Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Diğerleri

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi MLKP - Marksist Leninist Komünist Parti
Cevaplar
25
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
23035
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 22.Temmuz.2007, 09:37   #1
 
Enjolras. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Enjolras.
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Temmuz.2007
Üye No: 509
Mesajlar: 124
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart MLKP - Marksist Leninist Komünist Parti

MLKP'YLE DEVRİME, SOSYALİZME



MLKP, 10 Eylül 1994 yılında kuruldu. Kuruluş Kongresi (1. Kongre) belgeleri, onun teorik, siyasal ve örgütsel temellerini oluşturur. 'Birlik devrimi' olarak ifade edilen bu tarihi gelişme, 'komünistlerin birliği' düşüncesine sahip parti önceli örgütlerin, '89'dan itibaren örgütler içinde ve örgütler arasında yürüttükleri bir mücadelenin ürünüdür. 1991'de TDKİH ve TKİH birleşir. Yıllar süren mücadelenin sonucunda Eylül 1994'te TKİH ve TKP-ML Hareketi Birlik Kongresini toplarlar ve MLKP-K kurulur. Eylül 1995'te toplanan 1. Parti ve Birlik Konferansı, MLKP-K ile TKP-ML (YİÖ) arasındaki birliği sağlar ve 'Kuruluş' ekini kaldırır. Böylece MLKP, dört komünist örgütün birleşmesiyle oluşur.

MLKP ÖNCESİ KOMÜNİST HAREKETE KISA BİR BAKIŞ

Türkiye'de ilk komünist örgüt, yani TKP, 1920 yılında Mustafa Suphi ve yoldaşları tarafından Baku'de kurulur. Komünist Enternasyonal'in desteğini alır. Teorisi ve eylemi ile Marksist-Leninist bir çizgide faaliyet yürütür. O dönemde, Türkiye'de emperyalist işgale karşı mücadele yürütmek için M. Suphi ve arkadaşları, Türk devleti ve Mustafa Kemal'in bilgisi dahilinde ülkeye girerler. Ne var ki, Ekim Devrimi ve sosyalizm pratiğinin yarattığı sempati ve çekicilik, Türk egemen sınıflarını da korkutur. Onlar, 29 Ocak 1921 tarihinde M. Suphi ve 15 yoldaşını Karadeniz'de boğdururlar. Bu, TKP için büyük bir darbeydi. M. Suphi'den sonra TKP, Türkiye'de burjuva Kemalist iktidarı destekler. Kürt sorunu karşısında sosyal şoven bir çizgide yürür. M. Kemal'den 'demokratikleşme', hatta 'sosyalist devrim' beklentisi içine girir. TKP, bu yıllarda oportünist bir nitelik taşır.
TKP, 1956'dan sonra modern revizyonizmin Türkiye kolu haline gelir. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde dikkate alınır politik bir etkisi ve eylemi ortaya çıkmış değildir. O nedenle, 1921-1971 arası dönem, 50 yıllık TKP revizyonizminin pasifizm ve reformizm yılları olarak adlandırılır. Bu anlamda 1971 devrimci hareketi, 1921 M. Suphi önderliğindeki TKP'nin dışında kendi öncesinde ciddi bir devrimci miras alarak doğmamıştır.
1971 yılında devrimci örgütler olarak doğan THKO, THKP-C ve TKP-ML, 50 yıllık revizyonizmi, sınıf işbirliği ve reformizmi devrimci düşüncesi ve eylemi ile parçalarlar.
1960 yıllarda toplumsal farklılaşma ve sınıf çelişkilerinin derinleşmesi, Kürt ulusal bilincinin gelişmesi, dünyada 1968 antifaşist ve antiemperyalist gençlik hareketlerinin etkisi Türkiye ve K. Kürdistan'da da işçi sınıfı, emekçi yığınlar ve üniversiteli gençlik hareketi dalgasının gelişmesine yol açtı. Bu yıllarda gençliğin NATO ve 6. Filo'ya karşı mücadeleleri, işçi sınıfının 15-16 Haziran Direnişi, TİP'in 15 kişiyi parlamentoya göndermesi vd. olgular ilerici, devrimci ve sosyalist düşünceleri kitleler içinde maddi bir güç haline getiriyordu.
12 Mart 1971'de askeri bir darbe gerçekleşir. Bu faşist darbeyi ABD emperyalizmi destekler. İşbirlikçi Türk burjuvazisi ve generalleri, 1961 Anayasası'nın sağladığı kısmi hak ve özgürlüklerin 'toplumsal harekete bol geldiğini' belirterek, baskı, yasak ve sınırlamalara yöneldiler. Yukarıda isimlerini verdiğimiz devrimci örgütler, eşitsiz güç ilişkileri koşullarında askeri faşist darbeye karşı savaşarak bir yenilgi aldılar. Onlar, Türkiye ve K. Kürdistan devrimi, devrimcileri ve komünistleri için zihinlerde silinmez devrimci değerler ve gelenekler, büyük bir miras ve kazanımlar bıraktılar. Onlardan bugüne taşınan devrimci irade ve mücadele kararlılığı, devrimci dayanışma ve siper yoldaşlığı devrimci hareketin mayası olmaya devam ediyor.
Şüphesiz ki, '71 yenilgisi ve Uluslararası Komünist Hareketin durumu, Türkiye devrimci hareketi saflarında da tartışılır. THKO'nun kadroları ve THKP-C'nin bazı kadroları kendi küçük burjuva maceracı çizgilerine, Kürt ulusal sorunu ve Kemalist iktidar dönemine ilişkin görüşlerine eleştirel yaklaşırlar. Sosyal emperyalist SB ve modern revizyonizme karşı mücadele yürütmeye karar verirler. ÇKP-AEP çizgisinde yer alırlar. TKP-ML ise baştan beri bu çizgide yer alır. 1970'li yılların ikinci yarısında THKO yerine TDKP kurulur. Aynı süreçte TDKP ile birleşen TİKB, ayrılarak yeniden grup olarak faaliyet yürütür. Yine TDKP'den 1980'li yılların ikinci yarısında TDKİH adlı başka bir grup ayrılır. THKP-C yerine ise THKP-C ML (daha sonra ismi TKİH olur) kurulur. TKP-ML, bazı teorik ve siyasal görüş farklılıklarından dolayı TKP-ML ve TKP-ML Hareketi olarak ikiye bölünür. 1978'de TKP-ML (YİÖ) ise, TKP-ML Hareketi'nden kopar. Diyebiliriz ki, devrimci hareketin bazı kaçınılmaz ayrışma ve saflaşmaları yanında, zorlama ayrılıklara dayalı kopuş ve bölünmeleri de yaşandı.
1979 yılına kadar bu örgüt ve gruplar, ayrı durarak ama gerek UKH'te gerekse birbirlerinden etkilenerek paralel bir teorik ve siyasi gelişim çizgisi kaydettiler. Belki siyasal çizgileri, örgütsel çalışmalarında bazı ileri-geri farklılıklar taşıdılar; ancak, sosyal pratikleri aynı zemin üzerinde yürüdüklerini gösteriyordu.
Bu grupların bir bölümü, 1979'da ÇKP'nin ileri sürdüğü '3 dünya teorisi'nin reddi ve Mao Zedong Düşüncesi'ne karşı bir mücadeleden sonra kendisini komünist grup olarak ilan eder. Görüleceği gibi devrimci ve komünist hareket, dağınık, parçalı ve devrimci kendiliğindenci durumdayken askeri faşist cunta saldırılarıyla yüz yüze kalır.

