Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Politik Gündem

Politik Gündem Güncel Politik Konuların Okunup Tartışıldığı Bölüm

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi KCK Kızıldere yi andı:Mahirleri Sistemiçileştirmeye çalışıyorlar
Cevaplar
1
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
162
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30.Mart.2018, 19:27   #1
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 390
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 96
159 Mesajına 252 Teşekkür Aldı
Standart KCK Kızıldere yi andı:Mahirleri Sistemiçileştirmeye çalışıyorlar

https://anfturkce.net/kurdistan/kck-...bulundu-105769

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı mesajında özellikle “bu büyük devrimcilerin düşünce ve tutumlarının içini boşaltmak ve sistem içileştireştirilmek” istendiğine dikkat çekerek, bunun kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı. KCK, ayrıca CHP’yi eleştirmeden Çayan ve arkadaşlarına sahip çıkmanın mümkün olmadığını kaydetti.

“ÇAYAN VE ARKADAŞLARINI MİNNETLE ANIYORUZ”

KCK’nin mesajı şöyle:

“30 Mart 1972 Kızıldere Direnişi’nin 47. yılına giriyoruz. Kızıdere’de şehit düşen Mahir Çayan ve dokuz arkadaşını minnet ve saygıyla anıyoruz

1968 Devrimci Gençlik Kuşağının devrimci önderlerinden olan Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşları Türkiye siyasi tarihinde yeni bir dönem başlatmışlardır. Türkiye'deki oligarşik kurumsal faşist devlete karşı her zaman bir muhalefet olmuştur. Sosyalist hareket ve Kürt halkı cumhuriyetin kuruluşundan itibaren bu oligarşik devlete karşı bir mücadele yürütmüşlerdir. Ancak devlete karşı ideolojik-teorik bir duruşla örgütlü olarak cepheden mücadele açısından Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya ve arkadaşlarının devrimci mücadelesi bir dönüm noktasını ifade etmektedir. Sosyalist devrimci karakterleriyle Türkiye'deki emekçilerin ve tüm ezilenlerin kurtuluş mücadelesi olarak ortaya çıkmışlardır. İdeolojik, teorik ve siyasi olarak bazı eksiklikleri olsa da temel olarak doğru bir çizgide mücadele ederek Türkiye tarihi açısından özgürlük, demokrasi ve sosyalizm amacı doğrultusunda çok önemli bir gelenek yaratmışlardır.

Kapitalist sömürüye ve her türlü baskıya karşı demokratik devrimle sosyalist bir sistem yaratma hedefi insanlığın kurtuluşunun nerede olduğunu güçlü biçimde gördüklerinin kanıtıdır. Özgür bir yaşam için en başta da bir demokratik devrime ihtiyaç vardır. Bu, aynı zamanda demokrasi olmadan sosyalizmin gerçekleşmeyeceğinin açıkça ortaya konulmasıdır. Zaten sadece işçilerin ve emekçilerin özgür ve demokratik yaşamını hedeflememişlerdir; başta Kürtler olmak üzere farklı halkların ve kültürlerin özgür ve demokratik yaşamını da program esasları içine koymuşlardır. “Kadınsız devrim olmaz” da temel ilkelerindendir. Mahir Çayan ve arkadaşları farklı toplulukların bir demokratik cephede buluşarak mücadele etmesini esas almışlardır. Örgütlenmelerini parti öncülüğünde bir halk cephesiyle yürütmeyi amaçlamışlardır. Bu açıdan Mahir Çayan ve arkadaşlarının öncülük ettiği siyasi hareket Parti-Cephe ya da THKP-C olarak tanımlanmıştır.

“ÇAYAN VE ARKADAŞLARI KÜRT HALKININ DEMOKRASİ DİNAMİĞİ OLDUĞUNU GÖRDÜLER”

Onların öngördüğü siyasal hareket ve ilkeleri bugün de öz itibariyle doğruluğunu korumaktadır. Türkiye'de tüm farklı halkları, toplulukları, inançları, emekçileri, kadınları ve gençleri bir araya getirip ortak mücadeleye sevk edecek bir demokratik cephe ya da bir demokratik blok hareketine ihtiyaç vardır. Özellikle temel demokrasi güçlerinin ortak cephesini ve mücadele hattını geliştirmek, Türkiye'de demokratik devrimi gerçekleştirmek için olmazsa olmaz kabilinden bir gerekliliktir.

