Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > KÜLTÜR & SANAT & BİLİM & EĞİTİM > Anı - Günlük - Not

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Gelecekle İletişim Kurulduğu İddiaları Üzerine!
Cevaplar
58
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1391
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11.Haziran.2018, 23:24   #51
 
yılkı'n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yılkı'n
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 155
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
23 Mesajına 32 Teşekkür Aldı
Standart "teizmin panzehiri"

Alıntı:
H.Doludizgin Nickli Üyeden Alıntı
Merhaba
Bu tür düsünceler Marksizmden sonra kendisini bir kaba dökülen su gibi görüp özünde anti- marksizm teori üretip ve insanlara yeni bir hayatin olamayacagini cünkü tek efendinin "TANRI" oldugunun altini kalin cizme kabadayiliklaridir ve .
Yanlış.
Bunu yukarıdaki alıntılamamız (-post#49-) göstermiyor ise Tanrı kavramının metinden search i (araması) ile devam edelim isterseniz...

ya da bir kaç anahtar kelime daha sunalım ve bir kaç arkadaş lütfedip (topu topu 2 dakika bilemedin 5-10 dakika alır almaz) ilk mesajdaki pdf ya da word dosyası içinde bunları aratsın ve tarihsel sonuçları gözden geçirip gerekirse bunu cassiopaean.org/forum adresinde 15-20 yıldır sunulan objektif İngilizce içerikle karşılaştırarak bir baksın rica ediyorum...

Alıntı:
H.Doludizgin Nickli Üyeden Alıntı
[B]Merhaba
ve gücünü de marksizme karsi örgütlenme bicimleri üretmeye calisan kapitalist ve monarsistlerden alirlar.
..[/B

Bu metni teizmin panzehiri, tarihsel panzehiri, olarak görüyoruz çünkü;

.
.
.
burayı doldurmama gerek olduğunu sanmıyorum. bir kaç arkadaş lütfedip içeriğe baksın/ benim sahipliğimde değil olgu.
benden çok sizindir/sizlerindir (sizlerinde tarihsel haksahipliğindedir ve sizler de tarihsel haksahibisiniz ve olgu kamusal maldır/bellektir ve kamusaldır) deyişimin altını yeniden büyük perdelerle çiziyorum....

peki teizmin panzehiri çünkü; basit bir tartışmada bile teizm ya da teistik anlayış aşılamıyor çünkü; ilahi duymasal/aşkınsal -doğaüstü bir bağlama ve böylesi bir kaynağa ve ilahi bir verdiye atıfta bulunuluyor.

Bence denk veri-denk olgu. bırakın denki- denkin beşbin katı... tarihsel bir zorunluluk olarak bu var. Tarihsel olarak teizmin ve monoteizmin tersini savunanların durumunu eşitliyor ve elini güçlendirip tarihsel çıkmazı gideriyor.

Teizm çökmüştür... Bu metin ile birlikte çökmüştür ve bu metin ile birlikte tarihin azgın sularına gömülmüştür ve ya da gömülecektir. gelecek onu gömecektir..tarih onu gömecektir...

Bu metin kutsal kitapları ve karanlık mitleri tarihin çöplüğüne ve hakettiği yere göndermiştir/gönderecektir..
Yalanlar boğulmuştur.. can çekişiyor tarihin yalanları..

Burdan duyrulur ...

Mutlak monarşi ,varlık monarşisi ve varlıksal merkeziyetçilik denilenler ve üst varlık-üstün varlık anlayışları, yüksek varlık anlayışları ve varlıksal hiyeralşi anlayışları bunların tümü ordan yine bilinç kanalıyla hiçlenmiştir..

ve erişilebilir en uzak, en sağlam, en köklü bilinç kaynağı bağı ve iletimi sentezi ile bu yapılmıştır. bu tip bir gerçek ile boğuşmak ve yüzleşmek yıllar alacak.bazıları için kolay.
yeni bir taban .bazen aylar sürer..bazen yıllar...kolay değil biliyorum...

Cenaze kaldırmaya, tarihsel teizmin-monoteizmin ,Tanrının, Tanrı kabadayılığının, güç iktidarının, tarihsel otoritenin, güç zorbalığının, eğitim denen saçmalığın, zehirli terbiyenin, tiranlığın bu tip boktan herşeyin cenazesini tarihsel olarak birlikte kaldırmaya davet...
çocuklar için çağrılıyorsunuz..

buraya yazmak istediklerim duygusal kopmalar. onları yazınca bana ilaç öneriyorlar.

Bu metne bakarsanız siz de göreceksiniz ki, metin uygun ele alınırsa ve post 43 örneği gibi geniş işlenirse ve doğru tarihsel ellere varırsa (uygun yorumlanırsa) bi daha kimse size/bize Tanrı kabadayılığı yapamaz.

ve bu metin ülkelerin atom bombalarından güçlüdür..
ve bu metin silahlardan ve ordulardan güçlüdür..
teknik teknolojiden de...
modern dünyanın çöplüğünden de ..
bilgi güçtür

Bu metin kozmik bir şaka değil_bir gerçek ve bir kaç tarihsel dost ne kadar erken farkederse o kadar iyi....

benimle didişmek kimseye yarar sağlamayacak.
artı bu benim yaptığım iş tarihsel olarak benim işim değil ya da tek başıma hem benim işim değil hem kalemim değil...

olgu dürüst objektif çözümlemeleri hakediyor. olgu sizlerin.. orda bir çoğunuz kendinizi bulacaksınız...

Bu metinden teizme karşı bir karşı kitap vb. bildiri oluşturma savımız var ama ne ben ne başkası bu metnin sahibi değildir.bu tek öneri değil. Kamusal maldır/kamusal bellektir.onu gruplar işlemeli ve ne yapılacağına tarihsel olarak tarihi dostlar birlikte karar vermeli
bu yüzden bireysel fikir öne sürmek ve dayatmak istemiyoruz.

metnin önemi kavrandığında ya da çözümlendiğinde bizden fazla sahipleniyor oluşunu göreceğiz. benim/ bizim alternatif üretimlerimiz var ancak bilmiyorum..

görüşmek üzre...

Alıntı:
H.Doludizgin Nickli Üyeden Alıntı
Bugün dogru olan yarin gecersiz olabilir cünkü hic bir sey KUTSAL ve DEGISMEZ degildir ve degismeyen tek sey DEGISIMIN KENDISIDIR" der.

Bugün yasadigimiz olumsuzluklarin kaynagi marksizmi ve Leninizmi anlamamakta israrci olamamizdir..
Daha önceleri de söyledigim gibi; Devrimin sana ihtiyaci yok, senin DEVRIME ihtiyacin var Ve hayattan beklentilerine cevap bulman icin sana sunulan ..
yılkı'n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.Haziran.2018, 01:09   #52
 
yılkı'n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yılkı'n
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 155
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
23 Mesajına 32 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Fakir Nickli Üyeden Alıntı
cevabın içim saol yılkım yoldaş. biraz aydınlamdım. birazda kafam karıştı.

ruhsuz olanlardan söz etmişsin , bunu da evrim sürecine bağlamışın budurumda bilinçsiz insan yani ruhsuz insan henüz evrimleşmemiş insanmı oluyor?

tekrar saol. foruma dönmemnden memnun oldum
bu kavramların yorumlanması için metnin genel olarak okunması gerekiyor
kavramın açılması için bir çok kavramın açılması gerekiyor
kavramların anlaşılabilmesi için de muhtemelen de grup fikri -grup tartışması ve birlikte tartışma, fikir birliği gerekiyor çoğu zaman

ben bağlamadım bakın
ben bir okuyucuyum ve subjektif bir okuyucuyum ve tek bir okuyucuyum ve
soru geldiği için yanıt verdim...

ve "ruh" kavramını da bir postum da açtım çünkü bunu okumadan kaçınılmasın diye. Metinde geçen ruh kavramıyla materyalizm bağlamına paralellik kurmak ve olgunun tarihsel önemine binaen okuma önermek ve açmak üzerine ruh kavramını açtım...
Bunun bir tin-geist ve öz-töz değil de biliş kavramı ve sentezi olduğunu açtım
Metindeki ruh kavramı materyalist düzlemdeki okuyucuyu kaçırmasın ve bu okuyucuyu baştan caydırıp çatıştırmasın ve çileden çıkarmasın diye ön-önerme ,ön-sunum olarak bunu ve ruh-biliş kavramını sundum

ve hala bir yukarıdaki -üstteki- postum gözden kaçmasın diye bu cevabı vermekten çekiniyorum
o üstte kalsın diye
benim anlatmak istediğime daha yakın o

diğer yandan şu yapılabilir. doc ya da pdf dosyası indirilmişse, "ruh" kavramı ve "organik portal" gibi ifadeler tüm metin boyunca taranabilir ve hızlı gözgezdirilebilir..
tabi ki C. tarafını dikkate alarak
ama dediğim gibi bütünsel okuma olmadan yorumlar kopuk olacaktır.

ve ben bir şey biliyor değilim. ben bir okuyucuyum
yukarıda sunulanı yapmak -metin boyunca ruh ve organik portal araması yapmak- tabi ki benim fikrim kadar size de yakın bir fikir kazandıracaktır sanırım

ve bunları tam anladığımı da söylememem..
ve sadece çok bulanık fikirlerim var ve bu görüşmeyi metafizik adlandırılabilecek böylesi bir düzleme şimdilik çekmekte istemiyorum..

alıntılarda sunulabilir diyordum ve alıntı alacaktım ama evdeki word sürümümün işlevleri işyerindeki gibi değil

o halde şunu diyelim

Bu metinde, dünyadaki insanlar, yüzde elli yüzde elli olmak üzere, ben merkezli (ben bilinçli/ruhlu) bir yarı ve organik portal (doğa bilinçli/ruhsuz) diğer bir yarı olarak ikiye ayrılıyor...
organik portal, sürü bilinçli ya da doğa bilinçli ve doğa bağı hisseden ve bireysel bir kimlik ve biliş merkezi tam olmayan alt ve üst evrim arasındaki geçiş köprüsü yani yoğunluklar arası geçiş portalı olarak tanımlanan yarı..

Örn. insanoğlu, insan,insanı kamil ya da hayvandan geçememek gibi tanımlamalar vardır eski gnostik anlayışlarda..Bu buna yakındır dedim-demek istedim
kozmoloji bir bütün.. bunlar anlaşılıyor sonra. bu kavramları bölmeye, çırpmaya gerek yok. nasıl anlatacağımı bilmiyorum...

Nietzche-nin; insan üst insana köprüdür deyişini hatırlıyor musunuz?
Bu organik portal ya da ruhsuz denilenler hayvandan insana bir köprü olarak tanımlanıyorlar..
Ama bizim halihazirdaki gerçek anlayışlarımızla bunu yorumlamamız şu an da çok zor
Bunların gerçekte anlanması için birey kavramının oldukça aradan kalkması ve evrensel bir gerçeklik düşünülmesi gerekecektir sanırım...

Alıntı:
Fakir Nickli Üyeden Alıntı
ruhsuz olanlardan söz etmişsin , bunuda evrim sürecine bağlamışın budurumda bilinçsiz insan yani ruhsuz insan henüz evrimleşmemiş insanmı oluyor?
bu soru böyle alınırsa tamamen yanlış çünkü

All is merely a lesson, and nothing, repeat nothing, more.
diyor...

varolan herşey ya da tüm realite kütlesel bilince yönelik ortak deneyimlerden ibaret
ama bu kavramı açabilmek bir kaç öneri ve alıntı sunacağım izninizle
siyah alanlara dikkat

Alıntı:
S: (L) İnsanlar fiziksel madde içinde esir durumdalar mı?
C: Kendi seçimleriyle.

S: (L) Neden bu seçimi yaptılar?
C: Fiziksel duyumları deneyimlemek için. Bir grup kararıydı.

S: (L) Grubun başında kim vardı?
C: Grup.
şimdi grubun başında kim vardı? grup ...ifadesinin (anlaşılması) ve geri ters çevrilmesi gerekiyor birincisi bu kavramın açılabilmesi için

Alıntı:
S: (L) Anladığım kadarıyla ya da şöyle diyeyim; literatürden anlamaya çalıştığım kadarıyla, " Cennetten Düşüş"öncesinde insan soyu 4. Yoğunluk durumunda yaşıyormuş, bu doğru mu?
C: Yarı yarıya doğru .

S: (L) Lütfen biraz daha spesifik olun.
C: 4. Yoğunluktaki başka bir gerçeklik, zaman/uzay sürekliliği vs gibi.

S: (L) Peki, o halde döngünün bir parçası olarak bu alan değişti; çeşitli seçimler yapıldı: tabiri caizse insan soyu "altın" ın peşinde kapıdan içeri girdi ve yine tabiri caizse "dişi enerji" yanlış tarafa yönlendirildikten sonra, Kertişlerle ittifak kurdu. Söylediğiniz şey bu. Bunun bazı sonuçları oldu: DNA parçalanması, DNA'nın ilk on unsurunun yokoluşu, beynin yarımkürelerinin birbirinden ayrılması…
C: Bunun tek bir sebebi var: Çamurun içerisinde oynarsan kirlenirsin.

S: (L) İnsanı çamurda oynamaya iten neydi? Ne oldu da buna karar verdiler? Bir keresinde "arzu bazlı dengesizlik" demiştiniz bunun için. Neye duyulan arzuydu bu?
C: Artmış fiziksellik.

S: (L) Artmış fizikselliğe duyulan arzunun gayesi neydi?
C: Duyumsama.

S: (L) Duyumsama nasıl tecrübe edildi ki bu varlıklar fizikselliklerini arttırırlarsa daha fazlasını yaşayabileceklerini mi düşündüler?
C: Tecrübe etmediler, demonstre edildi.

S: (L) Nasıl ve kim tarafından?
C: Bilmiyor musunuz?
...
C: Hayal gücünüzü kullanın!

S: (L) Herhangi bir anlayış var mıydı? Artmış fiziksellik vaadi Set tarafından aklı çelinerek Osiris'in kendi tabutuna gönderilmesi gibi miydi? Ki sonrasında tabutun kapağını çivilerle kapatıp onu içeri kilitlediler…
C: Böylesi bir anlayışta bir eksiklik olduğu açık.

S: (L) Kulağa oldukça naif geliyor! Bu anlama kıtlığı bilgi eksikliğinin bir yansıması mı?
C: Elbette. Ama dahası, söz konusu olan arzuydu …

S: (L) Tamam. "Düşüş" yaşandı. Görünüşe bakılırsa ve bazı arkeolojik çalışmaların da gösterdiği gibi binlerce yıl boyunca varoluşlarına huzur hakim oldu ve tanrıça ya da dişi yaratıcı güçlere tapınılan güzel bir tarım toplumu vardı. En azından, günümüzdeki kitapların pek çoğunun anlattığı bu…
C: Hayır. Bu olaylar sizin ölçümünüzle 309000 yıl önce oldu. "Modern insan" adını verdiğiniz soyun ilk prototipi yaratıldığında yani. Kontrol odakları için bedenler hazırdı, sadece içine "atlamayı" kabul edecek doğru ruh matriksine ihtiyaç vardı.

S: (L) O halde, bahsettiğiniz bu zamandan önce, yani bu Cennetsi durumdan önce …
C: 4. Yoğunluk gibiydi daha çok.
S: (L) Ama bu fizikselliğin bir derece de olsa olduğunu ima ediyor. Günümüzdeki insanlarınki gibi görünen bedenler anlamında bir fiziksellik söz konusu muydu?
C: Pek değil.
S: (L) Bu düşüş öncesi neye …
C: Cevaplayamayız çünkü anlayamayacğınız kadar karışık.

S: (L) O halde, bu düşüş öncesi durumda herhangi bir şekilde Yaratıcıya tapınma ya da dini bir aktivite var mıydı, bu Cennetsi, 4. Yoğunluk durumunda?
C: Kişi, konuyla ilgili ipuçlarına sahipse buna gerek yoktur.

28 Ağustos 1999
Konunun anlaşılabilmesi için bunun bağlamsal olarak çözümlenmesi gerekiyor
Ama son tahlilde ise şunu buluyoruz bakın
-siyaha boyanmış alanlar-

Alıntı:
S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu. Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.

S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme/deneyim amacı için mevcut olan büyük illüzyon.

S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.

S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.
Alıntı:
C: Ayrı "güç" ilüzyonuna son ver ve bu arada bağlantı zayıflıyor.
S: [Tekrar tartışma. "Ayrı güç ilüzyonunun" bir sorunu yardım almadan tek başına çözmek anlamına geldiği sonucu çıkarılıyor.]
C: Paylaşılan yük hafifler. Bu tür güçlerle savaşırken bunu tek başına yapabileceğini düşünmek kibirdir. Bu kibir aldatma sürecinin bir parçasıdır.
--

Alıntı:
C: Fizikselliğe duyduğunuz arzuyu bıraktığınızda, yemek yemeğe ihtiyacınız olmayacak.

