Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Eskimeyen Konular

Eskimeyen Konular Eskimeyen siyasal, toplumsal sorunlar hakkında makalelerin yeniden yorumları.

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Türkiye'de Sol niye Feministlerin Dalkavukluğunu Yapıyor?
Cevaplar
29
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
758
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 26.Ağustos.2018, 22:39   #26
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,184
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 258
515 Mesajına 961 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Anarko-primitivist Nickli Üyeden Alıntı
Şuan boşanma aşamasındayım.
Kanunları bilseniz şaşarsınız. hiçbir şekilde şiddet uygulamadığım halde kadın ifadesinde şiddet uyguluyor yazmış. Buna hiçbirşekilde itiraz edemem çünkü 6284 te kadının beyanı esastır. Her ay nafakasını alıyor. sağlam bir tazmınatta alacak. Ve çocukları mahkeme kararı olmasına rağmen bana göstermiyor. Çocukları görmenin tek yolu icra dairesine gidip mahkeme kararıyla icra memurlarıyla gidip çocukları bir malmış gibi haczetmek.
Erkeğe ayda iki gün çocukları görme hakkı tanınıyor. Yani yılda 24 gün.
Kadınla bir ay bile evli kalsan ömür boyu nafaka ödemek zorundasın. Gelirin olsun olmasın istersen ekmeğe muhtaç ol nafakayı ödemeğin gibi 3 ay hapis var. Hapisten çıktıktan sonra birikmiş borcu ödemesen tekrar üç ay. Bu şekilde yıllarca yatan var.
Çocuklarını icra masraflarını ödeyemediği için (her seferinde 800 tl) yıllarca göremeyen babalar var.
Ve son olarak diyorum ki ne kadar feminist varsa ................
sen bunları daha yeni yaşıyorsun...
ben bunları yaşayalı en az 25 yıl oldu.
ve bunlar yani bu kanunlar, sadece senin ve benim gibiler için geçerli.

artı sı da varda yazmıyayım. senin yaşadıkların benim yaşadıklarım yanında solda sıfır kalır.

ona rağmen bu düşünceye sahibim. çünkü bu kanunlar ataerkil erkek egemen anlayışın paranın ve gücün krallığının kuralları.

herkes fırsattan istifade eder.
kadınlar doğal sosyalist yada koımünist değiller .
onlar da bu pislik düzenin içinde hem ezilen hem ezen pozisyonda olabiliyorlar. ve bunlar onların seçimi değil.
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.Ağustos.2018, 02:08   #27
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,184
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,384
2,073 Mesajına 5,894 Teşekkür Aldı
Standart

Nasıl ki Psikiloji "tıp" bilimi Kapitalizmin eseriyse. Feminizm denen saçmalık da sınıflı toplumların eseridir.

size iki olayı anlatacağım;

1 -Gerilla konusunda bir belgesel izledim. Belgeselci gazeteci erkek Gerilla'ya diyor ki; "Kadın Gerilla'dan birini de röportaja alalım ve konu onunla devam etsin"
Erkek Gerilla aynen şunları söylüyor; "Hayır... Beni onlarla muhatap etme, herşeyde onlar haklıdır.

2 -Bizzat birinci ağızdan dinlediğim. "Abi karakola baskın oldu, karakolu koruyan siperler çöktü. Eskilerden dinlediğimiz, "ölü taklidi yaarsanız PKK'lılar sizi öldürmezler" Karakolda misafiriz ve koğuşlara kadar girdiler. Ölü taklidi yapıyoruz.
Kürtçe birşeyler konuşuyorlar. Bir ara bir kadın Türkçe, Hepsini öldürün, çıkarken kafalarına sıkın" dedi.
Konuşmaları anlayamadım ama sıkmadan çıkıp gittiler. Allah kadın teröristlerle kimseyi karşılaştırmasın" diyerek noktaladı konuşmasını.

Şimdi bu olada 3 şey var.
1 -Feminizm, erkeklere karşı bir kin.
2 -Erkek egemenliğe karşı bir kin, (İmparatorluk ve devlet)
3 -İdeolojik gösteri ama cinsiyet ayrımı yok.

Savaş ve yaşanmış bir olay.
Buna ne diyeceğiz?
Komutan kadın.
Hepsini öldürün diyen de?
Öte yanda öldürüleni mutfakta bekleyen bir kadın var?

