Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > "SF" DÜNYA AJANSI > AMERİKA > Latin Amerika

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Bolivarcı Devrimin(!) iki tarafı: Bolivarcı elitler ve yoksul komünarlar
Cevaplar
2
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
684
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10.Ağustos.2015, 19:31   #1
 
ÖzgürToplum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplum
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Mart.2015
Üye No: 52098
Mesajlar: 673
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 300
190 Mesajına 301 Teşekkür Aldı
Standart Bolivarcı Devrimin(!) iki tarafı: Bolivarcı elitler ve yoksul komünarlar

Venezuela da neler oluyor???

http://onurerem.com/2015/03/27/venez...-neler-oluyor/


Darbeler ve karşı darbeler. Baskılar. Ekonomik çöküntüler. Düşen petrol fiyatları. Bir muhalefet liderinin tutuklanması. Washington komploları. İnsan Hakları İzleme Örgütü tweetleri. Güney Amerika’da Venezuela ile dayanışma yürüyüşleri. 15 kuruşa satılan diş macunu, 2 bin liraya satılan bir paket prezervatif (Bu fiyatları haberleştiren Bloomberg, prezervatif fiyatları nedeniyle Venezuela’nın Güney Amerika’da HIV’in en fazla yayıldığı ülke olduğunu yazsa da bu oranın ABD ile aynı olduğunu belirtmeyi unutmuş).

Venezuela’da neler oluyor? Durumu anlamak için uzmanlarla konuştum. Pomona’da tarih profesörü olan Miguel Tinker Salas da onlardan biri. ABD’nin ceset yığınına dönen Meksika’yı eleştirmeyip Venezuela’yı hedef almasının durumu özetlediğini söylüyor. Nisan ayında yayınlanacak olan Venezuela: Herkesin Bilmesi Gerekenler adlı kitabından bir bölümü aktaralım:

“ABD medyasının ve yönetiminin Venezuela hakkında söylediklerini dinleyenler ülkenin uçurumun kenarında olduğunu zanneder. Ülkede kısa zaman önce bir öğrencinin öldürülmesi gerçekten trajikti. Fakat Meksika’daki cezasızlığın aksine, Venezuela’da öğrenciyi öldüren polis anında tutuklandı. İçişleri Bakanı’nın ölüme gösterdiği tepkinin yanında, ABD’li yetkililerin ülkelerinde tepki çeken ölümlere gösterdiği reaksiyonlar devede kulak kalır. Medya Başkan Maduro’nun desteğini kaybedip baskıyla iktidarda kaldığını iddia etse de bu durumun yaşandığı yer Venezuela değil, Meksika’dır. Venezuela’da tuvalet kağıdı bitti haberleriyle ülkeyle dalga geçenler Meksika’da halkın yarısının yoksulluk sınırı altında, gıdaya ve temel hizmetlere erişimi olmadan yaşadığını, kitleler halinde ABD’ye göç edenleri, uyuşturucu mafyalarının öldürdüğü bince insanıi görmek istemez. ABD basınında hiçbir haberde Venezuela’da son 15 yılda yoksulluktan kurtulan ve güçlenen milyonlardan bahsedilmez. Venezuela’nın geleceği belirsiz, krizi derin, halkın memnuniyetsizliği yükselişte fakat hükümet hâlâ büyük destek görüyor.”

Peki bu hükümete destek verenler kim? Queens Collage sosyoloji departmanında eğitim veren, Chavez Venezuelası’nda Kent Hareketleri kitabının yazarı Sujatha Fernandes’e göre bu sorunun cevabı gecekondu mahallelerinde:

“Bolivarcı sürecin kalesi, yoksul gecekondu mahalleleridir. Burada yaşayan halk, muhalefetin ülkeyi bilinçli olarak istikrarsızlaştırmak istediğini görüp muhalif eylemlere dahil olmuyor. Ülkedeki sıradan halk zorluklara rağmen bir ekonomik afet hissetmiyor. Mahallelerde halkın yarattığı yenilikçi dayanışma ağları ile dönen takas ekonomisi bunun en büyük nedeni.”

