Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Devrim Tarihi > Türkiye Devrim Tarihi

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi
AFMK Savaşçıları
Cevaplar
4
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
4365
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 14.Şubat.2012, 20:57   #1
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ekim Arat
Proleter Devrimci
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Temmuz.2007
Üye No: 712
Mesajlar: 10,214
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,263
1,749 Mesajına 4,622 Teşekkür Aldı
Standart AFMK Savaşçıları

AFMK Savaşçıları Tarafından Gerçekleştirilen Bazı Militan Eylemler

  • 25 Eylül 1994 Göztepe Ülkü Ocağı AFMK tarafından bombalandı.
  • 26 Eylül 1994 Samandra Ülkü Ocağı AFMK tarafından bombalandı.
  • 01 Ocak 1995 Sefaköy Ülkü Ocağı AFMK tarafından bombalandı
  • 01 Ocak 1995 Esenyurt'ta elebaşı bir faşistin arabası bombalandı.
  • 08 Şubat 1995 Adana'nın Yenibey Mahallesinde MHP örgütlenmesinin öncülüğünü yapmaya çalışan bir faşiste ait elektrikçi dükkanı AFMK tarafından yakıldı.
  • 09 Şubat 1995 Adana'nın Dumlupınar Mahallesi'nde polisle işbirliği halindeki bir kişiye ait kahvehane AFMK tarafından yakıldı.
  • 09 Şubat 1995 Nurtepe'de "Havuzlu Hasbahçe" adlı kafe AFMK tarafından tarandıktan sonra bombalanarak kullanılmaz hale getirildi.
  • 11 Şubat 1995 İkitelli - Mehmet Akif Mahallesi'nde yeni açılan polis karakolu AFMK tarafından silahla tarandı ve molotoflandı. Karakolun önüne ayrıca "Faşizme Ölüm Halka Hürriyet-AFMK" pankartı bırakıldı.
  • 21 Şubat 1995 Gazi Mahallesi'nde "Bizim Ocak" isimli faşist yuvası AFMK tarafından bombalandı.
  • 22 Şubat 1995 Sarıyer - Ferahevler'de bulunan Milli Gençlik Vakfı ve SHP seçim irtibat bürosu AFMK tarafından molotoflandı.
  • Mayıs 1995 Adana'nın Dumlupınar Mahallesinde AFMK tarafından gözaltında kayıpları protesto amaçlı 40 kişilik silahlı sokak gösterisi düzenlendi.
  • 09 Temmuz 1995 Nurtepe'de "Havuzlu Hasbahçe Cafe" AFMK tarafından tarandıktan sonra eylem yerine konulan bomba devlet güçleri tarafından imha edildi. Eylem, Nurtepe'de MHP'li faşistlerin gerçekleştirdiği provakasyonun hesabını sormak için gerçekleştirildi.
  • 09 Temmuz 1995 Gazi'de sahibi işbirlikçilik yapan bir berber dükkanı ikinci kez bombalandı.
  • 09 Ocak 1996 Gazi Mahallesi - Heykel civarında Faruk isimli işbirlikçi faşiste ait araç AFMK tarafından molotoflandı.
  • 16 Şubat 1997 Ümraniye'de AFMK tarafından silahlı sokak gösterisi düzenlendi. Yollar molotofla kesildikten sonra AFMK pankartını asan militanlar, havaya uyarı ateşi açarak kayıpsız çekildiler.
  • 05 Ekim1997 Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde kurt heykelleri yapan faşistlere ait bir dükkan 10 kişilik bir silahlı, maskeli gösterinin ardından ses bombasıyla dağıtıldı.
  • 07 Ekim 1997 Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde faşistlerin yuvalanmakta olduğu bir sokakta AFMK tarfından uyarı amacıyla 20 kişilik silahlı sokak gösterisi düzenlendi.
  • 23 Aralık 1997 İstanbul Üniversitesi Merkez Kampus ve ******* Öğrenci Sitesi reislerden Mustafa adlı faşist Cevizlibağ'da AÖS önünde demir çubuklarla dövülerek cezalandırılmıştır. Ağır yaralanan faşist cezalandırmayı kafasındaki 42 dikişle atlatmıştır.
  • 17 Şubat 1998 Şişli'de bulunan Zafer Pastanesine, Nurettin Demir Yoldaş'ı anmak amacıyla AFMK tarafından konulan bomba devlet güçleri tarafından farkedilerek etkisiz hale getirildi. Zafer Pastanesi daha önce Nurettin Demir Yoldaş'ın da katıldığı bir eylemle bombalanmıştı.
  • 19 Şubat 1998 Malatya'nın Başharık Mahallesi'nde AFMK tarafından 60 kişilik korsan gösteri düzenlendi.
  • 22 Şubat 1998 İkitelli'de faşistlere ait asker uğurlama konvoyu AFMK tarafından dağıtılmış, çok sayıda faşist kalaslarla dövülmüştür.
  • 06 Mart 1998 Silahtar'da bulunan Nizam-ı Alem Ocağı adlı faşist yuva Gazi, Ümraniye ve 16 Mart katliamlarının hesabını sormak için molotoflandı.
  • 08 Mart 1998 Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde faşist bir kaportacının dükkanı yarım kiloluk parça tesirli bombayla AFMK tarafından dağıtıldı.
  • 10 Mart 1998 Zeynep Poyraz Yoldaş'ın mahallesi olan Derbend'de Gazi Direnişi'nin yıldönümü ile ilgili 15 kişilik bir sokak gösterisi düzenlendi. Eylemden sonra Sarıyer ile Derbend arasındaki bütün emekçi mahalleleri polis tarafından ablukaya alınarak terör estirildi.
  • 16 Mart 1998 İkitelli ******* Mahallesinde Gazi, Ümraniye ve 16 Mart katliamlarını unutturmamak ve hesap sormak için silahlı sokak gösterisi düzenlendi.
