Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > HAKLILAR BİRLİĞİ MANİFESTOSU - KOMÜNİST PARTİ MANİFESTOSU > Haklılar Birliği Manifestosu

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Devrimci-Diktatörlük anlamı ve marks-izm
Cevaplar
33
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
2979
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 06.Ocak.2018, 10:07   #26
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

"Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin kendisine göre düzenlemek zorunda olacağı bir ülküdür. Biz bugünkü durumu ortadan kaldıracak gerçek hareke komünizm diyoruz." Marks ve Engels Alman ideolojisi

“ Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna da bir siyasal geçiş dönemi tekabül eder ki, burada, devlet proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.

Program ne şimdiki devleti ne de komünist toplumdaki geleceğin devletini ele almıştır.” Marks Gotha Programının Eleştirisi

***

Marks Gotha programı eleştirisinde proletarya diktatörlüğünü geçiş dönemi olarak tanımlamıştır. Yani PD komünizmin kendisi değil, komünizme geçiştir demektedir. Kapitalizm ile komünizm arasında bir köprüdür.

Kapitalizmden komünizme geçiş doğrudan mümkün değil midir? Marks Alman ideolojisinde de buna da açıklık getirmiştir. Marks bugünkü durumu ortadan kaldıracak gerçek harekete komünizm diyor. Bugünkü durumu ortadan kaldıracak gerçek harekete komünizm diyor.

Marks PD yi kapitalizmi ortadan kaldıracak gerçek hareket olarak görmektedir. Zira PD için devrimci dönüşümler dönemi demiştir. Devrimci dönüşümler yaftası, gerçekte bugünkü durumun ortadan kaldırdığını anlatmaktadır. Marks neden gerçek hareket diyor? Gerçek hareket, devrimci harekettir. Hem devrimci bir tarzla ve hem de bugünkü durumu ortadan kaldırdığı için PD komünizmdir. PD devletli komünizmdir ve kendi başına toplumsal bir formasyon değildir. PD komünizm kapsamı içindedir.

Komünizme geçiş, devrimci tarzda olacak demiştir. Bunun da adı PD dir demiştir. Silgikafa arkadaş ısrarla PD yi komünizmden ayırmak istemektedir. Alman ideolojisinde bugünkü durumu ortadan kaldıracak gerçek harekete komünizm diyor. Gotha programında da bu hareketin adının PD olduğunu söylemektedir. Yani Marks PD için geçiş dönemi demekle birlikte PD için komünizmdir de demektedir. Örneğin. Yine Gotha programı eleştirisinde şunları demektedir. “Program ne şimdiki devleti ne de komünist toplumdaki geleceğin devletini ele almıştır.” Marks komünist toplumdaki devletten söz etmektedir. Marks tabi ki “devlet insana aykırı ilişkilerin tezahürüdür” diyecektir. Ayrıca komünist toplumdaki devlet tabirinden sözediyorsa işte bu devlet PD den başka bir biçim değildir. Sonuç olarak, Marks PD yi hem devlet olarak nitelemiş ve hem de komünist model olarak nitelemiştir.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 22:49   #27
 
Silgikafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Silgikafa
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Ağustos.2007
Üye No: 1667
Mesajlar: 298
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
13 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
v-for-Raperîn Nickli Üyeden Alıntı
Silgikafa: Devletin olduğu yerde sınıf vardır. Devlet aygıtı sınıflı toplumlar ile vardır.

ben: baskı aracının eklemişim , aslında insana aykırı ilişkilerin tezahüdür demen de aynı kapıya çıkar.

sınıflar var ise devlet var. devlet var ise sınıflar var , kel hasan ile hasanın kelliği.
Yani bu konuya çok girmek istememiştim. Ama küçük bir tesadüf eseri değinelim o halde.