SL) Yani fiziksel varoluşa düşüş ve cennet hikayesi kısmen fiziksellik ve yeme ihtiyacı ile ilgili.
C: Lusifer, "Düşen Melek." Bu sizsiniz.

SL) Yani "düşmek", başka hayatlarla, başka canlılarla beslenmek zorunda olduğun fiziksel bir varoluşa girmek anlamına geliyor, öyle mi?
C: Evet.
Alıntı:
S: (L) Bir sonraki soru ya da sorular dizisi... Tartışma Sayfamızda mesaj yazan bir okuyucu: “Eğer Kasyopyalılar İnsanların Lusifer/düşüş yoluyla 7. yoğunluktan geldiği konusunda haklılarsa, insanlar neden bunu seçti peki? Eğer 7. yoğunluktan inmiş olsaydık, Kasyopyalıların ve diğerlerinin bilgisine sahip olurduk ve 3. yoğunluğun üzerindeki seviyelerde zamanın bir anlamı olmadığı için, KH grubu tarafından yönetimimize el koyulması da dahil olmak üzere bize ne olacağını bilirdik. Eğer Büyük Döngü nedeniyle bunu yapmamız gerekeceğini zaten biliyorduysak, o zaman özgür irade nerede? Bu anlamsız bir kısırdöngü gibi görünüyor. Ama diğer taraftan eğer özgür irade varsa, ve zaman da olmadığına göre, burada olmamamız gerekirdi, çünkü herşey bir anda 7. yoğunluğa ilerlerdi! Böyle birşey olmuş gibi görünmediğine göre, herşey aslında sürekli olarak değişiyor olmalı. Kasyopyalılara göre 7. yoğunluk Bir ile birlik. O zaman varlığımızın tüm geçmişi, mevcut ve gelecekteki mutlak ifadesi orada. Peki o zaman oradan neden ayrıldık? Eğer dışa doğru yayılım hareketi bir BH oryantasyonu gerektiriyorsa, o zaman oradan ayrılma kararımız fizikselliğe yönelik bir arzu nedeniyle yaşanan bir “kovulma” değil, herkese faydalı olmaya yönelik birşey. Bence bu belki de 7. yoğunluğun ötesine seçmeye yönelik bir girişimi açıklıyor olabilir! Bu varoluşta öğrenilecek yeni birşey yoksa oradan niye ayrılalım ki? Ama o yeni şey kimbilir ne! Bizim geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki halimiz olduklarını iddia eden Kasyopyalılar belki bu konuya biraz ışık tutabilir. Diğer bir olasılık olarak, Kertişlerin bizi değiştirmesine izin vererek onları değiştirmeye çalışıyor olabiliriz! Bize kendi beyinlerini verdiler ama Grilere ve ayrıca belki de kendilerine eklemek üzere bizden örnekler alıyorlar. Ancak bu kadar Makyavelist olunabilir! Son bir düşünce. Eğer 7. yoğunluktaydıysak ve bir hata yapıp 3. yoğunluğa indiysek, 6. yoğunluktaki Kasyopyalıların kendileri de hata yapamaz mı? Bunları sormamın nedeni, BÜYÜK resmi bir ölçüde anlamak istemem. Motivasyonları
anlamak, dünyamızı/gerçekliğimizi anlamak için gerekli. Burada bulunma motivasyonlarımızı anlamaya çalışıyorum. Dedikleri gibi bilgi herşey, ve hangi etkiler meydana geliyor olursa olsun, kendi kaderimizin nihai yöneticiliği kendimize ait. Egoya dayalı olarak burada bulunuşumuza daha yüksek bazı
motivasyonlar atfetmeye çalıştığımın farkındayım ama bu eşit derecede anlamlı değil mi?” Sanırım bu cümleleri teker teker sorular haline getirmemi istiyorsunuz?
C: Evet, öyle.

S: (L) Tamam. Eğer insanlar “Düşüş” yoluyla 7. yoğunluktan geldiyse, bunu neden seçtiler?
C: 3. yoğunluk KH tarafından anlaşıldığı şekilde bir seçim değil.

S: (L) “Eğer 7. yoğunluktan inmiş olsaydık, sizin ve diğerlerinin bilgisine sahip olurduk ve KH grubu tarafından yönetimimize el koyulması dahil olmak üzere, bize olacakları bilirdik.”
C: İnsanların 7. yoğunluktan indiğini kim söyledi?

S: (L) Bir keresinde insanların “parçalı bir ruh birimi” olduğunu ve onun öncesinde dünyada “Bir ile Birlik halinde” olduğunu söylemiştiniz. Ve Bir ile Birliğin 7. yoğunluk olduğunu söylemiştiniz.
C: Aynı zamanda sonun başlangıç ve başlangıcın son olduğunu söylemiştik.

S: (L) “Bu anlamsız bir kısırdöngü gibi görünüyor.”
C: Eğer bir şahıs fiziksel bir bakış açısına dayalı 3. yoğunluk lineer düşüncesiyle sonsuz derecede daha karmaşık birşeyi açıklamaya çalışırsa öyle görünür.

S: (L) “Ama diğer taraftan eğer özgür irade varsa, ve zaman da olmadığına göre, burada olmamamız gerekirdi, çünkü herşey bir anda 7. yoğunluğa ilerlerdi!”
C: Önceki yanıta bak.

S: (L) “Bunları sormamın nedeni, BÜYÜK resmi bir ölçüde anlamak istemem. Motivasyonları anlamak,dünyamızı/gerçekliğimizi anlamak için gerekli. Burada bulunma motivasyonlarımızı anlamaya çalışıyorum.” Büyük resmi anlamak istiyor. Peki neden buradayız? HERHANGİ birşey neden var?
C: Sizin perspektifinizle bu anlaşılamaz. Ama buna gerek yok. Sabır lütfen. Dersler-deneyimlerde sırayla ilerleniliyor-öğreniliyor. Ve elbette biz de hata yapabiliriz. Sonuçta biz de hala öğreniyoruz.
______________________________________________________
-Bilgiden korkulmayan yerden geliyorum...-

Konu yılkı'n tarafından (12.Haziran.2018 Saat 01:32 ) değiştirilmiştir..
yılkı'n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.Haziran.2018, 12:16   #53
 
yılkı'n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yılkı'n
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 155
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
23 Mesajına 32 Teşekkür Aldı
Standart

Metindeki Tanrı Kavramlarının İncelenmesi

'Ana Hatlar'


Öncelikle bu post, post# 49 da yapılan yine bu metinden monoteizm kavramının taranması ile birlikte de ele alınabilir.

Alıntı:
C. Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.

9 Eylül 1995 Kasyopya Deneyi

C. "Baş ve İlk Yaratıcı" sizsiniz. C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.

24 Eylül 1995

C. "Baş Yaratıcı" sensin.

12 Aralık 1995

C. Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!

13 Ocak 1996

C. Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol!
-

9 Haziran 1996 Kasyopya Deneyi

------

Arkadaşım subjektif bir yoruma gireyim mi alıntılar sunmadan önce?
ya da alıntıları hep geçeyim yukarısı önem

Bu metni ele alıp yanlış anlayıp Panteist argümanlarla felsefe yapmak lanetinden Tanrı sizi korusun. Amen

Tanrı denen lanet kavram dilde ve etimoloji de var ve bu metni okuduğunda zaten ters devriliyor. Metindeki anlam yükü değişiyor. Daha sonra dildeki ve kafada ki de ...

Anne-baba diye de bir kavram var son tahlilde bizi anne mi varetti? ya da anne baba mı varetti?
ontik bir gerçeğin araştırılması diyoruz_ kavramlar yerine oturacak...

Yumurta tavuk hikayesine ya da kuyruğunu ısıran yılana dönen bu şeyi okuyucuya bırakmadan önce benim düştüğüm hataya düşmemesi için sözediyoruz

Spinozanın Tanrısı denen gibi ya da Brahmancılık denen gibi bir anlayışı bu metin içeriyor gibi
ama yine de Tanrısızlığa daha yakın
Bu metni ele alıp yanlış anlayıp Panteist argümanlarla felsefe yapmak lanetinden Tanrı sizi korusun. Amen

Alıntı:
S: (L) Duygusal tuzağa yakalanmayan bir kişinin karakteristiğinin ne olabileceğini söyleyebilir misiniz?
C: Kucaklayıcı? Hayır. Birleştirici? Evet.
Birleştiricilik derken kucaklayıcılık ayağıyla materyalizmle idealizmi birleştirme/ ya da yanlışlıkla ikisini bir kucaklama ayağına ve çıkmazına gidip arada kalmayın ya da ki taraftan da bi ton dayak yemeyin sonra

Tanrı kavramının ağzını açmak bile iyi bir şaplak sebebi

Mateyalistler iyi kavrayışçılar -arkadaşım- çoğu zaman

Antimonist bildirim bir Tanrı bildirmekten iyi olabilir..
Bazen birleştirici bir tanrıyı önermek bir çıkmaz ya da kucaklayıcı bir çıkmaz

Bunun/bunların felsefi tabanının açıp dökene kadar şeyiniz çatlar ve
Bırakında okuyan okusun

Monizm gücü merkezlemektir
Monizm otorite icad etmektir
Monizm kendini bölmektir. vb.
bu kadar
Tekçilik -Bircilik gibi bu kavramlara girmeyeceğiz
Varoluşun bir merkezi ve kumandanı yok demek yeterli değil mi?
İlk varlık yok! Baş varlık yok o halde Tanrı nedir? olsa nedir?

----

Aşağısı "Tanrı kavramı araması ile birlikte metinden yapılan alıntılardır.
(Tanrı kavramının bu metinlerdeki soru ve yanıtlardaki değişimi izlenebilecektir. ama Tanrı kavramıyla ilgili esas yine de yukarıda içerilenlerdir..
Etimolojik olarak/anlamsal olarak Tanrı diye bir tantanamız ya da boşluğumuz ve sorunumuz var -Tanrı diye bir sorun yoktur diyemiyoruz. başka bir şey diyemiyoruz. İşte Tanrıya özerklik mi veriliyor, yok mu edilecek, özgürleştirilecek mi? tanınmayacak mı? dilden ve etimolojiden mi silinip atıalcak, ne olacak , ne yapılıyorsa? bu sorunu/sorunları birlikte çözelim )

Alıntı:
Alıntı:

S: (L) Peki biz bu doğal ilerleyişin bir sonucu olarak silinip gidecek miyiz?
C: Belki. Özel olduğunuzu düşündüren şey nedir?
S: (L) İsa Tanrı'nın bizi sevdiğini/önemsediğini söylemişti. Bu doğru mu?
C: Fakat önemli olan ruh/bilinçlilik, beden değil. Beden ölür fakat ruh/bilişlilik ölmez.
S: (L) Tüm bunlar tüylerimizi diken diken ediyor.
C: Siz enerjisiniz. Ruh ve beden bağıntısından doğan bir enerji var..

30 Temmuz 1994

(Bir okuyucu yorumu/notu ; İşin aslı burda ruh ve beden bağıntısı denen/denilen sarı ve mavinin birleşiminden yeşilin sentezi gibi olan ve başkası değil. Maddenin sıvı katı gaz hali diyoruz.. ve bugün artık boşlukta bir madde diyoruz...
Ontolojik bir gökkuşağında yaşıyoruz... Sarı bize göre katı ve mavi bize uçuşkan olduğunda? Bu kavramları dürüst okuyucuyu yorumlayacaktır ve bir ikileme de girmeyecektir düşmeyecektir. Eğer o bilgi yolcusuysa... Bizden iyi çözümler ve sentezler sunacak. onu bekliyoruz zaten... )

------------------------------------

S: (L) Babil kulesinin üstünden, birleşme amacıyla kuleyi inşa edenlere bakarak eserlerini yok etmeye karar veren 'tanrılar' kimdi?
C: Kertenkeleler. (Metinde /Oryon KH/ Kertişler /Sürüngenler, Sürüngen Ahbaplar adıyla da içerilir ve bizce Rab/Kapitalist kavramının büyüğünü ve Fahişe Babil'i -Büyük Babil Fahişesini de temsil eder ..)

S: (L) Tamam, yani Kertişler Babil kulesini havaya uçurdu. İnsanlığın zihnine başka ne yaptılar; dil anlayışlarını tamamen bozacak birşey yaptılar mı?
C: Yakın.
S: (L) Bu bölücülüğü gerçekleştirmek için hangi aracı kullandılar?
C: Kitlelerin beyinlerinin yıkanması.

S: (L) Sodom ve Gomora nükleer silahlarla mı harap edildi?
C: Evet ve hayır.
S: (L) Nasıl harap edildiler?
C: Elektromanyetik vuruş.

-------------------------

S: (L) İnsan ırkının asıl genetik mühendisleri kimdi?
C: Biz.
S: (L) Kasyopyalılar, (Altıncı yoğunluk) doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bizi ne amaçla genetik olarak oluşturdunuz? Tanrı'nın bir emri miydi?
C: Ruh gelişimi veya ilerleyişi. (bilinçlilik sentezi)

(Okuyucu Notu: Dediğimiz gibi yumurta tavuk hikayesiyle birlikte böyle bir ikilem kalmayacak! okuyucu anlamak istiyor mu?)

S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bubşekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı' öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.

-
S: (L) Peki Kasyopyalıları kim yarattı?
C: Sizin çok eski ruhsal atalarınız.
S: (L) Bu varlıkların bir ismi var mı?
C: Hayır.
S: (L) Nasıl adlandırılıyorlar?
C: Geçici yolcular.
S: (L) Bu 'geçici yolcular' nereden geliyorlar?
C: Bu kanalda açıklamak çok zor; uzun.
S: (L) Esas Tanrı'ya/Yaratıcı güce en yakın olarak bildiğiniz yaratıcı kim?
C: Diğer bilgi kaynaklarına bak. Bilgisayar.


7Ekim 1994

-------------------------------


S: (L) Gerçek yaratıcı tanrılar kimdi?
C: Biz. Altıncı yoğunluk.
S: (L) Kasyopyalılar mı? Pleyades'liler de asıl yaratıcı tanrılar mıydı?
C: Aynı. Altıncı yoğunluk.

15 Ekim 1994

-----------------

S: (L) Sizin grubunuzun yaratıcılarının, gezici yolcular olarak isimlendirilen süper eski atalar olduğunu
belirtmiştiniz. Bu terimin anlamı nedir ve bu varlıklar kimdir?
C: Gezici yolcular birer varlık değildir. Gezici yolcular birleşik düşünce formudur.
S: (L) Neden gezici yolcular olarak isimlendiriliyorlar?
C: Çünkü tüm gerçeklik biçimlerinden geçiyorlar. Birleşik varlık formundan ortaya çıkıyorlar.

22 Ekim 1994

-----------------

S: (L) Oryonlar olarak tanımladığınız 6'ncı yoğunluk KH varlıkları insanoğlunu genetik olarak tasarlayan veya
yaratan varlıklar, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Yaratılıştan sonra bizi ilk değiştirenler mi?
C: Yakın.
S: (L) Yani hem BH ve hem de KH yönelimli Gezici Yolcular var?
C: Gezici Yolcular "gezgin."
S: (L) Peki "gezgin" nedir?
C: Gezici Yolcu.

5 Aralık 1994

---

S: (T) Hem BH'den hem de KH'den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?
C: Bh dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.
S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?
C: Evet. Zaten yanıtlandı.
S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?
C: Evet.
S: (T) BH, KH'nin amacına mı hizmet ediyor?
C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.
S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?
C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.

S: Kara Deliğin özelliğini söyleyebilir misiniz?
C: Büyük ölçekli KH.
S: (L) Yani bir varlık öylesine yüksek bir kendine hizmet seviyesine çıkıyor ki, resmen kendi içine doğru patlıyor, öyle mi?
C: Yakın bir benzetme.
S: (T) Yoksa bütün bir KH medeniyeti mi?
C: Hayır.
S: (L) Belki de bir medeniyet bunu yapamaz çünkü medeniyet birlikte çalışmayı ima ediyor. Tek bir varlık olması gerekir.
C: Kara Delikler KH Özgür İrade bilinç yapısının doğal birer yansımasıdır. Dikkat ederseniz Kara delikler, spiral enerji güçlerinin merkezinde bulunurlar, diğer herşey dışarı doğru yayılır.
S: (L) "Spiral" enerji güçleri dediniz, ve dalganın da bir spiral olduğunu söylemiştiniz. Bu dalganın
merkezinde de bir kara delik mi var?
C: Hayır.
S: (L) Dışa yayılım gösteren bir dalga mı?
C: Yaratılıştaki herşey budur: yayılan bir dalga.
S: (L) Kara deliğin emdiği enerji nereye gidiyor?
C: Mutlak yokluğa.

