Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Partiler ve Demokratik Kitle Örgütleri > HDK/HDP

HDK/HDP Halkların Demokratik Kongresi

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Ayhan Bilgen'in açıklaması hakkında
Cevaplar
3
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
259
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30.Temmuz.2018, 03:15   #1
 
Venge_Partizan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Venge_Partizan
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 03.Nisan.2018
Üye No: 55410
Mesajlar: 24
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 5
7 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Standart Ayhan Bilgen'in açıklaması hakkında

Arkadaşlar öncelikle merhaba.HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen'in bazı açıklamaları olmuştu. Aşağıda açıklamayı okuyabilirsiniz. Bu açıklama hakkında forumdaki arkadaşların ne düşündüğünü merak ediyorum. Özellikle yurtsever arkadaşların ne düşündüğünü merak ediyorum. Sizce bu tespit doğru mu?

Van’da gerçekleştirilen toplantıların ardından HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, yeni dönemde partilerinin atacağı adımlara dair BirGün’e verdiği söyleşide yer alan temel tespitleri şöyle:

Kürt sorununu önemsemiyor değiliz
HDP, içerisine farklı dinamikler katıldı diye Kürtleri temsilden vazgeçmiş sayılmaz. Kürtlerin sorunlarının çözümünde elbette hala en etkin aktör HDP’dir. Ama artık Kürt sorununu sadece kimlik sorunu üzerinden tartışamayız. Artık sınıf mücadelesi ile kültürel haklar mücadelesi iç içe geçmiş durumda. Bunun önemli nedenlerinden birisi göçtür. Kürt illerinden batıya göç, Kürt sorununu bir bölge sorunu olmaktan çıkardı. Büyük şehirlerdeki işsizlik sorunu, iş cinayetleri, sosyal bozulma gibi sorunlar da Kürt sorununun bir parçası haline geldi. Kürt sorununu yorumlayanların bunu diğer sorunlardan tecrit ederek salt bireysel haklar bağlamında ele alması sorunlu bir yaklaşım olur. 90’larda yaşanan sorundan çok daha başka bir hale geldik.
Venge_Partizan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Venge_Partizan Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 31.Temmuz.2018, 04:31   #2
 
Korçagin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Korçagin
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 20.Mart.2015
Üye No: 52104
Mesajlar: 86
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 77
29 Mesajına 48 Teşekkür Aldı
Standart

+önce kürdüm sonra müslümanım
-iyi de kardeş. önce müslüman sonra kürt olunmaz mı
+bana ne yav. ben önce kürdüm. sonra müslümanım

hdp seçmeni %90 falan (beğnirsiniz beğnmezsiniz) böyle düşünüyor. böyle muhabbetler dönüyor. yani kürt sorunu her şeyden önce bir kimlik sorunu, sınıf bilinci ise pek ortada yok, ve kimlikten oy toplanıyor. o açıdan -tabi ki- hdp yöneticileri,kürt kitlelerden daha ileri noktadadır. alevileri, ''türk'' solunu, arap alevileri, ermenileri kabul ettirip düz milliyetçilikten daha öte şeyler öneriyorlar (ama ne derece samimidir ve kürtlerce ne derece lafı dinleniyor bilemem)
ayhan bilgen ise, sınıfı dün keşfetmiş gibi, sınıfı ortaya atarak niye konuşuyor çözemedim. bugün sınıfsal sorun dediği şeyler 90larda da vardı hatta bana göre daha yoğundu, o zaman da kürt gettolar yok muydu, o zaman da kğrt apaçiler kürt torbacılar yok muydu.
ve o zaman kürt burjuvalar gelişmemişti, akp'ye karşı ikby'yi savunan bir galip ensarioğlu yoktu mesela. aynız amanda kürtler batıda daha az sayıdaydı ve batıya daha az entergre olmuştu. acaba kürtler eskisi kadar ulusal özgürlük fikrine ilgi göstermiyor da (bunun çeşitli sebepleri olabilir) ve hdp de daha sınıfsal bir parti olarak devam etme projesini mi yedekte tutuyor.
______________________________________________________
Fakat Malcolm X'in dehası neydi? (...) Haydi, köklerimizi yeniden keşfedelim; Hayır! Deha X harfinde gizliydi. X, bizim köklerimiz yok, köklerimiz elimizden alındı demekti. Peki, bu durum, bizim, beyaz adamınkinden daha evrensel bir topluluk kurmamızı sağlayacak bir özgürlükse? Bu yaratıcılık, ortada olanı ve köklerinden kopartılmanın yol açtığı aile bağları ve göreneklerden yoksunluğun, travmanın yeni bir özgürlüğün yolunu açabileceğini görebilmektir. (Zizek)
Korçagin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Korçagin Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Alt 31.Temmuz.2018, 15:37   #3
 