Gecekondu mahallelerinde geniş çaplı saha araştırmaları yapan Naomi Schiller, durumu farklı bir bağlamda değerlendiriyor: “Bolivarcılığa karşı geniş bir savaşın yürütülmediği çok az dönem olmuştur”. Krizin faturasını şöyle anlatıyor: “Sürekli baskı ortamı, yapıcı eleştirilere alan bırakmadı. Devletin toplumsal medyaya ayırdığı kaynaklar da azalmak zorunda kaldı. Başkent Caracas’taki bir toplumsal TV’de çalışanların yarısı işten çıkarıldı. Yurtdışındaki akrabaları aracılığıyla dolara erişimi olanlarla olmayanlar arasında eşitsizlik oluşmaya başladı. İnsanlar geçinmek için birden çok işte çalışmak zorunda kalıyor. Fakat gecekondulardaki medya Bolivarcı sosyalist idealleri terk etmeden, elindeki imkanlarla yayınına devam ediyor. Toplumsal hareketlerdeki insanlar yaşanan krizden ötürü muhalifleri ve ABD’yi suçluyor. Gecekondularda yaşayan halkın Maduro hükümetine yanlış yönetim ve yolsuzluk konusunda eleştirileri olsa da, muhalefet iktidara gelirse toplumsal ve ekonomik durumlarının daha kötü olacağını düşünüyorlar.”

Schiller, Venezüela’da yoksul Chavistaların yıllar içinde hayatlarının iyileşmesini gördüğünü, hayatlarının kontrolünü ellerine aldığını anlatıyor: “Chavez ve Maduro’nun destekçileri için ‘üretken olmayan, hükümete gıda ve yakacak yardımları için oy veren insanlar’ denmesi çok yaygın. Fakat Bolivarcı hareket, devlet kaynaklarını kullanarak kendilerini eğiten, ittifaklar kuran, yerel yönetimlere katılan, komşularını besleyen, kendi medyalarını yaratan ve hastalara bakan insanlar tarafından kurulmuştur. Bu insanlar petrolden gelen dolarları topluluklarını iyileştirmek için kullandılar”. Öte yandan Venezuela’da 10 yıldır süren ayaklanmalar zincirine rağmen Chavismo’nun hiç bu kadar zor duruma düşmediğini de söylüyor Schiller.

Fakat Venezüela’da herkes örgütlü değil. Webster Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü yazar Daniel Hellinger’a göre planlı istikrarsızlaştırma ile gerçek kitlesel memnuniyetsizlik eşzamanlı olarak varolabilir. “Kuyruklarda bekleyen insanları açıklamak için ekonomik sabotaj ve yanlış yönetim birbirini reddeden gerekçeler değildir. Ama Maduro’dan memnuniyetsizlik duyulması, otomatik olarak muhalefeti güçlendirmez” diyor Hellinger:

“Gecekondulardaki halk protestolara katılmadığı sürece Maduro hükümeti düşmeyecektir. Fakat hükümet muhalif siyasetçi Ledezma’nın tutuklanmasına dair somut kanıt gösterse bile, tutuklanmasını eleştirenler yalnızca muhalifler değil. Chavismo’nun sol kanadında da ‘itaatsizliğin kriminalleştirilmesi ’ne karşı büyüyen bir endişe var.”

Peki ya askeri darbe girişimleri? Muhalefet neyin peşinde? Latin Amerika’nın Radikal Solu: 21. Yüzyılda Zorluklar ve Siyasi Gücün Karmaşıklığı kitabının editörü ve Universidad de Oriente’de profesör olan Steve Ellner şunları anlatıyor:

“Venezuela’da muhalefetin söylemi muğlak ama niyetleri net. Barışçıl eylem yaptıklarını söylerken anti-demokratik ve saldırgan taktikler kullanıyorlar. Geçen yıl 2 ay içinde kamu mallarına saldırıp altı Ulusal Muhafız öldürdüler. Chavez’e karşı 2002 yılında yapılan darbe dönemindeki sloganları atıyorlar. Muhalif liderler bir erken seçimle geçiş hükümeti oluşturulması, kamu yönetiminin baştan tasarlanması, uluslararası finans kuruluşlarıyla müzakere edilmesi, OPEC kotalarını dinlemeden petrol üretiminin artırılması ve kamulaştırmaların gözden geçirilmesini teklif ediyor, ‘Hükümet istifa’ sloganları atıyor. Ama tüm Venezuelalılar, ülkenin en örgütlü ve en büyük partisinin başındaki Maduro’nun istifa etmeyeceğini biliyor. Muhalefet seçimlerle iktidara gelmeyi başaramadı, gücü ele geçirmelerinin tek yolu şiddet ve kaçınılmaz olarak askeri darbedir”.