S: (L) Peki eğer bir kara delik sürekli içine birşeyler almaya devam ederse sonunda tüm varoluşu emip bitirmesi mümkün olabilir mi?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Evren herşeyi kapsar. Kara delikler ise tüm KH enerjilerinin son durağıdır.
S: (F) Yani bu, biz veya KH olarak tanımlanan herhangi birinin, o yolda kalmaya devam etmesi durumunda en sonunda varacağı yerin bir Kara Delik olacağı anlamına mı geliyor?
C: Yakın.
S: (L) Çok hoş. Peki "mutlak yokluğa" giden enerjiye ne oluyor?
C: Mutlak yokluk, mutlak varlığı dengeliyor. Mutlak varlığın ne olduğunu tahmin edin.
S: (L) Bir tür dengeleyici güç mü?
C: "Tanrı."
S: (T) Pleiades Öğretileri'nde bahsedildiği şekliyle Baş/İlk Yaratıcı'dan mı bahsediyoruz?
C: Evet, Baş Yaratıcı.
S: (T) Baş Yaratıcı ile "Tanrı" arasındaki fark nedir?
C: Yok. Varolduğunuz sürece Baş Yaratıcı'nın bir parçasısınız.
S: (L) O halde Kara Deliklere giden şey Baş Yaratıcı'nın bir parçası olmuyor?
C: Doğru.
S: (L) Baş Yaratıcı kendisinin bir parçasını nasıl kaybedilir?
C: Baş Yaratıcı birşey "kaybetmez."
S: (L) Peki var iken Kara Deliğe gittiği için yok olan şeyler?
C: Yansıma olarak 1'inci seviyede tekrar üretilir.
S: (L) Yani Kara Deliğe giden enerji diğer taraftan çıkıyor mu?
C: Hayır.
S: (L) Primal atom gibi birşey mi oluyor?
C: Hayır.
S: (T) Tekrar döngüye mi giriyor?
C: Hayır. Yok olanın yerine yansıma olarak primal atomlar üretiliyor.

10 Aralık 1994

------------------------------------------------

SL) Peki 6'ncı yoğunlukta bir KH deneyimi var mı? 6'ncı seviye Oryonlar gibi?
C: Bunlar yalnızca bireylerin yansımalarıdır, birleşik varlıklar değil. Bu yansımalar denge için vardır. Bunlar bütün birer varlık değildir, sadece düşünce formlarıdır.
SL) 6'ncı seviye varlıkları İncil'de Eyüp'ün hikayesinde Lusifer'in Tanrı'nın önüne gelişi gibi bir araya gelmişnmelekleri mi ifade ediyor?
C: Evet.
SL) Yani 6'ncı yoğunlukta KH ve BH var ve birbirlerini dengeliyorlar?
C: Dengeye yönelik bir yansıma.
SL) Bunda bir herhangi bir hiyerarşi var mı? Bu varlıklar bir çeşit "Büyük Konsey"in önüne gelip planlar yapıp tartışıyor, kararlar verip bunları uyguluyorlar mı?
C: Hayır.
SL) Peki nasıl oluyor? Herşey enerjilerin doğal bir etkileşimiyle mi meydana geliyor?
C: Evet.
SV) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.
STR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.
SL) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.
STR) Bize yardım etme amacınız bu mu?
C: Bu doğal bir süreç.

STR) 6'ncı yoğunluğa ulaştığımızda bizim işlevimiz, tıpkı sizin şu anda yapmakta olduğunuz gibi 3'üncü yoğunluktakilere yardım etmek mi olacak?
C: Evet. Biz gelecekteki siziz.
STR) Ruhların yüzde elliden fazlası 6'ya ulaştığında ve 7'ye geçmeye hazırlandığında, geri kalanların hepsi de otomatik olarak 7'ye mi geçecek?
C: Doğru kavram değil. 3'üncü yoğunluk "Yılan Kardeşliği" ilhamlı matematiksel hesaplama ve fikirleri kullanıyorsun.
SJ) Yani bu işin yüzdesi yok. (TR) Yani her bir ruhun oraya ulaşması gerek. (V) 3'üncü yoğunluk matematiğini uygulayamayacağımız kadar yüksek değil bu bence. (TR) Çoğunluk diyelim.
C: Hayır. Hala 3'üncü yoğunluk matematiğini kullanıyorsunuz.

SL) Pekala, 7'nci yoğunluğa kesin geçişin ölçütleri nedir?
C: Derslerin/deneyimlerin tamamlanması.

7 Ocak 1995

---------------

SL) Bu evrenlerin tümünün, ışık hızının %90'ı oranında genişlediğini söylüyor. Mutlak merkezi güneşin, bizim tanrı dediğimiz şey olduğunu söylüyor.
C: Bu konuları ele almıştık ve "Tanrı" "herşey"dir, merkezi bir güneş değil.

SL) Dünya'nın, Pleiades sistemi etrafından dolanan bir foton kuşağından geçtiği 25 bin yıllık bir döngüden bahsediyor ve bu foton kuşağına girdiğimizde her türlü değişimlerin meydana geldiğini ve bunun küçük
döngülerden biri olduğunu ve harmonik birleşimin...
C: Bölünmüş kanal.
SL) Bu adam bölünmüş bir kanal mı? Harmonik birleşim diye birşey var mı?
C: Harmonik olarak birleşmek istiyorsan...
SL) Yani Pleiades etrafında dolanan ve 25.000 yılda bir bizi içine alan bir foton kuşağı yok mu?
C: Bu doğru olsaydı, şimdiye kadar size bu konuda bilgi vermez miydik sence?

10 Ocak 1995

---------------------------------------

S: (L) Eksik bağlantı? Sanırım ilkişki ortada. Işığı yavaşlatan, fotonların ortaya çıkmasını sağlayan, bir anlamda dalgayı çökerterek maddeyi yaratan şey nedir? (J) Üçüncü yoğunluğun bozulmadan ışık hızına erişmesini sağlayan faktörle aynı olabilir. (L) İlişki ortada. "Bilinç" dediğimizde yaklaştığımızı
ama bunun bizim bilincimiz değil, yedinci seviyenin bilinci olduğunu söylediler. [Laura'nın notu: Elektromanyetizma "Tanrı"nın ya da tüm yoğunlukları kapsayan yedinci yoğunluğun bilincinin "alanı" olabilir mi? Cayce bir keresinde "Tanrı elektriktir." demişti. İnsan bilincinde tespit edilebilen ve kontrollü
elektromanyetik dalgalarla arttırıbilen elektromanyetik bir alan mı var?] (J) "Yaratımın" bir geri dönüşüm olduğunu söylediler. (L) Hala orada mısınız?
C: Her zaman olduğu gibi Laura. Öğle yemeğine falan çıktığımızı mı düşünüyorsun?
S: [Gülüşme]
C: Burada olup olmadığımızı sorup duruyorsun?!?

27 Mayıs 1995

---------------------------------------------------

S: (L) Farkındalığımızı sınırlandıran şey nedir?
C: Çevreniz. Ve bu sizin seçtiğiniz çevre. Gelişim seviyenize bağlı olarak. Ve herşeyi sınırlandıran şey de bu.
Daha yüksek yoğunluk seviyelerine yükseldikçe sınırlamalar ortadan kalkar.
S: (L) Bu sınırlandırıcı çevreyi yaratan şey nedir?
C: Öğrenme amacı için mevcut olan büyük illüzyon.
S: (L) Peki illüzyonu kim yarattı?
C: Aynı zamanda Yaratılmış olan Yaratıcı. Yani aynı zamanda siz, biz, herkes ve herşey. Daha önce de
söylediğimiz gibi, biz siziz ve siz de bizsiniz. Ve herşey de öyle.
S: (L) Burada anahtar husus, herşeyin illüzyon olması mı?
C: Temel olarak, evet.

S: (L)Yani aslında...
C: Lütfen biraz sabırlı olun; size daha önce de söylediğimiz gibi evren yalnızca bir deneyimhanedir. Ve burası herkesin öğrenmesi için var. Herşeyin varolma sebebi bu. Başka bir sebep yok. Şimdi, eğer bu ifadenin gerçek derinliğini anlarsanız, deneyimlemesi mümkün olan tüm yoğunluk seviyelerini, deneyimlemesi mümkün olan tüm boyutları, tüm farkındalığı görmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Bir birey bu ifadeyi mümkün alan en büyük derinliğiyle anladığında, o birey aydınlanmış olur. Ve siz kesinlikle bunu
duymuştunuz. Ve sonsuza kadar süren bir an için, o birey bilinecek herşeyi mutlak bir şekilde bilir.
S: (L)Yani aydınlanmanın yolunun sevgi değil bilgi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Doğru.

-----------------------

C: Bunlar "kült düşünce kalıpları".
S: (RC) Zohar'da ve Eski Ahit'te çoğu yerde "Tanrı" kelimesi dişi formda kullanılıyor. Bu Cennetin Kraliçesi'ni mi gösteriyor... yani İsis?
C: İsis bir öncü.
S: (RC) Nasıl yani?
C: Sınır dönemler boyunca kültürlerin dönüşümüne öncülük eden enerji kalıplarının bir simgesi.
S: (L) "Jesus" (İsa) kelimesi İsis veya Zeus'tan mı türüyor?
C: İkisi de değil, Jesus sadece takılmış bir ad.
S: (RC) Kastettiğiniz şey nedir? Koruma için bu isimle dua etmemiz gerekmiyor mu?
C: Kanal uygun bir şekilde yapısını oluşturduktan sonra koruma için dua gerekli değil!

S: (RC) Düşen melekler hakkındaydı. Lusifer???? (L) Kasyopyalıların Lusifer'in kim olduğuyla ilgili söylediklerini okudun mu? Üzerinde duracak çok şey var....
C: Bazı şeyleri cevaplayabilmemiz için, başka şeyleri sormanız gerekiyor.

S: (L) Cennette melekler arasında başka bir savaş mı olacak?
C: Varsayımlarınızla ilgilenmek eğlenceli.

S: (L) Meleklerin olduğunu ve savaştıklarını varsayıyorsun. (RC) Mecazi bir anlamda.
C: Ve bir "cennet" olduğunu varsayıyorsun.

S: (RC) Evet. Cennet diye birşeyin olmadığını mı söylüyorsunuz? Buna inanmıyorum. (L) 5. yoğunluk var. (RC)
Anlamsal bir tartışmaya giriyoruz.
C: "Cennet" daha ziyade bir kavram. ...

S: (RC) Tetragramaton, Eski Ahit'te Tanrı'nın adının bir kodu. Bu kod kimi veya neyi temsil ediyor?
C: Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmamaya dikkat et, ama "Ben O'yum" anlamında kullanılıyor.
S: (RC) "Ben O'yum." Araştırmalarıma göre bu aynı zamanda "İsis"in bir diğer adı. Zecharia Sitchin'in bahsettiği "doğum tanrıçaları" hakkında soralım. (L) "Doğum tanrıçaları" diye birşey var mı?
C: Ağır olun, daha şimdi ne tavsiyede bulunduk???

S: (RC) Eski metinlerin aldatıcılıklarına yakalanmama mı? (L) Daha önce bunu sormuştuk ve bunun, eskilerin genetik deneyleri tanımlama yollarından biri olduğunu söylediler. (RC) Pekala, İbranice cinsiyet tanımlayıcıları bakımından oldukça spesifik bir dil. Eski Ahit'te Tanrı'nın adları arasında hem erkek, hem
de dişil ifadeler var. Neden?
C: Neden olmasın? Birşey işe yarıyorsa, kullanırsın.

S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde
armanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.
S: (RC) Ama orijinal metinlerde cinsiyet tanımları var?
C: Doğru, ama orijinal metinler de yanıltıcı nitelikte.


16 Eylül 1995

-------------------------------------------------

S: (L) Köken nedir?
C: Sizi kim veya ne yaptı?
S: (RC) Yaratıcı. (L) Baş Yaratıcı.
C: Nasıl? Ve Baş Yaratıcı kim?
S: (L) Sanırım herşey.
C: "Baş Yaratıcı" sizsiniz.
S: (L) Evet, olduğumuzu biliyoruz... (RC) Yaratıcıyız, ama Baş Yaratıcı değiliz...
C: Baş Yaratıcı sizin İÇİNİZDE ortaya çıkıyor.
S: (L) Pekala, kökende Baş Yaratıcı var.
C: Ama... İkincisi kimdi?
S: (RC) Tanrı'nın Oğulları mı? Elohim mi?
C: Onlar kim? Hatırlayın, çeşitli efsaneleriniz "bir örtüden gördüğünüz" şeyler.
S: (L) Tamam, ikincil yaratıcılar bizimle doğrudan etkileşenler mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgiyi keşfetme güdüsünün kaynağı bu mu?
C: Temel olarak, ama adım adım gidelim.
S: (RC) Peki, Keltlere dönecek olursak, Pleyadesliler Keltleri buraya getiren ikincil yaratıcılar mıydı?
C: Söylediğimiz şeyi tekrar incele!
S: (L) Oryonlar dediler. İkincil yaratıcılarımız Oryonlar mı? (RC) Onları getirenlerin Pleyadesliler olduklarını okumuştum. Ve İbraniler de aslında Siryus'tan getirilen Huvidlerdi.

C: Şimdi sizin için bir şok edici geliyor... bir gün, 4'üncü yoğunlukta, yeterli bilgiye sahip olduğunuzda, 3. yoğunluk evrenini tohumlama geleneğini ve görevini sürdürmek soyunuzun bir misyonu olacak!!!

S: (L) Eğer Keltleri buraya Oryon KH getirdiyse, Keltlerin Kantek'teki formları şu anda olduğu gibi miydi?
C: Görünüş olarak daha açık renkliydiler.

S: (L) Diğer bazı celselerde Sami halklarının Atlantislilerinin kalıntıları olduğunu söylemiştiniz, ama hiçbir
benzerlik...
C: Yavaş!! Durun bir saniye, bulunduğumuz yerden çok ileriye atlamayalım. R---'nin söylediği şey tam olarak gerçek değildi. Hatırlayın, elenecek çok dezenformasyon var.
S: (RC) Gerçek olmayan ne söyledim?
C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs.
Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak.

S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var. Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta
süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler, seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli
1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.: reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin kölelerive hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.

24 Eylül 1995

------------------------------------------------------------------------

C: Kod.
S: (L) Bu kod neyle ilgili? Yazılı birşeyle mi ilgili?
C: Sonsuz güç.
S: (L) Bu kodu bilerek nasıl sonsuz güç elde ediliyor? Neyle ilgili olduğunu bilmiyorsan sayısal bir kodu nasıl kullanabilirsin ki?
C: Yılanların Tanrısı kendi taraftarlarına sonsuz bilgiyi arayıp bulma yoluyla sonsuz güce ulaşmayı vaadediyor. Sonsuza kadar sahip oldukları şeyi sonsuza kadar aramak için sadakat yemini ediyorlar.
S: (L) Bu bir kısırdöngü!
C: Ve aldanma da burada ortaya çıkıyor! Hatırla, sonsuz güçle kendine hizmet etmeye çalışanlar yalnızca kendine hizmet eden diğerlerine hizmet etmeye mahkum ve yalnızca görmek istediklerini görebilirler.

11 Kasım 1995

---------------------------------------------------------

S: (L) Peki, bu çok şey anlatıyor. Listedeki sorulardan biri de, bir çok sümer çizimi ve yazısında, Tanrılar’ın, Anunaki’nin, okyanusun dibinde yetişen bir bitkiyi yedikleri tasvir ediliyor ve bu bitki de sonsuz yaşamın
kaynağıymış.
C: Saçmalık! Sonsuz yaşamın kaynağı varoluştur!

S: (L) Carlos Castaneda “Kartal’ın yayılımları”ndan bahsediyor, kanımca Kartal varlığı, tüm yoğunlukların içinden aşağıya doğru yayılan Baş Yaratıcı. Ve “görebilen” Nagual da, Kartal’ ı büyük, siyah ve beyaz bir nesne olarak görüyor. Onlar kaynağı mı görüyorlar, yoksa farklı bir yoğunluktaki bir şeyi mi görüyorlar?
C: Kaynak mı ? Böyle bir şey yok.
S: (L) Yani Baş Yaratıcı diye bir şeyin olmadığını, varoluşumuzun bir orijini ya da kaynağı olmadığını mı
kastediyorsunuz ?
C: Baş Yaratıcı sensin.