1980 ASKERİ FAŞİST REJİMİ VE DEVRİMCİ HAREKET



Türkiye'de bir devrimci savaş örgütü gibi örgütlenemeyen, örgütsel ve siyasal pratiği devrimci kendiliğindencilikle karakterize olan parti, grup ve örgütler, 1980 askeri faşist darbesi karşısında ideolojik, siyasi ve örgütsel sonuçları ağır olan ciddi bir yenilgi aldılar. On binlerce devrimci kadro ve militan tutsak düştü, yüz binlerce devrim taraftarı işkencelerden geçirildi, binlercesi katledildi. 1980-1987 yılları arasında devrimci çalışmada adeta bir 'kesinti' yaşandı, ya da çok zayıf bir çalışma yürütüldü.
Bu yıllarda devrimci ve komünist hareket ağır bir yenilgi almışken, Kuzey Kürdistan'da devrimci ulusalcı PKK önderliğinde Kürt ulusal hareketi, kısa bir cephe gerisi hazırlığı ve örgütlülüğü ile gerilla savaşı başlatarak yükselişe geçti.

İşte MLKP, kendiliğindenciliğin ya da tesadüfün ürünü değil, tamamen bu tarihsel dönemde sınıf mücadelesinin kaçınılmaz temel bir ihtiyacı olarak ortaya çıktı.
Zira, İstanbul'da 1987 Netaş grevi, adına Bahar Eylemi denilen 1989 işçi sınıfı hareketi dalgası ve Zonguldak maden işçilerinin genel grev ve direnişi, komünist bir önderlik boşluğuna ya da zayıflığına çarpıcı bir şekilde işaret ediyordu.
Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi, bir devrim düzeyine erişmiş ve Türkiye'de 'devrimci bir işçi hareketinin yaratılması' göreviyle birleşik devrimci bir mücadeleyi ilerletmenin koşulları doğmuştu. Kürt ulusal hareketiyle enternasyonal dayanışma görevi bütün yakıcılığı ile dayatıyordu. Şüphesiz ki, bu tarihsel ve siyasal görevleri yerine getirmek, ancak komünist hareketin dağınık, parçalı ve etkisiz durumuna son vermekle mümkün olabilirdi.
Bu siyasal koşullarda doğan birlik arayışı ve girişimi, aynı zamanda '89-'91'de SB, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde modern revizyonist çözülme sürecinin yarattığı ideolojik ve örgütsel yıkıma ve emperyalist burjuvazinin sosyalizm teorisi ve pratiğine yönelik karşıdevrimci propagandasına yönelik devrimci bir irade ve duruş anlamına geliyordu.
Dolayısıyla MLKP, aynı zamanda ulusal kurtuluş devriminin ortaya çıkardığı tarihsel ve siyasal görevlerin yerine getirilmesi isteğidir. Kürt halkı ile işçi sınıfının devrimci öfkesinin birleştirilmesi ihtiyacıdır. MLKP, Batı'da ikinci bir cephe, işçi sınıfı cephesinin yaratılması tutkusu ve iradesinin eseridir. İşçi sınıfı ve emekçilerin birleşme talebi ve isteğine verilen bir yanıttır.

KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ MÜCADELESİ VE SONUÇLARI BAŞARILI BİR DENEYİMDİR



Parti önceli komünist gruplar, özgün bir birlik çalışması yöntemi ve planı geliştirdiler. Birlik mücadelesinin bu deneyimi, gerek tek tek ülkelerde komünist grup ve güçlerin birliği, gerekse de uluslararası komünist hareketin birliği bakımından önemli bir deneyimdir.
Öncelikle komünist hareketin nesnel bir değerlendirilmesinden hareket edildi. Ve başlıca belirlemeler yapıldı:
Türkiye'de komünist hareket (devrimci hareketin durumu da aynı) dağınık, parçalı, etkisiz ve devrimci kendiliğindencidir. Bu durum, siyasal ve örgütsel bir strateji ve taktiğe, devrimci bir iradeyle komünistlerin merkezileşmesi ve örgütsel birliği görevine işaret eder.
Komünistlerin birliği bir ilke sorunu ve güncel siyasal bir görevdir. Her komünist birey ve grubu ilke düzeyinde ilgilendirir ve geleceğe ertelenemez bir mücadeleyi gerektirir.
Komünist örgütler, yukarıdan ve aşağıdan mücadele ve iradi tartışma planlarıyla birlik iradesi ve eğilimini ortaya çıkarmalıdır.
Birlik çalışmalarında ayrılıklardan değil, aynılıklardan yola çıkılmalıdır. Her örgüt kendi içinde ve örgütler arasında tartışmalar örgütlemelidir. Her gruptan komünistler, bireyler olarak tartışmalara katılmalıdır.
Birlik tartışmaları, ortak eylem ve siyasal pratiğin geliştirilmesi süreci içinde yürütülmelidir. Komünistlerin birliğinin güvencesi politik atılım ve sıçramadır. Ancak gerçek ilişkiler üzerinde bir yakınlaşma ve güven ilişkileri, önyargı ve grupçu duvarları yıkabilir.
MLKP'nin, bu özgün birlik çalışması yöntemi ve deneyimi, uluslararası komünist hareket için bir kazanımdır.

MLKP NE İÇİN SAVAŞIYOR?



MLKP, kapitalizme, ücretli kölelik sistemine son vermek için, işçi sınıfı ve emekçi yığınları özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde birleştirmeye, siyasallaştırmaya ve örgütlemeye önderlik eder; bütün ezilenlerin her türlü sorunu ve mücadelesine yüksek bir ilgi ve sorumluluk gösterir.
Kitlelerle çeşitli düzeylerde ilişki kuran MLKP, kapitalist sistemle emekçi yığınlar arasındaki irili-ufaklı her çelişkiyi kitle mücadelesine konu edinir, savaşır ve savaştırır. Kitlelerle ilişki tarzı, onları sürü gören ve aşağılayan burjuva düzen partileri ve yine, kitlelere yukarıdan bakan ve bürokratik ilişki kuran küçük burjuva devrimci parti ve grupların ilişki tarzından farklıdır.
Kuruluş Kongresi'nde, '... ortak, birlikte çalışma içinde dönüştürme' şeklinde tarif edilen bu tarz, kitlelerle mücadele içinde ilişki kurmayı, mücadele içinde değiştirmeyi ve mücadele içinde kitlelerden öğrenerek kendisini de değiştirmeyi kapsar.
MLKP'nin amacı, kapitalizmi yıkmak, sosyalizmi kurmaktır. İnsanlığın kurtuluşu olan proletaryanın kurtuluşu mücadelesine önderlik etmektir. Ve sınırsız, sömürüsüz, sınıfsız ve devletsiz bir dünya için savaşmaktır. Sosyalizm, işçi sınıfı ve emekçi yığınların bizzat kuracağı sistem olduğuna göre, onların, iktisadi, siyasi ve toplumsal yaşama katılmasına önderlik etmektir.