Öldürülmesi gerekeni bekleyen bir de ANA var.

Anlayamıyorum.
Feminizm, Anarşizm, Sosyalizm, Kapitlizmin ana rahminde kalan ikizi, vs, vs,vs, vesselam.

"Faruk'i tarikatı" şeyhi, 7 erkek çocuğa tecavüz etmiş, Konya normal yaşantısında. Feminizm ise erkeklere karşı iktidar savaşında.

Duzluyumda kokmayasınız, kendini vajinayla sınırlayan soytarılar. Elin oğlu "etle götü" haramdan çoktan çıkardı.

Yanlış bi şeyler mi yazdım?

Af ola...


______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 27.Ağustos.2018, 02:28   #28
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,184
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 258
515 Mesajına 961 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Apé Che Nickli Üyeden Alıntı
Nasıl ki Psikiloji "tıp" bilimi Kapitalizmin eseriyse. Feminizm denen saçmalık da sınıflı toplumların eseridir.

size iki olayı anlatacağım;

1 -Gerilla konusunda bir belgesel izledim. Belgeselci gazeteci erkek Gerilla'ya diyor ki; "Kadın Gerilla'dan birini de röportaja alalım ve konu onunla devam etsin"
Erkek Gerilla aynen şunları söylüyor; "Hayır... Beni onlarla muhatap etme, herşeyde onlar haklıdır.

2 -Bizzat birinci ağızdan dinlediğim. "Abi karakola baskın oldu, karakolu koruyan siperler çöktü. Eskilerden dinlediğimiz, "ölü taklidi yaarsanız PKK'lılar sizi öldürmezler" Karakolda misafiriz ve koğuşlara kadar girdiler. Ölü taklidi yapıyoruz.
Kürtçe birşeyler konuşuyorlar. Bir ara bir kadın Türkçe, Hepsini öldürün, çıkarken kafalarına sıkın" dedi.
Konuşmaları anlayamadım ama sıkmadan çıkıp gittiler. Allah kadın teröristlerle kimseyi karşılaştırmasın" diyerek noktaladı konuşmasını.

Şimdi bu olada 3 şey var.
1 -Feminizm, erkeklere karşı bir kin.
2 -Erkek egemenliğe karşı bir kin, (İmparatorluk ve devlet)
3 -İdeolojik gösteri ama cinsiyet ayrımı yok.

Savaş ve yaşanmış bir olay.
Buna ne diyeceğiz?
Komutan kadın.
Hepsini öldürün diyen de?
Öte yanda öldürüleni mutfakta bekleyen bir kadın var?

Öldürülmesi gerekeni bekleyen bir de ANA var.

Anlayamıyorum.
Feminizm, Anarşizm, Sosyalizm, Kapitlizmin ana rahminde kalan ikizi, vs, vs,vs, vesselam.

"Faruk'i tarikatı" şeyhi, 7 erkek çocuğa tecavüz etmiş, Konya normal yaşantısında. Feminizm ise erkeklere karşı iktidar savaşında.

Duzluyumda kokmayasınız, kendini vajinayla sınırlayan soytarılar. Elin oğlu "etle götü" haramdan çoktan çıkardı.

Yanlış bi şeyler mi yazdım?

Af ola...



"Allah kadın teröristlerle kimseyi karşılaştırmasın diyerek noktaladı" onun allahı daha benim gibi bir erkeği görmemiş.

birde bu vıyaklayan karakol bekcisi ne kadar merhametliymiş? ,, sürükledikleri kadın gerilla için de aynı şeyi düşünmüş mü?

vajinayla sınırlamak, enteresan ana erkilik analık la ilgilidir. erkesel olan penis ile kıyasnamaz.

kadınlar bile penisli küfür eder. sen de vajına ile kıyaslıyorsun ne alaka.