S: (L) Ama bu çok ezoterik… Şeyden bahsediyordum…
C: Konu şu ki: Farkındalığını, çok uzun zaman önce varoluşunuzu hapsetmek için ekilmiş olan monoteist felsefelerle doldurmaya son ver. Öğrendiğin bunca şeyden sonra bir kaynağın, bir liderin, bir temelin, bir denetmenin vs olmadığını hala göremiyor musun?

12 Aralık 1995

--------------------------------------------------------

C: Düzeltmeler ve netleştirmeler gerekiyor: "Ölmüş bir 3'üncü yoğunluk varlığı" 5'inci yoğunluk varlığıdır. 3'üncü yoğunlukta ya takılı kalmıştır, ya da 5'inci yoğunluktan iletişim kuruyordur ama her iki durumda da artık 3'üncü yoğunluk değildir!! 1'inci yoğunluk bilinç seviyesi altındaki tüm fiziksel maddeyi kapsıyor. 6'ncı yoğunluk ışık seviyesi olarak tektiptir çünkü bu yoğunluk seviyesinde tam bir denge vardır ve ışık bilgi olarak temsil edilir. 7'nci yoğunluk bir ile birliktir... Kelimenin her anlamında sonsuzdur çünkü "özü" olası tüm farkındalık boyutlarında var olan herşeye yayılır. Bir varlığın herbir bilinçli fiziksel varlığının sona ermesi sonrasında gördüğü ışık birliğin kendisidir. Hatırlayın, 4'üncü yoğunluk değişken fizikselliğe sahip ilk yoğunluktur!! Bunun üzerinde dikkatlice düşünün!!! Ve hatırlayın, yalnızca tek bir "Tanrı" var ve yaratıcı yaratılan herşeyi kapsıyor ve yaratılan herşey de yaratıcıyı!


13 Ocak 1996

--------

S: (L) Kitapta söylendiği gibi 1998'de 3 gün karanlık olacak mı?
C: Bu neden popüler bir kavram olmayı sürdürüyor? Ve neden herkes buna bu kadar kafa takıyor? Gerçekten bu önemsiz şeye vakit ayırmak mı istiyorsun? Üç gün karanlık olsa ne olur?!? Bunun herşey olduğunu ve herşeyi sona erdireceğini mi düşünüyorsun? Peki ya böyle birşeyin sebepleri? Anlamları? Bu tıpkı bir kehanette bir atom savaşını tanımlamak gibi: "Aman tanrım, aman tanrım, üç saat boyunca çok büyük patlamalar olacak, aman tanrım!!"

S: (L) 1998 sonbaharında böyle birşeyin olmayacağını söylemediniz. Olacak mı?
C: Öncelikle, sürekli olarak uyardığımız gibi, pek çok defalar ayrıntılı olarak anlattığımız pek çok nedenden dolayı herhangi bir kehanete veya tahminlere yapay takvim tarihleri iliştirmek tam anlamıyla imkansızdır.
[Laura'nın notu: geleceğin "akışkan" yapısı. Olasılıklar, vs] Ve böyle birşeyin olacağını söylemedik.

S: (L) Boyut geçişiyle ilgili çok büyük öneme sahip şeyler yanında 3 gün karanlığın önemsiz birşey olduğunu
söylediğinizi biliyorum. Ama pek çok insan bunu sadece 3 gün karanlık olarak yorumluyor... Yani sonra
cennete uyanacaklarını düşünüyor. Bu soruya bir yanıt vermenizi istiyorum.
C: Sizi ne zaman ve nasıl yönlendireceğimiz konusunda bize güvenin. 4'üncü yoğunluk olaylarına ve realitelerine 3'üncü yoğunluk inceleme ve yorumlama yöntemleriyle yaklaşmanın son derece faydasız ve anlamsız olduğunu biliyor olman gerekir. UFO araştırmacılarının aradıkları her 1 yanıt için sürekli olarak 3 yeni soruyla karşılaşmalarının nedeni bu. Eğer bize güvenirseniz, sizi tüm sorgularınızda en doğru ve en tam yanıtları veririz. Bir birey birşeyi anlamıyorsa, ya önyargılıdır ya da uygun yönelime sahip değildir.

27 Ocak 1996

----------------------------------------------------

S: (L) Diğer gezegenlerden atılan varlıkların, sözün gelişi, ıslah edilmek için dünyaya gönderildiğini söyleyen öğretiler var. Ve insan ırkının da bu yüzden bu kadar bölünmüş ve düşmancıl olduğu söyleniyor. Yani bu etkileşimler, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda zayıfın yok olması ve güçlünün hayatta kalmasına yönelikmiş.
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.

S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
S: (L) Yani Urantia kitabında gündeme getirilen ırksal üstünlük konusu, "herşey mümkündür" şeklinde yanıtlanabilir, öyle mi?
C: Yakın, ama hatırla, varolan herşey / tek şey -- derslerdir!
S: (L) Diğer gezegenlerin "artıklarının" dünyaya gönderildiği doğru mu?
C: Bu subjektif olur.
S: (MM) Kasyopyalıların üç boyutlu seviyede yaşamış olan Paramahansa Yogananda isimli varlığı tanıyıp tanımadığını öğrenmek istiyorum.
C: Üç boyutlu değil, üçüncü yoğunluk. Ve evet, ama bu varlığın pek çok başka adı vardı: Thorn, Christian, Mobson Singh, vs.
S: (MM) Paramahansa şu anda nerede?
C: Beşinci Yoğunluk.
S: (MM) O Avatar mı?
C: Bu, birilerinin kendi kendine yarattığı, subjektif, yapay bir kavram.
S: (MM) Bu kavramı kim yarattı? (W) Bilmiyorum. Bir kitabın bir yerinde okumuştum. (L) Biri onun şu anda bir Avatar olduğunu mu söylemiş?
C: Debbie bir "şaman" mı, Billy bir "kahraman" mı, Oscar bir "blade runner" mı? (ç.n.: çeşitli kişilere insanlar tarafından yakıştırılmış fantastik lakaplar kastediliyor.)
S: (L) Yogananda'nın kitabını okudum ve çok yüce bir insan olabileceğini düşündüm. Hayatında sevgili dolu kavramları ve uygulamaları olmuş gibi görünüyor. (MM) Sadece şu anda nerede olduğunu merak etmiştim. (L) Beşinci yoğunluktaymış. (MM) Beşinci yoğunluğun Venüs'le herhangi bir ilgisi var mı?
C: Bu uygun bir kavramsallaştırma değil.

3 Şubat 1996

----------------------------------------------

S: (L) Tamam. Bunu geçelim. Benim sorum: Bizim almakta olduğumuz bilgiler El-Arabi'nin "açılma" dediği şeye benzer mi?
C: Evet.
S: (L) Bilgi alemindeki birleşik düşünce formları olduğunuzu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S: (L) El-Arabi birleşik düşünce formlarını "Tanrı'nın adları" olarak tanımlıyor. Onun açıklaması sizin bize söylediklerinizle benzer görünüyor ve...
C: Hepimiz Tanrı'nın adlarıyız. Hatırla, bu bir kanal. Yani sonlanma ve başlangıç noktaları eş değer ve önemde.
S: (L) Bu Tanrı'nın farklı parçalarının birleşimi anlamına mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Bizim de bunun bir parçası olduğumuzu mu söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun...
C: Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol!
S: (L) Bizdeki hangi özellik, hangi şey bu teması kurmamızı sağladı? Çünkü açıkça görülüyor ki bunu deneyen pek çok insanın ürettiği şey saçmalıklar.
C: İstediniz.
S: (L) Pek çok insan istiyor!
C: Hayır istemiyorlar, emrediyorlar.
S: (L) Pek çok insan gerçekten istiyor veya yalvarıyor, ama hepsi aldıkları yanıtlarla alt üst oluyor.
C: Hayır, emrediyorlar. Bunu düşün. Siz yalvarmadınız... bu emretmektir.

----------------

S: (L) Işık nedir?
C: Çekim.
S: (L) Çekim güçlü ve zayıf nükleer kuvvetle aynı şey mi?
C: Çekim "Tanrı"!
S: (L) Ama Tanrı'nın ışık olduğunu sanıyordum?
C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi.
S: (L) Çekim "görülemeyen ışık" mı? Yani Sufilerin deyişiyle: Kaynak.
C: Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.
S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?
C: Sadece bir düşünce.
S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?
C: Evet, var.

S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?
C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.
S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne
yaptım ben! Pekala. Kafam allak bullak oldu.
C: Hayır olmadı.
S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi.
C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!
S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların
ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.
C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?!
S: (L) Öğrenmek eğlencelidir! Evet!
C: Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.
S: (L) Peki algıladığımız "çok-luk"un açıklaması nedir?
C: 3'üncü yoğunluğun algısı.
S: (L) Yani tüm evren içimde... tamam, bu... Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte,
örtüleri kaldırmakta.
C: İşin eğlenceli kısmı da bu.

S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?
C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.
S: (L) Fotonun çekimi var mı?
C: Çekim ışık hızını aşıyor.
S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?
C: Evet.
S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?
C: Kullanım.

15 Haziran 1996

----------------------------------------------

C: Eğer ormanda bir ağaç düşse ve orada bunu duyacak kimse yoksa, ses çıkarır mı ?
S: (L) Diyorsunuz ki; çekim heryerdedir ve statik bir dengededir, ondan yararlanma durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve yine diyorsunuz ki; çekim Tanrı' dır ve Tanrı tüm yaratımdır ve bizler tüm yaratımın birer parçasıyız, böylece bizler Tanrı'yız ve aynı zaman da çekimiz. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu : çekimi bu kusursuz statik durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir ? Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız bu bana anlamsız geliyor.
C: Dengesizlik hali statik olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar kendi değişkenlikleri içerisinde statik olabilirler.
S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey
kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden
oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı ?
C: Ve antimaddesel.
S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var ?
C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçsel farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında
herşey [planşet üzerinde çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.
S: (L) Herkesi farkındalığa ulaştıracak gelmekte olan dalga hakkında ne söyleyebiliriz ?
C: Henüz değil... Birincisi : peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk
sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk
yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü "bağdaşmıyor."
S: (L) 3. Yoğunluktaki etkiler çekimin toplandığı noktalar mı ?
C: Kısmen. Ama tüm yoğunlukların etkileri böyledir.
S: (L) OK, eğer öyle ise...
C: Çekimin tersinin ne olduğunu düşünüyorsun ?
S: (L) Anti-çekim ?
C: Evet.
S: (L) Şimdi; tüm varolan şeyler şişirilmiş bir balon olsun ve balonun yüzeyi çekimin statik halini temsil etsin, belki 7. Yoğunluğu... Ve yüzeyin farklı noktalarında dışa doğru yumrulaşmaya başlasın.. Ve tüm bu küçük
yumrular farklı yoğunlukların belirtilerinin toplandığı noktalar olsun... Kafamda bir şekil oluşturarak, basitçe anlatmaya çalışıyorum. Çok basitçe de olsa bu üzerinde kafa yorabileceğim bir imge mi bu ?
C: Bir "anti-balonun" da olduğu sürece evet.
S: (L) Balonun dış yüzeyini balon, iç yüzeyini ya da içindeki havayı "anti-balon" olarak düşünebilir miyiz ?
C: Hayır.
S: (L) Yanyana duran 2 balon mu ?
C: Hayır. Bir gayrı-balon.
S: (L) Bir gayrı-balon mu ? Beni ÇILDIRTACAKSINIZ! HİÇBİRŞEYİN varolduğundan bahsediyorsunuz! Biz
BURADA bile değiliz!
C: Hayır.
S: (L) Tanrı aşkına! Bu konuyu şekilsel olarak anlamama yardım edin. Tamam, aynanın önünde duran bir
balon, aynadaki yansıması "gayrı-balon."
C: Hayır.
S: (L) Gayrı-balon, balonun düğmesi kapatıldığı zaman. Ama o denli hızlı gerçekleşiyor ki farkında
olamıyorsun, küçük bir tireşim, nabız atışı gibi...Anlatamıyorum, çaresizim!
C: Görüyor musun canım, 4. Yoğunluğa ulaştığında göreceksin.
S: (L) Peki hangi kahrolası şekilde oraya gidebilceğim, daha orayı "kavrayamazken?"
C: Oraya ulaşmadan orayı "kavraman" gerektiğini kim söylüyor ?
S: (L) Bu beni tekrar şu soruya yöneltiyor : dalga farkındalığı genişletmek için ne yapacak ? Çünkü eğer birini
"oraya ulaştıracak" şey dalga ise, dalga bunu ne şekilde yapıyor ?
C: Hayır. Şu şekilde : "üçüncü sınıfta" tüm derslerini tamamladığında nereye gidiyorsun ?
S: (L) Yani bu şuna ilişkin bir soru...
C: Yanıt lütfen.
S: Dördüncü sınıfa gidersin.

C: Peki; 4. sınıfa gidebilmek için halihazırda 4. sınıfta mı olman gerekir ? Yanıtla.
S: (L) Hayır. Ama 3. Yoğunluğa ilişkin herşeyi bilmen gerekir...
C: Evet. Daha uygun ifadeyle : bütün derslerini öğrenmiş olman gerekir.
S: (L) Ne tür derslerden bahsediyoruz ?
C: Karmik ve basit kavrayışlar.
S: (L) Bu kavrayışların ana unsurları neler, bunlar evrensel mi ?
C: Evrenseller.
S: (L) Nedir bunlar ?
C: Sana bunu söyleyemeyiz.
S: (L) Bu, 3. Yoğunluk varoluşunun içerisindeki sembolizmin ANLAMLARINI keşfetmekle, perdenin arkasını
görebilmekle ilintili mi ? Ve herşeye karşı seçime bağlı olarak tepkiler oluşturmakla ? Her kişiye, her şeye
ya da her olaya hak ettiği karşılığı vermekle ?
C: OK. Ama bunu zorla yapamazsın. Öğrenmişsen, öğrenmişsindir!
S: (L) Yalnızca yapabileceğimin en fazlasını yaptığımdan emin olmak istiyorum. 3. Yoğunluğa geri dönmek
zorunda kalmak istemiyorum. Eğer bazı şeyleri biraz hızlandırabilseydim...
C: Hızlandıramazsın, öyleyse yolculuğun keyfini çıkar. Öğrenmek eğlencelidir!
S: (L) Bana değişken olmayan çekim dalgalarına yönelik araştırma ve meditasyon yapmamı söylüyorsunuz.
Ve bunu kavradığımda, kuantum fiziğini de kusursuz şekilde kavramış olacağım ve temel olarak herşey
anlaşılır olacak. Bununla boğuşuyordum...
C: Mesele de bu Laura! Boğuşma varsa bir şey öğrenmiyorsundur. Öyleyse boğuşmayı bırak ve meditasyon
yap. Yani yolculuğun keyfini çıkar.
S: (L) Yani diyorsunuz ki eğer bir şeyle boğuşuyorsam doğru bir şey yapmıyorum. Evliliğimden kurtulmak için
kendi kendimle boğuşuyordum, bu bir boğuşmaydı ve halen de öyle. Bu hatalı bir yaklaşım mıydı ?
C: Evet, çünkü tüm olanlar her halikarda olacaktı.
S: (L) Yani, yanlış bir yaklaşımdı ?
C: Evet.
S: (L) Doğru tutum neydi ? Onun [ç.n. : kocasını kastediyor] terketmeye karar vermesini beklemek mi ?
C: ?
S: (L) Peki, eğer böyle olsaydı, ölümün kıyısına sürüklenirdim.
C: Konu bu değil. Ama evet; eğer ilişkin İÇERİSİNDE iken, olduğun kişiden farklı biri olmak için bunca
boğuşmasaydın ve ilişki her sonlanma noktasına geldiğinde yürümesi için boğuşmasaydın, daha erken
sona ererdi.
S: (L) Tırnak içerisinde belirtilen bazı sözcükleri bulmak için celse notları üzerinden geçerken bir söz dizisi
oluşuverdi : "Zaman, alfa seviyesi ızdıraba sebep oldu." Böyle bir şey var mı ?
C: Belki. Karıştır ve eşleştir.
S: (L) Kelime ve cümleleri bir araya getirmeyi mi kastediyorsunuz ?
C: Evet, ama bununla boğuşma! Başkalarına ilişkin üzüntüler yaşadığında çok fazla zorluyorsun. Bu nedenle
gör :ISCNI, Lewis, Devin ve diğerleri...
S: (L) Yani diyorsunuz ki; içimde bir şeyleri inkar etmiş ve kendimi sıkıştırmış duygusunu oluşturacak
herhangi bir şey yapmamalıyım.
C: Beklentilerin olmadan yap. Başkalarında değişim yaratma beklentisiyle kendi davranışlarını buna
uyumladığında ya da değiştirdiğinde, birşeyin beklentisi içerisinde oluyorsun. Öyleyse, yap. Ne olacağını
gör. Ama sabırlı ol ve ne olacağını gör!
S: (L) Tamam. Bir rüya ile ilgili bir soru soracağım. A-- ve ben dünden önceki gece rüya gördük. Her iki
rüyanın da doğaları çok benzerdi sadece içlerinde yer alan kişiler farklıydı. Bu bir tür kehanetsel enerji
miydi ?
C: Doğal döngüler psişik "bağlantı" ya sebep oldu.
S: (L) Hormonal döngüler gibi mi demek istiyorsunuz ?
C: Evet. Ve iyi geceler.

