Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SOSYALİZM OKULU > Klasik Marksist Devlet Kuramları

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Devletin ve Hukukun Mülkiyetle Iliskisi!
Cevaplar
2
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
1861
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05.Mart.2016, 12:49   #1
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart Devletin ve Hukukun Mülkiyetle Iliskisi!

Antik toplumda oldugu kadar Ortacag`da da mülkiyetin ilk bicimi Romalilarda esas olarak savasla, Germenlerde ise sigir yetistiriciligi ile belirlenen kabile mülkiyetidir. Antik halklarda bir cok kabile tek bir kent icinde bir arada yasadigi icin, kabile mülkiyeti devlet mülkiyeti olarak, bireyin bu mülkiyet üzerindeki hakki salt bir possessio olarak ortaya cikar.Ne var ki tüm bir kabile mülkiyetinde oldugu gibi, bu da yalnizca toprak mülkiyeti ile sinirlidir. Gercek anlamda özel mülkiyet, modern uluslarda oldugu gibi antiklerde de tasinabilir mülkiyetle baslar (Kölecilik ve topluluk) (dominium ex jure Queritum). Ortacag`da dogup gelisen uluslarda kabile mülkiyeti, cesitli asamalardan gecerek-feodal toprak mülkiyeti, korporatif tasinabilir mülkiyet, manifaktür sermayesi- büyük ölcekli sanayi ve evrensel rekabet tarafindan belirlenen modern sermaye asamasina, yani komünal bir kurumun bütün görünümlerinden siyrilmis olan ve devletin mülkiyetin gelisimi üzerinde etkide bulunmasina olanak tanimayan saf özel mülkiyet asamasina ulasti. Iste bu modern mülkiyete, modern devlet karsilik gelir.Mülk sahiplerinin vergiler yoluyla yavas yavas ele gecirdikleri modern devlet, devlet borclanmalari yüzünden tamamen bu mülk sahiplerinin eline düsmüs ve varligi, borsadaki devlet tahvillerinin yükselip düsmesinde gördügümüz gibi, bütünüyle mülk sahiplerinin, yani burjuvazinin verdigi krediye bagimli hale gelmistir.Artik bir zümre degil bir sinif olmasi yalin gercegi, burjuvaziyi artik yerel degil ulusal ölcekte örgütlenmeye ve kendi olagan cikarlarina genel bir bicim vermeye itti. Özel mülkiyetin topluluktan ayrilip kopmasiyla birlikte devlet, burjuva toplumun yani sira ve burjuva toplumun disinda, tamamen ayri bir varlik haline geldi. Ancak, bu devlet burjuvazinin hem icsel hem de dissal amaclari nedeniyle, kendi mülklerini ve cikarlarini karsilikli olarak güvence altina almak icin benimsemek zorunda kaldigi örgütlenme biciminden baska bir sey degildir. Devletin bagimsizligi günümüzde yalnizca zümrelerin henüz tamamen siniflara dönüsmemis oldugu, daha gelismis ülkelerde ortadan kaldirilmisken, bu zümrelerin hala belirli bir rol oynadigi ve bir ic ice gecmenin söz konusu oldugu, dolayisiyla nüfusun hicbir kesiminin digerleri üzerinde egemenlik kurmayi basaramadigi ülkelerde görülmektedir.Özellikle Almanya`da durum böyledir. Modern devletin en kusursuz örnegi ise Kuzey Amerika`dir. Modern Fransiz, Ingiliz ve Amerikan yazarlarinin hepisi, devletin yalnizca mülkiyeti korumak üzere var oldugu düsüncesini acikca dile getirmekteler. Öyle ki, bu görüs siradan bilince de sirayet etmis bulunuyor.

Devam edecek...


possessio (Lat.)- Sahiplik, kullanma hakki, zilyetlik.

dominium ex jure Quiritum (Lat.)-Yurttaslik haklarina sahip Romalilar icin gecerli olan yasalara uygun olarak mülkiyet.
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
H.Doludizgin Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 05.Mart.2016, 13:57   #2
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

Devlet, egemen sinifin bireylerinin kendi ortak cikarlarini gecerli kildiklari
ve bir cagin burjuva toplumunun tamamini özetleyen bicim oldugundan, bunun sonucu olarak, tüm ortak kurumlar devlet araciligiyla olusur ve politik bir bicim kazanir. Hukukun iradeye, hatta maddi temellerinden kopmus olan özgür iradeye dayandigi yanilsamasi buradan kaynaklanmaktadir. Adalet de ayni sekilde yazili hukuka indirgenmistir.

