yazım hatası olmuştur, Özgür Politika cevapları karıştırmıştır, bilemiyoruz; ancak her iki durumda da sonuç değişmez. Şöyle diyorlar:
“90’larda Kürt hareketinin gelişmesiyle birlikte bu konuya hassasiyet gösteriyorduk. Bu konularda yaptığımız bazı şarkılar ‘henüz zamanı değil’ gibi gerekçelerle reddediliyordu. Grup Yorum’un kendi iç dinamiğiyle üretme sürecine müdahale edilmişti. Sadece kendisine verilen görevleri yerine getirecek bir yere oturtulmuştu. Şiir dosyaları veriliyor, alın besteleyin deniyordu. Beğenilmese bile cezaevinden gelen şarkılar grup dışında alınan kararlarla repertuara dahil ediliyordu. Soran, soruşturan, üreten halini yitirmiş, cevapları hazır bir kuruma dönüşmüştü. Zaten amaçlanan ve istenen de buydu. Biz ise üretmek istiyorduk. Soracak sorumuz, söyleyecek sözlerimiz vardı.”
Her satırı, her kelimesi yalan! Aşağılık bir çarpıtma. Kimbilir hangi hezeyanın, hangi aşağılık duygusunun ürünü olan tespitler ve Kürt milliyetçiliğine zavallı yaranma çabası. Yalanlara dair birkaç şey söyleyeceğiz; ama böyle pespaye bir şekilde Kürt milliyetçiliğine yaranmaya çalışan iki zavallıya, Kürt milliyetçiliğine yaranarak var olmaya çalışan başka sanatçıların akıbetinden ders almalarını öneririz.
Kürtçe Söylemek Zamanı!
“90’larda Kürt hareketinin gelişmesiyle birlikte bu konuya hassasiyet gösteriyorduk. Bu konularda yaptığımız bazı şarkılar ‘Henüz zamanı değil’ gibi gerekçelerle reddediliyordu.” diyorlar...
Kürt hareketinin gelişmesiyle birlikte bu konuya “hassasiyet” göstermişler. Devrimcilerin Kürt halkının yaşadığı baskılar karşısındaki durumu “hassasiyet”le sınırlandırılabilecek, öyle tanımlanabilecek bir duygu değildir. Sorun da buradadır aslında. Metin’le temel çelişki de, ayrışma noktası da buradadır. Kürt halkı için verilen mücadeleyi sadece şarkı-türkü derleyip söylemeye indirgeyen bir kafa yapısı...
Kürtçe şarkı söylemek istiyormuş ama grup içinden bu engelleniyormuş!
Bunu Grup Yorum için söylüyorlar!!!
Bunları nasıl uydurdular, hangi kurgu dünyasında yaşadılar bilmiyoruz. Ama Yorum pratiği içerisinde yaşamadıkları kesindir... O tarihe dönüldüğünde görülür ki, ülkemizde Kürtçe müzik söylediği için konseri ilk defa yasaklanan, Grup Yorum’dur. İlk defa gözaltına alınan Yorumcular’dır. İlk defa tutuklanan da öyle... İçinde ‘Kürdistan’ ifadesi geçtiği için albümleri toplatılmıştır. Yorum üyeleri hakkında bu konuda sayısız dava açılmıştır, hala da açılmaktadır.
Ödetilmeye Çalışılan Bu Bedeller de Yorum’u Durduramamıştır
Ama durdurulamayan bu tarihte yoktur Metin. Temel sorun buradadır işte. Mesele Kürtçe şarkılar derlemek-söylemek değildir. Mesele Kürt halkının mücadelesinde yer almak, Kürt halkının mücadelesini, bağımsızlık talebini, dilini, türkülerini yeri geldiğinde hapishanelerde ve mahkeme kürsülerinde savunabilmektir. Kemal ve Metin’in “hassasiyeti”, tutsaklığı ASLA GÖZE ALAMADIĞI İÇİN, hassasiyetleri, türkü söylemenin ötesine geçememiştir.
Grup Yorum’dan Kürtçe söyleyebilmek için değil, “bedel ödemek zorunda kalmadan” Kürtçe söyleyebilmek için ayrılmıştır. Mesele bu kadar basittir ve bu tavrın, kelime karşılığını herkes bilir: MÜCADELE KAÇKINLIĞI!