29 Haziran 1996

----------

S: (L) Birkaç temel daha verebilir misiniz?
C: Başka temel yok.
S: (L) Bir keresinde zamanın çekim olup olmadığını sormuştum.
C: Parmaklık yer midir?
S: (L) Çekim Tanrı mı?
C: Hayır.
S: (L) Çekim 7'nci yoğunluk mu?
C: Hayır.
S: (L) Çekim nereden çıkıyor?
C: Düşünce merkezi.
S: (L) Pek çok kez düşünce merkezlerinden bahsettiniz. Birden fazla düşünce merkezi mi var?
C: Hepsi bir.
S: (L) Eğer bir düşünce merkezin varsa... düşünce merkezlerinin 7'nci yoğunlukla, Bir'le ilişkisi nedir?
C: Aynen öyle!
S: (L) Düşünce merkezleri 7'nci yoğunluk mu?
C: Herşey öyle.
S: (L) Herşey düşünce merkezi mi?
C: Hayır. Herşey 7'nci yoğunluk.
S: (L) Nereye varmaya çalıştığımı anlıyorsunuz sanırım ve bana burada biraz yardımcı olmanızı istiyorum...
C: Oluyoruz.
S: (L) Tamam. Zaman ilüzyon. Harika! Zamanı parmaklıklara benzettiniz...
C: Hayır. Senin atfettiğin şeye karşı kendi karşılaştırmamızı sunduk.
S: (L) Bu karşılaştırmayı kullanalım. Diyelim ki yer 7'nci yoğunluk. Zamanı bu yerdeki neye benzetebiliriz?
C: Toprak.
812

S: (L) Toprak... Peki kendimizi neye benzetebiliriz?
C: Fazla belirsiz.
S: (L) Yaratılan varlıklar bu resimde ne olarak yapılırdı?
C: Zaman sizin ilüzyonunuz.
S: (L) Ama başka bir defasında da zamanın diğer yoğunluklarda da mevcut olduğunu, yalnızca "seçimli"
olduğunu, seçilebileceğini söylemiştiniz. Doğru mu?
C: Eğer zaman diye isimlendirmek istersen, ama aynı şey değil.
S: (L) Tamam. Tıkandım. Daha ileri gidemiyorum. Başka bir konuya geçelim. Ark DNA yapısında fosfor
olduğunu okumuş. Bu konuda yorum yapabilir misiniz?
C: Fosforun sizinle ilişkisi hakkında sen yorum yapmaya ne dersin?
S: (L) Bilmiyorum. Fosfor ile karbon arasında bir ilişki var mı?
C: Konuyu götürmek istediğimiz yer orası değildi.
S: (L) Fosfor beyin için gerekli bir element.
C: Evet.
S: (L) Fosfor hakkında tüm bildiğim bu. Yeterli bilgim yok.
C: O halde neden bunu sonraya bırakmıyorsun?

21 Aralık 1996

---


S: (L) Yani TA bu alana sanki her birey ayrı ayrı sahipmiş gibi atıfta bulundu ama aslında ödünç alınıyor. Peki
bu alan nereden ödünç alınıyor?
C: 7 no'lu yoğunluk.
S: (L) Bu en yüksek yoğunluk. 7 numara. Yani "Tanrı." (TA) "Yaratıcı."
C: Hayır, "bir ile birleşme."
S: (TA) Peki yedinci yoğunluk kendini hayatta mı ifade ediyor? Hayatın kendisi mi? Hayatın bir örneği mi?
Yaşayan birşey mi?
C: Tam olarak öyle değil, ama buna tüm seviyelerde ve tüm temsillerdeki bilincin canlandırıcı kuvveti
diyebiliriz.
S: (L) Tamam...
C: Bu daha yakın.

25 Ocak 1997

-----------

S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu
söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."
S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.
S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir
tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.
S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.
S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve
karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.
S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.
S: (L) Ve bu yoğunluklar yalnızca Bir ile birliğe yakınlık bakımından ayırt ediliyor, doğru mu?
C: Yakınlık?
S: (L) Hangi anlamda kullandığımı biliyorsunuz.... Biraz yardımcı olun!
C: Hayır, iyi gidiyorsun.
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak
uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze
dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya
atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini
birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa
uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz.
Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik
bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları
(?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç
enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri
öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla

892

ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana,
bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk
farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek
kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini
söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu
düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
893

S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.
S: (L) Konuyu değiştirmek istiyorum çünkü o kadar derine iniyor ki hangi yöne gideceğimi bilmiyorum.
Beynim bununla baş edemiyor. Ark 1925-27 teorisinin sonraki girişimlerden daha iyi olup olmadığını
öğrenmek istiyor.
C: Daha az politik yozlaştırma anlamında daha iyi. Baş etme yalnızca kişi açık olmadığında gerekli.

31 Mayıs 1997

------

S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde, monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda
rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.

S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.

S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?

19 Temmuz 1997

----------------------------------------------------

C: Daha yakın. Herşeyin, tekrar ediyoruz, herşeyin bir ilüzyon olduğunun farkında değil misiniz hala?!?

S: Bir seviyede evet. Ancak hala şunu soruyorum; neden bizim içinde bulunduğumuz ilüzyonda veya onların içinde bulunduğu ilüzyonda... (A) Bir yandan her şeyin ilüzyon olduğunu söylüyorlar, bir yandan da ruh ve
maddenin var olduğunu söylüyorlar. Bunlar da mı ilüzyon?
C: Evet.

S: (A) Tanrı da mı ilüzyon?
C: Evet.

S: (A) Kimin için?
C: 7. Seviyede olmayanlar için. Öğrenişiniz doğal olarak deneyimlerinizi belirliyor. Birşeye ihtiyacınızın olmadığı bir duruma ulaştığınızda doğal bir şekilde bunu aşacaksınız. Fakat kavrayışın bir fonksiyonu olarak bu kavramı kullanmaya devam edersiniz.

S: Demek ben de bir ilüzyonum! Ve kavrayış da bir ilüzyon! (L) Soruma dönersek: Kertişleri KERTİŞ olarak
kim yarattı?
C: Her şey gerçektir, dolayısıyla ilüzyon gerçektir.

S: (L) Her şey ilüzyonsa, bu ilüzyon nereden çıkıyor ve nereye çıkıyor?
C: Bilinciniz.

S: (L) Bu bilinç nereden çıktı?
C: Bilinç mutlaktır, merkezi noktadır.

S: (L) Merkezlendiği yer neresi?
C: Erişim dahilinde.
S: (L) Erişim nedir?
C: Enerjiye yol açan istem.
S: (L) Bu enerji neyden yapılma?
C: Bilinç.
S: (L) Bu bilincin var olmadığı bir zaman oldu mu hiç?
C: Hayır, ama zaman hiç olmadı.
S: (L) Bilinci tüm bu ilüzyonları hayal etmeye iten neden neydi?
C: Denge ihtiyacı. Enerji bir boşluk içinde var olamaz, bu nedenle (nabız gibi) atması gerekir. Dalgaların varlığı da bundan kaynaklanıyor.
S: (L) Demek tüm ilüzyonların yaratılma nedeni denge ihtiyacıydı. Bu da dengesizliği akla getiriyor; boşluğun
içinde dengesizliğin olduğunu...
C: Hayır.
S: (L) Denge ihtiyacının arkasındaki neden nedir?
C: Tam olarak ihtiyaç değil, sadece doğal bir işlev.
S: (L) Nabızsal atma olduğunda dalga var oluyor ve dalga da zamanı ima ediyor.
C: 3. yoğunluk ilüzyonunuzun düğüm noktası da burası. Neden atışın herhangi bir parçasının diğer tüm parçalarla eşzamanlı olarak meydana gelmediğini varsayasınız? Parçalardan herhangi biri (herhangi birşey) olduğunda, tümü olur. Zaman ilüzyonunu tamamen terk edene kadar ilerleme
kaydetmeyeceksiniz.

S: (L) Soruma dönecek olursak…
C: Hayır, kabul edilebilir bir yanıtlar dizisi varsaydığın sürece sorun yanıtlanamaz.

19 Aralık 1998

--------------------------------------------------------

S: (L) Tamam. Sanırım bunun gerisini kendi beyinlerimizi kullanarak bulabiliriz. Bir sonraki soru... Bir okuyucu şöyle yazmış: “[Belirli bazı öğretiler]’de insan kompozit bir varlık olarak görülüyor. Bu kompoziti
oluşturan unsurlardan biri, “yönetimde” olduğu kabul ve ümit edilen bir varlık, diğer unsur ise Bilinçliliğin / Bilinçsizliğin çeşitli hallerindeki çok sayıda ayrı varlıklar, ki bu Ouspensky’nin ‘Olağanüstünü Arayış’ kitabında yaptığı tanımla da benziyor.” Kasyopyalılar olarak sizin söylediğiniz şeyle [Belirli diğer
öğretiler]’de söylenen şey arasındaki kritik farklardan biri şu ki, o öğretilerde, kişinin nihai olarak Bir olmadığı, evrimin üst aşamaları boyunca bile birey olarak kaldığı ve bir “tanrı” olarak evrimleştiği öğretiliyor.
C: Büyük Kalp Atışı bireyselliği geçici bir oluş durumu haline getiriyor.

S: (L) Büyük Kalp Atışı’nda bireyselliğin geçici bir hal olduğunu söylüyorsunuz. Yani herşey Bir ve Birlik
durumuna geri dönüyor.
C: Evet. Ve öyleyse, her zaman doğru. Sonuçta herşey “Tanrı.”
S: (L) Ama evrimin üst aşamalarında bireysel bir tanrı olarak evrimleşmiyorlar mı?
C: Bunun amacı ne olabilir?
S: (L) Sanırım birey olarak kalma ve bu şekilde “tanrı” haline gelmeye takıntılanıyorlar ve bu temelde güç ve
kontrol konusuyla ilgili... bir tür nihai KH.
C: Eğer zaman ve lineer gerçeklik doğru olsaydı belki bu işe yarardı, ama...

13 Kasım 1999

-------------------------------------------------------------------------

C: Hayır. Koruma farkındalıktan gelir, diğer türlü değil.
S: (L) Bu bana ilginç bir fikir gibi gelmişti, o yüzden sormak istedim. Bu belgedeki diğer bir fikir, ataerkil,
monoteist dinin genel bir koruma örtüsü sağladığı şeklinde. Bu değerlendirmeye göre, ataerkil
monoteizm dünyaya yerleştirilir yerleştirilmez, dünyadışılar çekildi. Bu geçerli bir kavram mı? Ataerkil
monoteizm dünyadışıların bizim gerçekliğimizi istila etmeye karşı bir koruma mı sağlıyor?
C: Bu karışık bir kavram. Eğer sonuç temas fırsatının kapanmasıysa, dünyadışılar neden monoteist ilkeler
yerleştirsin ki?
S: (L) Ben de bunu düşünmüştüm. Temas kurmak için Tanrı, İsa veya melekler veya Kutsal Ruh’tan daha iyi bir kılık mı var? Bana göre monoteist dinler gerçekliğimizin dünyadışılar tarafından istila edilmesini kolaylaştırdı. Ama diyorlar ki, monoteizmin kurulmasından sonra AÇIK dünyadışı teması çok daha azaldı ve o yüzden de böyle bir sonuç çıkarıyorlar.

C: İki olay ya tesadüfi ya da yanlış ölçülüyor.

5 Ağustos 2000

-------------------------------------------------------------

S: (L) Kral Davut konusunu da incelemem gerekiyor. Robin Hood gibiymiş. Peki, İbrahim’in Tanrı’yla konuşması konusu nedir? Monoteizm bundan mı doğdu?
C: Yakın.
S: (L) Yani İbrahim ve kabilesiyle birlikte başladı. Hitit diyarından gelip kabilesine katılan Levi kardeşleri oldu mu?
C: Yakın.
S: (L) Bu hikayede değinmem gereken ama değinmediğim herhangi bir ayrıntı var mı?
C: Davut bir Levi’ydi.
S: (L) İbrahim’in soyundan mı geliyor?
C: Hayır.
S: (L) “Hitit diyarından” mı geldi?
C: Yakın.
S: (L) Ailesi Filistin bölgesine geldikten kaç nesil sonra doğdu?
C: 5.
S: (L) İbrahim’in akrabaları mıydılar?
C: Kısmen.
S: (L) Uzaktan akrabalık. Peki Davut ne yaptı? Gelip insanları mı birleştirdi?
C: Evet.
S: (L) Ahit Sandığı onlarda mıydı? Bu cisim 4. yoğunluk tarafından bu insanlara mı verildi?
C: Yakın.
S: (L) Esas olarak kime verildi?
C: İbrahim.
S: (L) Kim verdi?
C: Sara.
S: (L) Rachel’in babasının evinde yaptığı hırsızlık hikayesi aslında Sara’nın Akhenaton’dan Ahit Sandığı’nı çalması hikayesi mi?
C: Evet.
S: (L) Akhenaton’un hırsla onları takip etmesine şaşmamak lazım. Demek Sara’nın peşinde değilmiş, Ahit Sandığı’nı geri almak istemiş.
C: Evet.
S: (L) O cismi Akhenaton’a kim verdi?
C: KH 4. Yoğunluk.

S: (L) Burnuma kötü kokula geliyor! Davut’un büyükannesi Ruth’un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikaye de başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi’lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret fikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler... Diğer bir soru: Çin imparatoru Huang Ti’nin kullandığı söylenen “12 ayna” ne işe yarıyordu?
C: Enerji toplama.
S: (L) Gerçekten ayna mıydılar?
C: Hayır.
S: (L) Gören insanlar onları ayna olarak algıladı o halde veya bununla ilgili aktarılan bilgi bozuldu. (A) Ne
enerjisi topluyorlardı?
C: Elektromanyetik.
S: (L) Bu enerji ne için kullanılıyordu?
C: İmparatorun aracı ve diğer makineler için enerji.


23 Ağustos 2001

-----------------------------------------------------------

S: (L) Nereden bağlantı kuruyorsunuz?
C: Kasyopya.
S: [Laura aniden yoğun bir sıcaklık hissettiği için kapının açılmasını istiyor.]
C: Hayat dindir.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Yaşam deneyimleri kişinin Tanrı'yla etkileşimini yansıtır. Uykuda olanlar, yaratılışla etkileşimleri konusunda çok az inanca sahiptir. Bazıları dünyanın hakkından gelmeleri, görmezden gelmeleri, susturmaları ya da sona erdirmeleri gereken birşey olduğunu düşünüyor. O bireyler için dünyalar sona
erecek. Hayata ne veriyorlarsa tam da o olacaklar. "Geçmişteki" bir hayal olacaklar. Objektif realiteye her yönüyle sıkı bir ilgi gösterenler "Geleceğin" gerçekliği olacaklar.

