Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Devrim Tarihi > Türkiye Devrim Tarihi

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ: Kocamustafapaşa Direnişi'nden Haziran Ayaklanması'na
Cevaplar
2
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1750
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 19.Mayıs.2014, 19:11   #1
 
Ansaneri Jova - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ansaneri Jova
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 23.Şubat.2011
Üye No: 34558
Mesajlar: 1,926
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 410
555 Mesajına 1,728 Teşekkür Aldı
Exclamation TARİHİMİZDEN ÖĞRENİYORUZ: Kocamustafapaşa Direnişi'nden Haziran Ayaklanması'na

Kocamustafapaşa Direnişi'nden Haziran Ayaklanması'na; Devrim Kitlelerin Eseri Olacak, Öncüsü ise Cephe!

''On binin üzeirnde insanın... Kocamustafapaşa'da düşman saldırına uğradığında dağılmadan, sokak sokak, ev ev, genç yaşlı, kadın erkek demeden silahla, taşla, eline geçirdiği her şeyle düşmanın panzerlerini ve silahlarını etkisiz hale getirmesi, devrimci tarihimize altın harflerle yazılacak olan öğretici derslerle dolu, büyük bir kitlesel gösteri olmuştur. Bu direnişin diğer bir yanı ise tüm oportünist, revizyonist bloğun kitleyi bölme çabalarına, provokasyon edebiyatına rağmen kitlelerin oportünist barikatları aşarak direnişte yer almasıdır.'' Dursun Karataş ( Bizim Dayımız, Syf. 55 )

Mahirler'in şehitliğinden sonra gelişen devrimci potansiyel egemenleri rahatsız etmişti. Mahirler'in oligarşiye yaşattığı kabusu bir daha yaşamak istemiyorlardı. Sivil faşistler devreye sokuldu. Mücadeleyi geriletmek, devrimci potansiyeli yok etmek için sivil faşist kontra çeteleri, devrimci gençliğin, ilerici aydınların, halkın üzerine salındı ve katliamlar başladı.

Faşistler 1 Aralık 1975'te İDMMA Galatasaray Mühendislik Yüksekokulu'nda Cezmi Yılmaz ve Halit Pelitözü adındaki iki devrimci öğrenciyi katlettiler. Bunun üzerine tüm okullarda boykot ilan edildi ve Galatasaray Mühendislik Yüksekokulu, Cepheciler'in başlattığı eylemle işgal edildi. İşgali terk ederek kitlesiyle İTÜ Taşkışla binasına giden oportünistlerin bölücü tavrı eylemi etkilemedi. Eylem devam etti.

Ertesi gün cenazeleri kaldırmak için on binlerce insan Galatasaray Mühandislik'te toplandı ve İstanbul Üniversitesi'ne yürüdü. Cenazeler, Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Camisi'ndeydi. Kitle camiye doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca kitlenin sayısı daha da arttı ve anti-faşist bir gösteriye dönüştü. Oligarşi tehlikenin farkındaydı. Kitle camiye ulaştı. Ancak polis kitlenin cenazeleri almasını engellemek için cenazeleri kaçırarak kitleyi dağıtmak için saldırdı. Tam tersine kitle dağılmadı, Cezmi ve Halit'in, katledilen tüm devrim şehitlerinin hesabını soran sloganlar çok daha güçlü atılmaya başladı. Hesap sorma isteğiyle çatışan Devrimci Gençlik, Anadolu İhtilali'nde bir ilkin daha yaşanmasını, yaratılmasını sağlayacaktır.

Polisin azgınca saldırısına rağmen tek bir kişi bile dağılmadı. Çünkü o kitleyi yönlendiren, güvenliğini alan Dev-Genç'lilerdi, Dev-Genç'lileri yönlendiren ise Dayı ve İbrahim Erdoğan'dı. Dayı, çatışmaları bizzat yönetiyordu ve Dayı'nın yönlendiriciliğinde Türkiye devrim tarihinin en önemli sokak çatışmalarından birisi yaratıldı.

