Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Makaleler

Makaleler Makale bölümü

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi “Yaşadıklarımız bir şekilde aşılır. Yeter ki herkes üzerine düşeni yapsın!”**
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
33
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07.Eylül.2018, 11:15   #1
 
agitmurat4 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
agitmurat4
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06.Ağustos.2018
Üye No: 55458
Bulunduğu yer: Türkiye Proleteryası
Mesajlar: 27
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
6 Mesajına 7 Teşekkür Aldı
Standart “Yaşadıklarımız bir şekilde aşılır. Yeter ki herkes üzerine düşeni yapsın!”**

** Mehmet Demirdağ

23 Kasım 2017 tarihinde yayınlanmış olup, p a r t i z a n m l m 4 . n e t sitesinden alıntılanmıştır.

Karadeniz’in yemyeşil ormanlarını bakışı, dağları gülüşü edinen Özgür Kemal Karabulut’un 20 Ekim 1997 tarihinde şehit düşmesinin ardından Mehmet Demirdağ bir yoldaşına yaz*dığı mektupta şöyle diyordu;

“Bu yaşadıklarımız bir şekilde aşı*lır. Yeter ki herkes üzerine düşeni yapsın. Yok birileri savaşırken biri*leri seyrederse daha çok kaybımız olur… Bugün temel sorun, P’nin sa*vaşa göre şekillenmesinin tüm alan*lara yayılması. Birileri seyrederken ileri gitmek mümkün değil. Her halü*karda ilerleyiş sürecek. Ağır-aksak, parça parça ya da hızlı ve toplu. Ya topyekün savaşacağız -ki savaş ancak böyle verilir- ya da topyekün savaşacak duruma gelene değin bir*çok sıkıntı çekeceğiz… (…) İnsanlara savaşı, savaşa göre şekillenmeyi, sa*vaşçı kişiliği, savaşın hatayı, gecik*meyi, hantallığı, laçkalığı, gevşekliği kaldıramayacağını ve bunların be*dellerinin çok ağır olacağını kavrat-malıyız. Savaşa göre şekillenmek için dikkatli, hızlı, iş bitirici, sağlamcı olmak gerekir. Sorumluluk duymak gerek. En ufak bir hata, aksama, gev*şeklik, unutkanlık, beceriksizlik kanla canla ödeniyor. Bir randevuya gelmemenin bedeli imha olabilir, in*sanlar bunu kavramalı.

Dikkatli olun, gevşemeyin, boğul*mayın. Kendinize çok çok iyi bakın. Görevleri tam ve zamanında yapın ve yaptırın.”

Süreç zordu… Ve “Fırtınalar içinde bıçak sırtındayız” diye tanımlıyordu Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekre*teri Mehmet Demirdağ… Tarihsel bir öneme sahip 2. OPK “Sağ sapmanın panzehiri sol sapma, sol sapma*nın panzehiri sağ sapma olamaz! Her türden anti-MLM sapmanın panzehiri MLM’dir” şiarıyla gerçekleşeli henüz 2 yıl olmuş ve sürecin görev ve sorumlulukları yeni yeni kav*ranmaya başlanmıştı.

Özgür’ün şehit düşmesinin ardından 1 ay geçmişti ki, bu kez Tokat’ın Ese Yaylası bir direnişe tanıklık edecekti. Düşman; bin*lerce askeri, özel timi, koman*dosu, zırhlı araç ve helikopter takviyeli yani kısacası tüm güç*leri ile yüklenecekti özgürlük sa*vaşçılarının bulunduğu bölgeye.

Tam bir bozgun yaşadı düş*man, kayıpları giderek artıyordu. Birlik, çemberi yarmayı başar*mıştı. Ese Yaylası çatışması, Pro*letarya Partisi’nin büyük bedeller ödeyerek yarattığı savaş ve dire*niş geleneğinde, yine büyük bir bedel ödenerek yerini aldı. Zorlu süreçlerin sırtlayıcısı, her daim gözleri daha ileriye bakan Demirdağ ve 4 halk savaşçısı bu çatış*mada şehit düştü. “Parti ve mücadele nerede olmamı isti*yorsa ben ordayım” diyen Ümit Çağlayan San; yaşı küçük, yüreği ve bilinci büyük Dilek Konuk; savaşçı komutan Ümit Dinler ve TC’nin as*kere çağrı pusulasını yırtarak halk sa*vaşçısı olan Duran Salman. İnancın, adanmışlığın, savaşçılığın simgesi oldular.