Medeni hukuk özel mülkiyetle es zamanli olarak, dogal toplulugun dagilmasi sonucunda dogup gelisir.Romalilarda özel mülkiyetin ve medeni hukukun gelismesi, sinai ve ticari sonuclar dogurmadi.Cünkü onlarin üretim tarzinda hic bir degisiklik olmamisti1. Sanayi ve ticaretin modern toplulugun dagilmasina yol actigi modern halklarda ise, özel mülkiyetin ve medeni hukukun ortaya cikmasiyla birlikte daha büyük bir gelismeye elverisli yeni bir evreye girildi. Ortacag`da son derece geliskin bir deniz ticareti sürdüren ilk kent olan Amalfi, denizcilik hukukunu da gelistirdi.2 Sanayi ve ticaret özel mülkiyeti daha da gelistirdikten sonra, önce Italya`da, ardindan diger ülkelerde, son derece gelismis durumdaki Roma medeni hukuku tekrar benimsendi ve otorite düzeyine yükseltildi.Daha sonra, burjuvazi öylesine bir güc kazandi ki, prensler, burjuvazi araciligiyla feodal soylulugu devirmek icin burjuvazinin cikarlarini savunmayi üstlendi.Iste o zaman, hukuk tüm ülkelerde-Fransa`da 16. yüzyilda- gercek anlamda gelismeye basladi ve Ingiltere disindaki bütün ülkelerde bu gelisme Roma hukuk sisteminin temelleri üzerinde yükseldi.Ingiltere`de de, medeni hukuku daha da gelistirmek icin (özellikle tasinabilir mülkler konusunda), Roma hukukunun temel ilkelerine basvurulmak zorunda kalindi.(Hukukun da din gibi bagimsiz bir tarihe sahip olmadigi unutulmamali.)

Medeni hukukta mevcut mülkiyet iliskileri, genel iradenin sonucu olarak ifade edilir. Jus utendi et abutendi,bir yandan özel mülkiyetin topluluktan tamamen bagimsiz bir hale geldigi gercegini, öte yandan da özel mülkiyetin kendisinin yalnizca bireysel iradeye, seyler üzerindeki keyfi tasarrufa dayandigi yanilsamasini ifade etmektedir.Pratik abuti`nin3 özel mülk sahibi acisindan, mülkünün ve dolayisiyla da jus abutendi`nin, 4 baskalarinin eline gecmesini istemiyorsa eger, son derece kesin ekonomik sinirlari vardir.Cünkü, genel olarak söz konusu olan sey, yalnizca kendi iradesi bakimindan dikkate alindiginda hicbir sey degildir, ancak ekonomik iliski icerisinde ve hukuktan bagimsiz olarak bir sey haline, gercek mülkiyet (filozoflarin ide olarak adlandirdiklari bir iliski) haline gelir **

Hukuku salt iradeye indirgeyen bu hukuksal yanilsama, mülkiyet iliskilerinin daha da gelistigi kosullarda kacinilmaz olarak, bir insanin bir seye gercekten sahip olmaksizin o seyin yasal iyelik hakkini elde edebilecegi bir durum meydana getirir. Örnegin, bir toprak parcasindan elde edilen gelir rekabet yüzünden...

Devam edecek

1=[Engels`in kenar notu:] (Tefecilik)

2= Jus utendi et abutendi (Lat.)- Kendine ait olani kullanma ve tüketme (kötüye kullanma) hakki.

3= abuti:tüketmek (kötüye kullanma).

4= jus abutendi:tüketme (kötüye kullanma) hakki.