Venezuela’daki tartışmanın büyük bir kısmı ekonomiyle ilgili. Washington’daki Ekonomik ve Politik Araştırma Merkezi Yöneticisi Mark Weisbrot, konuyla ilgili şunları anlatıyor:

“ Batı medyası 15 yıldır, ekonominin büyüdüğü ve enflasyonun kontrol altında olduğu dönemde bile Venezuela’yı uçurumun kenarında gösteriyordu. Sonunda haklı konuma geldiler mi? 2014’te enflasyon yüzde 68 oldu ve ekonomi yüzde 2.8 küçüldü. Bazı ilaçlar da dahil olmak üzere kıtlıklar baş gösterdi. Burada açıkça çözülmesi gereken sorunlar var. Enflasyon ve kıtlıklar büyük oranda işlevsizleşmiş döviz kuru sisteminden kaynaklanıyor. 2012 sonunda dolar arzının azalmaya başlamasıyla bir spiral hareket gerçekleşti, kara borsalarda doların değeri artması enflasyonu, enflasyon da kara borsalarda doların değerini artırdı. Bugün, aynı anda yürürlükte olan birden fazla sistem mevcut: İlaç ve gıda alırken 1 dolar 6.3 Bolivares (Venezuela para birimi), diğer ürünlerde 12 Bolivares olan bir sabit kur sisteminin yanında 15 Şubat’ta başlayan 172 Bolivareslik serbest kur ve 191 Bolivareslik kara borsa fiyatı var. Sorunlar çözülebilir. Venezuela son 2 yılda ithalatı yüzde 33 azalttı, bu oran Yunanistan krizinde 6 yıl sonunda gerçekleşmişti. Yani işin en zor kısmı yapıldı. Venezuela’nın rezerv ve varlıklarının toplamı 70 milyar dolar, yani yıllık ithalatının bir buçuk katı. Hükümet yalnızca altın rezervleriyle tüm hükümet tahvillerini ve ulusal petrol şirketi PDVSA tahvillerini alacak imkana sahip. Yani iflas ihtimali bulunmuyor. Bu yüzden sorunlar çözülebilir, fakat bu konuda gerçek reformlar yapılması lazım, özellikle de döviz kuru sisteminde.”

Yine de, Chavez’in bıraktığı modelde ciddi politik ve ekonomik çelişkiler var. Universidad Central de Venezuela’dan profesör Andres Antillano şunları söylüyor:

“Chavismo ile deregüle edilmiş özel sektörün elindeki bir ekonomiden, petrol gelirlerini yoksul halka aktaran devlet kapitalizmine geçildi. Bu dönemde uygulanan politikaların derin toplumsal ve eşitlikçi yapısına rağmen Venezuela’da bugün gördüğümüz şey rant dağıtımı üzerinden işleyen devletçi ekonomik modelin sınırlarına gelindiğidir. Aynı anda, kıtlıklar ve üretim araçlarının işlevsizleştirilmesi ne de tanık olduk. Bu bağlamda, yöneten sınıflar ve onların politik organları olan sağ partiler tekrardan gücü ele geçirmek istiyor. Ekonomik liberalleşme ve petrol gelirlerini kontrol etmek istiyorlar. Siyasi olarak, yönetici sınıf Bolivarcı projeyi yıkıp kendi çıkarlarına hizmet edecek neo-liberal bir hükümet empoze etmek istiyor.”

Antillano, bu bağlamda spekülasyon, ürün stoklayarak kıtlık yaratma ve döviz kurunun manipüle edilmesi gibi taktiklerin hükümeti itibarsızlaştırma ve toplumsal huzursuzluk yaratma konusunda aşırı verimli taktikler olduğunu söylüyor:

“Maduro’nun Bolivarcı hükümeti zayıfladı ve bu savaşta savunmaya çekildi. Heterojen bir siyasi alanı bir arada tutan ve ona net bir stratejik yön çizen Chavez’in güçlü liderliğinin yokluğunda, mevcut kabine net bir eylem planı oluşturamadı ve karar almayı erteledi. Bu kararsızlık, hükümetin (muhafazakarların tavsiyelerini dinleyerek) en yoksul kesime zarar verecek, Bolivares’i devalüe etme, fiyat kontrolünü sonlandırma ve toplumsal harcamaları azaltma gibi adımları atmakta isteksizliğini gösteriyor.”