  • 24 Mart 1998 Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde üç hafta önce bombalanan kaportacı bir kiloluk parça tesirli bombayla tekrar bombalanmış ve kayıp verilmeden çekilinmiştir.
  • 21 Temmuz 1998 İkitelli'de AFMK öncülüğünde toplanan 50 kadar genç kurt amblemi takıp dolaşan bir kamyonu taşlayarak tüm camlarını kırdı. Eylem atılan sloganlarla sonlandırıldı.
  • 22 Ekim 1998 Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde bulunan faşistlere ait bir kumarhane AFMK tarafından bombalandı.
  • Ekim 1998 Sarıyer - Ömürtepe'de mahalle esnafını rahatsız eden faşistlerin bulunduğu bir kahvehane AFMK tarafından yürütülen kitle çalışması ile toplanan çok sayıda antifaşist tarafından basılarak içerideki faşistler cezalandırıldı. Faşistlerden biri ağır yaralandı.
  • 22 Kasım 1998 Esenler Aşağı Karabayır Mahallesi'nde faşistlere ait kuşcu dükkanı kepenkleri açılarak dağıtıldı.
  • 23 Kasım 1998 Esenler Yukarı Karabayır'da asker uğurlama töreni adı altında faşist propaganda yapan konvoy durdurulup AFMK savaşçıları tarafından dağıtıldı.
  • 17 Aralık 1998 Esenler'de bulunan Alem Mobilya işbirlikçilik yaptığı için AFMK tarafından bombalandı.
  • 18 Mart 1998 Antakya'da faşistlere ait Kavvasoğlu kasabı benzin dökülerek yakıldı.
  • 21 Mart 1999 Alibeyköy - Güzeltepe'de AFMK pazar tahtalarını ateşe vererek newroz gösterisi düzenledi.
  • 11 Nisan 1999 Sorguladığı faşistlerden, faşistlerin seçim konvoyu oluşturarak mahalleye geleceği bilgisini bir hafta önceden alan AFMK savaşçıları Dağevleri ve Kocataş'ta yaygın bir kitle çalışması yaptılar. Sabah 10:00 sıralarında 100 kişilik bir kitle faşistleri beklemeye başladı, bu sırada AFMK'lılar da yol ortasında emekçilerin yardımıyla molotof hazırlığı yaptılar. İki siyaset sembolik olarak geldiler. Saat 12:00'de kontrol amacıyla iki otoyla mahalleye giren faşistler cezalandırılarak arabaları tamamen kullanılmaz hale getirildi. Araçlar dağıtıldıktan sonra sloganlarla mahalleyi turlayan kitle saat 15:00'e kadar faşistleri beklemeye devam etti. Kitlenin çekilmesinin ardından AFMK savaşçıları gruplar halinde gece yarısına kadar mahallede nöbet tutarak devriye gezdiler. Ayrıca eylemden iki gün önce faşist konvoyların geçme ihtimaline karşı başlatılan devriye gezme uygulaması 18 Nisan'a kadar sürdürüldü. Devriyeler sırasında DYP, ANAP, BBP'ye ait birer otobüs taşlanarak tahrip edildi ve mahalleye propaganda için gelen altı faşist dövülerek cezalandırıldı.
  • 17 Nisan 1999 Okmeydanı'nda CHP'nin seçim mitingine giderek kitlelere "Oy Verme Hesap Sor" çağrısı yapan AFMK'lılar miting sonrası yolağzında EHB'nin de katılımıyla daha önce yolağzından geçeceği öğrenilen faşist konvoya saldırı düzenledi. Sonrasında Fındık Sokak'a çekilindi ve orada da faşistlere ait birkaç oto dağıtıldı. Polisin kitlenin üzerine açtığı ateşe taşlarla yanıt verilerek kayıpsız bir şekilde eylem sonlandırıldı.
  • 13 Mayıs 1999 Esenler Kemer Mahallesi'nde Uğur Yoldaşı anmak amacıyla camında MHP sembolleri asılı olan bir oto AFMK tarafından bombalandı.
  • 22 Mayıs 1999 Esenler'de faşistlerin oluşturduğu konvoy AFMK öncülüğünde kalabalık bir grup antifaşist tarafından dağıtıldı.
  • 25 Mayıs 1999 Okmeydanı'nda asker uğurlama töreni yapan faşistlere ait konvoy AFMK tarafından taş ve sopalarla dağıtıldı.
  • 26 Mayıs 1999 Maçka Anadolu Teknik Lisesinde faşistlerin toplanma çabasına girdiğini duyan AFMK'lılar toplu halde dolaşan gençleri çevirerek ayaküstü sorguladı ve ajitasyon çektiler.
  • Haziran 2000 Sarıyer - Derbend girişinde "Hücre Ölümdür Girmeyeceğiz - AFMK" pankartı asıldı.
  • 14 Haziran 2000 AFMK, DHKC, TMLGB ve Direniş Hareketi taraftarları Sarıyer Cevat Koçak Ticaret Meslek Lisesi çevresinde bulunan Tolga Pastanesi'ni basarak 6 faşisti cezalandırdılar. Elebaşı konumundaki iki faşistin ağır yaralandığı eylem sırasında eylemcilere saldırmaya çalışan pastaneci de dövülerek engellendi.
  • 16 Haziran 2000 Çağlayan Lisesinde faşistlerin saldıracağı istihbaratını alan AFMK'lılar okul önüne gelerek daha önce de faşist saldırılara katılmış olan 7 faşisti döverek cezalandırdılar.
  • 13 Temmuz 2000 İstanbul Anadolu Yakası E5 otoyolu üzerinde Göztepe - Tamirhaneler üst geçidine 5'e 2 metre büyüklüğünde üzerinde "AFMK'larda Örgütlen Silahlan Savaş" sloganı ve el bombası figürü bulunan Antifaşist Mücadele Komiteleri imzalı pankart asıldı.
  • 17 Aralık 2000 Gazi Mahallesi'nde faşistlere ait bir kahvehane AFMK tarafından bombalanarak tahrip edildi.
  • 19 Aralık 2000 Gazi Mahallesinde AFMK ve MLKP tarafından cezaevlerindeki faşist katliamı protesto amacıyla ortak korsan gösteri düzenlendi.
TİKB-AFMK