Leninistler, devleti bir baskı aracı olarak tarif ettikten sonra; eğer devleti biz ele geçirirsek o halde biz ''onları'' baskı altında tutarız varsayımına gelir ve devleti işçi sınıfının elinde - aslında kendi elinde güzellemiş olur. Bir sürü süslü lafları, oradan buradan alıntıları yahut uzun uzun paragraflarının altında hep bu gerçek vardır: Devlet aygıtını biz ele geçirelim sonra biz ''öncü güç'' olarak komünizmi kurarız.

Bu sebepten dolayıdır ki ben doğrudan devletin bir baskı aracı karakterini vurgulamadan önce devletin sınıflı toplumlara ait bir aygıt olduğunu belirtmek isterim. Bir baskı aracı olsun olmasın bu durum benim için ikinci sınıftır. Aslolan onun sınıflı toplumlara ait olmasıdır.

saygılarımla,
Silgikafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 22:57   #28
 
v-for-Raperîn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
v-for-Raperîn
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Mart.2014
Üye No: 49566
Bulunduğu yer: minnacık mavi gezegen
Mesajlar: 1,121
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 240
488 Mesajına 921 Teşekkür Aldı
Standart

ben , suyu nasıl buharlaştıracağını ve yöntemini sordum. sorumu es geçip takışmaya yönelik sorularla geliyorsun. konuyu özünden saptırıp kişiselleştimye çalışıyorsun gibi geldi. yanılıyor olabilirim ama bu yanılgıyıda senin izah etmen gerek.

güzelleme falan yok.
yöntem sordum. sihirli değneğinin neler yapacağın sordum ve nasıl yapacağını sordum.

yani sanki birde siz marxı anladınız da lenin anlamamış gibi anlatıyorsun. en başından yazdım herkez kendi algısına göre yorumlar, ve konuya yorumlama ile bakılmaması gerektiğini ve gerçekliğin üzertinden somutla açıklanması gerektiğini anlatmaya çalıştım birde video koydum ki ardında dedim ki binlerce yılın kalıntısını bir anda nasıl yok edeceksin.

varsa yanıtın yaz.
benim pd ci olup olmadığım değil konu.
v-for-Raperîn isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06.Ocak.2018, 23:19   #29
 
thkctuzla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thkctuzla
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 06.Mart.2017
Üye No: 55226
Mesajlar: 96
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 17
13 Mesajına 19 Teşekkür Aldı
Standart

banımı kaldırırmısınız
thkctuzla isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
thkctuzla Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 07.Ocak.2018, 04:35   #30
 
Hasan Karataş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hasan Karataş
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 15.Kasım.2009
Üye No: 26927
Mesajlar: 2,593
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,567
834 Mesajına 1,567 Teşekkür Aldı
Standart

Devletlerin kökü burjuva toplumlardır. Bu kök devletleri ilerletir. Eski sosyalizm ilerleyen devletlerdir. O halde eski sosyalizm için net bir biçimde burjuva toplumdur diyebilir miyiz? Evet, net bir biçimde burjuva toplumdur diyebiliriz. Zira sermaye üreten tüm toplumlar burjuva toplumlardır. Bunlara antik çağların uygar devletlerini de dâhil edebiliriz.

Burjuva toplumlar sınıflı toplum olmakla birlikte gerçekte sermaye üreten toplumlardır. Eski sosyalist siyasileri eleştirmek çok anlamlı olmuyor. Zira o devletlerin kökleri burjuva toplumların derinliğinden çıkarılmamıştır.

Bugün, dünya boyut, devletlerin kökleri burjuva toplumların içerisinde midir? Bugün burjuva toplumlar ölüp gitmektedir. Bugünün toplumları burjuva toplum değildir. Resmi daha net görebilmek için şöyle düşünelim. Eski sosyalizm burjuva toplumdur. Bu zamanın toplumsal işleyişi burjuva toplum değildir.