Mahir Çayan ve arkadaşları daha 1960’lı yılların sonunda Kürt halkının Türkiye'nin temel demokrasi dinamiği olduğunu görmüşler ve Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkını ve özgürlüğünü sağlama mücadelesini en temel hedefleri olarak ortaya koymuşlardır. Dersimli bir Kürt olan Hüseyin Cevahir’in Mahir Çayan’ın en yakın arkadaşı olması bunun en güzel kanıtıdır. Önder Apo da 1970 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Maden Fakültesi’nde Mahir Çayan’ın Kürt sorunun çözümüyle ilgili bir konuşmasını dinlemiş ve THKP-C sempatizanı olmuştur. Bu gerçeklik bile Mahir Çayan ve arkadaşlarının nasıl bir devrimci siyasal karaktere sahip olduklarını göstermektedir.

SİSTEM İÇİLEŞTİRME TEHLİKESİ

Bugün de emekçilerle birlikte Türkiye'nin en temel demokratik dinamikleri kadınlar, Kürtler ve Alevilerdir;
tüm topluluklardan gençlerdir. Mahir Çayan ve arkadaşlarının demokratik devrim mücadelesinin temel dinamikleri de bunlardı. Türkiye'nin en temel demokrasi dinamiği olan ve özgürlük mücadelesi veren Kürtlerden uzak durularak, Kürtlerin özgürlük mücadelesiyle ortak demokrasi mücadelesi içine girilmeyerek Mahir Çayan ve arkadaşları sahiplenilemez. Mahir Çayan ve arkadaşlarına saygılı olanlar, onlara sahip çıkanlar Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle aynı cephede olma ve soykırımcı sömürgeci Türk devletine karşı açıkça Kürt halkının özgürlüğünü savunma sorumluluğuyla karşı karşıyadırlar. Bazı şoven çevreleri, bazı ulusalcı çevreleri ürkütmemek için Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesine uzak durmak, Mahir Çayan ve arkadaşlarından uzak durmaktır. Mahir Çayan ve Arkadaşlarını andığımız bugünlerde THKP-C çizgisini ve Kürt sorunundaki çözüm anlayışını bir kere daha hatırlamak, ona göre tutum içinde olmak gerekmektedir.

Kürt sorununda hala şovenist yaklaşımda olan ve bu konuda AKP-MHP faşizminin politikalarına destek veren CHP’nin politikalarını eleştirmeden, CHP’nin Kürt sorunundaki inkarcı politikalarına karşı tutum almadan Mahir Çayan ve arkadaşlarının devrimci mücadelesine ve anılarına sahip çıkmak mümkün değildir. CHP’nin ve bazı siyasi çevrelerin Mahir Çayan ve arkadaşlarının ideolojik, teorik ve siyasi çizgisinin tersine hareket ederek bu devrimcilere sahiplenir gözükmeleri, bu büyük devrimcilerin düşünce ve tutumlarının içini boşaltmak ve sistem içileştirmektir. Mahir ve arkadaşlarının bu tür çevreler tarafından sistem içileştirilmesi kabul edilmemelidir.

“İLK SAHİPLENEN ÖNDER APO VE ARKADAŞLARIYDI”

Önder Apo'nun çizgisinde mücadele yürüten Özgürlük Hareketi olarak nasıl ki şehit düştüklerinde ilk sahiplenenler Önder Apo ve arkadaşları olmuşsa, bizler de her zaman Mahir Çayan ve arkadaşlarına sahip çıkarak, onların devrimci demokratik çizgilerinin içinin boşaltılmasına izin vermeyeceğiz. Onların devrimci kişiliklerini ve mücadelelerini özgürlük, demokrasi ve sosyalizm çizgisinde yaşatarak demokratik Türkiye, özgür Kürdistan ve demokratik Ortadoğu'yu gerçekleştireceğimiz sözünü bir kez daha veriyoruz.”
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30.Mart.2018, 19:28   #2
 
ÖzgürToplumsallık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ÖzgürToplumsallık
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 11.Ocak.2016
Üye No: 54673
Mesajlar: 390
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 96
159 Mesajına 252 Teşekkür Aldı
Standart

Mahir Çayan ve arkadaşlarının demokratik devrim mücadelesinin temel dinamikleri de bunlardı. Türkiye'nin en temel demokrasi dinamiği olan ve özgürlük mücadelesi veren Kürtlerden uzak durularak, Kürtlerin özgürlük mücadelesiyle ortak demokrasi mücadelesi içine girilmeyerek Mahir Çayan ve arkadaşları sahiplenilemez. Mahir Çayan ve arkadaşlarına saygılı olanlar, onlara sahip çıkanlar Kürt halkının özgürlük mücadelesiyle aynı cephede olma ve soykırımcı sömürgeci Türk devletine karşı açıkça Kürt halkının özgürlüğünü savunma sorumluluğuyla karşı karşıyadırlar. Bazı şoven çevreleri, bazı ulusalcı çevreleri ürkütmemek için Kürtlerin özgürlük ve demokrasi mücadelesine uzak durmak, Mahir Çayan ve arkadaşlarından uzak durmaktır. Mahir Çayan ve Arkadaşlarını andığımız bugünlerde THKP-C çizgisini ve Kürt sorunundaki çözüm anlayışını bir kere daha hatırlamak, ona göre tutum içinde olmak gerekmektedir.