Çatışmada Dayı ve İbrahim Erdoğan yoldaşlarımızın inisiyatifi ve cüretli kararları ile polis panzeri dinamit atılarak durduruldu. Polisin şiddetine devrimci şiddetle karşılık verilerek, devrimci şiddetin kitlesel uygulanması, ilk kez Kocamustafapaşa Direnişi'nde gerçekleştirilir.

Tam bir meydan savaşıydı yaşanan. Polis panzerleri mahallenin dar sokaklarına kurulan barikatlara saldırdı. Ancak, panzerler silahlı devrimcilerle karşılandı. Polisin panzerlerle saldırısına çatılardan, sokaklardan silahlarla, bombalarla cevap verildi... Karşısında geri çekilen, dağılan, kaçan değil, çatışan militan bir kitle vardı. Taş, sopa, tuğla... her şey silah oldu kitleye. Barikat barikat çatışıldı, bir adım bile ilerleyemedi polis.

Saldırı püskürtülünce, devrimciler Samatya yönündeki polis çemberini yararak kitleyi o yöne doğru yürüyüşe geçirdi. Tüm kitlenin güvenliği alındı. Polisin her dağıttığı barikattan sonra yenisi kuruldu. Yedikule yönünde ilerleyen kitle hala on bin civarındaydı. Polis, barikatları yıkarak kitleyi takip ettiğinden, hemen her 50-100 metrede bir barikat kuruluyordu. Barikatlar polis panzerlerini yavaşlatıyordu. Kitle Silivrikapı'ya kadar yürüdü. Burada çatışmaya hazır bekledi. Polis tam yaklaştığı sırada kitleyle polisin arasına jandarma birlikleri girdi. İl jandarma alay komutanı, gidişatın kendilerinin aleyhlerine geliştiğini görünce arabuluculuk yapmaya soyundu. Saldırı olmayacağı güvencesi verilince kitle Topkapı'ya kadar yürüdü. Burada yapılan konuşmalardan sonra yürüyüş bitirildi, kitle dağıldı.

Dağılan kitle Aksaray'da birleşti ve eyleme devam etti. Laleli'ye kadar yürünerek burada da konuşmalar yapıldı. İçilen devrim andının ardından eylem bitirilir.

Devrimci Gençlik, faşistlerin katlettiği yoldaşlarının hesabını iki gün süren bir direnişle ve on binleri yürüterek sordu. Faşizme de kitlenin gücünü ve tepkisini gösterir. Kocamustafapaşa Direnişi; bu kadar geniş katılımlı bir sokak çatışması olması, hem radikal çizgisi hem de uzun süreli olması yanıyla bir dönüm noktası olur. Kocamustafapaşa Direnişi geneldeki suskunluğu kırmada önemli bir adım olur. Polisin güçlü olmadığını, kararlı bir direniş gösterildiğinde irademize boyun eğmek zorunda kaldığını göstermiştir. Bu, kitlenin güvenini arttırmış, birlikte ve örgütlü güçle aşılamayacak bir engelin olmadığını göstermiştir.

Kitle bu eylemle gerçek önderlerini tanımış ve kitleyle önderlik arasında güvene dayalı sağlam ilişkinin temeli atılmıştır. Halk çatışma esnasında devrimcilere yardım etmiş, devrimcilerin halkı koruması, karşılıklı yakınlaşmayı ve güveni yaratmıştır.

1996 yılında hapishanelerde başlayan Ölüm Orucu eyleminde, dünyanın ilk kadın Ölüm Orucu şehidi olan Ayçe İdil Erkmen, annesiyle beraber Kocamustafapaşa çatışmasının ortasında kalır. İdil'in yaşı küçüktür ancak çatışmayı hatırlamaktadır. Devrimcilerin, annesiyle onu bir eve sokarak koruduklarını unutmamıştır. Yıllar sonra devrimci olduğunda bu anısını ''Katıldığım ilk eylemdir'' diye anlatarak aslında devrimcileşmesindeki etkisini ifade etmektedir.

Yarattığımız her direniş, geleceğe atılmış bir adımdır. Dün Gazi'yi, bugün Haziran Ayaklanması'nı yaratan, tarihimizdeki bu direnişlerdir.