28 Eylül 2002

-----------------------------------------------
______________________________________________________
-Bilgiden korkulmayan yerden geliyorum...-

Konu yılkı'n tarafından (12.Haziran.2018 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir..
yılkı'n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12.Haziran.2018, 13:19   #54
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,141
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 245
497 Mesajına 934 Teşekkür Aldı
Standart

metnin bir bağlantı sonucu ortaya çıktığını iddi ediyorlar.

bu bağlantı dediğiniz iletişim "kim, ne" vb hangi araç ile sağlanıyor. bu bağlantı yı kimler hangi araçla deneyimleyebilir. bu bağlantı bir zaman dilimde birilerinin iddiasının dışında ispatlanabilirliği deneyimlenebilirliği varmı?

mesela ;
ben bu bağlantıyı yapabilirmiyim. ben yaptığımda bir başkasına bu bağlantıyı yapabilmesi için bağlantı iartlarını tarifleyebilirmiyim.

bu bağlantıyı yapabilmenin şartları nesnel mi subjektif mi.
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
v-for-Raperîn Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 13.Haziran.2018, 00:24   #55
 
Fakir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Fakir
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 29.Mayıs.2018
Üye No: 55434
Mesajlar: 33
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
11 Mesajına 13 Teşekkür Aldı
Standart

yılkım abi, bu ruhsuz insanlar konusu ilgimi çekti çünkü benimde etrafımda böyle kişiler var bence . bunlar hiç bir şeye gerçekk bir tepki göstermiyo ne sevinçleri gerçek bir sevinç ne üzüntüleri üzüntü ruhsuz kimseler bunlar. duyarlı değiller, toplusal sorunlara karşı. öyle ruh gibi gelip gidiyolar..

celseleri de ara ara okuyom ama dikat dağınıklığı var bende o nedenle çok yoğunlaşamıyom ama yinede eskiye göre iyi. demek bu konu beni sardı ilgimi çekti...

hatta bugün yeni bir celse paylaşımış sitede gördüm
Fakir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Fakir Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 13.Haziran.2018, 01:17   #56
 
yılkı'n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yılkı'n
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 155
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
23 Mesajına 32 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
v-for-Raperîn Nickli Üyeden Alıntı
metnin bir bağlantı sonucu ortaya çıktığını iddi ediyorlar.

bu bağlantı dediğiniz iletişim "kim, ne" vb hangi araç ile sağlanıyor. bu bağlantı yı kimler hangi araçla deneyimleyebilir. bu bağlantı bir zaman dilimde birilerinin iddiasının dışında ispatlanabilirliği deneyimlenebilirliği varmı?

mesela ;
ben bu bağlantıyı yapabilirmiyim. ben yaptığımda bir başkasına bu bağlantıyı yapabilmesi için bağlantı iartlarını tarifleyebilirmiyim.

bu bağlantıyı yapabilmenin şartları nesnel mi subjektif mi.
İşin açıkçası deli ve çılgın sanılmaktan ve sayılmaktan ya da sıradışı ve akıldışı etiketlenmekten bu sorulara cevap veremiyorum. ya da nasıl vereceğimi de bilmiyorum. o halde objektif olmalıyım ve o halde objektif tutum bekleyeceğim ve o halde eğer objektif ilgileneceksek

--
bununla ilgili yorumumuz şu;
evet bu bağlantı yapılabilir.. hem de hemen.. bir çok kişi ile deneyin.. bu birincisi
ikincisi; sonuçları hızlı yayın ve çok kişiye ulaşmasını sağlayın ,geniş yayın-hızlı yayın kalite artırır
üçüncüsü bu bağlantı halen halihazırda yapılıyor

bu bağlantı sonsuz biçimde deneyimlenebilir
bu bağlantı aslında her an herkese zaten olmaktadır-
daha da aslında ise bağlantı diye bir şey yok
nasıl anlatmamı istiyorsunuz

böyle yazınca deli gibi algılanıyorum bakın ben de bunu istemiyorum

dördüncüsü trans suje ve denek istiyorsanız denek olmaya hazırım. bunu en az dördüncü ifade edişim son üç yıldır .
eğer diğer türlü de deney ve gözlem yapılacaksa ve eksik kadro varsa kadro ucu tutmaya da hazırım..

ikincil kanıt sorunu için önerimiz


deneyip karar verin ya da grupla görüşün. ama en makulü https://cassiopaea.org/forum dan bu grupla iletişim kurmak. Biz dünyanın şurasından burasından (şu şu ülkeden ya da halk grubundan size) yazıyoruz ve burda neler olup bittiğini anlamak istiyoruz deyin. bunu sizin ve orada bir kaç kişinin uydurup uydurmadığını ve sizlerin çatlak olmadığını görmek istiyoruz deyin ve öncelikle tanışabilir miyiz? deyin ... ve eğer gelecekle iletişim diye bir şey varsa emin olun ki bunu bilmek ve anlamak hakkımız ve böyle bir şey varsa ve bu gerçekse kesin olarak bunu bilmek istiyoruz bize bir şeyler sunun deyin... eğer bunun gelecek iletişimi olduğu tanıtlanabiliyorsa ve bize gözlem şansı sunabiliyorsanız ya da bunu dünyaya daha geniş ölçekte de göstermek ve yaymak istiyorsanız da gerekirse biz de yardıma hazırız deyin. sorun sorgulayın, iletişin ve ulaşın . bizler insanız bu en doğal hakkımız bu en olağanıdır.
Amerikaya kendi adınıza somut gözlemci ve iletişimci gönderme fikrini sunun .. İnanın grup buna açık. Tarihsel fikirler bekliyorlar, yardım da istiyorlar
hatta isterseniz davette edin- ülkeniz varsa vatandaşlıkta önerin

bize göster deyin-bize yanıt sağla ve bir fikir sun. sorularımız olsa iletir misin deyin ve büyük kitlesel önemde sorular iletin ve sorulmasını sağlayıp cevapları tartın ya da işbirliği yapın ve tanıt için gözlem-deney için size yardımcı olurlarsa geniş bir grup adına gelecek bilginin yayımı için işbirliği yapacağınızı ve yardım edeceğinizi iletin. fikirleşin..

X ülkeden ve halk grubundan geniş bir grup ve kitle adına temsilen ve sözcü olarak yazıştığınızı ve büyük ve ortak tarihsel amaçlar-çıkarlar ve ortak misyonlar taşıdığımızı, ortak insanlık olduğumuzu -olacağımızı, özgecilik kavramını sevdiğimizi ve bu kavramı önemsediğimizi, önemin büyük insanlık olacağını ve bir kaç forumu da ve büyük bir insan kitlesini de bu işin içine katıp özelde bunları temsil ettiğinizi ve bunu bir deney ve sorgulama olarak düşündüğünüzü ve gruba gelecek yanıtlayıcısını sınamak üzere özel sorularınız olacağını ve sizin için özel bir oturum yapıp yapamayacaklarını geleceğe danışmalarını ve bu ülkede-grupta-halkta bunun geniş bir kitle tarafından bilinip beklendiğini ve istendiğini yazın örneğin. sıkı bir iletişim aracısı ile bunu yapın ve deneyin... en makulü bu


deyin ki bize bunu gösterin gerekirse devrim yapalım arkasında duralım
bunu devrimci ülkelere yayalım, gerçeği açalım
ve post kırküç bir şaka değildir...
bir kaç gözlemci gidin
çekinmeyin
onlar insandır
sizi bekliyorlar
az önce okudum ki- bence
son celseye göre sizi bekliyorlar
bekleniyorsunuz
grup bir ses bekliyor
grup bir yardım bekliyor-onlarda tıkanık ve içine kapanık ve bu bilgiyle olguyla zaten tam başedimiyorlar yarı uyuşuk toplumluk bununla ne yapacağını-yapılacağını bilmiyorlar henüz
tarihi bir misyon bekliyor
ya da misyon önerisi coşkusu bekliyorlar henüz sizden ve bizden
onlara yardımcı olabiliriz
bunu biz yapabiliriz
iki taraflı
bakın bu şaka değil

-
arkadaşım genelde şöyle yapıyoruz
kafa bulandırmamak için

gelecekle iletişim kurma yöntemiyle ve teknikleriyle ve gelecekle iletişim kurma metodolojisiyle birlikte gelecekle iletişim kurma aracıyla ve ya da gelecekle iletişim kurma aparatıyla (materyaliyle) (ve gelecekle iletişim kuran-kurulan aracılarla birlikte ) bunlar tarihsel olarak yapılıyor /oluyor-oluşuyor ve oluşturuluyor

buna da tarihsel indirgeme diyoruz

materyalik olarak materyalle birlikte ve yine materyal aracılığa , materyal kullanılarak (materyalin kendi kullanılarak) gelecekleya da materyalik gelecekle- iletişim kuruluyor.

gelecekle iletişim kurma deneyleri adında, adı altında

gelecekle iletişim kurma materyali/sıradan a materyali. materyalik balyöz..
balyozla bile olur sen istersen olmaz mı?

materyalin materyalle materyalik uzay zaman eşitliği kullanılarak yapılıyor bu..

sonuçları sınayın arkadaşım. bi kaç uçkuru bozuğun buna engel omasına izin vermeyin. bu tarihsel bir geritepi -fırsat ve fazlası...uçan kelimeler düşünün burda ardı arkası toplanmayan, burda açılmak istenen. hee kuş olmuş uçuyorlar...öyle...



Eğer iki şey mutlak olarak sınırsızsa, o iki şey tamamen aynı şeydir. -Kasyopya Deneyi


bu kötü -eksik ve bozuk bir çeviri olabilir orjinine bakmak lazım

Kim ve ne aynı şeydir
kah de materyaldir
kim ve ne biziz-bizdik zaten....
kim ve ne materyali ile bu yapıldı..
işte kim ve ne materyali kullanıldı- işte indirgeme diyoruz biz buna
-------

bunun dışında gelecekle iletişim işi için;
sonuçları hızlı yayan ve paylaşan ve sonuçları geniş bir kitleye açık paylaşan bir grup bunu bir çok yolla yapabilir
bunu sinerjik bir etkileşimle öylesine doğaçlama da başarabilir-bu bir konferansta bile başarılabilir
bir çok yolla olabilir...

bana sorarsanız bu bir bağlantı
ya da bağlanıp duranlardan bir alıntı

Alıntı:
ben iceri düstügümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.
ona sorarsanız : "lafı bile edilmez, mikroskobik bir zaman."
bana sorarsanız : "on senesi ömrümün."
çok fazla teknik bilgi isteniyor ise ve sorulacak ise?

Alıntı:
v-for-Raperîn Nickli Üyeden Alıntı
metnin bir bağlantı sonucu ortaya çıktığını iddia ediyorlar.

bu bağlantı dediğiniz iletişim "kim, ne" vb hangi araç ile sağlanıyor. bu bağlantı yı kimler hangi araçla deneyimleyebilir. bu bağlantı bir zaman dilimde birilerinin iddiasının dışında ispatlanabilirliği deneyimlenebilirliği varmı?
kime ve ne?
materyal materyalle -uzay zaman eşitliği aracı -aracılığı- ile iletişim kuruyor

bu bağlantıyı materyaller kendi arasında deneyebilir-sonsuz deneyebilir

materyalin iddiası dışından mı? içinden mi? bu soru bize göre

materyalik materyalin ya da materyalimin -ki aslında ortak materyalimizin- iddiasına göre yani zaten materyalize olmuş materyalimizin iddiasına göre ,bize göre, gelecekle iletişim kuruldu-tanıltıldı.nokta.

içerik kamusal tanıltıldı.nokta..

materyal tanıttı-ben "a" materyali,
ben materyali ve dost materyali ya da ne materyali istiyorsunuz siz? o materyali

aynı cinste materyaller tanıttı ve aynı cinsten materyallerin -onların-bunların- iddiasıdır -iddia parantezindedir.

materyalik materyalimin bilişinin iddiasıdır.
ya da materyalik bilişimin ve materyalik bilişin, oluşun iddiası parantezindedir. testi geçin vurgunu burda herhalde.. kurulan duvarlar gibi hissediyorum bunu...aşıyorum onu -onları sadece...

materyalik bir materyal bunu öneriyor o halde bir materyalik sentezci öneriyor o halde. bu yetmez mi? kaç tane kanıt sağlar.dolu onlardan...
--

burada bu bağlantı denilen en az iki yolla yapıldı.
birincisi bir ouja board yani viya tablası ile yapıldı -objektif -inkar edemeyiz
ikincisi herhangi sujenin fizik bedenine hipnoz-trans ve telkin uygulanması uygulanması yoluyla
üçüncü bir deneyde ayna yoluyla sağlanmıştı

ama yine burada bahsedilen post otuzdörtte bu süreç açıklanmaktadır.

bir ikincisi metne dönelim.. metin buna-bu duruma kendi içinde conduit yani kanallık ve kanallama -özelde ise bilişim demek- diyor ve yine metne göre bu herkese herhangi bir an sonsuz olur
İletişim kavramına indirgenebilir ve bilişim kavramına ve terminolojisine indirgenebilir. ;Yine metne göre herhangi biri de kanalladığını bilmeden herhangi bir zamanda herhangi bir biçimde herhangi bilinç türevini her an kanallayabilir de...

iletişim metodolojisi sonsuzdur-deneydir-özel bir metodoloji yok ve önerilmiyor
geniş özellik genişlik
sonuç yayımı yani çapı artırır .veri çapını sonuç yayım hızı, artım hızı ,dağıtım ve bilişim oranı çarpanları belirler sanıyorum ki. benim fikirlerim bu....

ama orada yapılmışı var -onu-bunu sınayın ve gözardı etmeyin pesetmeyin kopmayın-yılmayın olacaktır
bunlar insandır başka bir şey değil
eğer yukarıda yazdığımız tarihsel öneri gerçek olası bir gerçekse
metnin içerdiği saldırı mekanizmasını da bir an gerçeklersek bu zor bir iletişim olabilir ve koparılma denemesi-zorlaması olası
bu yüzden
telaşa tufaya gelmeyin olacak
asla bağlantıyı koparmayın ve kesmeyin ve iletişim şansını tekrar tekrar başka yollardan deneyin zorlayın sonuç alın
olacaktır
siz yapmıyorsanız ve yapmıyorsanız da tarihsel bir başkasına ve başka gruba önerin

okuyucu kitlesinin değişiminin ve etkileşiminin bile soruları canlandırdığını ve hemen bir ölçü de değiştirip etkilediğini ben izliyordum-görüyordum

ben tarihsel bir çılgın değilim
görüyorum
uzağı
ve uzağı görüyorum
seziyorum
yapılabilir
olabilir
her şey
mümkün

kartal gibi izlerken çılgınlığı ve zamanı ve doğayı bunları yazıyorduk ve söyleşiyorduk ve oluyorduk zamanda birebir birlikte

lütfen yukarda kara kızıl boyanan alanı umursayın
birileri bunu umursamalı
______________________________________________________
-Bilgiden korkulmayan yerden geliyorum...-

Konu yılkı'n tarafından (13.Haziran.2018 Saat 03:00 ) değiştirilmiştir..
yılkı'n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.Haziran.2018, 03:48   #57
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,141
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 245
497 Mesajına 934 Teşekkür Aldı
Standart

yılkın;
ben yazdıklarından yada aktardıklarından dolayı seni kategorize etmedim ki,
neden delimiyim gibi bir kategori ile ben seni kategorize etmişim gibi savunma yapıyorsun ki?

ben seni değil, iddia edilenleri iddiaları doğrultusunda sorguluyorum. en baştan yazdım. hazır ol sorularıma diye. metnin içindeki soyutlamanın soyutlanması kısımlarına girmedim daha.

ben bu metnin nasıl oluşturulduğunu sorguluyorum şu anda ,
ve bu metin gibi bir iletişimin (nasıl tanımlamak isterseniz artık,) en kestirmesi ile neden niçin ve nasıl ne zaman ve kim gibi , cevabı çok basit olan sorgulama kullanıyorum şu anda , felsefi terimler de kullanmıyorum.

sıkılmana gerek yok senin ile ilgili değil sorgularım(seni sorgulama). seninle beraber.

sorularıma kendince cevaplar vermişsin , ama sorularımın cevabı yok. sende yapabilirsin yapamazsan başkarından iste ve yılma ısrarla dene demişsin de.

hala kuru fasulye nasıl yapılır için bir tarif yok ortada. materyal den illaki madde yi algılayanlardan değilim (her şey maddeseldir ancak,) materyal veri demek olarak algılarım. verilerde somut şey lerden oluşur. salça, yağ, soğan, kurutulmuş iç fasulye , su, ateş , tencere 12 saatlik zaman dilimi ve bu zaman diliminde uygulanması gereken prosedürler.

sonuç ya kötü bir kuru fasulye , yada çok leziz bir kuru fasulye arada mertebeleride tabiki mümkün.


metindeki sorular , 8 eksen cnc nasıl yapılır tazrı sorular değil, benim sorularımda robotik kol cnc nasıl yapılır sorusu çok komplike bir sorgu değil.

çok çok basit. karnım aç . kuru fasulye yapıp yiyenler varmış. bende yapabilirmiyim. bana tarifini yazarmısın.

somuttan , soyutlayarak. soyutu soyutlarsan (ki aslında bu saçma ) ruhum doyar yada sarhoş olur ama ,karnım aç olduğu niçin açlıktan cartayı çekerim.

