Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİZM OKULU > DEVLET KAVRAMI > korporatizm

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
Korporatizm
Cevaplar
11
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
4407
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 17.Temmuz.2009, 23:22   #1
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,184
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,384
2,073 Mesajına 5,894 Teşekkür Aldı
Standart Korporatizm

Korporatizm


Korporatizm, hepsi de tüketici olan bütün üreticiler tarafından, bütün tüketiciler için düzenli üretimdir. Bir taraftan işleticilerle işletilenler, diğer taraftan da üretim ile tüketim arasındaki ilişkileri değiştirme ve geliştirmeye yönelik bir ekonomipolitik sistemdir.

Korporatizmin esas iki amacı vardır:
1-Ekonomik hayatı yeniden kurmak,
2-Sosyal adaletin tesisini sağlamak.

Faşizm , ekonomiyi korporatizm üzerine kurar ve korporasyonları temel alır. Bu, Musolini 'nin; "Faşist devlet korporatiftir." sözü ile pekiştirilen bir hükümdür. Korporasyonlar, nisbeten "lonca"lara benzerler.


Korporatizm, toplumu organizmacı bir gözle görmenin bir sonucu olarak her kesimin tüm faaliyetlerinin amacını dayanışma ve ortak çıkara indirgeyen politik bir yaklaşımdır. Tahmin edileceği gibi burada farklı kesimlerin farklılıkları ancak ortak çıkar ya da devletin faydası ekseninde okunduğu müddetçe yaşayabilir. en tipik örneği mussolini dönemi italya uygulamasıdır
______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 11.Ekim.2010, 23:56   #2
 
bora kara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bora kara
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Ekim.2008
Üye No: 14017
Mesajlar: 525
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Sendikal Harekette Korporatif Anlayışlar

Yüksel Akkaya
16.06.2003/sendika.org

Devlet ile çıkar gurupları arasındaki ilişkileri açıklamak amacıyla korporatizm verimliliğin reel ücretlerin gersinde kalmaya başladığı 1970'li yıllarda yeniden tanımlanarak, kavramsallaştırılmaya başlanmıştır. Korporatizm modeli ile geniş anlamda toplum-devlet ilişkileri, dar anlamda işçi sendikaları ve işveren örgütlerinin birbirleri ve hükümetler ile olan ilişkileri incelenmektedir. Korporatizm, devlet tarafından tanınan veya tescil edilen, lider seçimi ile talep ve desteklerin ifadesinde belirli denetimlere uyma karşılığında kendi alanlarının sınırları içinde tekelci temsil hakkı bağışlanan, sınırlı sayıda merkezileşmiş, zorunlu üyelik temeline dayanan, rekabetçi olmayan, hiyerarşik ve işlevsel açıdan farklılaşmış kurucu birimlere sahip bir çıkar temsili sistemidir.

Bu tanıma göre korporatizmde çıkarlar ayrıcalıklarla donatılmış çıkar örgütleri tarafından temsil edilirler ve bu temsil sosyal kontrol boyutunu da taşıyan uzlaştırma şeklinde gerçekleşir. Devlet çıkar örgütlerinin bazılarına yapısal ve fiili ayrıcalıklar tanıyarak koruyup gözetmekte, bunun karşılığında da bu örgütlerin işlev alanını, temsil edeceği çıkarları, üyelerin niteliğini, örgütün yapısını, faaliyetlerini, liderliğin nasıl ve kimlerden oluşacağını denetlemektedir.

Bir başka tanıma göre ise, korporatizm, büyük çıkar örgütlerinin yalnızca çıkarların 'ifadesinde' veya 'uzlaştırılmasında' değil, değerlerin bir otoriteye bağlı olarak dağıtılması demek olan kamu politikalarının oluşturulmasında, uygulanmasında birbirleriyle ve devletle işbirliği yapmalarıdır. Bu tanıma göre devlet, aynı zamanda pazarlıkçı bir konuma geçmektedir. Bürokrasi ile büyük çıkar örgütleri içiçe geçtiğinden çıkarların temsili geleneksel anlamını yitirmekte, devletle çıkar gurupları arasında üst düzeyde bir işbirliği doğmaktadır.