Metin ve Kemal, kendi kaçkınlıklarını, dönekliklerini perdelemek için; devrimcilikten kopmalarını haklı ve meşru gösterebilmek için Grup Yorum’un ödediği bedelleri yok saymakta, adaletsiz ve ahlaksız bir tarih yazmaya kalkmaktadırlar.
Metin’in ‘henüz zamanı değil denilerek reddedildi’ diye anlattığı dönem de dahil olmak üzere, tüm Yorum albümlerinde Evindar’dan Herne Peş’e, Reber’den Serhıldan’a, Çiya Ez Im’dan Em Ne Binketi Ne’ye Kürtçe şarkılar söylenmiştir. Söylenmeye devam edilecektir. Hevsel’in Hawar’ı daha taptazedir.
Metin Kemal Kahraman’ın şu soruya bir cevabı var mıdır?
1990’lardan bu yana, hangi mücadeleleri verdiniz Kürt halkı için? Hangi fedakarlıkları, riskleri göze aldınız? Hangi bedelleri ödediniz?
Cevap koca bir Hİǒtir.
Ne yaptıkları röportajda sorulmamış olsa da röportajın ilerleyen bölümlerinde şunu anlatıyorlar: “Dersim dini müziği, inanç-ibadet literatürü, düğün müzikleri, aşk türküleri, politik ağıtlar, aşiret kavgalarına ilişkin ağıtlar, masallar vs. gibi kategoriler şekillenmişti kafamızda...”
İşte o kadar! Türkü derleme alanına sıkışıp kalmış, güncelden kopmuş, geçmişe sıkışıp kalmış, günümüz ilişki ve çelişkilerine gözleri kapalı, kör ve sağır bir müzisyenlik...
Bir de utanmadan Yorum’dan ayrılmalarını haklı göstermek için “Soracak sorumuz, söyleyecek sözlerimiz vardı.” diyorlar.
Metin Yorum’dan ayrılalı, yaklaşık 25 yıl oldu.
Sınıf mücadelesinde kime hangi soruyu sordunuz acaba? Faşizmin ve emperyalizmin karşısına geçip hangi sözü söylediniz? Biz 25 yıldır bir şey hatırlamıyoruz. Biz mi duymadık acaba?
Derlemeler, Tarihimizle Aramızdaki Köprülerdir.
Üretim Kabızlığının, Mücadele Kaçkınlığının Maskesi Yapmayın...
Anadolu’nun en ücra köşelerinde yok olmaya yüz tutmuş türkülerimizi bulup ortaya çıkarmak çok önemli bir tarih ve kültür çalışmasıdır. Köklerimize ne kadar gidebilirsek, o kadar güçlü ve dolu bir tarihe, müzikal açıdan o kadar zengin ifade araç ve yöntemlerine sahip oluruz.
‘Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz’, bu tartışma götürmez. 5.000 köyü dolaşmış Mahsuni’den, köy köy dolaşan Kürt dengbejlerden, Abdallardan öğrenecek çok şeyimiz var, biliriz.
Ama Metin ve Kemal Kahraman, Kürt halk türkülerini yeni keşifmiş ve ‘çok özel bir buluşmuş’ gibi sunarak, esas olarak “derlemeciliği”; günceli daha etkili yorumlayabilmek ve yeni türküler yaratmak için değil, bir ‘kaçış’ olarak değerlendirmişlerdir.
Yaptıklarının “söyleyecek sözümüz vardı” iddiasıyla ilgisi yoktur. Tersine, 25 yıl, türkü söylemek dışında söyleyecek bir sözlerinin olmadığını göstermiştir. O türküleri söyleyen binlerce, on binlerce insan var.
Buna Zırvalamak Denir!
Derler ki: “Grup Yorum’un kendi iç dinamiğiyle üretme sürecine müdahale edilmişti. Sadece kendisine verilen görevleri yerine getirecek bir yere oturtulmuştu. Şiir dosyaları veriliyor, alın besteleyin deniyordu. Beğenilmese bile cezaevinden gelen şarkılar grup dışında alınan kararlarla repertuara dahil ediliyordu. Soran, soruşturan, üreten halini yitirmiş, cevapları hazır bir kuruma dönüşmüştü.”
Bir: Her şeyden önce örgüt düşmanı bir ifade. Devrimciliğe, örgütlü sanata düşman bir ifade. Örgütün, sanatı ve sanatçıyı öldürdüğünü iddia eden pespaye burjuva düşüncesini bir de Metin ve Kemal Kahraman’ın ağzından duymuş olduk.