7 erkek çocuğa tecavüz eden de kadınlar her halde , yada feminizmin bir sonucu.

che senin için, pozitif bilimlere mesafeli diyecem de o bile az kalır bir nefretin var da.

pozitif bilimlere dincilerde karşıdırlar ama hastaneler de imtiyaz da onlardan yanadır, her ne hikmet ise,

benim pozitif bilim olarak gördüğüm aristarkus dur. galieo dur.

einstein atomu bomba yapsınlar diye bulmadı. ateşi bulan kundaklama aracı yapılsın diye bulmadı.

dincilerin kuramlarını alt üst eden bilime olan kinlerini anlıyorum da senin kini analamıyorum.

anlamayacağım.


ilaveten:
"Duzluyumda kokmayasınız, kendini vajinayla sınırlayan soytarılar. Elin oğlu "etle götü" haramdan çoktan çıkardı."

burada feminizmi savunma durumunda olanları kast ediyorsan yani ben gibileri,

bizim için haram helal hiç olmadı.
etik olan ile etik olmayan var.
o bile zamana göre.


ben olsaydım o kadın terörist yerinde :

ölmemiş olanları tespit edin, revire, hastaneye , her ne şekilde adlandırılıyor ise , sağlık ile ilgili yere götürün, önce iyileştirsinleri sonrada penislerini kesip , salsınlar, derdim.
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
v-for-Raperîn Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 27.Ağustos.2018, 13:47   #29
 
İ.Seçil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
İ.Seçil
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 27.Mart.2011
Üye No: 35150
Mesajlar: 1,596
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 259
501 Mesajına 835 Teşekkür Aldı
Standart

Marks-Engels-Lenin Kadın ve Aile
AŞK, EVLİLİK VE AİLE ÜZERİNE
BURJUVAZİ, egemen olduğu yerde, bütün feodal, ata erkil, pastoral ilişkileri yok etti. İnsanı doğal üstlerine (Vorgesetzte) bağlayan çeşitli feodal bağları acımasızca kopardı ve insan ile insan arasında, çıplak çıkardan, duygusuz "nakit ödemeden" başka hiçbir bağ bırakmadı.
Sofuca bağnazlığın; şövalyece coşkunun, dar kafaca hüznün kutsal ürpermelerini bencil hesabın büz gibi soğuk sularında boğdu. Kişisel vakarı değişim-değerine indirgedi ve benimsenmiş ve kazanılmış sayısız özgürlüklerin yerine vicdansız bir ticaret özgürlüğünü koydu. Tek sözcükle, dinsel ve politik kuruntularla peçelenmiş sömürünün yerine açık, utanmaz, dolaysız, amansız sömürüyü koydu. Burjuvazi şimdiye kadar sayılan ve sofuca bir korkuyla bakılan bütün uğraşları kutsal görünüşlerinden (sayfa 134) soydu. Hekimi, hukukçuyu, rahibi, şairi, bilim adamını, kendi ücretli işçileri haline getirdi.
Burjuvazi aile ilişkisinin dokunaklı-duygusal peçesini yırttı ve onu katışıksız para ilişkisine döndürdü.
Marks-Engels, Werke, Band 4, Berlin 1959,
Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri, s. 112-113.
-----------------------
Kapitalizm erkekle kadın arasında ön yargı oluşturdu, kadın ı da üretim biçiminin içine sokarak onu da sömürü altına alabilmesi için kadınlar hakkında pozetif ayrıcalık oluşturdu .Parayı her şeyin önüne koyarak kadın ve erkeği ticari malzeme olarak birbirine sundu.
Kadın mahkemelerde madur erkek se onu madur eden bir varlık olarak algılandı. Bir süper markette bir kadın ve bir erkeğin alış veriş ederken seyredin Erkek paket taşıyan kadın alış veriş eden olarak görürsünüz.
Bu durumu kapitalizm reklamları vasıtası ile alışkanlık olarak insanların beynine kazıdı Evliliklere bakın pazarlık eden hep kadın oluyor bu kapitalizm de eğitim meselesi haline dönüştü.

Kapitaliz hep şunu der kadınlar pazardan çekilsin ekonomi çöker.
Feminizm in yaratıcıları kapitalist düzenin ta kendisidir. Kadın tarlada sofrada ve aşk ta hep erkeğin yanında iken bir tek kavgada yoktu. İşte kapitalizm onu da hayatımız a soktu.
Geçmişte kadın köle olarak pazarda satılırken, birden bire ailesi tarafından pazarlık malzemesi yapıldı ve zamanımızda satın alınabilecek meta lar arasında yerini aldı.