Devletlerin kökleri eski toplumda, yeni toplumsal biçimler ise devletleri ilerletmiyor. Tersine yeni toplumsal biçimlerle, devletler çatışmaktadır. Devletlerin kökleri boşlukta kalmıştır. Devletler, bu zamanda radikal dönüşümlerle köklerine hayat aramaktadırlar. Eski sosyalizmin radikal biçimde terk edilmesi, gerçekte sosyalist devletlerin kurtuluşudur. Yine ayni biçimde ABD’nin radikal dönüşümü, yani Trump'ın yeni emperyalist siyaseti, gerçekte Amerikan devletinin kurtuluşu siyasetidir.

Bu yazdıklarım, tartışma konumuzu aşan bir derinlik muhteva etmektedir. Asıl tartışmamızla ilgili bir iki laf ederek kapatayım. Yeni sosyalizmin devletli olması mümkün değildir. Zaten sosyalizmin kendi doğası da devletli değildir. Devletli sosyalizm öz biçim çelişkili sosyalizmdir. Yeni sosyalizm bu çelişkiyi ortadan kaldıracaktır. Kolay anlaşılsın diye örnek vereyim; sosyalist cumhuriyet önermeleri komünist ufkun gölgesinde bile yer alamaz.
______________________________________________________
"Docendo discitur"
Hasan Karataş isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 07.Ocak.2018, 23:58   #31
 
Silgikafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Silgikafa
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 16.Ağustos.2007
Üye No: 1667
Mesajlar: 298
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 6
13 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Yeni sosyalizmin devletli olması mümkün değildir. Zaten sosyalizmin kendi doğası da devletli değildir. Devletli sosyalizm öz biçim çelişkili sosyalizmdir. Yeni sosyalizm bu çelişkiyi ortadan kaldıracaktır. Kolay anlaşılsın diye örnek vereyim; sosyalist cumhuriyet önermeleri komünist ufkun gölgesinde bile yer alamaz.
Hasan Karataş beyden alıntıdır.

Merhaba,

Alıntı yaptığım kısımın altına belki bir kaç kelime haricinde imzamı atarım. Onun üstünde yazdıklarınızı açıkçası çok anlayamadım, kusuruma bakmayın. İşçi sınıfının bu boyuttaki geri çekilmişliği karşısında aslında ne tartışsak boş gibi duruyor fakat devletli/devletsiz tartışması yahut PD sosyalizm mi değil mi tartışması gibi elzem konular, işçi sınıfının bu derin dinlenme sürecinde ilerisi için faydalı olacaktır.

Cumhuriyet diye adlandırdığımız kavram daha çok demokratik bir devlet düzenine aittir. Yani en baştan Cumhuriyeti kabul etmek devletin bir biçimini onaylamak ve devleti kabul etmektir. Bir devletsiz teori olarak sosyalizm ile cumhuriyet kavramları aslında biri diğerinin karşıtı iki benzemez gibidir.

Sosyalizm insana aykırı sistemin reddiyesidir. İnsana aykırı ilişkilerin eleştirisidir. Fakat cumhuriyet, insana aykırı ilişkilerin sonucu olarak yani tarih öncesi zihni uçuk insan faaliyetleri sonucu yaratılmış ve dönüp kendi yaratıcısını tahakkümü altına almış devlet aygıtının bir değişik ve bir çok modelinden biridir.

Sosyalist cumhuriyet bir leninist teori olarak ''devlet ve devrim'' tandanslı politik açılımdır. Sosyalist cumhuriyet denilerek anlatılmak istenen devletleştirilmiş üretim araçlarıdır, laikleştirilmiş insanlardır, kanun önünde eşit yurttaşlardır. Sosyalist cumhuriyet sosyal adalet istemi ile göz kırpılan kemalistler, laikler vs. gibi kesimlerdir.