MLKP çalışmaları ve eylemiyle, ulusal ve toplumsal/sınıfsal çelişkilerin düğüm noktası burjuva iktidarın yıkılması ve işçi-emekçi iktidarının kurulması için; işçi sınıfı, emekçi köylülük, kent ve kır yoksullarını, emekçi kadınları, gençliği, Kürt halkını, aydınları sosyalizmi kurmak üzere, antiemperyalist demokratik devrim için savaşmaya çağırmaktadır.
MLKP'nin antiemperyalist demokratik devrim programı, ...İşçi-Emekçi Sovyet Cumhuriyetler Birliği'ne, Türkiye ve Kuzey Kürdistan halklarının gönüllü, özgür ve eşit birliğine dayanır.
MLKP, proletarya ve insanlığın kurtuluşu olan komünizm dünyasına varmak için, proletarya devrimi ve proletarya diktatörlünü savunur, onun için savaşır. Proletarya iktidarı altında restorasyon tehlikesine karşı sert sınıf mücadelesinin devam edeceğine, proletarya diktatörlüğünün gerçek bir demokrasi, sosyalist demokrasi olacağına inanır, bunu hedefler.
MLKP'nin programında Uluslararası Komünist Hareket'in durumuna ilişkin şu tespit yapılır:
'14- 1956'da Sovyetler Birliği'nde iktidarı ele geçiren modern revizyonistler sosyalizmi yıkma, kapitalizmi yeniden kurma sürecini başlattılar. Kruşçev'le başlayıp Brejnev yönetimiyle süren karşıdevrim, Sovyetler Birliği'ni, tekelci devlet kapitalizminin egemen olduğu sosyal emperyalist bir ülke haline getirdi. Proletarya diktatörlüğünün yerine bürokrat burjuvazinin diktatörlüğü kuruldu.
16- Marksist-Leninist teori, emperyalist kuşatma şartlarında sosyalist bir ülkede geriye dönüşü olanaklı görmüş; emperyalist saldırı, içteki karşıdevrimci ayaklanma ve partideki beyaz ihanet bunun nedenleri ve yolları olarak vurgulanmıştı. Sovyetler Birliği'ndeki karşıdevrim partideki bürokratik yozlaşma ve ihanet yoluyla gerçekleşti'
17- 1980'lerin sonunda patronluğunu Sovyetler Birliği'nin yaptığı revizyonist kamp çöktü ve bunu Sovyetler Birliği'nin dağılması izledi. Dünya burjuvazisi bu durumu azgın bir ideolojik saldırı fırsatı haline getirdi ve tüm imkanlarıyla 'sosyalizm'in 'öldü'ğü, propagandası için kullandı. Bütün bu gelişmelerin ve emperyalist faaliyetin doğrudan bir parçası olarak sosyalizmin çetin mevzisi Arnavutluk'ta da tasfiyecilik yoluyla geriye dönüş yaşandı'
19- Bugün, proleter dünya devriminin nesnel koşulları ile öznel koşulları arasındaki uçurumun doldurulması ve her ülkede işçi sınıfının komünist öncü müfrezelerinin oluşturulup pekiştirilmesi, yaşamsal bir önem taşıyor. Bu görevin yerine getirilmesi, burjuvazinin ideolojik saldırıları ve modern revizyonizmin yeni biçimlerinin yanı sıra Maoizm, Troçkizm ve her renkten revizyonizme karşı kararlı ve uzlaşmaz ideolojik savaşımdan geçmektedir' ( Birlik Kongresi Belgeleri, s. 47-48).