ANTİ-FAŞİST MÜCADELE KOMİTELERİ Aylık haber yorum bülteni Ekim 1996 Sayı:3
Kitlesel devrimci şiddeti yaygınlaştırmalıyız!
Antifaşist mücadelede geniş kitleleri kazanmak, onları saflarımızda savşatırmak ne derece önemlidir? Ya da soruyu şöyle soralım: Güçlü bir emekçi halk hareketi yaratılmadan faşizm geriletilebilir mi?
İkinci sorunun cevabı “hayır”dır. Böylece birinci sorunun cevabı da ortaya çıkmış olur: Faşizme karşı mücadelede kitleselliği yakalamak, güçlü bir kitlesel tabana dayanmak son derece önemlidir ve bu, zafere yakınlaşabilmek için vazgeçilmez bir koşuldur!
Gazi Direnişi’nin sarsıcılığı ve devleti nasıl köşeye sıkıştırdığı hatırlansın.
Ya da ‘96 1 Mayıs’ının O “korkutucu” havasını düşünelim. Elbette oralarda, en başta militanlık, düşmanla çatışmada gösterilen kararlı ve net bir tutum ve durdurulamayan devrimci bir öfke vardı.
Fakat yine oralarda bir şey daha vardı ki, burjuvaları asıl korkutan, düzenlerinin o kadar da sağlam olmadığını onlara bir kez daha gösterdi. Bir, militan antifaşist savaşçılığının giderek kitlesel bir boyut kazanmasından başka bir şey değildi.
Bu ise, kitlelerin devrimcileşmeye başlaması ve bunun daha da yaygınlaşmasının işaretlerinden biriydi. Diğer bir ifadeyle, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta yaşanan, devrimci şiddetin kitleler tarafından uygulanmasıydı. İşte faşizmi titreten faktör tastamam buydu. Artan faşist saldırılar karşısında kitlesel karşı koyuşlar ve bunların süreklilik kazanması faşizme karşı mücadelede atılmış büyük bir adım olacaktır.
Bu yüzden kitle militanlığını geliştirmek, antifaşist kitle savaşçılığını yaygınlaştırmak bugün için acil bir görev sayılmalıdır.
AFMK’larımıza bu noktadan baktığımız zaman, belli yönlerden yeterince olgunlaşmamış olduğunu görürüz. Göze çarpan en belirgin zayıflık, militan-savaşçı eylem pratiğinin kitlelere doğru genişletilememesidir. AFMK’larımız, dar askeri eylemler örgütlemede ve pratiğe geçirmede giderek yetikinleşmekte fakat, devrimci kitle şiddetini uygulamada bir o kadar da zayıf kalmaktadırlar.
Komünist ve devrimci tutsakların bedel ödeyerek kazandıkları onurlu Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu Direnişleri sürecini bu açıdan ele aldığmızda, vurgu yaptığmız zayıflığın o kesitte de yaşandığını görmek mümkün.
O dönem AFMK’larımızın nasıl bir duruşu vardı?
Esas olarak öncü şiddete dayanan, sınırlı bir eylem pratiğine sahip bir yeralış söz konusuydu. AFMK’lar, bir yandan cezaevlerine yönelen faşist saldırılar ve verilen kayıplar karşısında duyduğu öfkeyi hücrelerinde hisseden ve güçlü bir eylem yapma isteğinde olan, diğer yandan süreci dar güçlerle göğüslemeye çalışan, dolayısıyla dar askeri eylemleri yaygın bir şeklide gerçekleştiren bir görünüm çiziyorlardı.
Devrimci şiddeti arttırmak yanlış mıydı? HAYIR! Kocaman bir hayır! Fakat orada bir eksiklik vardı. Kitleleri kavga alanlarına çekebilme eksikliği!
Sınıf kavgasının keskinleştiği, faşist diktatörlüğün üzerimize üzerimize geldiği bir kesitte öncü devrimci şiddetin dozajını elbette artırmak gerekir. Fakat bunu, kitleleri örgütleme ve antifaşist mücadeleye sefreber etme görevini ihmal etmeden, bu ikisini içiçe geçirerek yapmak zorunludur. Aksi halde başarı şansımız azalır. Çünkü savaştıracak ordusu olmayan kurmaylara dönüşmek kaçınılmaz olur.
Cezaevleri sürecini değerlendirirken, “AFMKlarımız kitleleri hareketlendirmede zayıf kaldı”, dedik. Peki neden böyle oldu?
Bunun birçok nedeni var. Fakat burada esas neden, kitlelere duyulan güvensizliktir. Bu güvensizlik kitle çalışması sırasında karşılaşılan zorlukların altında ezilmekten kaynaklanıyor. AFMK’lılar bu zorlukları aşmak yerine, çoğu kez dar güçlerle hareket etmeyi tercih ediyorlar.
İşin başında, “haydi” deyince hemen harekete geçecek bir kitle hayal ediliyor. Bu olmayınca da güvensizlik başgösteririyor. ‘96 1 Mayıs’ındaki görkemli kitle savaşçılığı bir anda unutuluveriyor. Kuşkusuz, cezaevlerinde 69 gün süren ölümüne dineşi süreci, talepleri ve siyasal meydan okuyuşuyla yüzbinlerin toplandığı 1 Mayıs’tan farklıdır. Ne var ki toprak aynı toprak, emekçi kitleler aynı kitlelerdir. Yapmak zorunda olduğumuz yalnızca biraz daha zorlu geçecek bir savaşı aralıksız ve sistemli bir tarzda yürütme gereğidir.
Devrim kitlelerin eseridir” bilinciyle hareket etmeliyiz. devrimci kitle çizgisin yakalamak, faşizme karşı topyekün bir karşı koyuşu örgütlemenin anahtarıdır.
Kuşkusuz, gneiş emekçi yığnıları kazanmak için yürüttüğümüz kitle çalışması sırasında birçok zorulukla karşılaşıyoruz, karşılaşacağız da. Sınıf dengeleri ve kitle hareketinin gelişimine bağlı olarak, işimiz daha da zorlaşabilecek ya da görece kolaylaştığı dönemler yaşayacağız. Fakat devrimci kitle çalışması, devrime kadar sürdürmemiz gereken bir faaliyettir. Önemli olan, emekçi kitle hareketindeki düşme ve yükselme anlarını iyi hesaplamak ve yürüteceğimiz kitle çalışmasında ısrarcı ve kararlı devranmaktır.
Edindiğimiz olumlu-olumsuz deneyimlerle, daha sistemli, planlı, süreklileşmiş ve sonuç alıcı bir çalışmayla işe koyulalım.
Tuttuğunu koparan bir antifşasit enerji ve azimle yüklenirsek kazanırız!