Kürt sorununda hala şovenist yaklaşımda olan ve bu konuda AKP-MHP faşizminin politikalarına destek veren CHP’nin politikalarını eleştirmeden, CHP’nin Kürt sorunundaki inkarcı politikalarına karşı tutum almadan Mahir Çayan ve arkadaşlarının devrimci mücadelesine ve anılarına sahip çıkmak mümkün değildir.


öncelikle bu söylenenlerde çok ciddi bir eleştiri söz konusu...örgüt olarak isim verilmemiş olmasına rağmen,burada bahsi geçen Mahir çizgisinin "sözde" devamcısı olduğunu iddia eden ÖDP,Halkevleri vb çizgileridir...

Çok doğru bir yaklaşımla ve ifadelerle dile getirilmiş bir eleştiridir ve teker teker ele alınarak çözümlenmelidir...

Sosyalist devrimci karakterleriyle Türkiye'deki emekçilerin ve tüm ezilenlerin kurtuluş mücadelesi olarak ortaya çıkmışlardır. İdeolojik, teorik ve siyasi olarak bazı eksiklikleri olsa da temel olarak doğru bir çizgide mücadele ederek Türkiye tarihi açısından özgürlük, demokrasi ve sosyalizm amacı doğrultusunda çok önemli bir gelenek yaratmışlardır.

bütün eksiklikliklerine-gediklerine rağmen...sistem içi güçleri övmeleri ve sahiplenmiş olmalarına rağmen...sisteme karşı silahlı mücadele ve yöntemsel bir karşı çıkışla...devrimci sürecin başlangıcını ilan etmişlerdir...

zaten asıl mesele...Deniz,Mahir ve İbo ve 68 sürecini ele alırken...bu devrimcilerin devlete karşı verdikleri mücadelenin ortak yönlerinin değil de...sistem içi güçlere karşı verdikleri "övgülerin" ortaklaşırılıyor olması...bu bile tek başına bir olguyu işaret edebilir...

yani sen Deniz Gezmişi sahiplenirken...onun silahlı mücadele vermek için yola çıkmış olması...gerilla savaşını savunmuş olması...mevcut devleti devrimci-şiddet ile yıkma amacıyla yola çıkmış olmasını değil de...M.Kemal adına yürüyüş yağması...Misaki-Milliyi savunması...ya da *******çü olduğunu ifade etmesi vb meselelerle asıl farklılıklar gizlenir...

o dönemde bu devrimcileri ve sonrasında gelişen siiyasi hareketlerin çizgisini belirleyen neydi....71 çıkışı bu anlamda bir milattır...bir milat olarak değerlendirilmiyorsa ve onun yerine bu kişilerin eksiklikleri bir "değermiş" gibi kabul ediliyorsa...burada bir problem var demektir...

sen sisteme karşı bir eksikliğin üzerinde durarsan bu senin onun görüşlerini sistemiçileştirme ve devlete karşı ne kadar "sempati" beslediğini gösterme amacı taşıdığını ispatlar...

Deniz M.Kemali sahiplenirdi...evet sahiplenirdi...ama aynı M.Kemalin yarattığı devleti şiddetle yıkmaya da yeltenmiştir...keza idam edilirken de yaşasın Türk milleti diye değil...yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği-yaşasın Marksizm-Leninizm diye idama gitmiştir...

Türkiye'nin en temel demokrasi dinamiği olan ve özgürlük mücadelesi veren Kürtlerden uzak durularak, Kürtlerin özgürlük mücadelesiyle ortak demokrasi mücadelesi içine girilmeyerek Mahir Çayan ve arkadaşları sahiplenilemez.

Mahir Çayan ve arkadaşları...Türkiye de demokratik halk devrimini savunmuşlardır...bu tabii ki bugün PKK çizgisinin demokratik-sosyalist devrim çizgisinden farklıdır...fakat hem kavramın geldiği nokta hem de ortaklaşmalar anlamında da aslında çok farklı değildir...tabii ki bu anlaşılırsa...