MLKP'NİN SİYASAL VE ÖRGÜTSEL GELİŞİM ÇİZGİSİ



MLKP, politik mücadelesinin ana çizgilerini kendi pratiği içinde geliştirdi. Politik taktik ve sloganlar, devrimci irade, öncü müdahale, politik refleks, kapsayıcılık ve birleştiricilik, etkin siyasal kampanyalar, dışa dönük politika, bütün mücadele araç ve biçimlerinin değerlendirilmesi bu ana çizgilerin bazılarıdır.
MLKP, Mart 1995'te emekçi semti İstanbul-Gazi başkaldırısında, hazırlık düzeyi ve ayaklanmayı yayma perspektifiyle bir adım öne çıkar. Faşist rejim, Kurucu Kongre delegesi Hasan Ocak'ı gözaltında katleder. Parti, H. Ocak şahsında gözaltında kayıplara karşı mücadele kampanyası yürütür. Sürecin sloganları, önce, 'sağ aldınız, sağ istiyoruz', sonra 'kaybedenlerin listesini istiyoruz', 'Susma, sustukça sıra sana gelecek' biçiminde belirlenir.
Kayıplar kampanyasıyla faşist rejimi köşeye sıkıştıran Cumartesi Anneleri eylemleri başlar. Ve bu mücadele 1996 Martında toplanan Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı ile enternasyonal bir düzeye sıçratılır. Böylece, Uluslararası Gözaltında Kayıplarla Mücadele Komitesi (ICAD), dünyada kayıplar mücadelesinin bir mevzisi olur. Coğrafyamızda kaybetme saldırıları bir dönem geriletilir.
14 Eylül 1995'te Mert FM radyosu, MLKP kızıl müfrezeleri tarafından basılır. 40 dakika boyunca işçi ve emekçi yığınlar parti saflarına çağrılır. MLKP kuruluş bildirisi okunur.
Gazi başkaldırısının yıldönümünde '96 Martında Sultanbeyli ilçesine (İstanbul) MLKP müfrezeleri baskın düzenler, devlet bina ve kurumları uzun süre ateş altında tutulur, tahrip edilir.
MLKP, işçi sınıfı içinde kendisini oluşturmak, işçi sınıfı hareketinden beslenen siyasal bir güç haline gelmek ve farklı kanallardan akışını sürdüren işçi sınıfı hareketiyle komünist hareket arasındaki kopukluğu gidermek için '95 yılı sonunda '1. İşçi Konferansı'nı toplar. Konferans illegal koşullarda gerçekleşir. İşçi Konferansı, katılan kadroların ideolojik, politik ve örgütsel kavrayış düzeylerinin yükselmesine, kapitalizmin güncel eleştirisi ve sosyalizm kavrayışlarının geliştirilmesine, işçi sınıfının iktisadi ve siyasi mücadele bağı arasındaki ilişkinin kavranmasına önemli katkılar sağlar, etkin bir kadrolaşma aracı olarak işlev görür. 2005 yılında ise büyük kentlerde gerçekleşen İşçi Kurultayları, işçilerin özgür kürsülerde kendi sorunlarını tartıştıkları, dile getirdikleri, çözüm arayışlarına girdikleri önemli platformlar olur.
1996 1 Mayıs'ında, kitle hareketinin yükselişte olduğu bir sürece denk düşen parti çalışması ve 1 Mayıs'a yapılan çağrı üzerine 15 bin emekçi MLKP kortejinde yerini alır. Parti, genç bir komünist işçiyi, Hasan Albayark'ı polisle yaşanan çatışmada şehit verir. Partili militanlar, gösterinin ardından patlak veren çatışmaların en kitlesel gücünü oluştururlar.
1996 yılı üniversiteli gençlik mücadelesinde KGÖ, öncü bir müdahale ile gençlik hareketine itiş verir. Genç yapıcılar, diğer gençlik gruplarının 'herhangi bir, üstelik de pasif eylem' olarak eleştirip omuz vermedikleri açılık grevini devrimci bir irade ve inatla sürdürürler. Protestoculuğun aşılması anlamına gelen bu eylem, tüm üniversitelere yayılmaya başlar. Ve açlık grevleri, gençlik hareketinin uzun yıllardır biriktirdiği öfke ve enerjiyi açığa çıkarır. 4 Şubat'ta 5 bin genç, yasaklı bulunan İstanbul Taksim Meydanına girer. 5 Şubat'ta ise 3 bin genç Ankara Kızılay meydanını zapt eder. KGÖ, gençliğe yürümesi gereken yola işaret eder: 'sokağa, eyleme, özgürleşmeye!'
Gözaltında tecavüz ve taciz, politik kadınlara karşı faşist rejimin sıkça başvurduğu bir saldırıdır. Asiye Zeybek'in bu saldırıya maruz kalan kadınlardan biri olarak başından geçenleri kitaplaştırması, taciz ve tecavüz saldırısına karşı bir mücadelenin kaldıracı yapılır. Komünist kadınlar tarafından 2000 yılında bu konuda bir kurultay örgütlenir. 6 ay süren politik bir çalışmanın ardından Haziran ayında Gözaltında Cinsel Taciz Ve Tecavüze Hayır Kurultayı gerçekleşir. Kurultay, gözaltında, savaşlarda işkenceye, tecavüze uğrayan, cinsellikleri aşağılanan Türk ve Kürt kadınlarının büyüyen onuruna ve sesine ve cesaretine tanıklık eder. Kadınlar maruz kaldıkları tecavüzü haykırarak, işkenceci devleti yargılar. Geniş yankı uyandıran ve bine yakın kadının katıldığı kurultay, devletin tecavüz işkencesini büyük oranda gerileterek amacına ulaştığını gösterir.
2001 yılında işçi sınıfına yeni kölece çalışma koşulları dayatan yeni iş yasası, sendikaların ve muhalefetin sessizliği ortamında Meclis'ten geçer. MLKP, bu kölelik yasalarına karşı 'bayrak yürüyüşü' adlı yoğunlaştırılmış bir çalışma başlatır. Mavi renkli, üzerinde 'kölelik yasalarına hayır' sloganı yazılı bayrak, şehirden şehre, fabrika, işçi havzası ve emekçi semtlerde dalgalanır. Bu aydınlatma çalışmasının yaydığı ışık, ufuk açan ve işçi sınıfı mücadelesinde enerji uyandıran, kamçılayan ürünler ortaya çıkarır.
MLKP, 3 Kasım 2002 ve son olarak da 28 Mart 2004 seçimlerine devrimci bir müdahale gerçekleştirir. Yasadışı ve gizli temelde örgütlenen MLKP, yasal ve açık çalışma ve mücadele olanaklarını dıştalamadan seçimleri, işçi ve emekçilerle buluşmanın ve sosyalizm seçeneğini işçi ve emekçilere taşımanın bir anı olarak değerlendirir.
MLKP'nin, burjuva parlamentoyu ve 'burjuva yasallığı'nı her şey haline getiren reformist partilerle arasında kalın ilkesel, politik çizgileri vardır. Ve yine Türkiye devrimci hareketinin seçimlere katılmama ve boykotu 'değişmez' bir taktik olarak algılamasına karşı da mücadele yürütür. Seçim dönemlerini, devrim ve sosyalizm propagandası yürütmenin bir aracı olarak gören parti, 'burjuva yasallığı'nı meşru yollardan zorlar ve aşar. Bağımsız sosyalist adaylar aracılığıyla seçim mitingleri düzenler, ses araçlarıyla kendileri dolaşır, kitle ajitasyonuyla yığınları aydınlatır.
MLKP, Ortadoğu'ya yönelik emperyalist saldırganlık ve işgale karşı coğrafyamızda etkin siyasal mücadele yürüten devrimci örgütlerin başında gelir. Haziran 2004'te İstanbul'da toplanan NATO zirvesine karşı yürütülen büyük mücadelede devrimci hareketin merkezinde durur. Hazırlık düzeyi, an'a ilişkin taktik belirlemeleri ve ufuk açıklığıyla 29 Hazirandaki barikat savaşına ve sokak çatışmalarına damgasını vurur. İki ay boyunca NATO zirvesine karşı her türlü mücadele aracı ve biçimiyle etkin bir kavga yürütür. NATO toplantısı iptal edilemedi, ama İstanbul NATO'ya dar edildi. MLKP, 2004 yılında kuruluşunun 10. yıldönümünü de politik faaliyeti büyütmenin, işçi, emekçi, genç ve kadınları partiye çağırmanın vesilesi yapar.
Özet olarak denilebilir ki;
Devrimci iradenin gücüyle komünistlerin birliğini gerçekleştiren MLKP, devrimci iradenin rolünü pratiğinde test eder. Ve sonrası siyasal ve örgütsel çalışmasında ve ortaya çıkan sorunların çözümünde devrimci irade ve eylemi yaşamında temel bir kavram yapar. Politik mücadelede atılım ve sıçrama, etkin çalışma planları, öncü müdahale tarzı, siyasi refleks, örgütsel yaşamda eleştirinin devrimci şiddeti, devrimci kendiliğindencilik ve bürokratizme karşı mücadele, özgüven ve politik cüret, kadroların kendini devrimci örgütlemesi ve kendisine rol biçmesi vb. devrimci iradenin başarılarıdır.
MLKP önceli komünist örgütlerin kendilerini feshederek, sınıf mücadelesinin ihtiyacı olan güçlü bir partiyi oluşturmaları; aynı zamanda amaçlaştırılan ve idealize edilen örgüt fikrine karşı pratikte bir eleştiridir. Bu eleştiriyle araç-amaç ilişkisini doğru kavrayan MLKP örgütleri ve kadroları, sınıf kavgasında çeşitli mücadele araç ve biçimlerini, taktik ve sloganları büyük bir başarıyla kullanmaya başlarlar.
MLKP, siyasal ve örgütsel faaliyette sürekli sınırları zorlar. Doğru yolda, ilerleyiş, harekete geçme, coşkulu yürüyüş, koşma, sıçrama, kitlelere hücum vb. kavramlarla, statükoculuğu ve idareciliği aşar.
MLKP'nin, bölgesel antiemperyalist mücadele koordinasyonu ve konferansları düşüncesi ve çalışmaları, enternasyonal kitle hareketine devrimci ve etkin müdahalesi önemli politik bir faaliyettir.
MLKP'de karşıdevrimci şiddete karşı, grupsal ve kitlesel devrimci şiddet eylemleri politik mücadelenin meşru ve etkin araçlarıdır.
MLKP, örgütlülük düzeyini yükseltir; örgütlülüğünü yayar ve genişletir. Eldeki örgütleme araçlarını çoğaltır, ya da daha etkili kullanır. Çalışmalarını kesintisiz sürdürür. Yeni örgütleme merkezleri ve mevzileriyle esnek ve dolaylı örgütlemelerle ilerler. Gazete ve çeşitli kurumlarıyla genişliğine ve derinliğine bir çalışma yürütür. Devrimci çalışmasında işbölümü ve uzmanlaşmaya dayalı bir derinleşme süreci yaşamaktadır.
MLKP, kendi hazır güçlerini örgütleme ve yönetme pratiğinden, işçi ve emekçileri, kitleleri örgütleme ve önderlik etme hattında 'öncü partiden önder partiye' şiarıyla ilerlemektedir.