Peki bundan sonra ne olacak? Antillano böyle cevaplıyor:

“Bolivarcı proje bir yol ayrımında. Rantiye modeli ve devlet kapitalizminin gelişim modelinin yıpranmasına karşı atılabilecek iki adım var: Birincisi, neo-liberal bir yolu izleyerek ekonomiyi deregüle etmek ve toplumdaki serveti zenginlerin eline teslim etmek. İkincisi ise bu rantiye modeline karşı hoşnutsuzluğu da avantaja çevirerek bir post-kapitalist modele doğru ilerleyerek üretim araçlarını halkın ellerine verip toplumsallaştırmak.”

Chavez’i Biz Yarattık kitabının yazarı, Philadelphia’daki Drexel Üniversitesi’nden George Ciccariello-Maher, Antillano’nun bahsettiği yeni modelin zaten inşa edilmekte olduğunu, Fernandes ve Schiller tarafından tarif edilen imece usulü sosyalizmin güçlendiğini söylüyor. Bolivarcı Devrim şu an zor durumda:

“Bütün vurguyu Chavistalar ve anti-Chavistalar arasındaki ekonomik ve ulusal çatışmanın yükselmesine yapmak, esas meseleyi gözden kaçırmaya yol açıyor: Tarihsel yoksullar, devrimci taban, kıtlığı ve güvencesizliğin ne olduğunu elitler bu konuların bayraktarlığını yapmadan çok önce bilenler devlet gücünün tehlikelerini ve yolsuzluklarını bilmelerine rağmen stratejik olarak buna ses çıkarmıyorlar. Bu kitleler Nicolas Maduro’yu ve Devrim’in devamlılığını desteklerken bir yandan da güçlerini paralel, komünal bir “devlet” kurmak için harcadılar, özyönetime sahip kömünler ağını genişletmek için emek verdiler. Yeni ortaya çıkmaya başlayan bu komünler yeni insanlar ve yeni politik ilişkiler üretmekle kalmayıp mal da üretiyorlar. Bir kömünal örgütleyici kısa zaman önce şunları söylemişti bana: ‘Bu Bolivarcı Devrim’in en zor anı, fakat dayanma gücünün olduğu yer komünler’. Dayanma gücü bizi ancak bir noktaya kadar taşıyabilir, öte yandan komünal projeyi ileri taşımayı hedefleyen bir siyasi iradenin olup olmadığı net değil: Eğer komünler başarıya ulaşırsa pek çok Chavista siyasi elitinin kaybedeceği çok şey olacak. Fakat belki de ekonomik kriz baskın gelecek: Özel ithalat sektörü hükümetin zayıf karnı ve komünal üretim devlet kontrolündeki çiftlikler ile fabrikalardan çok daha verimli. Venezuela dönüşü olmayan bir noktada: Küresel sistemde gelişme imkanına sahip olmak için çok sosyalist, fakat kapitalizmle ilişkisini koparmak için fazlasıyla kapitalizme bağlı. Bu noktadan çıkmanın tek yolu ilerlemek, ilerlemenin tek yolu ise komünden geçiyor.”
ÖzgürToplum isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ÖzgürToplum Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 10.Ağustos.2015, 19:32   #2
 
ÖzgürToplum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplum
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 18.Mart.2015
Üye No: 52098
Mesajlar: 673
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 300
190 Mesajına 301 Teşekkür Aldı
Standart

dünya çapında mücadeleleri ve devrimleri incelerken en çok dikkatimi çeken şeydi.Bolivarcı denilen aslı "ulus devletçi" ve devletçi bir yapının yaptıkları.Komünleri n kuruluşu ile ilgili yazılar okumuştum fakat "halk meclisleri" her yerde kurulabilir örnek verdiğim cemahiriye sisteminde veya sscb de halk meclisleri vardı fakat "işler" halde değildi bir örgütlenmeyi işler kılan onun "özerliği" ve "konfederal" haliyle alakalıdır.

Sonunda bu "komün sevdalılığını" da araştırdım.Bugün TKP taraftarlarının desteklediği chavez ve anlattıkları chavez kendi sosyal-faşist devletçi anlayışlarına uygun bir chavezdi.Fakat onun ötesinde chavezi de aşan kendilerine "chavista" diyen yerel aktivistleri araştırmaya başladım.Tabii bunun başlangıcının cjhavezin yükselmeye başladığı 1998 yılının öncesindeki neoliberalizme karşı isyanlardan geldiğini anlıyoruz.Bugün venezuelada bir sürü sokakta "colectivos" var yani "yerel halk milisleri" halkı uyuşturucu çetelerine-hırsızlığa karşı koruyan gruplar.Bugün muhalif kanallar bunları "devoletin kullandığı silahlı çeteler" olarak sunsa da bunun çok öncesi var.Yani chavezin öncesinde kurulmuş bu yapılar.Ve chavezi en çok destekleyen ve onu var eden yapılar aslında bu yapılar.2002 yılında darbe oldu o darbeyi püskürten bu "taban hareketleriydi".Örgütlüydüler.Bugün de PSUV ve ittifakları içerisinde yerellerde faaliyetlerine devam ediyorlar.Devlet onları destekledi,komünlerin önünü açmak için bakanlık dahi kurdu.Fakat "ulusal komünarlar birliği" kendini devletten ayırarak ayrı bir örgütlenmeye gitti.Farklı ekonomik programlarla üstteki yazı da anlattığı gibi fakir mahalleleri ve köyleri beslediler.Bugünki "ekonomik sıkıntıları" yenmenin yegane gücü oldular.