Bu kadar sığ bir politik açılım ile koca kurtuluş teorisini tahrif ediyorlar.

saygılarımla,
Silgikafa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Silgikafa Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 15.Ocak.2018, 08:44   #32
 
Tripoli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tripoli
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Aralık.2015
Üye No: 54383
Mesajlar: 304
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2
80 Mesajına 132 Teşekkür Aldı
Standart

Alıntı:
Silgikafa Nickli Üyeden Alıntı


Kendi kendilerini yönetmek isteyen dünya insanlarının birbiri arkasına patlattıkları devrimler çağını düşünelim; mahalle mahalle, sokak sokak, fabrika fabrika, AVM AVM, hastane hastane kurulmuş konseyleri düşünelim. Bu konseyler öncelikli karşısına çıkan her insana aykırı ilişkiyi paramparça edecek. Ben bundan bahsediyorum.

saygılarımla,
silgikafa
Anlatım güzel de ben mesela AVM konseylerinin, ne bileyim bir Amerikan F-16 filosunun saldırısına karşı tam olarak nasıl şifa olacağını anlamadım. Ya da selefi bir intihar bombacısına.

Ülkelerindeki İslamizasyon ve radikal dinci eğilimlerin artışı yüzünden katledilme, sürülme korkusuyla yaşayan insanlara sunacağımız çözüm, kapitalizmin "cennet" ülkelerindeki kardeşlerinin bir dünya devrimi fikrine ikna olmasını beklemeleri mi? Aldığı ücretle barınma, ısınma ve beslenme ihtiyaçlarını ucu ucuna karşılayan işçilere sunacağımız çözüm, reel gelirleri kendilerinin 20 katı olan diğer ülkelerdeki işçi kardeşlerinin bir devrime ikna olmasını beklemeleri mi?

Sosyalist devlet fikrinin reddiyesi söylem olarak güzeldir ama bir aygıtın reddiyesi, o aygıtı zorunlu kılan faktörler, reddiyeyle birlikte ortadan kalkmayacaksa bir anlam ifade eder mi? O aygıtı zorunlu kılan faktörlere karşı gerçek alternatifler ortaya koymayan fikirlerin, 80 yıldır dünyadaki toplumsal mücadelelerde dış kapının mandalı konumunda olması şaşılacak bir şey midir?
Tripoli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.Ocak.2018, 08:57   #33
 
Tripoli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tripoli
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 17.Aralık.2015
Üye No: 54383
Mesajlar: 304
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2
80 Mesajına 132 Teşekkür Aldı
Standart

Cumhuriyet, laiklik, demokrasi, hukuk devleti...

-Bu yasal düzenlemeler, hukuk devleti ilkesinin açık ihlali, bu maddeler kabul edilirse yargı tamamen iktidarın emrine girecek.
-Hukuk zaten iktidarın fahişesidir. Sanki şimdi çok mu bağımsız?

-Bu adımlar direk laikliği hedef alan adımlar. Net olarak karşı duruş sergilemek gerekir.
-Aman sanki gerçek anlamda laiklik var da bu ülkede! Diyanetin olduğu bir ülkede laiklik olabilir mi? Kemalist misin sen? O laik Kemalsitler zamanında...

-Cumhuriyetin kazanımları tehdit altında. Adamlar resmen cumhuriyeti tasviye ediyor.
-Hangi cumhuriyet? Ne kazanımları varmış! Kapitalist cumhuriyeti savunmak sana mı kaldı?

-Abi nereye?
-Burada artık ne inancımız yüzünden can güvenliğimiz var, ne hukuki olarak kendimizi savunabilme şansımız var ne de demokratik alanda faaliyet gösterme imkanımız var. Ben Avrupaya kaçıyorum.
Tripoli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22.Mayıs.2018, 22:45   #34
 
Ararat1917 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ararat1917
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 07.Mayıs.2018
Üye No: 55419
Mesajlar: 11
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
4 Mesajına 6 Teşekkür Aldı
Standart

Konuyu hortlatmak niyetinde değilim fakat bu konu sanıyorum ki geniş bir tartışma alanının konusu. Ancak ben özellikle Hasan Karataş ve Silgikafa arkadaşların arasındaki tartışmaya dahil olmak niyetiyle yazdım.

ÖzgürToplumsallık yoldaşın eleştirilerini tartışmak niyetinde değilim keza o alanı tamamen kaydıracaktır. Bir marksist olarak yaklaşımım bence barizdir ve açıp kısır bir tartışma yaratmak istemiyorum ÖzgürToplumsallık yoldaşla.