MLKP, ŞEHİTLERİN İZİNDEN GELECEĞE YÜRÜYOR



Türkiye ve K. Kürdistan, sert sınıf mücadelesinin verildiği bir coğrafyadır. Özgürlük ve sosyalizm savaşımı eşitsiz güç ilişkileri koşullarında yürütülüyor. İşbirlikçi tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahipleri, militarizm ve savaş makinesinin gücüyle şimdilik iktidarlarını yürütüyorlar ve güvenceye alıyorlar. Sömürgeci faşist Türk rejiminin tarihi, işçi sınıfı ve halklarımızın siyasal öncüleri devrimci ve komünist kadrolara yönelik saldırı, işkence ve katliamlarla doludur. Karşıdevrimci şiddet ve baskı onun temel politikasıdır. O nedenle devrimci irade ile karşıdevrimci irade arasındaki çarpışmada halklarımızın on binlerce seçkin evladı şehit düşer.
Kendi tarihini kendisi yapan MLKP de siyasal mücadelede onlarca kadro ve militanını şehit verir. Onları, yarattıkları değerler ve geleneklerle kavgasında yaşatıyor. Parti kadroları ve militanları, her bir şehit yoldaşımızdan öğrenmeye devam ediyor.
H. DEMİRCİOĞLU, MLKP Merkez Komite üyesi iken cezaevlerinde süren '96 Ölüm Orucu eyleminde şehit düştü. O devrimin öğretmeni; işçi sınıfı ve emekçilerin zafere kilitlenmiş iradesinin sembolüydü. İşçi sınıfı ve emekçi yığınları teslim almak için önce devrimci öncüleri tecrit etmesi gerektiğini bilen devletin saldırısına, önce kendisi eylemiyle karşı durdu. Bulunduğu cezaevinde ölüm orucu eylemine girecek MLKP kadrolarını belirlemeden önce 'ilk ben olmalıyım' diyerek kendisi öne çıktı. Açlığa yatırdı bedenini ve emekçiler için mücadele ederek sonsuzluğa uğurlandı. Son sözü biji Azadi (Yaşasın Özgürlük) oldu.
Gazi komutanı Hasan OCAK, gözaltında katledildi. O, işkencede karşıdevrimci iradeyi yerle bir etti, uslanmaz bir direniş destanı oldu. Hasan Ocak, faşizme karşı Gazi halkının özgürlük ve kardeşlik çağrısıdır.Gazi barikatlarında, sokak çarpışmalarında ve kayıplar mücadelesinde tanır onu Türkiye'nin emekçi halkları. İşkenceciler Gazi ayağa kalkışının intikamını almak için O'nu katlettiler. Ayaklanmaya önderlik eden partisine gözdağı vermek istediler. Ne var ki, Hasan'ın kaçırılıp katledilmesi katiller sürüsünü vuran bir silaha dönüştü.
Süleyman YETER, komünist bir işçi önderiydi. Küçük yaştan beri devrimci mücadelenin birçok görevini bükülmeden omuzladı. İşçi grevlerine ve direnişlerine önderlik etti.Varoşlar, barikatlar onu bağrına bastı. İstanbul proletaryası onu çok iyi tanıyordu. O, işçi sınıfını siyasallaştırma ve örgütleme mücadelesinde dikkatleri üzerine çekti. Sömürgeciliğe karşı bir isyan çağrısıydı. Kürtlere yönelik siyasi ve ulusal linç girişimleri karşısında en önde savaştı. İşkencede partiyi, devrimi, sosyalizmi ve halkların kardeşliğini savundu, işkencecileri kendi inlerinde yendi. İşkencede direnişin sembolü oldu.
Tuncay YILDIRIM, 2000 ölüm orucu direnişi sürecinde şehit düştü. 21 Mart 2001'de bayraklaştı.O, Kürtlerin bayramı Nevroz günü şehit düştü. Sınıf savaşımı bakımında bir yeniden diriliş ateşi oldu. Ölüm orucu direnişi cezaevlerinde sürdürülürken, dışarıda ölüm orucu direnişinin iradesi kırılmıştı. Ölüm orucunu sürdürürken tahliye olan Tuncay Yıldırım, direnişini dışarıda da sürdürerek kırılan iradelere bir kararlılık mesajı verdi. O, partinin ayağa kalkışının bir sembolü olarak tarihe geçti. T. Yıldırım'ın yeniden alevlendirdiği mücadele ateşi, partinin çoğalan ve çelikleşen gelişimine ışık saçıyor.