DEVRİMCİ ADALET
Burjuva Adalet
Hukuk, yaşamı düzenleyen kurallar bütünüdür”, denir. Oysa bugün devletin uyguladığı hukuk burjuva hukukudur. Hem de faşist olanından! Sonuçta burjuvaların çıkarlarını korumaya hizmet eder. Emkçilere ve işçi sınıfına karşı en sert şekilde cezalandırıcı olan hukuk, burjuvalara karşı alabildiğince esnektir. Her türlü insanlık dışı uygulamaları yapan burjuvalar, silah, uyuşturucu, kadın ticareti ile sistemli saldırı ve kâr edinme çarklarıyla palazlanıyorlar. Miliyonlarca insanı mafya mekanizmasıyla bezdirenler hiçbir cezai yaptırımla karşılaşmıyor. Çünkü düzen onların düzeni: ÇALMA, ÇIRPMA, HALKI SOYUP SOĞANA ÇEVİRME DÜZENİ!Bugün emekçiler en küçük bir hakkı elde etmek için canını ortaya koyuyor. Kendi ürettiği artıdeğerden çok az bir pay alan işçi sınıfı, kendi talepleri için kuşkusuz alanlara çıkacaktır. Hak alma mücadelesi veren işçisi, memuru, köylüsü, öğrencisi bugün faşist hukkuk sistemi sayesinde terörsit ilan edilmektedir. En basit görünen haklara bile saldıran faşist diktatörlük, ülkeyi açık bir cezaevine dönüştürmekte; bunu faşist yasaları ve kurumlarıyla yapmaktadır.
Hukukun yaşamı düzenleyen kurallar bütünü olduğu doğrudur. Ancak burada sorulması gereken soru, onun hangi sınıfa hizmet ettiğidir. Bunu belirleyen ise iktidarın hangi sınıfın elinde olduğudur.
Öte yandan burjuvazi, kendi yasalarına dahi çoğu kez uymaz. Örneğin, yüzlerce yağma, talan, cinayet işlerine karışmış mafya çeteleri ya hiç cezalandırılmazlar, ya da çok az bir cezayla paçayı kurtaırlar. Son dönemlerde mafyaya yönelik yapılan operasyonlar göstermeliktir ve bunlar esasında bujuvaların kendi içlerindeki çıkar kavgalarının birer yansımasıdır. Ki mafyanın kendisi bizzat burjuva devletin rahminde doğar, gelişir ve ondan beslenir.
Burjuva hukuku, emekçi halk hareketini yok etme hedefine uygun düzenlenir. Dolyaısıyla devlet kurumlarının hepsi buna göre konumlanır ve çalışır. Başta faşist ordu ve polis teşkilatı olmak üzere, onun mahkemeleri, adalet kurumları emekçilere yöneltilen saldırıların yürütücüleridir. Bugün savcılıkların polisle birlikte davranmaları ve içiçe olmaları somut bir gerçek, bağımsız yargı söylemleri ise hikayeden ibarettir.
Peki piyasada cirit atan bu halk düşmanlarının cezasını kim verecek!

Bu noktada devreye DEVRİMCİ ADALET girer. Burjuva devletin -doğal olark- yapmadığı şeyi sınıfın öncüleri yapar, Örneğin, TİKB-Osman Yaşar Yoldaşcan Müfrezesi’nin savcı Ethem Ekin’i cezalandırma eylemini düşünelim. Bu halk düşmanı, birçok devrimcinin kanına girmiş, işkencede katledilmelerine göz yummuştur. Son olarak, komünist Remzi BASALAK’ın işkencede dosyası kabaran bu faşistin yaşamına TİKB tarafından nokta konmuş ve ölümle cezalandırılmıştır.