Apé Che - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Apé Che
İŞÇİ...
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Temmuz.2007
Üye No: 4
Mesajlar: 8,183
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6,366
2,072 Mesajına 5,893 Teşekkür Aldı
Standart

"ve hdp de daha sınıfsal bir parti olarak devam etme projesini mi yedekte tutuyor." "Korçagin"

HDP'den önceki Partilerin böyle bir derdi "yoktu" Öcalan'ın "Türkiye'yi kucaklayacak bir parti kurulmalı" önerisiyle kurulan parti, aynı zamanda sınıf partisi (Burjuva arenada) olma yolunda bir parti olmalıydı. Ve bu göklerden gelen bir emirle, "Hemen ol" deyince olacak bir parti,örgüt ya da mücadele platformu olmayacaktı.
Kaldı ki... "Bilimin" sanayi işçisine biçtiği misyonu bırakın yerine getirmeyi, kapitalizmin en vahşi şekline entgre olarak sınıfına ihanet etti. "Sanayi işçisi"
(Bu ayrı bir tartışma konusudur, burada karşı çıkacaklar, alıntıyla birlikte konu açar ve tartışırız.)

HDP bunun farkındamıydı? Evet farkındaydı ve aşamalarla proleterya (Sözü edilen proleterya tüm ezilenlerdir) partisi kimliğini yavaş yavaş gündeme sokarak, etnik siyasi savaşı (Ezen ezilen uluslar savaşında) prolatarya burjuva savaşına harmanlamaya başladı.
Söz konusu açıklama; Bu harmanlamaya ilk su katımıdır diye düşünüyorum.

Korçagin yanıtında diyor ki; "ve o zaman kürt burjuvalar gelişmemişti" Evet Kürt burjuvazisi gelişmemişti ama şimdi sözü edilen burjuvazi "bezirgan" mantığı ile gelişimini tamamlamış, burjuva olmadan her an kalp kriziyle ölecek seviyelere gelmiştir.
Örnek; Sözü edilen Türk parlamentosunda, Türk bezirgan katmanına hizmet edenler, Barzaniler, Talabaniler Vb.

Bu durumda bırakın HDP'yi... Lenin'in "RKP/B'si" gelse anladığımız ölçüde "sınıf savaşı" yapamaz, ona bu fırsatı da kimse vermez.
Çünki "Bilimsel sınıf savaşımı"nın çark dişlileri kırılmış, kapitalizm nerede ve nasıl, kimlere karşı ne şekilde savaşacağının sırrını çözmüştür.
Bölge ortadoğu bölgesidir ve hiçbir teoriye sığmayacak biçimde, gerek teorik alanda, gerekse pratikte gün,önceki günü unutturmaktadır.

Ortadoğunun bu özel durumunu çözebilen ve çözümü en iyi kullanan bölgede kazançlı çıkar.
Çıkmaktadır da.

KCK işbu durumda ne yapılması gerektiğini iyi tahlil edip, ona göre duruş sergileyenlerin başında yer alanlardan biridir. (Diğeri ABD ve Almanya'dır. İngiltere diyenlere ise verilecek yanıt; İngiltere oyun kurucudur)

İşte HDP'nin "sınıf savaşı" tezinin altında yatan da budur.
Mevcut koşullara göre tavır alıp, gereğini en iyi şekilde yapmak.