öncelikle Demokratik Halk Devriminin amaçlarından biri tabii ki belli başlı demokratik özgürlüklerin ve örgütlenmelerin yaratılmasıdır...halkın tabandan tavana örgütlenmesi...ulusların kendi kaderini tayin hakkı....kadınların örgütlenmesi...azınlıkların hakları..gençliğin örgütlenmesi vb...

bütün bunlar DHD önerisi temelinde devrim açısından önemli birer mesele aynı zamanda içerdiği kesimler nezdinde önemli birer dinamiktirler...

DHD ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunuyorsa...bunu sadece uluslara "armağan" olarak sunmuyor...kendi yaşadığı coğrafya da ulusların eşitliği ve birliği adına bunu sunuyor...tabii ki bu geniş bir Kürt dinamiğini Devrimci saflara gelmesi anlamına geliyor...

Özgür Gündem de bir yazı okumuştum...Metin Yeğin in bir yazısındandı sanırsam...FARC lı bir gerillaya neden gerillaya katıldığını soruyor...gerilla nın yanıtı kısa..

"çünkü ben bir yerliyim(sömürgecilerin tabiriyle Kızılderili)" diyor...

bu söz bir sürü olguyu açıklar...TİP in Urfa dan vekil çıkartması...Dersim(alevi-kürt yerleşimi) in devrimcilerin merkezi olması gibi...

Mahirler tabii ki DHD anlamında bu özgürlükleri savunurlarken...bütün bu dinamikleri de kendi yanlarına çekmişlerdir...örneği ise açıklama da ifade edilmiştir...ve dahi o dönemin devrimci KDP lilerinden olan...Dr.Şivan gibileri de Mahirlerle ortaklaşmak istemiştir...

bugün Mahir çizgisinin tasfiyecisi olup da Mahirleri sahiplenen...ÖDP,Halkevleri,Devrimci Hareket gibileri...Kürt halkından uzaklaşarak...bu kesi,min bir demokrasi dinamiği olarak görüp,mücadelesii sahiplenmeyerek...ancak şovenizme ideolojik destek sunmuş olurlar...


Kürt hareketi "sınıfsal" değil...Kürt hareketi emperyalizmle işbirliği içinde...Kürt hareketi AKP ile işbirliği yapıyor vb...

bunlar Kürdistanlı devrimciler için söyleniyor...

fakat aynı halt yapılırken...AKP nin sistemi geriye götürdüğü...Cumhuriyeti ve laikliği tasfiye ettiği...gericliğe karşı cumhuriyetin savunulması gerektiği de söyleniyor...

tabii ki buna pek bir şey diyemeyiz...Kürtler emperyalizmle işbirliği yaptığı için "gerici"...onun dışında AKP nin dışında,AKP den ileri olduğu iddia edilen sistem kalıntıları emperyalizm içinde dahi olsa "ilerici"...Peki Emperyalizm içinde olmasına rağmen Kürtlerin savunduğu demokratikleşme neden ilerici olamıyor da...herhangi bir demokratik zemini bulunmayan ve inkara dayalı bir sistemin daha da sertleşmesine karşı eskisi sahipleniliyor...

bunu gömrüp de...bu meselelerin gerçekten önemli olmadığını...bizim meseleleri abarttığımızı söyleyenler...KCK nin bu açıklamasına bakıp ne diyecekler merak ediyorum doğrusu...

KCK yöneticileri bu açıklamayı boşuna yapmadıklarına göre...kimleri suçladıkları ve bu kesimlere nasıl tavır alınması gerektiği meselesi tartışılmalıdır...



Not:zaten Türkiye de devrimci-demokratik-sol hareketler içerisindeki problem...eleştirinin ne açıdan yapıldığı ve öneminin silikleştirilmesi...

eskiden denirdi ki...neden parça-pinçik bölünüyorsunuz...sol neden birlik olamıyor...tabii aklı yerinde olan sorar...hangi sol kiminle birlik olacak...hangi ilkeleri ortak ki olsun....

Kürt halkının özgürlük mücadelesini ve bunun önemini silikleştiren bir anlayışla ne diye ortaklaşılsın...daha doğrusu...ortaklaşmaya karşı olanla ne diye ortaklaşılsın...ortada birliğe karşı olan var ki eleştiriliyor ve suçlu bulunuyor...bunu dile getirmek bölücülük oluyor...bunun adı netleşmedir..meseleler hakkında netleşmeyen ve "orta-yolcu" gözükenlerde bu suça ortak olmuş olurlar...ve genellikle böyleleri birlik karşıtı safta yer tutanlardır...dikkatlice bakılırsa görülecektir...
ÖzgürToplumsallık isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com