İşte bu, devrimci adaletin yerine getirilmesidir.
Devrimci şiddetin gerekli olduğu yerde ve zamanda uygulanması önemlidir. Bu hem bugünden yarına devrimci kuralları yerleştirmek, hem sınıfa ve emekçilere moral üstünlük sağlamak, hem de devleti derinden titretmek açısından gereklidir.
Devrimci şiddeti yaygınlaştırmadan ve kendi adaletimiz uygulmaya sokmadan devrim yapabilme düşüncesi ham hayalden başka bir şey değildir!
Emekçi halk düşmanlarının cezalandırılabilmesi için her şeyden önce o kişinin bulunması, tespit edilmesi gerektiği açıktır! Bu ise düşmanın harekitinn izlenmesi, onun yakın takibe alınmasıyla mümkün olur. Herhangi bir halk düşmanı hakkında elde edilen yarım-yamalak bilgiler, eyleme geçmek için yeterli olmaz. Devrimci adaletin uygulamaya sokulabilmesi için gerekli olan şey, GÜÇLÜ ve EKSİKSİZ BİR İSTİHBARAT ÇALIŞMASI’dır.
İşte tam da burada AFMK’larımıza düşen görev, her türlü istihbarat çalışmasını sürekli ve sistemli bir şekilde yürütmek ve bu konuda ustalaşmaktır.
Bütün AFMK’lar kendi bölgesindeki halk düşmalarını açığa çıkarmalı, onlar hakkında ayrıntılı ve eksiksiz bilgi sahibi olmalı ve bu bilgileri komünistlere ulaştırmalıdırlar.
Hiçbir halk düşmanını cezasız bırakmayacağız!
Pislik Yuvalarını Dağıtalım! AFMK’lar görev başına...
Burjuvazinin krizi derinleştikçe kokuşmuşluğu da çürümüşlüğü de aynı hızla derinleşiyor. O, sınıfsal karakterinden kaynaklanan her türlü yozlaşma ve ahlaki çürümüşlüğü toplumun tüm kesimlerine yaymaya çalışıyor. Çabası, sömürü sistemini devam ettirebilmek için emekçi sınıfları her türlü kirli araç ve yöntemle düşkünleştirmeye dönüktür. Burjuvazi,bu tarihsel olarak ömrünü bitirmiş sınıf, tüm toplumu bir irin yığını haline getirerek sınıf olma bilincinden uzaklaştırmaya çalışıyor ve bu yolla yeni sermaye birikimi bile oluşturuyor. Örgütsüzleştirilmiş işçi ve emekçilerin yeniden ayağa kalkmaları, damarlarına alkol ve zehir akıtılarak önlenmeye çalışılıyor. Bütün kapitalist ülkelerde birahanelerin ve uyuşturucu kullanımının yaygınlığı önemli bir göstergedir. bizim gibi yarı sömürge ülkelerde pervasız baskı ve şiddet emekçi halka ve onun öncülerine yöneltilirken, terör emekçi halkı teslim almaya, burjuva ideolojisinin her türlü pespaye biçimi hakim kılınmaya çalışırken ahlaki çürüme de bizzat onlar tarafından kontrolde zorlandığı emekçi sınıfların ve gençliğin üzerine çökertiliyor.
Burjuvazi kendi yarattığı ve hakim kılmaya çalıştığı toplumsal kirlenmeyi sanki bunun sorumlusu tam da bu ücretli kölelik sisteminin kendisi değilmiş, böylesi bir burjuvazinin ta kendisi değilmiş gibi davranıyor. Uyuşturucu bağımlılığını sosyo-kültürel yapıda kişilik bozukluklarında, heyecan arayışında, biyokimyasal yapıda arayarak ve bunu böyle göstererek toplumu yanıltıyorlar. Gençlerin kanına tonlarca uyuşturucu akıtılırken, sorumlusunu kendi dışında gösteriyor.
Gün geçmiyor ki uyuşturucudan onlarca gencin öldüğünü ya da sakat kaldığını öğrenmeyelim. Ülkemizde gençlik özellikle bu batağın içine çekilmek isteniyor. Küçükburjuva tabakalarda yozlaşma hızla artıyor. Adresini daha kolay buluyor. Burjuvazi emekçi kesimlerde sistemli ve bilinçli bir tarzda bunu yaygınlaştırmaya çalışıyor. İşsiz, yarı-işsiz devrimci mücadeleye açık ve dinamik, şu son dönemde devrimci ve komünistlerin bayrağı altında adımlarını büyüten potansiyeli hedefliyorlar.
Her türlü baskı ve terörle, ideolojik kuşatmayla teslim alamadıkları umudunuz gençliğimize, emekçi gençliğin pıtır pıtır atan yüreğine zehir zerk etmek istiyorlar. O yüreği alkolle köreltmeye çalışıyorlar. Çünkü o gençlik barikatların, gösterilerin, direnişlerin, sokak savaşlarının gençiliğidir büyüyor ve faşizm ve sermaye düzenini tehdit ediyor.
Piyon olarak kullanılan uyuşturucu çeteleri boy veriyor. Bölgelerimizde gözlerimizin önünde gençliğimize uyuşturucu satıyorlar, özellikle de polisle anlaşmalı olarak. Ülkücü faşist çeteler bu “pazar”ın paylaşımında başı çekiyorlar. Bunu da iyi biliyoruz. Onları da iyi tanıyoruz. Peki o zaman bütün bunlara seyirci kalabilir miyiz?
Bölgelerimizde bu pislik yuvalarını barındırmayacağımız. Onları izleyecek açığa çıkaracağız. Uyuşturucu bağımlılığının hangi hedefle, kimin tarafından yayılmaya çalışıldığını temel alacağız. Bu faaliyeti içeriği zengin, araçlarla, her türlü afiş ve bildiriyle, duvar yazıları ve duvar gazeteleriyle, anaların, yaşlıların ve halkın bulunduğu toplantılarla pekişmiş bir tarzda yürüteceğiz. Bunların yüzünü açığa çıkarıp mahkum edeceğiz. Yeri ve zamanı geldiğinde devrimci adaletimizi enselerinde hissettireceğiz.
Bunu neden ve niçin yaptığımızı iyi anlatacağız. Burjuvazinin yalanlarını ve oyunlarını bozacağız. Emeklilere, gençlere bin kez bıkmadan usanmadan anlatarak onların başka oyunlarını bozduğumuz gibi bozacağız. Bu pisliğe bulaşan emekçi gençleri kazanacağız. Pisliği yayanları dağıtacağız. Kapitalist düzeni ve faşist devleti yıkmadan bütün pisliklerden ancak geçici olarak kurtulabileceğimizi bu ölüm tacirlerinin zehirinden toplumu ancak devrim ve sosyalizmle kurtarabileceğimizi kavratacağız. AFMK çalışmasına bağlı, çalışmalarımızla gençliği bir kez daha kazanacağız. Kavgamızı daha kitlesel kılacağız.
AFMK’lar Görev Başına!
Pislik Yuvalarını Dağıtalım!
AFMK’ların Adaleti Ensenizdedir!