''Halk düşünceleri ve bugün içinde bulunduğu konum ne olursa olsun, emperyalizm ve faşizmle çelişkisi olan tüm sınıf ve tabakaların toplamıdır. Güç biriktirmeliyiz. Güç halktır.'' Dayı, age (syf 55)

Faşist AKP iktidarı, Taksim Gezi Parkı'na AVM yapılmasına karar verir. Bunun üzerine halk parkta nöbet tutmaya başlar. Tayyip Erdoğan polise saldırı emrini verir. Nöbet tutan kitleyi parkın dışına atar. Yüzlerce kişi yaralanır. Arından da parkı kuşatır. Ancak susmaz kitle, saldırıdan korkmaz, yılmaz. İstanbul, kavgamızın başkenti bir kez daha fitili ateşler ve tüm Türkiye ayaklanır. Halk, korku duvarını yıkmıştır artık. Gezi Parkı'na yeniden girmek için tam 35 saat polisle çatışır kitle ve polisi kuşatır. Bir adım bile gerilemeyen kitledir; kaçansa polis. Çatışa çatışa Taksim'e girmeyi başaran kitle ''Her Yer Taksim Her Yer Direniş'' sloganlarıyla ayaklanma ruhunu dünyanın dört bir yanına yayar. ''Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam'' şiarıyla, AKP faşizmine karşı Anadolu'dan dünyaya yayılan ayaklanmanın öncüsü Cepheliler'dir.

Taksim 1 Mayıs Alanıdır. Gezi Parkı, meydanlar halkındır, yasaklanamaz. Taksim Meydanı ayaklanmanın merkezi haline gelir. ''Faşizme Karşı Omuz Omuza'' sloganıyla halkın her kesimi birleştirilerek hedef net olarak gösterilir. Taksim'de, Anadolu'nun tüm illerinde Dev-Genç'liler en öndedir. Cepheliler çatışmaların tam ortasındadır. Tarihlerine bakar Cepheliler. O tarihte Kocamustafapaşa Direnişi vardır. Bu direnişten öğrenmişlerdir mevzilerini terk etmemeyi. Şehitler vererek, mevzilerini terk etmeden koruyarak yönetirler ayaklanmayı.

Direniş tarihimiz, yarattığımız gelenekler, Cephe'nin taviz vermeyen, uzlaşmaz politikaları... ''(...) emperyalizm ve faşizmle çelişkisi olan tüm sınıf ve tabakaların toplamıdır. Güç toplamalıyız. Güç halktır'' sözünü doğrulayarak Dayı'mızı bir kez daha haklı çıkarmış ve Taksim Ayaklanması'nı yaratmıştır. Milyonları örgütleyeceğiz iddiası, bu ayaklanmayla, Umudun Çocuğu Berkin Elvan'ın cenaze töreniyle somutlanmıştır.

Milyonları örgütleyecek ve ''Dünyayı bir kez de Türkiye'den sarsacağız!'' Tarihimiz bunun kanıtıdır. Gücümüzü tarihimizden alıyoruz. Devrim kitlelerin eseri olacak. Silahlanmış halkın, silahlı öncüsü Cepheliler'in eseri olacak. Tarihimizden aldığımız güçle başaracağız.

Yürüyüş
Sayı: 417
Ansaneri Jova isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ansaneri Jova Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 19.Mayıs.2014, 21:43   #2
 
KOBA2052 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KOBA2052
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Ekim.2010
Üye No: 31995
Mesajlar: 1,126
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 181
180 Mesajına 447 Teşekkür Aldı
Standart

Kocamustafapaşa direnişinin Yürüyüş dergisinin son sayısında (18-Aralık-2014-Sayı:417)anılması güzel olmuş. Forumda bu konu A.JOVA üye tarafından bir ay kadar önce anılmış,hatta Quarter üyede bu direnişe yakınlarının da katıldığını bildirerek katkıda bulunmuştu. Olayın yaşandığı dolu dolu 40 sene olmuş, hatta bu konuda Quarter arkadaşa bir mesaj yazmıştım olayın tarihi hakkında yanılmamak için. (Sağ olsun cevap verme zahmetine katlanmadı).
Daha sonra A. JOVAde bu olay hakkında ÖM.de konuştuk.