Önce değinmem gereken konu Silgikafa arkadaşın söyledikleri;
"ML, insanlığın kurtuluşu teorisi olarak komünizmi hem körelten hem saptıran hem heyecanını çalan hemde ne yazık ki geçmişte de görüldüğü üzere boğan bir aydınlanmacı ideolojidir." Uzun bir alıntı yapmak istemiyorum. Keza aşağı yukarı bu minvalde söyledikleri bu konu hakkında. Aydınlanmacılığın doğrudan bir burjuva ideolojisi biçimiyle ortaya çıktığı iddiasından başlamak gerekli. Keza böyle olsa bile aydınlanmacılığın ortaya çıkış süreci incelenmelidir. Burjuvazinin, feodal topluma karşı geliştirdiği mücadele içerisinde ortaya çıkmış bir ideolojidir aydınlanmacılık.

Bu noktada hem ileri hem de geri ögeleri içinde barındırır. Ancak onun hem geriyi hem ileriyi içinde barındırması marksistlerce olağan dışı görülemez. Keza zıtların birliği ile ilgili bilgilerimizi tazeleriz bunu yaparak.

Aydınlanmacılık, problemi ve çözümü dünyevileştirerek, maddi yaşamın öneminin artmasında ve kilise ve de dini kurumlar gibi avrupa karanlığının kurumlarını yok etmeyi hedeflemiştir. Aydınlanmacı ideolojinin ilk kuşağının devrimci tavrı buna dayanmaktadır. ancak burjuvazinin hegomonya sağladığı koşullarda aydınlanmacılığın bir çok yönüyle büküldüğünü ve hegomonik gücün çıkar haritasına göre yön gösterdiğini görürüz. O ne kiliseyi yok eder, ne de uhrevi iddialı gericiliği. Onlarla uzlaşmayı burjuvazinin çıkarına bulduğundan, uzlaşmayı tercih eder. Bu yönüyle de gericidir. Bu sebeple ideolojilerin ortaya çıkış koşulları ve muhtevası önemlidir.

Marksizm doğrudan aydınlanmacılıktan etkilenmiştir zaten. Ancak marksizmin onu aşan yönü, avrupa-merkezli dünya algısını yıkması ve kurumların gelişimini kendi maddi zeminine oturtmasıdır. Yani Marksizm, eleştirel olarak yaklaştığı aydınlanmacılığın geri yönlerini mahkum etmeyi başarmış ve bu biçimiyle burjuva ideolojisinden kopuşmuştur. Marksizmin, felsefenin sonu olduğunu iddia ettiğimizi tekrar hatırlatmak isterim pek değerli "marksist" arkadaşlara. Bu sebeple marksizm aydınlanmacılıktan etkilendiği kadar onu etkilemiş ve geri yönleriyle onu teşhir de etmiştir. Bu sebeple Marksizmin aydınlanmacı bir yorumu zaten eğreti durmaktadır. Buna ülkemizde SİP çevresi ÖDP çevresi vs örnektir ve zaten marksizm adına pek de bir şey söyledikleri söylenemez.

Devletin varlığı koşulları ile ilgili tartışmaya gelecek olursak da, bu zamana ve mekana göre değişkenlikler içermektedir. Birincisi Proletarya diktatörlüğü kendi içinde geri yönler barındırmasına rağmen onun asıl önemi, sosyalizme giden yoldaki engellerin (bu temelde kendisinin de) ortadan kaldırılmasıdır. Yani proletarya diktatörlüğünün nihai ereği kendini ortadan kaldırmaktır. Bir marksist muhakkak ki hareketin teorisiyle ilgilenir. Biz dondurulmuş biçimlerin teorisiyle ilgilenmeyiz.