DEMİRDAĞ cüret, kararlılık ve değişimin genç gücü demektir

“Teorimize ve stratejimize, yaşa*dığımız topraklara ve dünya gerçe*ğine vakıf, diyalektik materyalist yöntemi içselleştirmiş, politik olarak üretken, planlı, disiplinli, hedefli bir çalışma tarzını uygulayan, her an öğretmen, her an öğrenci, 24 saat ko*münist, deneyimli, dersler çıkarmayı bilen, çıkardığı dersleri uygulayan, kolektivizmi içselleştirmiş, geniş kitle*lerle canlı siyasi bağları olan, sa*vaşçı, fedakar, gözüpek, inisiyatifli, ufku geniş, karmaşık problemlerin içinden ustaca çıkabilen, eleştiri ve özeleştiride bilimsel, hesapsız, yaşa*mın hiçbir anında hiçbir kişisel çı*karı, rahat ve olayı gözetmeyen, tamamen Parti’ye, devrime, halka ve yoldaşlarına kendini adamış kadro yapısına sahip olmamız Demokratik Halk Devrimi’ni zafere ulaştırmamız için zorunludur.” (Mehmet Demirdağ)

Bir komünistin sahip olması gere*ken özellikleri böyle özetliyor Demir*dağ. Bu özellikleri “elek” olarak düşünüp kendimizi o süzgeçten bir geçirelim. “Eleğin” altında ve üs*tünde kalanlar bizim devrimciliğimi*zin ve sömürü ve baskının olmadığı bir dünya düşümüz için yürüttüğü*müz mücadelemizin de göstergeleri olacaktır.

Onu hangi kelime daha iyi anlatır, bunu bilememenin bir ağırlığı olacak*tır elbet bu yazıda… Bugün bile safla*rımızda geçerliliğini ne yazık ki koruyan hastalıkları mahkum ettiği “Devrimin atak, bilgili ve fedakar kad*roları olalım!” makalesi her yoldaşın hala amansız bir tokat gibi okuduğu bir makaledir örneğin.

Önder Demirdağ yoldaş, sağ tasfi*yeci ve darbeci rüzgarın örgüt safla*rında kol gezdiği dağınıklık sürecine son verecek; gençlik alanından gerilla alanına kadar Proletarya Partisi’nin tüm alanlarında örgütçülüğü, politika*ların sistemleştirilmesinde başat rol oynayacaktır.

Demirdağ cüret demektir;

Demirdağ, düşmana karşı amansız savaş ve MLM ideolojinin netliğine sahip olmak demektir. Düşmandan başımıza ne geleceğinin hesabını değil, “düşmanın başına ne getirebiliriz”in hesabını yapmak de*mektir. Durduğumuz yeri korumak değil, daha fazla örgütlenme alanı, im*kanı yaratmak demektir. Kitle ilişkile*rini belli sınırlarda tutmak ya da daha kötüsü tüketmek değil, daha fazla kitle ile siyasi bağlar kurabilmek de*mektir. Halktan korkmak, “acaba halk ne tepki verir?” telaşına düşmek değil; halkla bütünleşerek, halkın tepkisini halka gidip öğrenerek ileriye adım atmak demektir. Demirdağ, beyni*mize vurulan “imkansız” zincir*leri kırmak demektir.

Son zamanlarda saflarımızda en çok etkisini gösteren hastalıkların ba*şında “güvensizlik” meselesi geliyor. Kendimize, örgütümüze ve halka olan “güvensizlik” birçok “başarısızlığımı*zın” sebebi. Başarısız olma psikolojisi ile çalışıyor beynimiz. Kafamızda onlarca “imkansız” de*diğimiz zincir var.

Çevremizdeki insanları örgütleyemeyeceğimizi/hatta onların örgütlen*meyeceğini düşünüyoruz mesela. Komşumuzun gazetemizi almayaca*ğını, bu semtten “bir şey çıkmayaca*ğını”, gençlerin örgütlenmek için bir sebebi kalmadığını, kadınların kesin*likle evlerinden çıkmayacağını düşü*nüyoruz. Değil binlerin-milyonların örgütlenmesinin, yeni 5-10 kişinin ör*gütlenmesinin dahi hayali olduğuna karar veriyoruz. Örgütlü duruyor ama aynı zamanda yılgınlığın, yorgunlu*ğun adresi sorulduğunda biz gösteriliyoruz. Sürekli koşturuyor, ama somut hiçbir sonuç elde edemiyoruz (Demirdağ bu durumu “uyur-koşar”lık olarak tanımlar).

Oysa beynimizdeki “imkansız” kavramını yıkmadan devrim mücade*lemizde zerre adım ilerlemek müm*kün olamaz. Şimdi dönüp bir kez daha bizi anlatan ve bize çözüm sunan ma*kalelerini okuyalım Demirdağ yol*daşı. Onun “İyi ve güzel şeyler için yaşanıyorsa hayatta, ölüm de o kadar güzeldir” diyerek kuşandığı cüretten ve kararlılıktan öğrenelim!
agitmurat4 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com