Kısacası latin amerika türkiyeye benziyor.Filmler de bile görürsünüz çok benzediğini.Hatta darbe filmlerini izleyin aha 80 darbe dönemi dersiniz.İnsanlar benzer,direniş hali benzer.Ortadoğüu buranın latin amerikası gibi bir yer.Sömürgecilerin beslendiği yer.Aynı latin amerika gibi.Ve buna uygun da direnişler devam ediyor.Latin amerikada "ulusal kurtuluşçuluk" bitti hepsi sosyal demokratlaştı??? fakat farklı organizasyonlar çıktı.Zapatistalar,topraksızlllar,piqueterolar,yer li halk hareketleri....kısacası 21 .yüzyıl devrimci mücadeleleri aslında tarihsel topluma geri dönüş olarak ortaya çıktı ve gelişti.
ÖzgürToplum isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.Ağustos.2015, 14:26   #3
 
Proleter Sosyalist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Proleter Sosyalist
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Eylül.2014
Üye No: 51205
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,487
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 2,153
605 Mesajına 1,266 Teşekkür Aldı
Standart

Chavez Venezuelası artık yol ayrımına geldi. Artık arada kalarak yani bir yandan hem kapitalizmle bağını devam ettirerek, kapitalizmi daraltmaya yadı yazıda dendiği gibi postkapitalist bir sürece doğru gidişte yapısal adımların atılmadığı, emperyalizme karşı biçimsel tavırlar alındığı ama ekonomik ve özsel anlamda çok sınırlı tavırlar ve yaptırımlar geliştirerek diğer taraftan ise kendini en yoksulların, ezilenlerin temsilcisi olarak gösterme dönemi bitti. Ya bundan sonra Chavez'ciler dayandıkları asıl taban olan kent yoksullarından aldığı güçle sürece emperyalist firmaların işçilerini de dahil ederek postkapitalist yani sosyalist bir süreç için yapısal adımlar atacak yada cesur davranamayışlarının bedelini kaybedecekleri iktidar, yüz üstü bıracakları kent yoksullarının kendilerine çevrilmiş silahlarıyla ödeyecekler. Şu tarihsel gerçeği hatırlatmakta fayda var; aydınlanmanın ilk sol hareketi sayabileceğimiz ve bugünkü sol hareketlerin temel bir çok noktada esin kaynağı olabileceğini saydığımız Jakobenlerde kent yoksullarının desteğiyle hareket ediyor, onların destekleriyle ezenlere, sömürücülere yaptırım uyguluyor tıpkı bugünkü Chavezcilerin yerel komünal örgütlenmelerden destek aldığı gibi onlarda yerel kent yoksulları örgütlenmesinden destek alıyordu. Ama tıpkı Jakobenlerde bugünkü Chavezciler gibi bir yandan ezenlere karşı yeteri kadar yaptırım uygulamıyor, yeteri kadar üstlerine gitmiyor diğer taraftan bunun bedelini ise ezenlerin ekonomiyi sabote etmesi ve süreç içinde kent yoksullarının onların aleyhine dönen tavırlarıyla ödüyorlardı. Sonuç olarak Jakobenler bir yandan akıttıkları kanla her ne kadar radikal gözüksede özsel anlamda gerekli radikalliği sağlayamamasının yani ezilenlerle birleşmesi ama bunun gereğini yapmamasını canlarıyla ödediler. Burda önemli bir ders var. Chavezciler ya bugün bu tarihsel dersi alıp ezilenlerden aldıkları desteği, gerekli adımların atılması için kullanırlar yada tarihte güzel, umut verici ama başarısız ve yetersiz hoş bir deneme olarak anılırlar.
Proleter Sosyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com