Bu sebeple Leninist devlet teorisinin bugün açısından yeniden yorumlanması son derece makuldür. Keza bence bugünün işçi sınıfı da göz önünde bulundurulduğunda Proletarya diktatörlüğünün daha kısa bir zamanı kapsayacağı ve sosyalizmin kurumlarının hızlıca kurulabileceği bir yapıdan bahsedilebilir. ancak proletarya diktatörlüğünün var olmasının karşısında bulunmak en nihayetinde sermaye hareketinin gücüne kapaklanmayı getirecektir. Örgütlü bir sınıf olarak proletarya ve onun çevresindeki ezilenlerin, sermaye gücünü tam anlamıya yok etmeden, kendi devletini fesh etmesi intiharla eş değerdir. Marksizmin son dönemde YDD'ciler tarafından tahrifinin boyutlarından birisi de budur. Marksizm, anarşist burjuva zehriyle tarif edilmek istenmektedir.

Bu temelde proletarya diktatörlüğü marksizme özgüdür ve onun temel direklerinden birisidir. Proletarya diktatörlüğünün varlık koşulları, burjuvazi gücünü kaybettiğinde ortadan kalkar. Ancak proletarya diktatörlüğü kendi içinde sosyalist işçi demokrasisini de geliştirmekle sorumludur. Bu onun varlık koşullarından birisidir. Bu sebeple devletçi komünizm gibi eklektik ve saçma bir itham olsa olsa bir Kropotkincinin ithamı olacaktır. Keza marksizmin devlet ile ilgili yorumunu bilmemekten ortaya çıkar ya da bunun bilinçli tahrifinden. Bize göre devlet tarihin belirli bir anında ortaya çıkmış, bir sınıfın başka bir sınıf üzerindeki tahakküm aracıdır. Ancak marksizm tarihe "anlam yüklü" kelimelerle bir yön vermez. Marksizm tarih ve teori özelinde objektif terimlerini kullanır. bu sebeple devlete pozitif-negatif bir anlam yüklemez. Devlet belirli bir anda varlık koşulları olan bir kurumdur. Ancak sınıflar ortadan kalktığı anda devletin varlık koşulları da ortadan kalkacaktır. Bunun bugün daha hızlı gelişmesi başka bir şeydir, marksizmi devletçi olmakla itham etmek başka bir şey.


"Devlet aygıtını biz ele geçirelim sonra biz ''öncü güç'' olarak komünizmi kurarız." Bu alıntının evvelinde marksist külliyata bir sataşma var. Sonunda da bu cümle. Ancak marksist külliyatın hiç bir eserinde, komünizmi öncü gücün kuracağı yazmaz. Öncü güç, sınıfın bilinçli bir sınıf olarak ordulaşarak, burjuva toplumu yok etme gücünü ortaya çıkartmaktaki bir araçtır. Komünizme doğru ilerlerken öncü güç değil toplumsallaşmış bilinç öne çıkmaktadır. Öncü bir araçtır ancak stratejik bir önemdedir burjuva toplumlarında. Öncünün biçimi tartışması da marksistler içi bir tartışma olacağından açmıyorum.

Diğer yandan Hasan Karataş yoldaşın "devletler burjuva toplumun ürünüdür." sözünün üzerine de bir kaç şey söylemem gerekli. Muhakkak ki yoldaşın atıf yaptığı devlet biçimi burjuva devlet biçimidir lakin devletler sınıflı toplumlara özgü kurumlardır. Sınıfların tarihi boyunca da devlet hep vardır. Bu sebeple eski sosyalizmleri bu cümleye dayanarak burjuva toplum biçimine sokma çabasını hatalı buluyorum. Keza SSCB'de yaşanmış bir sosyalist toplum deneyimimiz, arnavutluk'ta bir sosyalizm deneymimiz vardır. Bu sebeple devlet bir sınıfın biçimine indirgenemez bir kurumdur. Bu sebeple de eski sosyalizmler burjuva toplum biçimi değil eski proleter toplum biçimleridir.