Korporatizmin bir başka ayırt edici özelliği çıkar gurupları arasında iktisadi politikaların oluşturulması sırasında üst düzeyde bir işbirliğinin ortaya çıkmasıdır. Kuşkusuz bu işbirliği, uygulamada, her yerde aynı şekilde olmamakta farklı boyutlar ve özellikler taşımaktadır.Burada vurgu daha çok iktisadi politika alanına yapılmakta ve özellikle istihdam düzeyinin istikrarlı tutulmasına yönelik olmakta, gelir politikası da bu amacı gütmektedir. Korporatizm, sınıf çatışmalarının düzenlenmesi önemli bir unsurdur. Çünkü, korporatist politikanın oluşturulması için çıkar gurupları arasındaki çatışmalara devletin müdahale ederek uzlaştırması gerekir. Amaç, sanayileşmiş bir toplumdaki çelişkilere maruz kalarak giderek örgütlenen çıkarlar arasındaki çatışmaların nasıl ve kimin yararına çözülebileceğini anlamanın ötesinde, bu çatışmaları yumuşatmaktır. Çünkü, korporatist politikalar kapitalist toplumlarda örgütlenmiş sosyo-ekonomik gurupların temsilini liderlik düzeyinde, devletle işbirlikçi ilişkilere dönüştürür, toplumsal kontrolünü kitleler düzeyinde sağlamayı temel ilke edinir. Yani, devlet, işçi ve işveren örgütlerinin özerkliklerini sınırlayarak onları devlet politikaları doğrultusunda harekete geçirir ve yönetsel bir kontrol aracı olarak kullanır. Bu süreçte sendikaların kamu politikalarının oluşturulma sürecine dahil edilmeleri istihdam, kriz, rekabet gibi söylemlerle etkisizleştirilen işçi sınıfının siyasi sistem için bir tehdit oluşturması önlenmiş olunur, böylece işçi sınıfının var olan egemenliği sarsmayacak taleplerde bulunması sağlanmak istenir. Bu durumda, işçi sınıfı ve sendikalar mevcut çalışma ilişkilerini bir veri olarak kabul etme karşılığında sisteme dahil edilmeyi kabul etmektedirler, yani "katılım" adı altında mevcut sistemle bütünleşerek taleplerini ılımlılaştırmaktadır.

Böylesi bir korporatist ilişkide sendikalar sınırlamalar ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Devlet sendikaların faaliyet alanlarını, temsil ettikleri üyelerin nitelik ve sayısını, çıkarların ise kapsamını, içeriğini ve ifade ediliş biçimlerini denetim altında tutar, sendika liderlerinin seçiminde ve gelirleri üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak söz sahibi olur, sendikaların kamusal kararları şu veya bu şekilde üyelerine benimsetme taahhüdünde bulunmalarını bekler. Böylece kamusal olan özel olanı belirler, çoğulcu çıkar gurubu paradigmasının öngördüğü sınırsız sayıda, gönüllü üyelik ve rekabet esasına dayanan, lider seçiminde ve çıkarların ifadesinde denetlenemeyen, özel alanı kamu alanına yansıtan örgütler evreninin varsayımları işlemez . Bu sınırlamalara karşılık olarak elde edilen ayrıcalıklar, teşvikler ise şöyledir: Bu örgütler devletin yardımı ile diğer rakip örgütler arasından sıyrılarak tekleşirler, tekelci temsil hakkına kavuşurlar. Merkezi ve bürokratik bir yapıya , zorunlu üyelik hakkına kavuşurlar, üyelerini de ilgilendiren kamu iktisadi politikalarının son aşama kararlarının verildiği ekonomik ve sosyal kurul, komite ve konseylere katılırlar.

Devlet, bir yandan sendikaların bazılarına yapısal ve fiili ayrıcalıklar tanıyıp, kollarken diğer yandan da bu sendikaların işlev alanlarını, temsil edeceği çıkarları, üyelerinin niteliklerini, örgütün yapısını, uygulayacağı eylem biçimini ve örgütlerde liderlerin kimlerden ve nasıl oluşacağını denetlemektedir. Ayrıca, sendikanın kendisi de katıldığı iktisadi planlama ve gelir politikaları vb. kurumlarda alınan kararların yürütülmesini üyeleri üzerinde uygulayacağı disiplin ve denetimle sağlamaktadır, ki, bu bir tür sosyal kontrol mekanizmasıdır. Devletçe sağlanan yapısal korporatist nitelikler ve sosyal kontrol yöntemleri, sendikaları diğer çıkar gruplarına göre daha çok etkileyip kısıtlamakta, işçi sınıfına daha büyük bir darbe vurmakta ve işçi örgütleri sistemle bütünleştirilmekte, sınıfsal talepleri kabul edilebilir sınırlara indirgenmektedir.