Kocamustafapaşa direnişi Dursun yoldaşında (Karataş) belirttiği gibi ''Bu direnişin diğer bir yanı ise tüm oportünist, revizyonist bloğun kitleyi bölme çabalarına, provokasyon edebiyatına rağmen kitlelerin oportünist barikatları aşarak direnişte yer almasıdır.'',revizyonist-oportünist blokun çabaları kitleleri mücadeleden uzaklaştırmaya yetmedi.

Dev-Genç önderliğindeki kitleler Yaşasın Halk Savaşı nidaları ile Polis güçlerine karşı görülmemiş bir direniş gösterdiler.Cenazeye katılan herkes bu slogan ile savaştı.
Revizyonist şeflerin ikazlarına rağmen kendi kitleleri bile Yaşasın Halk Savaşı nidaları ile DEV-GENÇ önderliğinde savaştı.
Bu direniş sonrası revizyonist yapılar bir daha Devrimci Gençlik ile bir eylem birlikteliğine girmediler. Çünkü kendi kitleleri Yaşasın Halk Savaşı sloganı ile savaşırken onlar hala kitlelerine geri çekilme talimatı vermeye çalışıyorlardı.



Kocamustafapaşa direnişi devrimci mücadelenin bir öncü taşıdır.

Bu direnişin ışığında gerçek devrimci geleneğin devamı ,bayrağı düşmeden alıp taşıyanlar bugün Okmeydanı'nda ,Gazi'de ,Gezi'de ,Kızılay'da ve pek çok yerde hala direniyorlar ,savaşıyorlar.Bu Cephedir ,
Marksizm -Leninizm ışığında Kızıl Bayraklarla gün gelecek devrimi yapacak ve sosyalizmi kuracak olan devrimci önderlik.
Ustaların Marks'ın Engels'in ,Lenin'in ,Stalin'in,Mao'un yolunda devrimi yapacak olanlar. İstanbul,İzmir varoşlarından,Fabrikalardan,Tarlalardan ,Karadeniz Dağlarınadan ,Kürdistan dağlarına kadar M-L ideolojini taşıyacak ve Kızıl Bayrakların gölgesinde Sosyalizmi dünya halklarına hediye edecek.

Kocamustafapaşa'dan ,Gezi'ye direnişe ,ayaklanmaya ,Devrimci Halk Savaşının zaferi için Marksist -Leninist Halk Kurtuluş Cephesinin saflarına bizi çağıranlara cevabımız evettir .
Halkların kurtuluşu ve devrim Marksizm-Leninizm ışığında gerçekleşecektir.
Başka bir kurtuluş yolu aramak nafile çaba ve egemenlerin saltanatına hizmettir.

Yaşaşın sosyalizm.


KAPİTALİZM ÇÖKECEK ,SOSYALİZM YAŞAYACAK.
KOBA2052 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
KOBA2052 Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 3 Kisi:
Alt 22.Nisan.2015, 22:08   #3
 
merto - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
merto
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Nisan.2015
Üye No: 52264
Mesajlar: 1
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart Bir bilgi yanlış

Konu olan yazınızda Çetin Yücel ile ilgili elinde silahı ile direndi yazmışaınız, babam o olayda vardı ve yanında ki halen hayatta olan arkadaşı ile de yaptığım görüşmede Çetin Yücel in hiç bir eylem ve mitingde asla silah kullanmadığını ve yine yanında da silah bulundurmadığını söyledi.
Konu olan Çetin Yücel babamdır, babamın basit bir silahlı örgüt üyesi gibi gösterilmesi babamın düşüncelerine terstir. Babam o dönem içinde ilçe başkanı ve daha öncesinde de İstanbul Belediye meclis üyeliğide yapmıştır. Babamın ideolojisi silah ile olmayacağı yönündedir. Yazınızı neye dayandırarak yazdınız bilemiyorum, var olan gerçeklerden tamamen uzak, bir hayal yazısı olarak gördüm. TİP inancına da aykırı bir yazı, sizden ricam yazıdan ya tamamen babamın adını çıkartın yada konu ettiğiniz " elinde silah " ibaresini çıkartmanızdır. Anlayışınız için teşekkür ederim.

Mert Yücel
mail adresi yazmak yasaktır

Söz konusu parağraf isteğiniz üzere silinmiştir
merto isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com