MLKP, KAPSAYICILIK VE BİRLEŞTİRİCİLİKTE BİR ADIM ÖNDE



MLKP, komünist grupların birleşmesiyle ortaya çıkan devrimci bir güç, irade ve eylemdir. O nedenle birleştiricilik ve kapsayıcılık onun mayasında vardır.
MLKP, '71 devrimci geleneği ve değerlerini savunur, sahiplenir. Sahiplenici, birleştirici ve kapsayıcı pratiğiyle geliştirilmesini sağlar. Devrimci parti ve gruplar arasında oluşmaya başlayan yabancılaşma ve ilgisizliğe bir müdahale anlamına gelen 'siper yoldaşlığı' kavramı, ilişkilerde birleştirici bir ideolojik çimento alarak varlık kazanır. Bunda MLKP'nin öncü tutumu, gurur kaynağıdır. Devrimci güçler arasında, 'birleşik mücadele' ya da 'güç birliği'ni geliştirme yönündeki arayış ve girişimleri önemli devrimci hamlelerdir.
1996'da Cezaevleri Merkezi Koordinasyonu, Gençlik Platformları ve emekçi semtlerde gerçekleşen platformlar, birleşik devrimci önderlik yaratmanın ilk adımlarıdır.
Haziran 1998'de kurulan Birleşik Devrimci Güçler Platformu, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi ile Türkiye devrim ve sosyalizm mücadelesinin birleştirilmesinde önemli bir deneydir.
Irak işgaline karşı kurulan 'Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu', 'NATO ve Bush Karşıtı Birlik'in kurulmasında birleştirici olur.

MLKP KÜRDİSTAN ÖRGÜTÜ

MLKP Kürdistan Örgütü özerktir. Kendi özgün taktiklerini ve örgütlenmesini oluşturur. Devrimci çalışması ve eylemini Kuzey Kürdistan'ın çelişkileri ve özgünlükleri doğrultusunda yürütür.
Sömürgeci Türk faşist rejiminin boyunduruğu altındaki Kuzey Kürdistan'da devletin geleneksel inkar ve imha politikasına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürür. Zira Kürt sorununun Türkiye'de gericilik ve faşizmi besleyen temel sorunların başında geldiğini; Kürt halkı özgür olmadan Türkiye'de siyasal özgürlüğün kazanılamayacağını; antiemperyalist demokratik devrimin temellerinden birinin Kürt ulusunun özgürlük sorunu olduğunu bilir.
Kürt ulusunun ulusal demokratik istemlerinin haklı ve meşru olduğunu vurgulayan MLKP Kuruluş Kongresi, diğer temel sorunların çözümünün, 'Kürt ulusunun kendi geleceğini belirleme, yani devlet kurma hakkının tanınmasıyla olanaklı hale geleceğini' ilan eder.
MLKP, Kürt ulusal özgürlüğünü, Türk ve Kürt emekçilerinin ortak Sovyet Federasyonunu savunur ve bunun için mücadele eder. Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesinin bileşeni ve aktif eylemli destekçisi olarak konumlanır.
MLKP, Türk işçi ve emekçi saflarındaki şovenizme karşı olduğu kadar, ilerici ve devrimci örgütlerdeki sosyal şovenizme karşı da mücadele yürütür. O, devrimci partileri, 1990'nın ilk yarısındaki gelişme düzeyiyle 'Kürt devrimini anlayamamak'la eleştirir.
MLKP, PKK'nin İmralı çizgisini mahkum eder. Ulusal hareketteki ideolojik teslimiyeti, politik irade kırılmasını ve tasfiyeciliği eleştirir. PKK'nin ulusal reformist bir parti haline geldiğini ilan eder. Fakat aynı zamanda Kürt halkının ulusal ve demokratik talepleri uğruna bağımsız ya da eylem birliğine dayalı bir mücadele yürütülmesi görevini yerine getirmeye çalışır. Kürt devriminin yenilmesini, Kürdistan'ın sosyal yapısını göz önünde bulundurarak; ulusal sorun yanında sınıfsal sorunları da öne çıkarır.
MLKP-Kürdistan örgütü, sosyalist görüş açısıyla Kuzey Kürdistan'da siyasal ve örgütsel bir gelişim seyri içindedir.

MLKP'NİN ENTERNASYONALİZM ANLAYIŞI VE PRATİĞİ :

MLKP, '...proletarya enternasyonalizmi ilkesine bağlıdır. Dünya komünist hareketinin yaşadığımız coğrafya'daki koludur.' Sınıf mücadelesinin 'özünde enternasyonal bir mücadele' olduğuna; emperyalizmin şiddetlenen çelişkilerinin, bugün bölge ve dünya devriminin toplumsal maddi koşullarını daha çok olgunlaştırdığına, yeni olanak ve dinamikler ortaya çıkardığına inanır.
MLKP, enternasyonal çalışma ve ilişkilerini iki eksen üzerinde yürütür.
Birincisi, komünist parti ve hareketin sorunları:
MLKP, 3. Kongresi'nde bugün, 'Uluslararası Komünist Hareketin ideolojik ve örgütsel bir kriz yaşadığı'nı belirtir. Ve bu alandaki çalışması ve pratiğini, bu sorunun etkin bir müdahaleyle aşılmasına ve yeni bir Enternasyonal'in kurulması amacı ve perspektifiyle ele alır. Komünist ve devrimci parti ve örgütler arasında yeni bir enternasyonal ilişki tarzının geliştirilmesi ve yerleştirilmesine inanır.
Buradan hareketle komünist ve 'geçiş süreci'ndeki parti ve gruplarla ikili görüşmeler sürdürür; uluslararası ve bölgesel düzeyde çeşitli parti ve grupların oluşturduğu kümelenmelerde yer alır.
Yeni enternasyonal ilişki tarzı:1) Partiler arası ilişkilerin eşit, şeffaf, bağımsız ve yoldaşça eleştiri-özeleştiriye dayalı yürütülmesini, 2) Enternasyonal ilişkilerin soyut ve genel değil, somut ve eylemli, siyasal pratikle koparılamaz bağı içerisinde ele alınmasını, 3) Partiler arası karşılıklı değerlendirme ve güven ilişkilerinin 'gerçek ilişkiler üzerinde' kurulmasını, 4)İdeolojik mücadeleyi gölgeleyen faktörler ve ulusalcı eğilimlerden uzak durulmasını içermesini ister.
İkincisi, antiemperyalist mücadelenin sorunları:
Uluslararası ve bölgesel antiemperyalist mücadelenin sorunları MLKP'nin ilgisi ve görevleri arasındadır. Emperyalist küreselleşme karşıtı eylemlerde, Sosyal Forum ve emperyalist savaşa karşı platformlarda yer alır. Antiemperyalist devrimci bir odak yaratmayı ve bu hareketin radikal unsurlarıyla buluşmayı hedefler.
Bölgesel antiemperyalist mücadele birliği ya da koordinasyonlarının kurulması perspektifiyle hareket eder. Çünkü, a) Bunun zemini güçlü, dinamikleri, olanakları ve koşulları gelişkindir. b) Ortak bir platform zemininde çeşitli ilerici, antifaşist ve antiemperyalist, devrimci ve komünist parti ve gruplarla buluşmak mümkündür. c) bölgesel antiemperyalist mücadele koordinasyonları, yerel ve uluslararası antiemperyalist mücadelenin yükseltilmesine önemli katkı sunar. Ve d) Devrimci ve komünist partiler, gruplar arasında ilişkilerin güçlenmesi ve geliştirilmesine hizmet eder.