Yukarıda belirtilen yaklaşım ve sonuçta şaşılacak bir yan yoktur. Çünkü, iktisadi alanlarda giderek işlerlik kazanan korporatizm, ulusal ekonomiler arasındaki rekabetin, mülkiyetin yoğunlaşmasının, kamu politikasının genişleyen rolünün ve sınıfları siyasi sürece katmak biçiminde ussallaştırılan karar verme mekanizmalarının yol açtığı, istikrarlı, burjuva-egemen bir rejim ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Korporatizm, nihayetinde, kapitalist toplumlarda, sendikaların da içine dahil edildiği çıkar gurupları arasında iktisadi politikanın biçimlendirilmesi sırasında var olan üst düzeyde işbirliğidir. Çünkü, kapitalizmin tekelci aşamasında, "küreselleşme" diye adlandırılan süreçte, sermaye ve emek arasındaki paylaşıma ilişkin çatışmanın ekonominin sürekli büyümesinin gerekleri ile bağdaştırılması gerekmektedir. İşte tam da bu noktada korporatist politikalar devreye girmekte, emek ile sermaye arasındaki bölüşüm sorununu ve toplumsal sınıf çatışmalarını düzenleyerek sistemi rahatlatmaktadır.

Sermaye ile emek arasındaki çatışmaların devletin siyasal ve makroekonomik işlevlerini sekteye uğratmaması için sendikaların siyasi denkleme dahil edilmesi gereği, korporatizmin ekonomik büyüme ve istikrar ile iç içe giren bir sınıflar arası "işbirliği" ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sınıflar arası işbirliği ile ekonomik performans arasında belirgin bir korelasyon bulunmakta, ekonomik büyüme, istikrar ve krizi aşma böylesi bir uyuma bağlı görülmektedir. Türkiye'de son yirmi yıldır sendikal hareketin izlediği rota korporatist ilişkilerin pekiştirilmesi yönünde seyretmektedir. Kuşkusuz bu işçi sınıfı için oldukça tehlikeli bir serüvendir. İş yasasının böyle bir sürecin ürünü olması tehlikenin boyutunu göstermesi babında çok önemlidir.

Korporatist ilişki içinde olan sendikalar iş yasasına karşı güçlü bir direniş göstermek yerine, işbirliğini tercih etmiş, işçi sınıfının tepkisini dindirecek pasif ama etkisiz eylemlerle yetinmiştir. Kuşkusuz, bu tutum 15-16 Haziran ruhu ile hiç örtüşmemektedir.
______________________________________________________
Hiçbir zaman varolmadı doğada sessizlik
bora kara isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.Ekim.2010, 04:23   #3
 
dursun.baran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dursun.baran
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Haziran.2010
Üye No: 29862
Mesajlar: 170
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 4,294,967,293
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

Türkiye siyasetindeki ve doğal olarak Kemalizm'in içindeki Korporatist özü anlamak için şu kitap güzel bir kaynaktır.

Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye'de Korporatizm
dursun.baran isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Mayıs.2014, 23:41   #4
 
#1917# - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
#1917#
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Mayıs.2014
Üye No: 50226
Bulunduğu yer: -
Mesajlar: 154
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
54 Mesajına 86 Teşekkür Aldı
Standart

Korporatizm kavramını Vikipedi'den araştırmıştım ama yapılan tanımı son derece karmaşık. Bana şu ''korporatif'' kavramını daha açık bie biçimde tanımlayabilecek birisi var mı?
#1917# isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 24.Mayıs.2014, 00:40   #5
 
Akseymen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Akseymen
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 24.Şubat.2012
Üye No: 42196
Bulunduğu yer: ANTALYA
Mesajlar: 2,990
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 10,053
1,690 Mesajına 4,230 Teşekkür Aldı
Standart

Fransız devriminden sonra Orta Avrupa'da düşünce olarak ortaya çıkan, ilk kez İtalya'da Mussolini'nin iktidara gelmesiyle uygulanan ve daha sonra Almanya ve İspanya'daki faşist rejimlerce de benimsenen, sınıfların loncalar biçiminde tanımlandığı ve devletin loncaları temsil eden bir organ olarak iktisadi hayata sınırsız bir biçimde müdahale ettiği, iş çevreleriyle sendikalar arasındaki sınıf çatışmasını dengelenmeye çalıştığı ve özünde kapitalist sistemin korunduğu, sosyalizm ve sendikalizm karşıtı iktisadi sistem.
Akseymen isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Akseymen Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 22.Haziran.2014, 21:48   #6
 
Ferrum1538 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ferrum1538
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06.Haziran.2014
Üye No: 50365
Mesajlar: 144
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 123
34 Mesajına 56 Teşekkür Aldı
Standart

ben de yanlış hatırlamıyorsam oligarşinin ne şekilde olursa olsun varolabilmesidir.kendini var edebilmek için tekelci burjuvaziyi harcayıp tefeci bezirganları güçlendirmek gibi.
Ferrum1538 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Haziran.2014, 23:47   #7
 
kendinol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kendinol
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Ağustos.2010
Üye No: 30577
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 872
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,166
230 Mesajına 435 Teşekkür Aldı
Standart

Sevgili Ferrum1538

Kapitalizm içerisinde Tekelllere karşı Tefeci Bezirgan sermaye güçlendirilir mi? Kapitalist tekeller oluşmuşsa Tefeci bezirgan sermayenin kendisi de sistemi olan Feodalizm de ya yok olmuştur. Yada geri bir ekonomik biçim olarak kırlara sıkışmış kalmıştır....