Kapitalizm kadına iyilik mi kötülük mü yaptı. Erkeklerle eşit seviyeye hatta erkelerden de (feminist) daha üstünmüş gibi göstererek.
Eskiden evlilikler 50-60 yıl sürerken zamanımızda 5-6 ayla biterek.
İ.Seçil isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Eylül.2018, 14:11   #30
 
Korçagin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Korçagin
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Mart.2015
Üye No: 52104
Mesajlar: 107
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 79
30 Mesajına 50 Teşekkür Aldı
Standart

BAĞIMSIZ TRANS İNSİYATİFİ'NİN BİR KAÇ YIL ÖNCE YAPTIĞI BİR AÇIKLAMAYI BURAYA TAŞIYORUM. Kİ BU AÇIKLAMA; CİNSİYET ÖRGÜTLERİNİN ANAAKIM OLANLARININ ZİHNİYETİNİ, ONLARIN TÜRKİYE'YE YANSIMALARINI ANLAMAK İÇİN DEĞERLİDİR.


Marjinallerin Yürüyüşü’ne Katılmıyoruz

Türkiye’de yıllardır bir avuç marjinal azınlığın tekelinde bulunan LGBTİ mücadelesi ne yazık ki yerinde saymakta, bu kitleye yönelik hak ihlalleri ise azalmak bir yana giderek artmaktadır. Üstelik, Avrupa Birliği, çeşitli Avrupa büyük elçilikleri, Dünya Bankası vb uluslararası örgüt ve devletlerin maddi desteklerine ve bu destek sayesinde giderek sayıları artan derneklere rağmen. Peki bu dernek enflasyonu ve maddi desteklere karşın, neden bir adım öne çıkamıyoruz ? LGBTİ bireyler hak ettikleri onurlu yaşamı bir türlü elde edemedikleri gibi, buna karşın bir takım odaklarca geliştirilen nefret söylemleri günden güne neden artmakta ? Can alıcı soru da bu zaten.


Türkiye’de LGBTİ denilen kitle, farklı cinsel kimlik ve eğilimlerine karşın, sosyo-kültürel ve aidiyet anlamında ülkenin genel nüfusundan farklı bir yerde değil. Kısacası genel anlamda Türkiyeli vatandaşların bir izdüşümünden ibaret aslında. Ancak bu gerçeğe rağmen LGBTİ mücadeleyi resmi ve uluslararası alanda tekeline almış olan dernek ve oluşumlar, ısrarla bu gerçeği gözardı edip, “marjinal” siyasette devam etmektedir. Bir noktadan sonra Kürt siyasetinin bu tuzağın farkına varıp araya bir set çekmesi dikkatlerden kaçmazken, genel anlamda da Türkiye toplumu ve siyasetinin de benzer bir önlem almasının vakti geldi de geçiyor. Sistem ve derneklerin yıkıcı siyaseti arasında sıkışıp kalan LGBTİ tabandan artık isyan sesleri yükseliyor. Özellikle trans bireyler arasında yoğun olarak görülen bu itiraz ve talepler, Onur Yürüyüşü tartışmalarıyla zirveye ulaşmış durumda.


Türkiye’de transfobi yok!


Kim ne derse desin bu ülkede Batı’da geçmişte ve günümüzde yaşandığı ve algılandığı anlamda bir “transfobi” yoktur! Türkiye’de iş alanlarında ayrımcılığa uğrayan, dışlanan translar ve LGBTİ bireylerin birtakım sorunları vardır ki, bunlar da, halktan değil tamamen SİSTEM’den kaynaklanmaktadır. Zeki Müren’in devlet töreniyle uğurlandığı, Bülent Ersoy’un muhafazakar Urfalı kadınlar tarafından neredeyse kutsandığı, İhsan Hala’nın Ege’nin bir köyünde tavuk besleyerek yaşadığı bir ülkede kimse bize transfobiden dem vurmasın! Elbette ayıplama var, elbette dışlama var; ama bunlar da kesinlikle fobi düzeyinde değildir. 12 Eylül darbesi ideolojisinin her alandaki baskıcı tekçi zihniyetinden kaynaklanan sorunlarımız var sadece. Bu sorunlar darbe rejimi ve onun uzantısı politikaların trans bireyleri seks işçiliğine ve kaderine terk etmesiyle oluşan sorunlardır. Dikkat edilirse öldürülen trans bireylerin neredeyse tamamı ya müşterileri ya da sevgilileri tarafından öldürülmekte ya da çalışma alanlarının yarattığı etkenler nedeni ile hayatlarını kaybetmekteler.


Amaçları bizi gettolara sürmek.