EMEKÇİ KADIN HAREKETİ MLKP'Yİ İYİ TANIR

MLKP, demokratik ve komünist kadın çalışmasıyla işçi kadının, ev emekçisi kadının, üniversiteli ve liseli kadının, dili ve kimliği yasak Kürt kadınının yanında ve eyleminde yer alır. Türkiye devrimci hareketi içerisinde kadının özgürlük mücadelesinin öncü kurmayı olur. Kadını devrimin ve yaşamın öznesi görür. Sınıflı toplumlarda kadının yok sayılan emeğini, bilincini ve yeteneğini sahiplenir, ileriye taşır ve açığa çıkarmaya çalışır. Toplumsal özgürlüğün ancak kadının özgürleşmesiyle gerçekleşeceğini bilir, kadının özgürlük mücadelesine önderlik eder.
MLKP, önceli örgütlerin gerçekleştirdiği Emekçi Kadınlar Kurultayı'nın ürünü demokratik kadın örgütlülüğü ve çalışmasının başlıca emekçisi olur. Kadın kurumunun yerel ve merkezi kurultaylarıyla bu çalışmayı sürdürür. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün bu coğrafyada sokaklarda devrimci bir çizgide, kızıl bayraklar altında kutlanmasına öncülük eder. Analar Kurultay'ı ile tutsak ve kayıp yakını emekçi kadınları, mücadelenin öznesi haline getirmeye çalışır. Gözaltında Taciz Ve Tecavüze Hayır Kurultay'ı ile cüreti ve dayanışmayı örgütler.Töre cinayetleri ve gericiliğin baskılarına karşı mücadele bayrağını yükseltir. Genç kadınlar çalışmasını, kadın çalışmasının önemli bir unsuru haline getirir.
MLKP, kadının erkeklerle her alanda eşit olacağı bir sistem için savaşır. Bu sistem sosyalizmdir. Sosyalizm, özel mülkiyeti kaldırdığı için, kadının da ev köleliğinden ve toplumsal kölelikten kurtuluşunun şartlarını hazırlar.
MLKP, sosyalist toplumda gerçekleşecek kadın-erkek ilişkilerini daha bugünden örgütlemek için mücadele eder. Saflarında geleceğin özgür kadın ve erkeğinin prototiplerini yaratır. Bu militan, savaşçı, özgür, yeni kadın simgelerinden biri şehit Şengül Boran'dır.

MLKP'NİN YILDIZI KOMÜNİST GENÇLİK ÖRGÜTÜ (KGÖ)

MLKP, gençliği, özgür bir gelecek, eşit, adil bir toplum için savaşmaya çağırır. Bu kavgada KGÖ, devrimci iradesi ve eylemi ile gençlik hareketinin en önünde savaşır. Gençliğin düzene itirazlarını ve öfkesini yeni, adil ve özgür bir dünya için mücadeleye sevk eder.
KGÖ, 1994 yılında kurulur. İdeolojik olarak partiye bağlı, örgütsel olarak bağımsız gençlik örgütlenmesidir. Akademik mücadelesinden özgürlük mücadelesine kadar gençlik hareketine önderlik eder. Gençlik hareketinin temel önder güçlerinden birisi olarak, önemli atılım ve çıkışlara imza atar.
1994'te, canlı ve etkin bir kampanyanın ardından, yüzlerce liseli öğrencinin katıldığı Demokratik Lise Kurultayı'nı örgütler. Kapitalizmin harç saldırısına karşı, 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi'ni işgal ederek başlattığı açlık grevini, 4-5 Şubat 1996 günlerinde binlerce gencin katıldığı kitle gösterileriyle taçlandırır.
Üniversiteleri sermayenin boyunduruğuna sokacak yeni YÖK tasarısına karşı 18 Mayıs 2001'de binlerce gencin Ankara Kızılay'da polis barikatlarını aşarak yaptığı eyleme önderlik eder. Kürtçe seçmeli ders için yürütülen kampanyada yer alır. Genç Kadınlar Konferansını örgütleyerek genç kadınların özgürleşmesi mücadelesini ilerletir.
KGÖ, mücadele tarihi içinde 3 Kongre toplar, kendi önderliğini seçer. Sosyalist demokrasi uygulamasının etkin örneklerini yaşar. Gençliğin devrimci yeteneği ve gücünü açığa çıkarmaya devam eder. Saflarından Özgür, Şengül, Erkut ve Aynur gibi yiğit savaşçılar çıkarır.
KGÖ'nün gençliğe çağrısı: Liseli, üniversiteli, işçi, işsiz gençler, genç kadınlar; partili kavgayla geleceğinizi yaratmak, eşit, özgür ve adil sosyalist toplumu kurmak için KGÖ saflarına!

PARTİLİ MÜCADELEDE KÜLTÜR-SANAT CEPHESİ

MLKP, kültür ve sanat cephesinde devrimci ve çekici bir alternatif oluşturur. Sanat ve kültürü sokak, halk ve hayatla buluşturma çizgisinde yürür. Sanatı kent merkezlerinin elit mekanlarında hapsetmeye karşı, sanatı varoşlara, taşra kentlerine ve dağ köylerine taşır.
Devrimci hareketin sanat cephesine genel yaklaşımını aşarak, kültür kurumunu güçlü bir üretim merkezi haline getirir.
Kültür ve sanat alanındaki çalışmalar ve panellerle on binlerce insanı eğitir. Kısa film alanında politik sinema eserleri yaratır. Müzik ve tiyatro atölyeleriyle çekici olur.
MLKP, kültür ve sanat cephesini aynı zamanda politik mücadelenin somut gündemlerine aydınların müdahalesini örgütlemek için bir kanal olarak örgütler.
'Toplum için sanat, insanlık için bilim, özgürlük için politika' sloganı, onun görev ve sorumluluklarını belirler.
Enjolras. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Enjolras. Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
Alt 22.Temmuz.2007, 09:49   #2
 
Enjolras. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Enjolras.
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 22.Temmuz.2007
Üye No: 509
Mesajlar: 124
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 0
2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
Standart MLKP PROGRAMI



MLKP PROGRAMI



I.BÖLÜM

KAPİTALİZM
  1. Feodal toplumun bağrında doğan, kar yasası üzerinde yükselen kapitalizm, meta üretimini genelleştirdi, işgücünü meta haline getirdi, tekniğin gelişmesini hızlandırdı, üretim araçlarını kapitalistlerin elinde topladı, nüfusun giderek büyüyen bir bölümünü proleterleştirdi; bir yedek sanayi ordusu yarattı, kırın ve kentin küçük üreticilerini sermayeye bağımlı kıldı.