Örgütlü sanatçı üretemezmiş… Ucuz, bayağı, paçavraya dönmüş bir burjuva ideolojisini aklı sıra kendi kaçkınlıklarını haklı çıkarmak için uydurulmuş ifadeler. Yüz yıllardır emperyalizmin yazmaktan usanmadığı, beyin sulandıran zırvalar... Artık burjuvaziye ne gerek var, ‘Kahraman’ca bu işe soyunan kardeşler dururken...
İki: Grup Yorum üyeliği ile devrimcilik eş anlamlıdır. Ve devrimcilik insan yeteneklerinin her türlüsünün geliştirilmesi için sonsuz sınırsız olanak sağlar. Bu tarihi örnekleriyle sabittir, Grup Yorum örneğiyle de defalarca kanıtlanmıştır. Kim var başka Yorum kadar ve Yorum gibi üretebilen? “Grup Yorum Okulu”nda herkes her bildiğini yanındakine aktarmaktadır. Sayısız öğrenci geçmiştir Grup Yorum okulundan ve geçecektir.
“Soran soruşturan, üreten halini yitirmiş, cevapları hazır bir kuruma dönüşmüştü”. Yorum’un şarkıları hayata sorulan ve egemenlerin suratında patlayan sorulardır. Ve bunlara tarihin cevabıdır, bunu herkes bilir... Metin-Kemal Kahraman’ın bu cevabı veren şarkıları söylemeye, bestelemeye cesareti var mı?
Eğer bu söylediklerinde haklı olsalardı, yani Yorum bu soruları sormaktan bir kere bile vazgeçmiş olsaydı, bugün ya yok olmuş ya da kendileri gibi yani varla yok arası, esamesi okunmayan bir çizgide olurdu. Ama Yorum bugün konser alanlarına yüz binleri, milyonları toplamayı başaran, ülkenin tartışmasız en büyük müzik grubudur. Hazımsızlık ve tahammülsüzlük de bunadır.
Metin Kemal Kahraman’ın Yorum üyelerinin iradesinin ipotek altına alındığı iddiası, kendini bilmezlik, gelmiş geçmiş tüm Yorum üyelerine, onların şarkılarını söyleyen dinleyen milyonlara yapılmış bir hakarettir. Bir ihanettir. Kan-can pahasına yaratılan güzellikleri kirletmeye çalışmaktır.
Bunu normal olarak burjuvalar yapar. Ama işte küçük burjuvalar da, birilerinin aleti olduğunda veya kendi hazımsızlıkları, kibirleri, bencillikleri, hiçlikleriyle burjuvazinin yaptıklarını yapmaya başlayabilirler. Bunun da tarihte örneği çoktur.
Yorum ve Hapishaneler İlişkisi Onurumuzdur!
Yorum, elbette ki büyük bir kolektiftir. Dağlardan, şehirlerden, köylerden, fabrikalardan, tarlalardan şiirler, besteler yağar Yorum’a.
Ve elbette hapishanelerden... Halk denizinin tam ortasındaki bir adadır Grup Yorum. Yorum tarihinde hapishanelerden gelen bestelerin çok özel bir yeri olmuştur. Bunun gizlisi saklısı yoktur. Hapishaneler, sadece Yorum tarihi üzerinde değil, ülkemizdeki demokrasi mücadelesi üzerinde de EŞSİZ BİR YERE SAHİPTİR. Her türlü katliama, zorbalığa, faşist saldırıya; kahramanca direnişlerle cevap vermeyi başarabilmiştir Özgür Tutsaklar. Ve elbette ki kendi yarattıkları destanları, bizzat yaşayanlar olarak en iyi kendileri anlatır ve bunu da Yorum’a gönderirler. Mücadele kaçkınları bunun nesinden rahatsız oldular acaba?
Hapishanelere, devrimci tutsaklara nasıl bir bakıştır bu? Onlar dört duvar arasında, dışarıdan kopuk, başı eğik, üretmeden, direnmeden mi yaşamalılar? Onlar ülkemiz halklarının yüz akıdır. Güç kaynağımızdır.
Devrimci tutsakları kirletmeye çalışmak, “emir talimatla iş yapan, dışarının duygularını gözetmeyen, sanattan anlamayan, kaba saba, sanat değeri olmayan eserler üreten kişiler”olarak göstermek, kirli, rezilce ve cahilce bir düşüncedir. Hapishanelerin üretmesinden, bunun halka taşınmasından faşizm rahatsız olur, bu doğaldır. Ama bu iki kardeşin bu söylemleri doğal değildir. Bu konuda son olarak şunu söyleyelim: İŞKENCEDEN, HAPİSLİKTEN KORKUP DA MÜCADELEYİ BIRAKANLARIN BU KONUDA TEK BİR KELİME ETMEYE HAKKI YOKTUR!