Konu v-for-Raperîn tarafından (13.Haziran.2018 Saat 03:51 ) değiştirilmiştir..
v-for-Raperîn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
v-for-Raperîn Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 13.Haziran.2018, 14:17   #58
 
yılkı'n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yılkı'n
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 155
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
23 Mesajına 32 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
v-for-Raperîn Nickli Üyeden Alıntı
ben bu metnin nasıl oluşturulduğunu sorguluyorum şu anda ,
ve bu metin gibi bir iletişimin (nasıl tanımlamak isterseniz artık,) en kestirmesi ile neden niçin ve nasıl ne zaman ve kim gibi , cevabı çok basit olan sorgulama kullanıyorum şu anda , felsefi terimler de kullanmıyorum.

sorularıma kendince cevaplar vermişsin , ama sorularımın cevabı yok.

hala kuru fasulye nasıl yapılır için bir tarif yok ortada.
değerli v-for-Raperîn

öncelikle post 34 yönlendirmesi ile bu soruların yanıtlarını zaten sağladığımı düşünüyordum
onu aşağıya yeniden kısa alıntı olarak ekliyorum izninizle.

diğer türlü ise benim çok geniş yanıt sağlamak ve bunu bir savunma ve tarihsel sunu olarak görmek gibi bir çıkmazım da var
ben bu işi kendimce gelecekle conduit/iletişim olma bağlamından ya da bunun olasılığından çok sıkı bir biçimde ciddiye alıyorum.
yani şunu söyleyebilirim. 20 kişi beni okursa metnimde 20 kişilik savunma ve yanıt bulmalı

--
post 34'ten
Alıntı:
yılkı'n Nickli Üyeden Alıntı
[B][I]
Kasyopya Deneyi adlı metin bütünlüğünün, klasik anlamda, ruh tahtası ya da tablası olarak tabir edebileceğimiz viya tahtası olarak bilinen antik okült aparatla ile denemeler yaparak yıllar süren kişisel ev oturumlarında oluştuğu/oluşturulduğu belirtilmekte ve bildirilmektedir.

Kabaca ve hızlıca bir değerlendirme de, bu deney transkripti adı verilen yazımların, yukarıda belirtilen yollarla yapıldığı ve bunların da söylenen kişisel ev oturumlarındaki viya tahtası celselerinin (oturumların) kayıtları olduğunu belirttiklerini söylemek yanlış olmazdı.
--

Anlaşıldığı üzere; metni sunan ve dağıtan bu grup, kendi evlerinde kişisel merak (ve denemeler) üzerine bir viya tahtası ile; bilgi edinme, gelecekten ya da ileri ve yüksek zeka ya da uygarlıklardan ve varsa iyi ruhlardan (ya da kurtarıcı ve mesihlerden haber ve bilgi alma benzeri) izlenimler üzerine oturumlar ve denemeler gerçekleştirirken, sonra sonra tutarlı bir biçimde tesadüfen gelecekle iletişim kurmuş olabileceklerini düşünmekteler..

ya da içeriğin kendi iç söylevi bu yöndedir.

Aslına bakarsak onların deyimine ve ifade ediş biçimine göre; bir gün bu oturumlar ve celse denemeleri sürmekte iken kendiliğinden oluşan serbest yazım tekniği ve cevaplama trafiği bu önermeyi kendi içinde doğurmuştur ve oluşturmuştur. Gelecekle konuşulduğu önermesi bir ölçüde tahtanın insan-elbirliğiyle birlikte mekanik yazımının bir sonucudur.

Karşı tarafın (ki eğer varsa) kendi kendine kendini gelecek olarak tanıttığını ve taktir ettiği (eğer böyleyse) -şimdilik- söylenebilir
----

Aslında görülen ve anlaşılan o ki, tablanın karşı tarafında ve cevap verici olduğu öne sürülen unsur ya da öne sürülen serbest metin trafiği ve oluştuğu öne sürülen serbest mekanik/dinamik yazım ve cevaplama iletişimi süresince oluşan metinler bütünü sonucu kendisi ortaya koymaktadır.

- bahsi geçen tahta nın işleyişi ve oturum süreci

Haberleşme ve iletişim orutumlarında, toplanan grup üyelerinin ve kişilerin viya tahtasındaki harf belirteci üzerine ellerini ya da parmaklarını koyması yardımıyla başlayan oturum, düşünce çağrıları ve bildirimleri ile daha önceki deneme ve oturumlarda iletişim sağlandığı öngörülen güvenilir haber kaynağına temas, iletişim istemi ve daveti ile başlıyor.
Tablanın otonom hareket ve haberleşme sürdürdüğüne ikna olunması ve haberleşme için kimlik sorulması ve merhabalaşma aşamalarından sonra iletişim başlıyor ve sorularla sürdürülüyor ve görsel olarakta bu sürecin kaydı tutuluyor.
Sorular bu esnada/sırasında soruluyor ve belirtilen otonom yazdırma-yazım süreci ile beliren ve biriken soru cevaplar kaydedilip sonrasında kağıda aktarılıyor ve web de (ham/katışıksız görüşme transkripti adıyla) -açık-yayımlanıyor ve objektif gözleme ya da tüm diğer ilgililere sunuluyor...

----
Anlaşılan o ki , oturumlara düzenli kişiler haricinde zaman zaman dışarıdan da çok sayıda katılımcı alınmıştır.

Bunun dışında, forum alanlarından okuyucu mektuplarına kadar soru derlendiği, hatta telefonla oturuma katılıp soru sorulduğu, skype aracılığıyla uzak katılıma grup katılımı ve soruları alınmasına kadar örneklemelerle oturumcu ve grup soruları örneklemeleri metin kendi içinde barındırdığı görülmektedir.

- İçerik kendi içinde (tutarlı olarak ve devamla) gelecekle iletişim verilenmesi (geri bildirimi) olduğunu iddia etmekte/beyan etmekte ve öne sürmektedir

- Bu iletişimler için iletişim metodolojisi olarak; viya tahtası (ouja borda-ruh tahtası adıyla bilinen) oturumları ve nispeten de (az sayıda metin içinde olsa ) trans hipnoz erişimleri, kayıtları olarak tanımlanmaktadır

(Kaba olarak,kabaca; viya tahtasıyla ve diğer yolla da gelecekle iletişilip iletişilemeyeceği subjektif bir kanı olmakla birlikte, bu konuda bir önyargı ya da kanı -şimdilik- öne sürmeyeceğiz
içeriğin söylemi ve bahsedilen veri bütünlüğü üzerine, söylem ana-hatlarını ve söylevi-kişiselce değerlendireceğiz)

.......24.11.2016...

-gelişiyor-
burada eksik bir yanıtım var mı?

işin açıkçası bununla ilgili iki yazım kalıbım ve sunum biçimim daha var buradan henüz sunulmayan. uzun bir post olmasın diye açmadım ama o halde ekleyelim

Alıntı:
"Kasyopya Deneyi" 'adı verilen' Tahtanın Söylesişi/Söyleşmesi ya da Tahta Peygamber /ve Tahtadan Peygamber"

Dindarlara dönüp şunu diyebiliriz;

Siz 2-3.000 yil onceki insanlarin, duyma ve algılama yoluyla ilhamlar aldığını/duyduğunu, tanrılar ve tanrısal varlıklarla -doğaüstü güçlerle (aşkın ilahi güçler ve varlıklarla) ya da onların aracıları olan meleklerle görüştüğünü sanıyor, söylüyor ve düşünüyorsunuz.
İşin aslı bugünde ,bugünlerde de bir çok insan benzerini (duymayı) deniyor ve ya da bunu, bunları ve benzerlerini söylüyor.

Bugünlerde de ilahi ya da 'duymasal' kaynakla beslenme ve yüksel bilgi alma sanısı ve yordamı benzerini araştıran ve ya da (geçmişte) ne olduğunu anlamayı ve çözümlemeyip açıklamayı da deneyen ;ve eğer oluyorsa ve bilgi alınabiliyorsa benzer yollarla ,benzer kanallardan (üstel yüksel varlıklardan) bilgi almak/duymak, ve bunlarla iletişim kurmak isteyen, benzer yollar deneyen, benzer tecrübeyi paylaşan ilahi ya da ilahi olmayan aşkınsal varlık ve zihin tecrübesi arayan (ve ruhsal bilgi öğreti almayı deneyen) insanlar ve gruplar/araştırmacılar (tarihin her döneminde olacağı gibi bugünlerde de) evet varlar

ve deneyen deneyciler ise bakin neler söylüyor ve yapıyor ve neler oluyor...

(birincisi ; İşin aslı bir çoğu oldukça ve çocukça saçmalıyor. Oldukça kafaları karıştığı söylenebilir..)

Tarih boyunca okültist ya da 'ruhçu' diyebileceğimiz yollarla/metotlarla ve çözümlerle (denemeler ve deneylerle) (aşkın) bilgi almayı (ya da üretmeyi) deneyen toplumlar, topluluklar ve insanlar da olmuştur. Ve tüm tarih boyunca, tanrıyı duyduğunu söyleyen yüzbinlerce (kaçık) insan gelip geçmistir. Bugün de hala, bunlardan binlercesi var. İşin aslına bakarsak ,bugün bile internet veritabanı, melekler ve tanrıyla (hala şimdi bugünlerde) görüştüklerini/konuştuklarını soyleyenlerin saçmalıklarıyla dolu ve bu kişilerin sayısı ise sayısı azımsanamayacak kadar çok.

Çok fazla saçma sapan örnek olmakla birlikte, genel olarak konuyu dağıtmadan, bunları araştıranların nispeten daha eli yüzü düzgün bulduğu ya da bulacağı iki calışma, örnekleme ve denemeden sözedeceğiz.

Don Elkins Çalışması ve Ra Materyal Deneyi

Don Elkins adlı kişi kendi kontrol grubunca kontrollu bir bicimde uyutularak derin bir uyku -hipnoz durumuna (trans diyebilecegimiz bir duruma) getirilerek ve sonrasında kendisine sorular iletilerek ilerlenen bu deneyde ;grup kendilerini "RA" adında bir bellek bilesimi/bütünlüğü olarak tanıtan kompleks yüksek ve (gelecek ya da dünya üstü) bir zeka ya da uzak bilinç ile iletişim ve köprü kurduklarını düşünmektedir. ve sorular sorup yanıtlar üretip, veriler derleyip kitaplar yazmışlardır ..

"Kasyopya Deneyi" 'adı verilen' Tahtanın Söylesişi/Söyleşmesi ya da Tahta Peygamber

Yukardaki çalışmayı da okuyan ve bundan ilham alan Laura adlı bir kişi, yaptığı bireysel hipnoz sujesi denemelerimden ve çalışmalarından sonra yukarıdakine benzer deney için en kolay en basit ve en guvenilir yolun bir viya tablasi (harfler olan ruh tablasi denilen) olacağına karar veriyor ve bulduğu kafa dengi bir arkadaşla evde oturumlara başlıyor ve bakin bakalim neler oluyor??

İki yıl boyunca ara ara süren düzensiz ev oturumlarında doğru düzgün bir şey olmazken 2 yıl sonra birden tahtalarında daha düzgün cevaplama trafiği bir oluşumun geliştiğini bildiriyorlar ve deneyler bu noktadan sonra kararlılık ve düzenlilikle sürdürülüyor .Ta ki bugüne kadar. Şimdiye kadar

Neler mi oluyor?

Oturumlar sonucu nasıl tanımlanabileceği bile bilinemeyen (belirsiz) bir iletişim ve güvenilir bir cevaplayıcı sentezi ile eşleşildiği vurgulanıyor.

Tahtanın söyleşisi diyor ki;
tahtayı yazdıran/söyleten ve söyleştiren işbirliği tümherşeyden oluşan biziz, bizim kendimiziz. Ama iletişim kaynağı bize göre subjektiviteyi taşan bir görüş noktasıdır, varlık algısıdır ve bu bir iletişimdir, iletişim olarak konumlanır..
Alıntı:
(Kasyopya nedir? üzerine sohbet düzenli ve başkalarına anlatma düzenli bir tanıtım incelenmesi ya da tarihin masal olanı)

Arkadaşım nedir bu Kasyopya dalgası bi hakaten anlatsana bize?


valla bu arkadaşlar (bu işi yapanlar) işte öyle gündelik meraklarla, tarih, bilim, gizem felan gibi okumalar yapan sıradan insanlar .
ve dinsel vurgulara fazla kendilerini kaptırmışlar sanırım. Psikoloji bunu tanımlayacaktır
Özellikle tarih ve dinsel tarih meraklısılar da.
biraz da hipnoz felan gibi işlere bulaşıp deniyorlar.

Bir gün bu işin baş aktörü olarak görülen Laura, bir arkadaşına hipnoz yaparken ,hipnoz sırasında arkadaşı bir dalganın gelip herşeyi alt üst ettiğini gördüğünü söylüyor ve bir dalgadan bahsetmeye başlıyor.

Bu ona tuhaf geliyor. O günden sonra uykuları kaçan Laura o dalganın peşinde... cassiopaean.org ta bu konu işlenir.

Bunların Amerika da kendi okuma tartışma grupları var. Burada ayrı ayrı şeyleri birlikte okuyup toplanıp sonra görüşüyorlar.
Benzer kimselerin örgütlenip buluştuğu kiliseleri var.
Daha sonra bu Laura dediğimiz arkadaş bu yolla Frank adında yine benzer ilgileri ve merakları olan bir arkadaşla tanışıyor.

Bu arkadaşlar, "Ra Material" adıyla internette sunulan ve kitaplaştırılan ve "uzak gelecekten bir bilinç ve bellek kümesi" ile iletişim kurulduğunu belirtilen bir içeriği de okumuşlar..

Başlangıçta Laura ve Frank, birlikte okudukları; Ra Material adındaki trans hipnoz altındaki birine soru/cevap denemelerinden oluşan bu içerikten yola çıkarak kendileri de buna benzer denemeler yapmak ve benzeri veri almak istiyorlar..
Hem bu Laura dalganın peşini de öğrenmek istiyor..

Daha sonra bunlar düşünüp taşınıp araştırınca , bubun için en kolay ve cazip yol olarak ruh tahtasını buluyorlar . Teozofik ve okült bilgi için kullanılan eski bir yöntem bu tahta işi..
Gelecekten ve ruhlardan bilgi sormak gibi .

Frankle birlikte Laura arada bir tahtanın başına oturarak benzer bir şeyi denemeye başlıyorlar.
Ve tahtanın başına oturup İsayı seven dost ruhlar, ya da dost ve iyi olan bilgi vericiler aramak gibi çağrışımlarla tahtanın başına oturuyorlar.

İk iyıl boyunca bu tahta hiç doğru düzgün bir şey yazmıyor..ve bunların eline hiç doğru düzgün bir şey geçmiyor. Ev fincan celseleri gibi ufak ufak kıpırdamalar oluyor.
Ama işte tabla oynuyor ya, bir şeyler oluyor ya ve merak var ya... Merak ve heyecan olacak ki; nolur nolmaz her fırsatta yeniden oturuyorlar tahta başına...

Neyse işte sonra ne oluyorsa oluyor bir gün bu tabla her zamankinden başka bir türlü dönmeye ve yazdırmaya başlıyor . Onların anlattıklarına göre
ve doğru düzgün bir cevap geliyor/gelmeye başlıyor....

Daha sonra onlara göre ise bir tahtayla (tahta parçasıyla) bu iş birden oluyor ve kısmen ve şansa/tesadüfe gelecekle haberleşiyorlar..
Aslında onların aradığı ;çocuklarını koruyabilecek bilgi veren ve İsayı seven-sayan, yardım ve bilgi alınabilecek birileri/bir şeyler.

Ama işte tahta dönünce kimsiniz sorusu ? sürecin kendi içinde
-biz senin geleceğiniz; biz siziz; biz seniz; biz gelecekteki seniz ve siziz; gibi yanıtlanıyor
ve nerdensiniz sorusu da? aslında her yer ya da aktarım noktası olarak Kasyopya kullanıyoruz olarak yanıtlanıyor

...