"Mevcut koşullara göre tavır almak" nedir?
Yukarıda da belirttiğim gibi "Proleterya sınıfı" salt sanayi işçisi değil, topyekün emekçileri, ezilenleri kapsayan, müteffikleriyle bir bütündür.
(Lümpen proleterya dediğimiz; Küçükburjuva aydınlar ve din adamları da iş bu ittifakta istediklerine yer alırlar)

Bu bütüne bizler Proleterya, savaşına da "PROLETERYA'NIN BURJUVAZİYE KARŞI ÖLÜM KALIM SAVAŞI" diyoruz.
Bu savaşta herkes "Yettiğince" herkes "bir amaç için uğruna" topyekün savaşacaktır.

Anlatılan; Proloterya'nın ırk, din, dil, etni, bölge farkı gözetmeksizin kurtuluş savaşıdır.
Yapılan açıklama (Ve benzeri açıklamalar) tam da bu hedefi işaret etmektedir.

Açıklamada geriye kalan kelimeler ve cümleler sadece "legalitenin" çarçevesi içinde söylenecek, yazılacak şeylerdir.

HDP bulunduğu yerden "bir tık" çıtayı yükselterek, "Öncüyü de yadsımadan" (Kadın özelinde Özgürlük Hareketi) misyonunun gereklerinden birini daha açıklamış oldu.

Evet HDP; Geçmişte bizim üstünde ısrarla durduğumuz ama gerek HDP ve gerekse bileşenleri tarafından sessiz kalınarak yadsınan (Ya da açık vermekten imtina edilen) aşamaya geçmiştir.

HDP bir sınıf partisi değildir. Bunu da özellikle vurgulayalım ki, herkes konu üstünde tartışırken "aslında konunun HDP'yide aşan bir konu" olduğunu bilerek tartışsın. (Yeri nedeniyle duruş sergiliyor)

Evet bölgemizde "sınıf savaşımı" ivme kazanmıştır. HDP'ninde misyonu gereği bu savaşta üstüne düşen görevi yerine getirerek, gerek bileşenlerine gerekse legal seçmenleri ve içindekilere bu tür mesajı verme zorunluluğu vardı.
Verdi...

Tartışma yapılırken şunu dikkate almanızı öneriyorum; HDP "görevi olmasına karşın" bir Sinn Fein değildir. HDP aynı zamanda Batasuna'da değildir.
HDP'yi ve söylemlerini tartışırken, aynı zamanda Komünalizmi ve uğrunda verilen savaşları da tartışmış olacağız.

Sevgilerimle.


______________________________________________________


TARİHTE ZORUN ROLÜNÜ EN DOĞRU OLARAK KAVRAYARAK DEVRİMCİ ŞİDDETİ PROLETARYANIN HİZMETİNE ÖRGÜTLÜ OLARAK VERENLERİZ.

Bu büyük devrimci komünistin çalışma biçimini zamanımızın sınıflar mücadelesine en uygun ve en doğru cevabı olarak kabul ettiğimiz için BİLİMSEL SOSYALİZMin kurucuları tarafından da tastik edildiği için

Bizler
BLANQUİST Devrimci Komünistleriz !




Apé Che isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Apé Che Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 31.Temmuz.2018, 17:41   #4
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 390
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 96
159 Mesajına 252 Teşekkür Aldı
Standart

Sınıflı toplumda, başlangıcından günümüze kadar iki tip sömürü yöntemi geçerlidir. Birincisi, insan emeği üzerinde,
daha çalışma safhasında iken kurulan ve bireylerden tek tek sızdırılan fazla emeğin gerçekleştirdiği artı-değer sömürüsüdür. İkincisi, halkların emekleri karşılığında biriktirdikleri ve üretim araçları, nakit, ürün gibi servet biçiminde
yoğunlaşan emeğin gaspına dayanan artık değer sömürüsüdür.