Hapishaneler üretmeye devam edecek; ve biz de Grup Yorum olarak, hapishanelerden gelen besteleri, onurla, gururla söylemeye devam edeceğiz.
Grup Yorum’un hapishanelerle ilişkisi çok eskidir. Metin-Kemal’in söylediği gibi ‘sonradan gelişmiş’ bir ilişki değildir. Daha kurulma aşamasındayken nasıl bir grup olacağı, çizgisi, hedefleri 12 Eylül hapishanelerinin görüş kabinlerinde tartışılarak şekillendirilmiştir.
Ve devrimci tutsaklar, ilk albümden başlayarak tüm besteleriyle Yorum albümlerinde etkin olarak yer almışlardır. Bugün Yorum’u Yorum yapan, milyonlarca kişinin diline dolanan Güleycan’dan Haklıyız Kazanacağız’a kadar onlarca şarkı hapishane üretimidir.
Bu ilişki Yorum üyelerinin iradesini ortadan kaldırmaz, tersine güçlendirir. Zenginlik ve derinlik sağlar. Özgüven kazandırır. İdeolojik, kültürel olarak besler. İyiler içinden en iyilerini seçme olanağı sağlar. Öyle olduğu içindir ki Yorum tüm saldırılara rağmen yok edilememiştir.
Sanatçı iradesini ortadan kaldıran devrimci ilişkiler değil, tam tersine kapitalist ilişkilerdir. Sanatçı “kendi hür iradesi” ile değil, patronunun, yapımcısının kuralları, ‘piyasanın’ istekleri doğrultusunda üretir. Onun emir eri haline gelir. Kendi düşünce ve duygularının, yapımcı ve ‘piyasa’ nezdinde hiçbir kıymeti yoktur. Oysa devrimcilikte sınırsız bir özgürlüğü vardır sanatçının. Bütün bu kapitalist saldırılardan, kısıtlamalardan, kurallardan kurtulmuştur. İdeolojik birlik içinde olduğu, hedef birliği içinde olduğu yoldaşlarından aldığı öneri ve eleştiriler ise sanatını kısıtlamaz, tersine güçlendirir.
Hatalarını, eksiklerini görmesini sağlar. İşte asıl özgürlük budur! Ve sadece devrimci sanatçılar özgürce üretebilirler. Aksi takdirde kapitalizmden izin almadan, icazet almadan üretemezsin, var olamazsın.
Bir bakarsın zirvedesin, bir bakarsın yerin yedi kat dibine gömülmüşsün. Ya da her şeye rağmen üretmişsen eğer, işten atılmışsın, oyunların yasaklanmış, soruşturmalar açılmıştır. O zaman biz de ‘sorarız’ Metin ve Kemal Kahraman’a: Var mıdır size yönelik bir engelleme, bir saldırı? Eğer yoksa bunun nedeni ne olabilir? Acaba kimse sizi bu alçakça sömürü ve zulüm düzeni açısından bir “tehlike” olarak görmüyor mu?
Yönünüzü mü Şaşırdınız? Safınızı mı?
Kahraman kardeşler oklarını burjuvaziye değil, Yorum’a yöneltiyor. Bireyciliğe saldırmak yerine kolektivizme saldırıyor. Örgütsüzlüğü eleştirmek yerine örgütlülüğe saldırıyor. Oklarını kapitalizme değil sosyalizme yöneltiyor. Bunu yaparken de yalan zehirine buluyorlar oklarını.
O zaman soruyoruz; yönünüzü mü şaşırdınız?
Üstelik bunları burjuvazinin Yorum’a dönük saldırılarının en yüksek olduğu dönemde yapıyorlar. Evet; Yorum tarihinde, birçok baskıya, tutuklamaya, şantaja, sansüre maruz kalmıştır. Ancak açık ki saldırılar da tarihinin hiçbir döneminde bugün yaşadığı boyutlara ulaşmamıştır.
Hiçbir dönemde 11 üyesi birden tutuklu olmamıştır örneğin.
- Yorum artık hiçbir konser yapamamakta, son 3 yıldır istisnasız tüm konserleri yasaklanmaktadır.