______________________________________________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.Şubat.2012, 21:01   #2
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ekim Arat
Proleter Devrimci
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Temmuz.2007
Üye No: 712
Mesajlar: 10,214
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,263
1,749 Mesajına 4,622 Teşekkür Aldı
Standart

SAVAŞ ALETLERİNİ TANIYALIM:
Çek Vzor 7.65 cal.
Eğer bir silahı sökmek istiyorsak, yapılması gereken ilk iş, elimize aldığımız silahın namlusunu yere doğrultmaktır. Böylece istenmeyen bir durumun önüne geçmiş oluruz. Yapılacak işlemler sırasıyla:
1) Şarjör, şarjör düğmesine basılarak çıkarılır,
2) Horoz geriye doğru çekilir,
3) Mekanizma geriye doğru çekilir ve namluya sürülmüğ mermi varsa çıkarılır,
Bütün bunlar yapılırken, parmağın tetikte olmamasına mutlaka dikkat edilmelidir!
4) İşaret parmağıyla (düğmeye) basılır ve diğer elle mekanizma geriye doğru çekilerek hafifçe yukarıya doğru hareket ettirilir. Böylece kızak, yuvasından çıkmış olur (Bu işlem sırasında -düğme- basılı durumda olmalıdır). Kızak öne doğru kaydırılır ve gövdeden ayrılır.
5) Sabit namluya takılı olan (yay) çıkarılır. Böylece sökme işlemi tamamlanmış olur. Bu işlem, silahın temzilenip yağlanması için yeterlidir. Onu daha küçük parçalar (özellikle iğne ve tetik kısımlarıyla uğraşılmamalıdır) ayırma girişiminde bulunmak yanlış olur. Silah parçalara ayrılırken, sırasıyla hangi parçaların çikarıldığına dikkat edilmelidir. Çünkü silahı takma (parçaları biraraya getirme) işlemi, sökme işleminin tersidir. Yani sökülen ilk parça, en son takılan parçadır. Silahın ayrıntılarını öğrenebilmek için orta sayfadaki şekilleri dikkatli bir gözle incelemek yeterli olacaktır. iğne ve tetiği sökmek mümkün ama silaha zarar verebileceğinden gereksiz bir işlemdir.

İSTİHBARAT ÜZERİNE BİR SORU:
İstihbarat çalışması yürütmek her antifaşistin görevidir. Bu yüzden sürekli bir biçimde üzerinde duracağımız temel konulardan biridir. Bültenimizde sık sık işleyeceğiz. “İstihbarat nedir? Nasıl yürütülür? Bunu yaparken nelere dikkat etmek gerekir?” gibi soruların yanıtlarını vereceğiz. Tüm AFMK’lıların istihbarat çalışması yürütmede ustalaşması zorunludur. Çünkü, düşmanın hareket alanını sınırlamazsan, o seninkini sınırlar! Cevabını başka bir zamana bırakmak üzere bu konuyla ilgili sorumuza geçelim:
Bir cezalandırma eylemine dönük istihbarat toplamak üzere görevlendirildiniz. Hedefin adını ve
soyadını bilmiyorsunuz. Ayrıntılı bir tip tarifi var. Ayrıca mesleği ve hangi bölgede oturduğu biliniyor (semti). Bu halk düsmanının en kısa zamanda bulunabilmesi için nasıl bir yol ve yöntem izlersiniz?

EYLEM BİLANÇOSU17 Temmuz
Bursa-Sırameşeler’e, “Cezaevlerinde Katliamlara İzin Vermeyeceğiz! TİKB” imzalı bomba süsü verilmiş pankart asıldı. Aynı gün Panayır Üst Geçit’ine ve Soğanlı semtinde deri fabrikalarının bulunduğu bölgeye, “Tutsalara Kalkan Elleri Kıracağız! TİKB” imzalı bomba süsü verilmiş pankart asıldı.
26 Temmuz
İzmit-Gebze Ülkü Ocağı AFMK tarafından imha edildi.
İngiltere-Londra’da Remzi Basalak Müfrezesi, Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu’unu desteklemek amacıyla Londra Ülkü Ocağı’ını bombaladı.
TİKB Osman Yaşar Yoldaşcan Müfrezesi, İstanbul-Beşiktaş Devlet Güvenlik Mahkemesi’ni bombaladı.
27 Temmuz
Bursa Demirtaş Hal Kavşağı Köprüsü üzerine, “Tahsin Yoldaş Ölümsüzdür! TİKB” imzalı bomba süsü verilmiş pankart asıldı.
Cezaevlerindeki SAG ve ÖO’na destek vermek için Bursa Demirtaş Köprüsü’ne “Tahsin Yılmaz Yoldaş Ölümsüzdür! TİKB” pankartı asıldı.
Antakya Armutlu Mahallesi’nde “Faşizme Ölüm, Tutsaklara Özgürlük!”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!”, “Yaşasın Cezaevleri Direnişimiz!”, “Kahrolsun Faşist Diktatörlük!”, “Yaşasın TİKB!TİKB imzalı yazılamalar yapıldı.
28 Temmuz
İstanbul-İkitelli’nin grişinde bulunan Ülkü Ocağı’nın önünde TİKB militanları silahlı korsan gösteri yaptılar. “Ölebiliriz, Ama BİZ KAZANACAĞIZ! TİKB” pankartının açıldığı eylemde, Ülkü Ocağı molotoflanarak silahlarla tarandı. Eylem yerine gleen polis, kurşunların kendilerine yönelmesi üzerine uzaktan seyretmekle yetindi. “Tutsaklara Özgürlük, Kahrolsun Faşist Diktatörlük!”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür! “, “Yaşasın TİKB!” sloganlarının atıldığı eylem kayıpsız bir şekilde bitirildi.
29 Temmuz
İzmir-Karşıyaka Anadolu Caddesi üzerindeki Öztürk Geçiti’ne bomba süsü verilmiş bir pankart asıldı. Yollar molotoflarla kesildi. Süresiz Açlık Grevi’nde şehit düşen TİKB’li komünistler Tahsin Yılmaz, Osman Akgün ve Hicabi Küçük’ün ölümleri protesto edildi. Yolun tarfiğe tamamen kapandığı eylem kayıp vermeden bitirildi. Eylemi TİKB ve AFMK güçleri birlikte örgütlediler.
Adana Mücahitler Caddesi 2. Durağa, “Tahsin, Osman Hicabi Yoldaşları Kavgamızda Yaşatacağız! TİKB” imzalı pankart asıldı.
1 Ağustos
TİKB-GK militanları, İstanbul-Altınşehir’de polisle işbirliği yaptığı bölge halkı tarafından bilinen, aynı zamanda MHP örgütlemesi yapan, çalıştığı yerde MHP’ye kadro yetiştiren halk düşmanı Ali Haydar Tan’ın Taichi Spor Okulu molotoflanarak yakıldı. TİKB-GK adına açıklama yapan bir militan, “İşbirlikçiler cezasız kalmayacaktır. Faşist örgütlenme yapan halk düşmanlarını bölgemizden söküp atıncaya kadar eylemlerimiz sürecektir. Süresiz açlık grevi ve ölüm orucu şehitlerini selamlıyoruz. Ölümü kafalarında yenenler yolumuzu aydınlatıyor” dedi. Eylem yerine TİKB bayrağı bırakıldı.
4 Ağustos
İstanbul-Ümraniye Kazım Karabekir Malallesi’nde propaganda amacıyla TİKB ve AFMK yazılamaları yapıldı. Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu’nda şehit düşenler için “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür! TİKB” yazılamaları yapıldı.
Ankara’nın Ege Mahallesi semtinde TİKB-GK korsan gösteri yaptı. Gösteride, SAG’nde şehit düşen TİKB savaşçıları Tahsin Yılmaz, Osman Akgün ve Ulaş Hicabi Küçük anısına yapılan gösteride, “Tahsin Yılmaz, Osman Akgün, Hicabi Küçük Yoldaşlar Ölümsüzdür! TİKB-GK” pankartı açıldı.
