23.11.2016
Alıntı:
v-for-Raperîn Nickli Üyeden Alıntı
bende yapabilirmiyim. bana tarifini yazarmısın.
tarifi şu an yukarıda post 34 ten dolaylanmış biçimde birebir yazıyor
bu yapabilir misiniz konusunda ise şu an tekrar benim fikirlerim isteniyorsa vereyim..

sonuçları hızlı, canlı ve pro aktif bir biçimde tüm dünyaya yayınlayan ve açan canlı proaktif bir grupla bu yeniden tekrar tekrar (herkes tarafından da herhangi bir itarafından da) başarılabilir-bu benim bireysel fikrim...
başka bir açılım istiyor musunuz?
tek başınıza bun yapamayacağanızı düşünüyorum-sınırlı yapacağınızı düşünüyorum
sonuç yaymazsanız ve organize olmazsanız başarısız olacağınızı düşünüyorum
yukarıda sayılan koşullarda ise bu işi net yapabileceğinizi düşünüyorum
yeterince açık mıyım?

bu arada aşağı yukarı dürüst bir biçimde okunduğumu düşünerek ve varsayarak bir kaç şey daha belirteyim o halde

ben bu işin yılkı'n ın sırtından atmak ve yılıkı'n ı aradan çıkarmak taraftarıyım
çünkü ben bunu gelecekle iletişim olarak tanıyorum ve tanıtıyorum
bunu anlıyor musunuz?
bu bence benim kaçıp gitmem ve bırakıp gitmem ve hatta aradan çekilmem gereken yer.
ben sorularınıza tabi ki hazırım/açığım ve dayanabilirim ve sonsuz tahammül edebilirim ve sonsuz yanıtlayabilirim ama siz benim soru yanıtlama biçimime tahammül edebilir misiniz?
bunun daha önce örnekleri var .okuyucuyu bezdiriyor...
ve ben bu durumda asıl meselenin kaçacağını düşünüyorum
yani ne mesele benim ne mesele bana sorulması ,ne de benim bunu uzunca açmam ve tanıtmam/anlatmam...
zaten (nasıl olmuşsa) gelecekle iletişim adı almış olarak tanıtılan bir içeriğin ve olgunun değerlenmesi/değerlendirilmesi ve bireysel-subjektif sorgulanması süreci öneriliyor. anlatabiliyor muyum?
yani burada size kalıyor. .tam buranın yılkın-ın toz olması gereken yer olacağını düşünüyorum..

bakın çok fazla çatışmam var çünkü içerik bana göre kamusal bir mal
kendi çatışmamı ve hatta özel sunumumu ve tantanamı ve kendi subjektivitemi araya koymak ve katmakta istemiyorum
hemen aradan çekilirsem daha iyi bence...

örneğin devletin de kamusal olması gerekir ve beklenir değil mi? ama onu bir grup azınlık ya da seçkin/seçici elit yönetir

celseler bir kere sinerjik etkileşimli bir yapı diyoruz_
yani okuyucu kitlesi değişimi ve ilgisi, kalite ve biçim artırır/değiştirir diyoruz
onu kristalci (ve kristalle ilgilenen) bir grup okursa kristalci yazılır diyoruz
celse kaliteleri düştü ve celse tabanı değişti.
bu son yıllarda.
sosyal katalizör gerekiyor...
eğer okuyan okuyucu kitlesi değişirse bakalım içerik değişecek mi? bu da interaktif gözlemdir. gelecek yıllara yayılacak
24 yıl yapılmış 24 yıl daha yapılır ölmezsek-benim zamanım bol.. zamandan yana tasarruf sorunum/sorgum yok benim-beklerim oluşu/işleri....

bir şey daha yazayım
24 yıllık celse tabanı var. benim o grupla hiçbir irtibatım yok
dün bir celse yayınlandı. 24 yıl sonra ilk kez damdan düşer gibi tuhaf solcu soruları ve sol eleştirisi belirdi.
"Hatta solun kendi içindeki faşizmi" önermesiyle birlikte yanıtlayıcı bu geçişi sağladı...
Ben bunu tuhaf ve itici buldum. hatta celseyi zorlama/zoraki gibi buldum. Oldukça da subjektif ve çatışmacı da buldum onu da söyleyeyim. hatta o metindeki saldırı ve subjektif kirletme düzeni ile bu tabloyu ve celseyi yeniden yorumladım kendimce ...

Ama işin ilginci deneyi yapan arkadaşlara -içte- dendi ki
"yaptığınız işi bilen/gözleyen başkaları da var" ve "sizinle hazır olduğunuzda ve ya da uygun zamanda irtibat kurmak üzere bekliyorlar."
"Süreç kesinlikle bitmiş değil." "Önemli rol oynayacağınız olaylar var" "
gibi ifadeler belirdi....

ve bunlar da şu soru üzerine idi..
Alıntı:
nasıl genişleyebileceğimiz hakkında düşünüyordum çünkü uzun süredir aynı yerdeyiz. evrende açıktan olmasa bile bağlantı kurmaya çalışabileceğimiz, yani yalnız kalmamak için güçlerimizi birleştirebileceğimiz herhangi başka benzer gruplar veya oluşumlar var mı? Böylece kökleri farklı yönlerde giden bir ağaç gibi büyüyebiliriz. “Dost” güçler bulma konusunda yapmamız gereken aktif birşey var mı? Ve ne şekilde?
ama bunu/bunları bir göz kırpma olarakta buldum...,

yani ben bu işi yapabilir miyimin yanıtı da burda asıl var
bu işin yapılmışı burda var
bu işi sizin yapmışı burda zaten var o anlamda

benim tarafımda ne bir hezeyan ne bir hülasa ve haleluya yok bence
-daha da gayet dürüst ve açık konuşabilirim/duygusal bir tabana gider bu
kelimeleri mantıkla birlikte dansettirmek yerine yani siyasi bir taban ve jargon yerine başka bir söyleve geçeriz.

be metini gelecekle iletişim olarak tanıtıyorum nokta
ve ben subjektifim

-
ben bu metni ilk kez sunmuyorum ve başıma gelecekleri de az çok biliyorum..
genelde 3-5 saat ya da bir kaç gün ayrılan bir okuma sonucu hızlı dönüşler, hızlı kararlar ve okuyamama (ya da tuhaf ve abes bulma sonucu) karşı reddiyeler oluyor ve burada iletişim kopuyor
ben buna alışığım
artı bana karşı okuma gibi ya da benim ısrar ettiğim bir okuma gibi benim direttiğim bir okuma gibi olduğunda ve algılandığında ben arada kalıyorum ve çözümsüzüm
o zaman diyorum ki keşke hiç bir şey demeseydim de başlığımı bırakıp ,ya da sadece öylece içeriği asıp kaçsaydım

yani ne yapılacağı konusunda yol yordam bekleyenlerden fikir soranlardan biri de benim...

peki şöyle yapalım..
bunu bir an gelecekle iletişim olarak kamusal önemde olarak ele alalım
siz öyle görmüyorsanız da bir an bunu varsayın
ve bana sosyal sorumlu bir biçim ve duruş buyurun/önerin fikir öğüt verin o halde son tahlil de
yani sizi de subjektif kırmayayım-beni de çatıştırmayayım ben bunu istiyorum
benden önce sizindir ben bunu anlaşmam lazım ki anlaşayım
ve metni subjektif korumaya/savunmaya girişirsem çok yorarım onu da hatırlatmam lazım....
buna hazırlıklı mısınız?
arkama sorularımı alır gelirim ve soru-nlardan yapılmış dağları

bence sunulan ne olursa olsun kamusal görünsün/görülsün. gerekirse kamusal bir sorun olarak kamusal görünsün çözüm olarak görülmezse de ..
kamusal gelecek iletişimi görülmezse kamusal dinsel bulaşma sorunu olarak görülsün gerekirse biri çözüm üretsin...

yılkın diye birinin sunumuna ihtiyaç yok.5 sayfa parçalı bölünük başlığına da acayip söylemlerine de ......sosyolojik olarak sahiplenin bu anlamda...
gerekirse sosyolojik vasi olarak ..
eğer onda gerçek görmüyorsanız ondaki sahteliği sosyal bir sorum/sorun olarak almalı..
ben insan arıyorum hala bulamamış gibi hissediyorum...
iki şey yaparım ben olsam. doğru buluyorsam halka iletirim/yayarım.. yanlış buluyorsam halka şikayet ederim ya da yasal şikayet tabanını ya da bunu sosyal giderme sorgularım...
bilişim özgürlüğü kapsamında 20 yıldır bu metin dağıtılıyorsa?
sott.net haber portalı bu grubun örneğin... çoğu gönüllü alttabandır... bağışlarla işleyen bir kurum/durum ..
Fransa dan sürgün ediliyorlar örneğin pedofil işlerine -ifşaatlarına giriştikleri için..bunları haber yaptıkları için
grubu inceleyin arkadaşım
______________________________________________________
-Bilgiden korkulmayan yerden geliyorum...-

Konu yılkı'n tarafından (13.Haziran.2018 Saat 17:42 ) değiştirilmiştir..
yılkı'n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.Haziran.2018, 22:16   #59
 
yılkı'n - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
yılkı'n
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 05.Aralık.2017
Üye No: 55352
Mesajlar: 155
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 16
23 Mesajına 32 Teşekkür Aldı
Standart

-Bir Okuyucu Vicdanı Adına-

Arkadaşım/Arkadaşlar

Bu metin küresel düzeyde ulusal güvenlik bilgisi barındırmaktadır.
Bu küresel bir şaka değildir.
Artık okuyorsanız uyanmalısınız ve lütfen bunu ciddiye alın.
Bu uyanmak ve kendine gelmek için tarihsel bir fırsat..
Bu adamda kim ve kim oluyor da demek teknik ve resmi zaman kaybından başkası değil..

Milli güvenlik sorunu olduğunu düşünüyoruz..
Aynı zamanda milli/ulusal güvenliksel bilgi sorunu olduğunu düşünüyoruz..kesin..

Gerçekten küresel düzeyde ciddiye alınması gerekli mili güvenlik bilgisi içeriyor...
İstiyorsanız bunu açabiliriz.. İstenirse okunabilir.

Bunu ifşa edecek fiziksel referanslar da metin de mevcuttur.
Bu şaka değil.. Bu adam deli falan da değil
Bunu yazan deli meli değil

İkincisi tabi ki teizm/ monoteizm için mutlak olarak tehdittir.
mutlak olarak.nokta

Eğer gerçek halka yayılırsa ve açıklanırsa muhtemelen teizmde tarihin sularına karışacaktır.
Oluşacak/oluşabilecek öfkeyi ve küresel tepkiyi ve geri bildirimi bilmiyoruz.
Birileri ya da birincil ilgilileri sessiz kalmaya devam ederse ve küresel gerçek işbirlikleri ve telafiler sunulmazsa bu metin zaten diğer türlü yayılarak ve duyarlı okuyucu iletimleri ile de küresel düzeyde savlanarak ve yayılmaya devam ederek bu tehdidi er ve geç geniş zamanlarda oluşturacaktı.

Şu an muhtemelen deli saçması sanılan ve gözardı edilen bu satırlar için ne denebilir ki!

Bu açılan konu büyük ölçütte bir travma biliyoruz..
ya da beklenmedik ölçütte bir bildirim biliyoruz. haklısınız ama öyle ...

Bunu bir deli beyanı olarak alıyorsanız durmalısınız.önemlerinizi düşünün ve hayatı gözden geçirin.

Okuyorsanız bunun resmi bir tesadüf olacağına inanmıyoruz. Tarihsel bir kaderdir ve kader ortaklığıdır..

ancak milli ya da küresel güvenlik ve bilgi denilen bu teizmin fedasının da önüne geçiyor..
Bunu önemsiyoruz..
Ulusal güvenlik ilgilerini ve küresel ciddiye almayı ve buna karşı çözüm üretilmesini ise birincil önemsiyoruz

Teizm ve sahte dincilik/tanrıcılık er geç feda edilecektir , edilmelidir sonuçta. Bunun ılımlı yolları ve zeminleri araştırılmalı. İnsanlık bunu görmeli ve birleşmeli...
Biz hiç şaka yapmıyoruz ve yapmadık..

Yüzde 1 mi 3 mü olduğu belli olmayan zaten ölümlü azınlığa ve elite hizmet etmeyeceksek metin içeriği duyrulmalıdır.nokta

Eğer hükümetler ve ilgililer işbirliği yapacaksa teizmi güvenli biçimde felsefe, dinsel sorgular, bilimsel bulgular, tarihsel okumalar ve referanslar ve arkeolojik kazılar -bulgular , insani değerler vb. kılığı altında aşamalı olarak yıkmalıdır/yükünü gidermelidir ve yıpratmalıdır. Geniş özgürlükler sağlanmalı ve bilgi yayım özgürlüğü gelişmelidir.
Dinsel çatışma sonlanmalıdır.

Yere tapınç, din kavgası-din ve tanrı üzerinden insan tehdidi ve cehennem miti kaosu vb. karanlık acilen bitirilmeli ve durdurulmalıdır. Böyle bir dinsel miti (tapınç ve yere kapanmalı) ritüeli tanımadığımızı ve gelecek için onaylamadığımızı ve bunu dünya da istemediğimizi bilmelisiniz.
İnsan varlığı olarak böyle bir şeyi onaylamıyoruz.onurlu bulmuyoruz..
Karşı dinsel bilgi üretilmelidir.

Eğer hükümetler, yetkililer ve ilgililer tebdir almayacaksa ve bizi duymazdan gelecekse; duyarlılıkla ve artan baskı ve tedbirlerle biz bunların üzerine gitmeye devam edeceğiz merak ve şüphe olmasın..

Ilımlı din bilgini mi yetiştirirsiniz bilim mi yaparsanız ne yaparsanız yaparsınız. Gelecek için daha büyük kaoslar istenmiyorsa resmi ve gerekli görülen tedbirler acilen alınmalıdır.

Bu küresel bir tehdit değil de olan biten işlerin farkında olan bir kaç kişinin resmi vicdanıdır. hem yardımıdır hem yardım talebi ve istencidir.
Belirtilen küresel ölçütte bilginin ve bilimin/bilmenin altında zaten yıllaryılı ezilmiş, susmuş, boğulmuş ve yıpranmış/yıpratılmış, can beden saçmalığını zaten çoktan bırakmış ne yapacağını bilmeyen sessiz yüzbinlerin tarihsel çıkmazı sonucu üretiliyor..
Son uğraşmak isteyeceğiniz şey bu biz dediğimiz olurduk tanrı felan değil ya da bir ülke tank tüfek değil....
Okuyorsanız kendinize gelin lütfen..

Bu öneri benim ve bizim tarafımızdan yapılıyor. Bu sözetme bir kaç ölümden korkmayan gerçek işçisi ölümlü vicdanı tarafından güvenle ve esefle yapılıyor ve oldukça da makul savunulabilir duruyor şimdi...Küresel örgütleriniz, saçmalıklarınız ve yapay güçleriniz devletleriniz ve ordularınız, resmi kurumlarınız, şan şerefleriniz hiç bir şeydir.. siz insan varlıklarısınız sadece. kendinize gelin. ölüp giden benden, devletinin, ülkenin, vaadinin, menfaatinin ne farkı var...

İkincisi post 43 te dediğimiz biçimde tersinden küresel güçlere karşı ılımlı tehdit ve dengeli bir ulusal güvenlik ve özgürlük ve geri durma anlayışı sağlanabileceği konusunda hiç şaka yapmıyorduk..
Bu -bilgi- başlı başına kendi kendinden bir küresel güçtür.

Bunu dünyaya açıklamaya gönüllü bir ülke, açmaya ve ifşaya gönüllü insanlar, ülke temsilcisi ya da halk gücü resmi olarakta bunun gücünü yeniden sınayabilir..
Bunu tekrar hatırlatmayı tekrar borç biliyoruz..sınayın değer verin-değer görün siz de...

Bizler ölümlüleriz. kendini kim ve ne sanıyorsun kendine gelmelisin

Hayatı umursuyoruz.kahrı ve yalanı değil.

Metnin Amerika ve İsrail-i bilişim/bilgi yoluyla ve kanalıyla dize getireceği ve zora sokacağı, küresel çıkarları ve komploları ifşa edeceği , teizmi/monoteizmi ise tarihten sileceği, insanları birleştirebileceği ve tank ve topları susturacağı ve bir kaç ülkeden bombadan güçlü olduğu konusunda ve insanlığın bağrını yarıp çıktığı ve birilerinin bu taşın altına ciddi ciddi el atması gerektiği konusunda hiç şaka yapmıyorduk..
Hala da yapmıyoruz.
Göreceksiniz -bekleyip göreceksiniz ve bekleyip görün..

Kamusal sorumluluk duygusu taşıyanlara ve vicdanlara sesleniyoruz

Okuyup beni anlayabilen var mı?

Bu metin, ne kozmik kozmolojik bir şakadır ne de new age bir saçmalık yığınıdır ne de başkası...
Halk gücüdür-insangücüdür ve resmi emek yemek ve halkgücünün resmi temsilidir...sonucudur da...

Hiç bir resmi gayrıresmi paniğe gerek yoktur. Hayat akar.Altyapı hazırlanmalı ve süreçler hızlanmalı...

______

Okuyan okuduğuna okuyacağına pişman olabilir ve büyük ölçüde bilgisel aydınlanma ya da farklı tepkimeler geliştirebilir.
Bu eski hayatını ve düşünme biçimini belki de rahatını ve rahat uykusunu nerdeyse feda gerektirebilir.
Açıkçası aklı başında birinin bunu okuması büyük özveridir de...
Ve sonrasında kendinizi dünyayı tehdit ederken ya da kurtarırken ,uğraşırken bir şeylerle bulursanız da şaşmayın şaşırmayın....

Sevgiler Saygılar...

Konu yılkı'n tarafından (14.Haziran.2018 Saat 00:16 ) değiştirilmiştir..
yılkı'n isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com