- Tüm Yorum üyelerine yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur.
- Avrupa ülkelerine giriş yasağı konulmuştur.
- Kültür merkezleri son 1 yılda 3 kez basılmış, tüm enstrümanları paramparça edilmiştir. Ve hatta çalınmıştır polisler tarafından.
- Kulak zarları patlatılmış, bilekleri burkulmuş, saçları kökünden yolunmuştur.
- Yakalanabilen tüm Yorum üyeleri tutuklanmaktadır. Öyle ki, mahkemeler bıraksa bile hapishane kapısından yeniden gözaltına alınmakta, yeni bir soruşturma üretilerek yeniden tutuklanmaktadırlar.
- Yakalanamayan Yorum üyeleri hakkında arama kararları çıkarılmış, ‘en çok aranan teröristler’ listelerine alınmış, başlarına 300 bin TL ödül konmuştur.
- Kimi Yorum üyeleri hakkında ölüm tehditleri yapılmıştır.
Evet Metin ve Kemal Kahraman?
Yorum’a Saldırmak İçin Sözünüz Çok;
Peki Yorum’a Yönelik Bunca Saldırılar Karşısında Diyecek Bir Şeyiniz Yok Mu?
Neden bu saldırılara karşı hiç sesiniz çıkmıyor? Yorum üyelerinin başına ödül konulmasını ‘normal’ mi görüyorsunuz? Burjuvazinin bu yasa tanımaz, kural tanımaz, hukuk tanımaz saldırganlığını normal mi görüyorsunuz? Yoksa karşı çıkacak cüretiniz mi yok?
Peki neden baskılara tek kelime etmezken Yorum’a karşı ağzınızdan zehir akıtıyorsunuz?
Yorum’a dönük böyle saldırılar varken bu iftiralarınızın, çarpıtmalarınızın neye hizmet ettiğini görebiliyor musunuz? Göremiyorsanız söyleyelim: Burjuvazinin yalanlarına, terörize etme politikasına malzeme üretiyor, onlara hizmet ediyorsunuz.
Bu nedenle bir tür ihbarcılığa da soyunmuş oluyorsunuz. Bunun vebali ve tarihsel sorumluluğu da çok ağırdır. Bireyci, bencil, örgütsüz, derbeder bir yaşamı seçmiş olabilirsiniz. Düşkünleşmenin sınırı yoktur. Kendinizi bir yerde tutmazsanız, aşağı, daha aşağı yuvarlanırsınız. O sınırı geçmek, halk olmaktan çıkmaktır. Savrulma öyle bir şeydir ki, bir noktada durmayı bilmezseniz, yozlaşmanın en dibine veya Afrin’e giden sanatçı müsveddelerinin yanına kadar götürür insanı.
Sonuç Olarak; Akıttığınız Zehir Sizi Zehirler
-Yorum’u iftiralarla itham eden,
-örgüt düşmanlığı yayan,
-mücadeleyi karalayan,
-kolektif üretimi karalayan,
-Kürt sorununa ilişkin politikalarımızı çarpıtıp halka bu konuda yalan söyleyen,
-saldırıların bu kadar arttığı bir dönemde “demokrat” olmak bile, Grup Yorum’un yanında yer almayı gerektirirken, karşı devrim cephesini güçlendiren bu röportaj düşmancadır. Hem konuşanlar, hem sayfalarını bu konuşmaya açanlar, bu düşmanca tutuma ortaktır.
Özgür Politika’ya diyeceğimiz odur ki; sayfalarınızı, devrimcilere saldırılara açmayın; bize değil, emperyalizme ve faşizme saldırın! ABD işbirlikçiliğinizi meşrulaştırmak için devrimcilere saldırıyorsunuz; boşuna. Devrimciler, milliyetçi hareketin uzlaşma, teslimiyet, tasfiye ve işbirlikçilik politikalarını eleştirmeye devam edecekler.
Metin ve Kemal Kahraman’a diyeceğimiz odur ki; söyleyecek bir sözünüz varsa, burjuvaziye, faşizme karşı, emperyalizme karşı söyleyin. Yalanlarla, iftiralarla Grup Yorum’a akıtmaya çalıştığınız zehirler, emin olun sadece sizi zehirler..
______________________________________________________
“Her Cepheli'nin yüreği, basılmaya hazır bir şiir kitabıdır.”
Feda Cephesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05.Mayıs.2018, 00:17   #2
 