**= [Marx`in kenar notu:] Filozoflar acisindan iliski= ide (fikir). Onlar yalnizca "insan"in kendisiyle iliskisini tanirlar; bu yüzden bütün gercek iliskiler onlar acisindan ideler (fikirler) haline gelir.
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
H.Doludizgin Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 05.Mart.2016, 15:02   #3
 
H.Doludizgin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
H.Doludizgin
Komün
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 13.Ekim.2014
Üye No: 51273
Mesajlar: 780
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 416
413 Mesajına 791 Teşekkür Aldı
Standart

kaybedilecek olursa eger, bu durumda mülk sahibi, kuskusuz bu topragin yasal iyelik hakkinin yani sira jus utendi et abutendi`sini de hala elinde tutacaktir.Ama, hicbir isine yaramaz: Topragini ekip bicmeye yetecek ayri bir sermayesi yoksa, toprak mülkleri disinda hicbir seye sahip degildir. Hukukcularin bu ayni yanilsamasi, bireylerin- örnegin sözlesmeler yaparak - birbirleriyle iliski icine girmelerinin hukukcular acisindan oldugu kadar genel olarak her yasa acisindan da tamamen rastlantisal olusunu ve bu iliskileri, özgür iradeye bagli olan ve icerikleri tamamen taraflarin bireysel keyfiyetine dayanan iliskiler olarak kabul edilisini aciklar.

Sanayi ve ticaretin gelismesi, yeni toplumsal iliski bicimlerinin dogmasina ne zaman yol acmissa (örnegin sigorta vb. sirketleri), hukuk her defasinda bunlari mülk edinme bicimleri arasina dahil etmek zorunda kalmistir.

Tarihte simdiye kadar belirleyici olanin yalnizca ele gecirmek oldugu tasavvurundan daha olagan bir sey yoktur. Barbarlar Roma Imparatorlugu`nu ele gecirir; ve eski dünyadan feodaliteye gecis, bu ele gecirme olgusuyla aciklanir. Ne var ki, Roma`nin barbarlar tarafindan ele gecirilmesi olayinda, belirleyici olan, günümüzün modern halklarinda gördügümüz gibi, fethedilen ulusun sinai üretici gücler gelistirip gelistirmediklerine, ya da ulusun üretici güclerinin yalnizca bir yerde toplanmis olmasina ve topluluga dayanip dayanmadigidir. Ele gecirmeyi belirleyen bir diger etken de elegecirilen nesnedir. ele geciren, ele gecirilen ülkenin üretim ve ticaret kosullarini kendine tabi kilmadan, bir bankerin kagit parcadan ibaret olan mal varligini ele gecirmesi imkansizdir.Modern bir sanayi ülkesinin toplam sinai sermayesi icin de ayni sey gecerlidir. Ve son olarak, ele gecirme her yerde kisa sürede son bulur ve ortada ele gecirecek bir sey kalmayinca, üretim yapmaya baslamak zorunlu hale gelir. Kisa sürede kendisini dayatan bu üretme zorunlulugu, o ülkeye yerlesen fetihciler tarafindan benimsenen topluluk biciminin, hazir halde bulduklari üretici güclerin gelisim düzeyine denk düsmesini; ya da, baslangicta böyle degilse bile, üretici güclere uygun olarak degis[tir]ilmesini gerektirir.Bu da, kavimler göcünü izleyen dönemde her yerde fark edilecegi gibi, usagin efendi olmasi ve fetihcinin cok gecmeden fethettigi halkin dilini, kültürünü, törelerini benimsemesi olgusunu aciklar.

Feodal sistem, Almanya`dan, hic de tamamlanmis bir halde getirilmis degildir.Fetihciler acisindan bu sistemin kaynagi, ordunun fetih sirasindaki askeri örgütlenmesinde bulunur. Bu örgütlenme de, fetihten sonra, fethedilen ülkede halihazirda olan üretici güclerin etkisi altinda gelismis ve ancak böylelikle tam bir feodal sistem haline gelmistir. Eski Roma`dan esinlenerek yasama gecirilmeye calisilan sistemlerin basarisizligi (Sarlman vb.), bu sistemin üretici gücler tarafindan ne ölcüde belirlendigini gösterir.


Bitti
K.Marx ve F.Engels`in Alman Ideolojisi kitabinin 65- 66 - 67. Sayfalarindan alintilanmistir.
H.Doludizgin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com