AFMK’lılar anlatıyor... AFMK’lılar anlatıyor...
Bir eylem ve birkaç ders...
Uzun bir süre önce ülkü ocağını bombalamayı hedef olarak koyduk. Gerekli istihbaratı topladık fakat, eylemi gerçekleştirmek için en önemli araçlar olan bomba ve silahı ele geçiremiyorduk. Bomba yapımı için gerekli bilgiyi komünistlerden öğrendik. Bombayı hazırlamak için, su tesisatlarında bulunan ve borularda ara bağlantıları oluşturan parçalardan aldık. Yeteri kadar barut ve miktar da potasyum nitrat ele geçirdik. El yapımı fünyeyi ve bir masa saatini kullanarak zaman ayarlı bir bomba hazırladık.
Silahımızın olmayışı nedeniyle eylemi bir süre erteledik. Bir süre sonra gerekli silahı temin ettik. Silah hakkında pek bilgimiz yoktu fakat, çok meraklı olduğumuzdan dolyaı söküp taktık. Bu esnada görünürde hiçbir aksilik yoktu.
Eylem gününden birgün öncesinde bir şey farkettik. Silah aşağıya eğildiğinde silahın iğnesi ileri, geriye doğru eğildiğinde ise geri geliyordu. Yani iğnenin hareketinde bir gariplik vardı. Horozlu av tüfeklerini ve işleyişini bildiğimden bir bozukluk olduğunu anladım. Eyleme gidecektik ve silahımız büyük ihtimalle bozuktu. Fakat eylemi iptal edersek moralimiz bozulacak ve bölge açısından kötü olacaktı.
Her şeye rağmen eylemi yapma kararı aldık ve malzemeleri alarak eylem yerine gittik. Sabahın erken saatleriydi. Yaya olarak çekileceğimiz için saati 20 dakikaya ayarladık.
Eylem yerine yaklaşırken, bir ara silahı çıkarıp kontol ettik. Bu sırada biraz uzağımızda mahalle bekçisini farkettik. Görmüş olma ihtimali yüksekti. Çünkü yön değişterek ve arkasına baka baka uzaklaştı. Fakat biz eylemi yapmakta kararlıydık.
Eylem yerine vardığmızda son bir çevre kontolü yaptık. Bölge sakindi. Koşullar uygundu. Bir köşede saati kurduk ve güvenlik için ayırdığımız kabloyu bağladık. Sonrasında da hedefe koyduk ve planladığımız şekilde hızlı bir tarzda çekildik.
Daha sonra bombanın patlamadığını öğrendik. Moralimiz sıfıra indi. Hem bölge, hem de bizim açımızdan oldukça iyi bir eylem olacaktı. Belki bugün patlamadı. Ama buradan çıkardığımız derslerle yolumuza devam edeceğiz. Faşist odaklar elimizden kurtulamaycak!
ÇIKARDIĞIMIZ DERSLER:
1-Yaptığmız bombada kullandığımız malzeme ve yapılışında teorik bir eksiklik yoktu. Emin olmak için, eylem öncesi daha küçük boyutta bir örnek yapıp, boş bir arazide denememiz gerekiyordu. Bunu yapsaydık, hem tahrip gücünü hem de eksikliklerimizi görebilirdik.
2- Bozuk olma ihtimali olan bir silahla, deneme atışı yapmadan eyleme çıkmak hataydı. Silahın çalıştığından emin olmak zorundayız. Ayrıca bilmediğimiz bir silahı kurcalamak yanlıştı. Biz de bozumş olabiliriz.
3-Silahı, özellikle de eylem yerine yakın bir yerde, sokak ortasında çıkarıp kontrol etmek yanlıştı. Bunu, kimsenin göremeyeceği noktalarda yapmak gerekir.
4- Bombanın patlama süresini mümkün olduğunca kısa tutmalıyız. 20 dakika uzun bir süreydi.
Faşist odakları dağıttık, dağıtacağız!
Yaşasın AFMK’lar!
Kitle çalışmasını süreklileştirmeliyiz!
Pazar eylemi deneyimi:Böyle bir eylem bölgemizde ilk defa yapılacaktı. Önce eylemi kafamızda biraz büyüttük. Nedeni güçlerimizin böylesi bir eyleme ilk defa katılacak olmalarıydı. Bu eylem, hem güçlerimizin önünü açacak, hem de inisiyatifimizi geliştirecekti.
Konu zamlardı. Pankartlarımızı, işçi gazetemizi, kurultay bildirilerini hazırladık ve pazar yerine gittik. Çalışmamızın olduğu emekçi bir semtti. Planlama ve işbölümünü, katılanların hepsine görev verme temelinde yaptık. Herkes eyleme farklı yerlerden girecekti. Eylemi ajitatörümüz başlattı. Pankartçılar da görkemli pankartlarımızı açıp, yürümeye başladılar. Bu esnada ajitatörümüzün, gür sesi duyuldu. Pazardaki kitlenin tüm dikkati bir anda bize yöneldi. Yürüyüş sırasında bildiri ve gazete dağıtımı başladı. Elimizdekiler çabucak tükendi. Son aşamada ise kısa ve net bir konuşma yapıp eylemi sona erdirdik. Kitleden yoğun bir alkışlı destek aldık.
Şunu belirtmek istiyorum: Özellikle kitlelerin gündemindeki güncel sorunları ele alıp, kitlesel antifaşist gösteriler düzenlemeliyiz. Güncel sorunları eyleme dökerken, en geniş kesimin katılmını sağlamalıyız. Kitleleri politikleştirmek, mücedeleye seferber etmek ancak böyle mümkün olur. Sonuçta ise hem kitleler kendi taleplerini sahiplenir, hem de AFMK’larımız inisiyatifini geliştirmiş olur.
AFMK’ların eylem yoluyla gelişip serpileceği gerçeği, geniş kitlelerin devrimcileşmesi açısından da geçerlidir. Dolayısıyla bugün AFMK’larımız, kitle çalışmasını yoğnulaştırmalı ve bunu sürkekli hale getirmelidir. Kitle çalışması yürütürken ve bu çalışma eyleme dökülürken, araç zenginliği ve yaratıcılık çok önemlidir. En geniş kesimi kucaklamak ve sarmalamak ancak bu şekilde mümkün hale gelir.
Kitlelerle buluşma noktalarımız her geçen gün artıyor; AFMK’lar bunu değerlendirmelidir!
______________________________________________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14.Şubat.2012, 22:30   #3
 