Mazino - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mazino
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2018
Üye No: 55378
Mesajlar: 262
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 145
152 Mesajına 268 Teşekkür Aldı
Standart

Özlemiştik bu tür yazıları

Neresinden tutsan tutarsız çirkef bir yazı.

1-Metin-Kemal'in icraatlarını alaya almak kimsenin haddine değildir. Yorum'un ilk albümdeki şaheserlerde Metin'in imzası vardır. bknz: sıyrılıp gelen

2-"Sadece derleme albüm yapıyorlar" diye küçümsemek tezatlıktır. Çünkü Yorum'un vurucu birkaç eseri derlemedir.

3-Düzen, burjuva, emperyalizm diye metin-kemal'i eleştirmişsiniz ama Grup Yorum da Youtube'dan sonraki en popüler müzik uygulaması SPOTIFY'a albümlerini paylaşıma açmış. Spotify uygulaması komünisttir de ben mi bilmiyorum. Spotify'dan Grup Yorum kaç bin dolar gelir elde etti?

----------------------------------------

Spotify Sanatçılara Ne Kadar Kazandırıyor?



30 milyon abonesiyle dünyanın sayılı müzik platformlarından Spotify, sanatçılara ödediği rakamlarla ilgili detaylı bilgileri paylaştı. Eylül ayında ülkemizde de hizmet vermeye başladığını duyurduğumuz Spotify her çalan şarkı için 0.6 dolar cent yani yaklaşık 1 kuruş ödüyor. Rakamı biraz daha detaylandırırsak Spotify 100 defa çalan bir şarkı için yaklaşık 1 TL telif ücreti veriyor.

100 şarkı için 1 TL rakamı genel kabulde düşük görünse de Spotify, örnek olarak paylaştığı rakamlarda 1 milyon defa dinlenen bir şarkı için isim vermeden en çok bilinen video paylaşım sitelerinden birisinin telif ödemesinin iki katını ödediklerini vurgulamış.

Rakiplerinden farklılaşarak sanatçılarla çalışma koşullarını şeffaf bir şekilde paylaşan Spotify, üye sayısına dair detaylı rakamlar da veriyor. Dinleyicilerden yaklaşık 720 milyon dolar gelir elde eden Spotify’dan 6 milyon kullanıcı ücretli, 24 milyon kullanıcı ise ücretsiz yararlanıyor. Ücretli kullanıcılara uygulanan tarifeler genelde 9.99 ÜlkeParaBirimi şeklinde uygulanıyor.

Spotify, gelirlerinin 500 milyon dolarlık kısmını telif olarak sanatçılara ödüyor. Burada dikkat çeken noktalardan biri, 2009 ve 2010′da neredeyse ücretli abonesi bulunmayan Spotify’ın kayda değer büyüklükte telif ücreti ödemiş olması.
Mazino isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com