Saygılar...
______________________________________________________
kendinol
kendinol isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
kendinol Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 23.Haziran.2014, 00:31   #8
 
Ferrum1538 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ferrum1538
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06.Haziran.2014
Üye No: 50365
Mesajlar: 144
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 123
34 Mesajına 56 Teşekkür Aldı
Standart

örnek olarak söyledim.bu yanlış anlaşılmanın farkındaydım.anlatmak istediğim, sömürünün ayakta durabilmesi için karşılıklı ilişkileri farklı olan sermayedarların birbirlerini sıkıştırması, yoketmesi.
Ferrum1538 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Haziran.2014, 09:16   #9
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,598
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,571
837 Mesajına 1,573 Teşekkür Aldı
Standart

Geçtiğimiz çağlarda komünistler, toplumlara kooperatif örgütlenmelerini önermişlerdir. Sermayelerin kendi içlerinde ve nesnel olarak yaşam savaşı verdiği günümüz koşullarında küçük sermayelere yaşam imkânları önermeye çalışmak anlamsızdır. O nedenle küçük sermayenin tefecisi, tüccarı ve sanayicisi, ayırt etmeden hepsine uzun ömürler dilemekten öte bir şey yapmayız. Kooperatifçiliği piyasaya sunmaya çalışan olursa onlara sadece güleriz.
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Haziran.2014, 13:40   #10
 
Ferrum1538 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ferrum1538
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06.Haziran.2014
Üye No: 50365
Mesajlar: 144
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 123
34 Mesajına 56 Teşekkür Aldı
Standart

forumda tartışılan bir konuda lenin'in kesintisiz devrimindense, troçki'nin sürekli devriminin stratejisinin daha iyi bir tercih olduğu söyleniyordu.bir merkezden yayılmaktansa, örnek veriyorum baba erdoğan'ın '' hedef bin dersim '' demesi gibi, vietnam'dan, küba'dan, ve sosyalist daha bir çok yerden sermayenin sıkıştırılması daha iyi gibi.kooperatiflerle, küçük komün adımlarla bu sermayenin de ülkede sıkıştırılması uzun ömürlü olmaz mı ? gülünür mü ?
Ferrum1538 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 23.Haziran.2014, 16:09   #11
 
lasalle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
lasalle
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mayıs.2014
Üye No: 50052
Mesajlar: 494
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 120
60 Mesajına 82 Teşekkür Aldı
Standart

Korporatizm çoktan tarih olmuştur kutsal devlet korporatizmin olmazsa olmaz koşuludur korporatizmde tek lider anlayışı da olmazsa olmaz koşuldur yer yer halkçı gözüken hatta olan anlayışları da görülebilmektedir Türkiyedeki köy enstitüleri gibi kafa karıştırıcı bir sistemdir korporatizm bir yerde ilerici bir şey yapar başka yerde gerici Türkiyede artık korporatizmden geriye tek çivi kalmamıştır çağımızda da korporatist tek ülke dahi yoktur
lasalle isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11.Eylül.2014, 00:29   #12
 
Marinaleda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Marinaleda
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 10.Eylül.2014
Üye No: 51091
Mesajlar: 37
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 13
10 Mesajına 17 Teşekkür Aldı
Standart

Yalnız korporatist anlayış burjuvazi ile işçi arasındaki çatışmayıdestekleyen bi yapıdır.Kooperatifler de alakası yoktur.Günümüz piyasa koşullarında kooperatifler bulunmaktadır ve çoğu hiyerarşik kar yapılarına dönüşebilrmektedir.Ama bazı kooperatifler var ki venezuela ve arjantine yerel dinamiklerle bir olup toplumsal özyönetimin bi parçası halinde üretimin ortaklaşmasını sağlayabiliyorlar.Korporatist ekonomi de kemalizm örneğindeki gibidir.Belli bir devletçi yaklaşımı vardır ama sınıfları önemsemez toplumu bi bütün gibi görür CHP nin 1930 larda programında yazdığı gibi
Marinaleda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com