Sınıflı toplum tarihi, bu iki tip sömürüyü gerçekleştirmeye ve geliştirmeye çalışan hakim sınıflarla, bu iki tip sömürüden kurtulmaya çalışan sınıf ve halkların yaptıkları mücadeledir. Sömürü biçimlerine uygun olarak, birincisi salt sınıf
mücadelesi biçiminde somutlaşırken, ikincisi halkların yaptıkları mücadele, bağımsızlık mücadelesi biçiminde somutlaşır. Son tahlilde, her iki mücadele tipi de emek değerlerinin sahipleri ile, bu emek değerlerini gasp etmek
isteyenler arasındaki mücadeleye indirgenebileceğinden, birer sınıf mücadelesidirler.
Kürdistan Devrim Manifestosu ilk 2 paragrafı.

sevgili Venge Partizan dostum,uzun uzun tartışmak istiyoırsan bunu yapabiliriz.Fakat kısa bir alıntı ile meseleyi açıklamak bence daha mantıklı olur diye bunu yaptım.

Bildiğin gibi,Kürt toplumunun bulunduğu koşulları "sömürgecilik" olarak tanımlayan her siyasal oluşum için,sömürgecilik olgusu zaten ne salt kimlik ne de salt ekonomik bir meseledir.

Sömürgecilik,sınıflı sistemlerden bu yana,toplumların eşitsiz gelişiminin bir parçası olarak gelişen,artı-değerin bir toplumdan başka bir topluma aktarılmasını sağlayan bir emek-gasbının ifadesidir.

Sömürgecilik,ekonomik bir sömürü olduğu gibi,siyasal bir egemenlik ve kültürel soykırımdır.PKK nin kuruluş manifestosundan da aktardığım gibi aslında sömürdüğü toplumların üretici güçlerinin gelişimini örseler,değerlerini sömürüribunca yıllık birikimlerini,dilini ve kültürünü ise imha eder.

Toplumların eşitlik-özgürlük için verdikleri mücadeleler,ya da kısacası "ulusal kurtuluş mücadeleleri" bu yıkım sürecinin bir sonucu olarak gelişmişlerdir.

Fakat şunu unutmayalım,sömürgecilik nasıl sınıfsal bir karakter taşıyorsa,ulusal kuırtuluş süreci de bir o kadar sınıfsal kurtuluş ya da en azından başka sınıfların iktidarında sosyal-değişim (reform) taleplerini de içerir.

Kürt hareketi tabirinini anlamsızlığı işte burada başlar.Kürt hareketi ne? Kürt burjuva hareketi mi? Kürt proleter hareketi mi? Kürt köylü hareketi mi? önüne ideolojik ya da sınıfsal tanımları yerleştirmediğin vakit hiçbir şey ifade etmeyen bu tabirleri günümüzde sakız çiğner gibi kullanıyoruz.Bu doğru değil.


Ulusal Kurtuluş Hareketlerinin de belli bir sınıfsal zeminleri vardır ve hatta bazı dönemlerde bunlar genel bir karakter dahi gösterirler.

Özellikle 20.yüzyılın yarısından sonra başlayan ulusal karakterli hareketlerin Marksist-Leninist nitelikte oluyor olmaları bir tesadüf değildir.O dönemin popülaritesi bu konuda etkilidir evet doğru fakat sosyal kuırtuluş taleplerini içeren,yoksul-köylü kitlelere dayanan bir hareket olmadan,ulusal kurtuluş kimin işine yarar,toplumlar bunu bilerek nasıl ayaklanır...

Bu genel bir süreç olarak işledi sevgili Venge Partizan dost,hepte sosyal talepleri temel aldı.

İrlanda cumhuriyetçiliği,köylü mücadelesi içerisinden çıktı,zamanla Marksist-sendikalist Conolly grubu ile Burjuva Patrick Pearse grubu ittifak yaptı,ittifakın programında geniş sosyal talepler ve devletleştirmeler de yer alıyordu.