Feda Destanı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Feda Destanı
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Mayıs.2011
Üye No: 36358
Mesajlar: 531
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
9 Mesajına 9 Teşekkür Aldı
Standart

Türkiye devrimci hareketinin antifaşist damarı her zaman güçlüdür .

Eylemsellikler çok yerinde ve güzel , kahrolsun faşizm , yaşasın antifaşist mücadelemiz .
______________________________________________________
Feda Destanı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15.Şubat.2012, 15:37   #4
 
Ekim Arat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ekim Arat
Proleter Devrimci
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 25.Temmuz.2007
Üye No: 712
Mesajlar: 10,214
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 1,263
1,749 Mesajına 4,622 Teşekkür Aldı
Standart

Devlet de boş durmadı ,o kuşağı o devrimciler kuşağını sokak infazları ,işkenceler ,ve en son tecritde çürütmek için akla gelen en barbar yönetmleri uyguladı .80lerin ortasından sonra ortaya çıkan yeni bir devrimci kuşakdı bu aslında .
Motivasyonları ayaklarını bastıkları zemin iyi araştırılmalı ,ayağa kalkış diriliş söz konusu idi .Bu gün bir çok örgüt artık yok bu anlamda ,biz bu geleneklerin tümünden öğrenmeli tümüne sahip çıkmalıyız elbette o günün eksiklerini hatalarınıda iyi irdelemeliyiz .Kitle ve öncü ilişkisi bunlardan en önemlisi .

Bu gün işçi sınıfının emekçilerin ezilenlerin egemenelrin devleti ve bunun baskı aygıtları karşısındaki sinik tutumunu yine işçi sınıfı içinden bir yanıt vermek ve savaşın düzeyini yükseltemnin yollarını keşfetmek gibi bir sorumluluğumuz var .Sümsük sümsük basın açıklamalarının hiç bir anlmı hükmü kalmıyor .Bir işgale bir drienişe konu olan açıklamalar gerekiyor .Başımıza gelenlerden kaynaklı ağlamak yerine başımıza getirilmeye çalışanlara karşı neden bu eylemi yapıyoruzun açıklaması daha önemlidir .
Son yılların ağlayan sızlayan diz çökümüş emek güçleri kimseye umut vermiyor ne burda nede başka bir yerde .
Cepheyi güçlendirmek zorundayız .Yunanistan Mısır önemli ataklar yapılıyor buralarda lakin koca bir hiçle yüzyüze emekçielr sonucunda militan çırpınış diyorum artık ben bunlara .Düzen bağışıklık kazanmaış daha başka bir eylem yolu yöntemi arçaları kitleleri ateşleyen daha başka materyaller bulunmalı .Yoksa görüyorzki yzülerce insanda hayatını kaybetse önemi yok egemenler için bu savaşımlarda .Ölümü örneğin Libya ve Suriye'^de olduğu gibi önden sıradanlaştırıyorlar .Ortadoğuda leblebi gibi insan ömrü harcanıyor bir eylem yapılıyor ha devlet hada ne idüğü belli olmayan bir örgüt bakıyorsun 400 kişi ölmüş bunlar korkunç bir barbarlğın görüntüleridir bu insanların katli EMPERYALİZMDİR !
Bizim şiddetimiz bizim savaşımızın bir amacı olmalı bir yasamız olmalı insanların bunun etrafında birleşmeli ...
______________________________________________________
sınıfa karşı sınıf,
düzene karşı devrim,
kapitalizme karşı sosyalizm!!!!!
------------------------------------------------------
‎"Komünistlerin vardıkları teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, şu ya da bu sözde evrensel reformcu tarafından icat edilmiş ya da keşfedilmiş düşüncelere ya da ilkelere dayandırılmamıştır. Bunlar ancak, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten, varolan sınıf mücadelesinden doğan gerçek ilişkilerin genel bir ifadesidir."
KARL MARX
Ekim Arat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.Temmuz.2015, 21:04   #5
 
medeni devrimci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
medeni devrimci
Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 04.Temmuz.2015
Üye No: 52625
Mesajlar: 8
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
Standart

ellerinize sağlık aslan yoldaşlarım.hiçbir devrimcinin kanı yerde kalmasın.
medeni devrimci isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com