Ancak bugünün toplum biçiminin farklı olacağı konusunda hem fikiriz.
Öte yandan yine Silgikafa arkadaşın iddiasından yola çıkalım. Kendisi dünya çapında gelişen özyönetim ve işgal eylemlerini Negri'ci bir noktadan okumakta. Keza bu direnişler elbette komünizme doğru akan bir toplumu gösterir. Bunun işaret ettiği tek başına devleti yok etmek değildir zira bu daha hızlı bir biçimde sosyalizmin kurumlarının inşa edilmesine işarettir. Olumludur çünkü proletarya diktatörlüğünün varlık koşulunu kısıtlar. Ancak bu başlı başına doğrudan komünizmi kuracak yetiye sahip değildir. Bu tarz eylemlerin bilinç ereği kısa dönemli ve geçicidir. Proletarya diktatörlüğü ile birlikte kurumsallaşacak olan öz yönetim biçimleri elbette komünizmin nüveleridir burası ayrı.
Yani ML ideoloji salt anlamıyla devletin varlığının koşullarından bahsetmekle kalmaz, onu ortadan kaldıracak koşulları tartışır ve en erken biçimiyle sosyalizmi hedefler. Bu sebeple sadece bu söylemden yola çıkarak komünizmi yarınmış gibi gösterip proleter devleti gereksiz göstermek iyi niyetli de olsa burjuvazi lehine bir hamle olmaktadır.

son kısmı de kendime ayırayım bari. Özellikle kapitalist emperyalizmin sermaye saldırılarıyla birlikte toplumsallaşmış bir işçilikten bahsetmek mümkündür. Keza beyaz yaka-mavi yaka ayrımının da giderek büyüyen bir hızla ortadan kalkması bir işarettir. Bir diğer yandan proletaryanın toplumsallaştığı ve reel anlamda büyük bir çoğunluğu oluşturduğu koşullar yeniden incelenmelidir. Dünya çapında sermayeler ve dünya çapında dirençler söz konusudur. ancak bunlar henüz net bir forma kavuşmuş değildir. Bu noktada toplumsallaşan proletaryanın, toplumsal eylemliliğin ideolojik ve fiili önderliğini taşıması gayet mümkündür. Zamanın ruhu komünizme doğru akmaktadır. Bu doğru. Ama ıskalamamız gereken muazzam bir sermaye gücü vardır. Dünya çapında genişlemiş ve sınırları fiilen ortadan kaldırmış sermayenin herhangi bir devrime ve hele ki devletsiz devrime hücumu kaçınılmaz olacaktır. bu sebeple proletarya diktatörlüğünün varlık koşulları hala mevcuttur.

Lakin sınıfın bilinç düzeyindeki artma ve yönetim düzeyindeki tecrübeleri bu koşulların süresini kısaltmaktadır. Keza dünyanın herhangi bir yerindeki devrim artık doğrudan bütün dünya işçi sınıfının hareketine muazzam derecede etki yapacaktır. Bu sebeple dünya komünizme doğru akarken bunun doğru araçlarını bulmak da komünistlerin işidir. Sosyalizmin kurulmasının proletarya diktatörlüğünün kısa süreli varlığına ihtiyacı olduğu gerçeği de değişmemiştir.

Bu sebeple ML teori günceldir, proletarya diktatörlüğü günceldir. Ancak varlık koşullarındaki değişimler de göz önünde tutulmalıdır. Evet, devlet sınıflı toplumun ürünüdür ancak zaten proletarya diktatörlüğü ve sosyalizm koşullarında da sınıflar yok olmayacaktır. Sınıfların tamamen yok olacağı ve devletin de bu koşulda tamamen ortadan kalkacağı koşul komünizm koşuludur. Proletarya diktatörlüğünün zamanla kendini yok etmeye ilerlemesi de ML teorinin yapıtaşlarından birisi olduğundan ML'yi devletçi gösterme çabası beyhude, tahrif içerikli, burjuva ideolojisi kaynaklı bir çabadır.
Ararat1917 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Ararat1917 Adli üyeye bu mesaji için Teşekkür Eden 2 Kisi:
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com