IRA sonrasında bölündü-parçalandı.Geneli Katolik Cumhuriyetçilerden oluşmasına rağmen 1960 lara doğru tekrar ideolojik bir değişim yaşadı ve sosyalist ideolojik bir yapılanma haline geldi.

İlkel Kürt milliyetçiliği,en önemli örneği olan Şeyh Ubeydullah Nehri,temel olarak Osmanlı nın yarı sömürge haline geldiği ve vergilerle Kürt feodallerini ve köylülerine karşı sömürüyü artırdığı dönemde ayaklandı.Ubeydullah ayaklanması başarıya ulaşsa bugün Kürt tarihini çok farklı bir şekilde ele alıyor olabilirdik.Osmanlı yarı sömürge olarak batarken içine sızan kapitalizm Kürt zanaatkarlığını ve kent yapısnın gelişimini örseledi,Kürt burjuva sınıfının bağımsız oluşumunu engelledi,Feodallerin içeride egemenliğini güçlendirdi.

Eğer ki Ubeydullah isyanı ile Merkezi-feodal bir Kürt devleti kurulsaydı.Bu bağımsız yapı içeride Kürt ticaret burjuvazisini,haliyle kent yapısını ve zanaatkarlığı besleyecek ve Kürdistanda kapitalizmin bağımsız gelişimi ve burjuva "devrimi" gibi olgulardan bahsedebilecektik.Bunlar olmadı.


ilkel milliyetçilik bitmedi,hala sosyal ajan sınıf ve katmanlara dayanarak biz "şiddeti savunmuyoruz" ama bağımsız Kürdistan istiyoruz diyebiliyor.Bu sözlerin getirisini hepimiz zaten biliyoruz.


Kısa kesmek gerekirse mesele şu dur.Ayhan Bilgen doğru söylemiştir.90 larda boşaltılan köylerle bir sürü Kürt ,metropollere göçmek durumunda kalmış,metropollerde ya işsiz ya da ucuz işçi haline gelmiştir.Tabii yerleştiği gecekondularda uyuşturucu,fuhuş ve suç tekellerinin hedefine girmiş ve devletin "illegal" kolları olan bu suç çeteleri Kürt toplumu içerisine yayılabilmiş ve insanları apolitikleştirebilmiştir.Bugün İstanbul,İzmir,Ankara metropollerinde böyle insanları her gün görüyoruz.


Fakat Kürt sorunu her zaman sınıfsal-ekonomik bir sorun olarak var olmuştur.Sömürgecilik zaten sınıfsal bir sömürü sistemidir.Ekonomik,sosyal,siyasal bir sorundur.Fakat artık sadece Kuzey Kürdistan da değil bütün Türkiyeyi içine alacak bir hale gelimiştir.Türkiye nin diğer meseleleri ile birleşmiştir.


Kürt işsizlerine bağlı olarak Batıdaki işçilerin ücretleri azalmakta ve işlerinden olabilmektedirler,Bu da Kürt toplumuna karşpı nefret ve aşağılama şeklinde şiddetli saldırılara yol açabilmektedir.

Keza Metropollere yığılan Kürt gençleri,içinde bulundukları sosyal-siyasal ve sınıfsal sömürü koşullarının kaynağının Türk sömürgeciliği olduğunu kavradıkça,intikamcı yöntemlerle saldırılara geçmekte ve bugün Teyrebazen Azadiya Kürdistan(TAK) ın sosyal tabanını oluşturmaktadırlar.

Bakın bir sömürgecilik olgusu bütün ülkede nelerin oluşmasına neden oluyor.Bugün hala inkarcı bir tavırla bu olgunun çözümüne yanaşmayan sosyal-şoven kesimlerin "önce sınıf" naralarının ne kadar da geçersiz olduğunu kanıtlıyorlar.

Konu ÖzgürToplumsallık tarafından (31.Temmuz.2018 Saat 19:18 ) değiştirilmiştir..
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÖzgürToplumsallık Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Cevapla


Konuyu Toplam 2 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com