Bugün o çok yücelltiğimiz AB’de bile -ki orada kazanılan haklar elbette bizim için de örnektir ve değerlidir- elde edilen evlilik hakkına rağmen LGBTİ bireyler tolumsal yaşamdan izole olmuş gettolaşmışlardır. Oysa Türkiye’de her şeye rağmen henüz bu tür bir gettolaşmaya mahkum edilmiş sayılmayız. Ancak bu derneklerin yanlış siyaseti sayesinde korkarız ki, giderek o yöne doğru itilmekteyiz.


Bu ülkede LGBTİ mücadelesini tekelinde bulunduran dernekler, şunu o oryantalist beyinlerinize sokun:


Türkiye LGBTİ mücadelesi;


Ezilen Kürt LGBTİ bireyin de mücadelesidir ama Kürt mücadelesi değildir.


Dışlanan inançsız LGBTİ’nin de mücadelesidir ama ateizm mücadelesi değildir.


Her türlü yerleşik yanlış dini algıları yıkma mücadelesidir, ama din karşıtı bir mücadele değildir.


Ahlakçı bir mücadele değildir, ama “kendi toplumunun ahlak değerlerine saygılı bir mücadeledir. Bu açıdan bakıldığında LGBTİ mücadele ahlakçı değil, ahlaklı bir mücadeledir.


Ve en önemlisi, bu mücadele, gxx-kıç açma, alakasız eylemlerde öpüşme mücadelesi değil, Uludere’de suçsuz yere bombalanan gençlerin, Soma’da yer altında ölüme terk edilen madenci işçinin, tecavüz edilip hunharca öldürülen Özgecanlar’ın da mücadelesidir aynı zamanda.


Biz toplumumuzla didişmenin değil, uzlaşmanın mücadelesini veriyoruz. Biz bir savaş veriyorsak bu “sistem”ledir, toplumla değil.


Onur Yürüyüşü’ne katılmıyoruz!


İşte o yüzdendir ki, söz konusu derneklerin ve güdümlerindeki komitenin düzenlediği bu seneki 6. Trans Onur Yürüyüşü’ne katılmadık. Üstelik yürüyüşü erteleme veya her zamankinden farklı bir atmosferde düzenleme noktasındaki tüm ısrarlarımız da ne yazık ki, yine dikkate alınmadı.


Üzülerek gördük ki, transların neredeyse hiç katılmadığı bu yürüyüşü de tahmin ettiğimiz gibi yine yakışıksız bir takım şovlara teslim ettiler. Toplumun içinde bulunduğu “manevi iklim” bir yana, bizim asıl mücadelemizi bile gölgede bırakacak görüntülere yer verdiler. Böyle davranarak, hem eşcinsel ve trans bireylere yönelik sürekli nefret dili kullanan bir takım basın organlarının ellerine bulunmaz kozlar verdiler, hem de ne yazık ki toplum nezdinde antipati toplamamıza neden oldular. Onur yürüyüşüne külotla katıldılar, yetmedi üstüne bir de “Külotsuz Parti” düzenlediler.


İşte bu sebeplerden dolayı önümüzdeki pazar gerçekleştirilecek olan büyük LGBTİ Onur Yürüyüşü’ne de katılmıyoruz. Yürüyüşü düzenleyen ve derneklerden bağımsız hareket edemeyen komiteye, önümüzdeki sene bizim de önerilerimizi dikkate almadığı taktirde, yine katılmayacağımızı buradan duyuruyoruz.


Unutmayın, biz yoksak, çok eksiksiniz!


Bağımsız Trans İnsiyatifi


http://gzone.com.tr/bagimsiz-trans-i...yusunu-boykot/
______________________________________________________
Fakat Malcolm X'in dehası neydi? (...) Haydi, köklerimizi yeniden keşfedelim; Hayır! Deha X harfinde gizliydi. X, bizim köklerimiz yok, köklerimiz elimizden alındı demekti. Peki, bu durum, bizim, beyaz adamınkinden daha evrensel bir topluluk kurmamızı sağlayacak bir özgürlükse? Bu yaratıcılık, ortada olanı ve köklerinden kopartılmanın yol açtığı aile bağları ve göreneklerden yoksunluğun, travmanın yeni bir özgürlüğün yolunu açabileceğini görebilmektir. (Zizek)
Korçagin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com