  2. Kapitalistler arasındaki ayrışma, ticaretin dev boyutlara ulaşması, makineleşmenin vardığı düzey, sermayenin giderek daha fazla merkezileşmesine yol açtı. Üretimin plansız ve anarşik gelişmesi ve doğrudan üreticilerin alım gücünün sınırlı tutulması, kapitalizmi belirli aralıklarla derinden sarsan aşırı üretim bunalımlarını doğurdu.


  3. Emek-sermaye çelişkisi üzerinde yükselen kapitalizm, işçileri ve diğer emekçileri yalnızca sömürüye ve yoksulluğa mahkum etmekle kalmamış, onları aynı zamanda ahlaksal ve entelektüel çürümeyle karşı karşıya bırakmıştır.


  4. Tarih, kendi yok oluşunun maddi koşullarını yaratan kapitalizmi mezara gömme görevini, ücretli köleler sınıfını oluşturan proletaryaya vermiştir. Komünist hareket, üretimin toplumsal karakteriyle üretim araçlarının özel mülkiyeti arasındaki çelişmeyi çözmeye yönelen işçi sınıfı hareketinin bilinçli ve bilimsel sosyalizmin teorisiyle aydınlatılmış anlatımıdır.

EMPERYALİZM
  1. Ondokuzuncu yüzyılın sonlarından başlayarak serbest rekabetçi kapitalizm yerini tekelci kapitalizme bırakma sürecine girdi. Banka sermayesi ile sanayi sermayesinin kaynaştığı, sermaye ihracının meta ihracının önüne geçtiği, belirleyici üretim araçlarının tekellerin elinde toplanmaya başladığı ve dünyanın pazarlar ve nüfuz alanları için kıyasıya yarışan tekel grupları ve emperyalist devletler arasında paylaşıldığı bu dönem, emperyalizm çağıydı.


  2. Kapitalizmin eşitsiz gelişme yasasının emperyalizm döneminde çok daha belirgin hale gelmesi ve emperyalizmin, ulusal ekonomileri, dünya emperyalizm zincirinin birer halkası durumuna getirmesi, emperyalist zincirin en zayıf halkasından kırılması yoluyla, tek tek ülkelerde proleter devrimleri ve sosyalizmin kuruluşunu olanaklı kıldı.


  3. Emperyalizm çağında emperyalist devletlerin ve mali sermaye gruplarının kendi aralarındaki, metropol ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada burjuvazi ile proletarya arasındaki ve emperyalistlerle sömürge ve bağımlı ülkelerin ezilen ulusları ve halkları arasındaki çelişmeler keskinleşti. Kapitalizmin çelişmelerinin ileri derecede keskinleşmesinin sonucu, emperyalistler arası savaşların, proletaryanın burjuvaziye karşı sosyalist devriminin ve sömürge, yarı-sömürge ülke halklarının ulusal kurtuluş savaşlarının ve anti-emperyalist demokratik devrimlerin patlak vermesi oldu. Emperyalizm çağı aynı zamanda gelişmesinin son aşamasına varmış olan kapitalizmin ölüm çağı, proleter devrimleri çağıdır.
PROLETER DEVRİM VE GERİYE DÖNÜŞLER
  1. 1917'de Rusya'da gerçekleşen Büyük Sosyalist Ekim Devrimi'yle proleter dünya devrimler çağı açıldı. Dünyanın altıda birinde burjuvazinin egemenliğine son veren ve kapitalist-emperyalist sisteme ağır bir darbe indiren bu devrim, dünyayı iki ayrı ve karşıt sisteme ayırdı. Emperyalizm, sınıf mücadelesinin şiddetlendiği bu aşamada dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarına karşı finans kapitalin en gerici, en şoven, en emperyalist açık terörcü diktatörlüğü ve son egemenlik biçimi olarak faşist diktatörlüğü devreye soktu.


  2. Emperyalistler arası bir çatışma olarak başlayan İkinci Dünya Savaşı ise, Sovyetler Birliği'nin önderlik ettiği Avrupa ve Asya halklarının faşist bloğa karşı görkemli zaferiyle sonuçlandı. Bu savaşın bitiminde güçler dengesi önemli ölçüde demokrasi ve sosyalizm güçlerinden yana değişti ve sosyalist bir kamp oluştu. Savaştan fiziki yıkıma uğramadan çıkan Amerikan emperyalizmi, sömürücü dünyanın jandarması haline geldi, soğuk savaşı başlattı.


  3. İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen dönemde sermayenin yoğunlaşması, merkezileşmesi ve uluslararasılaşması daha ileri boyutlara vardı; bilimdeki gelişme, teknolojide sıçramalar yarattı. Çok uluslu şirketler ve dev tekelci birlikler yer küreyi birer ahtapot gibi saracak güce ve yaygınlığa ulaştılar. Tekelci devlet kapitalizmi devasa boyutlara vardı. Sosyalist kampın oluşumuyla emperyalist dünya pazarının fiziki daralmasına karşın, emperyalist paylaşım savaşının yol açtığı korkunç yıkım sonrasında emperyalist pazarın talep artışıyla muazzam boyutlarda gelişmesi sonucu, 1960'ların sonlarına değin metropol ülkelerde kapitalizm, göreli sakin bir büyüme süreci yaşadı. Bu, komünist ve işçi hareketinde reformizm ve revizyonizmin güçlenmesi için uygun bir zemin oluşturdu.


  4. Aynı dönemde eski sömürgelerin büyük çoğunluğu, sosyalist kampın etkin desteğiyle gelişen ezilen halkların ve ulusların mücadelesi sonucu yeni (yarı) sömürgelere dönüştüler. Eski tip sömürgecilik çöktü. Yeni sömürgelerde emperyalizme bağımlı kapitalizmin gelişmesine bağlı olarak işçi sınıfının nicel ve nitel ağırlığı giderek arttı. Bu durum, proletaryanın, anti-emperyalist demokratik devrimde hegemonyasını kurmasının ve devrimin demokratik aşamasından sosyalist aşamasına kesintisiz geçişin olanaklarını arttırdı.


  5. Emperyalistler '50'ler sonrası hızla silahlandılar, ekonominin askerileştirilmesi daha da belirginleşti, bizzat emperyalistlerin yönlendirmesiyle yerel ve bölgesel gerici savaşların sayısında bir patlama yaşandı; öyle ki bu savaşlarda ölen insanların sayısı 1. ve 2. paylaşım savaşlarında ölenlerin sayısını geride bıraktı. Aynı süreçte doğal ve tarihi çevrenin yıkımı da alabildiğine hızlandı.


  6. 1956'da Sovyetler Birliği'nde yaşanan karşıdevrimin uluslararası devrim cephesine yönelttiği saldırıya karşın 1960'lı ve '70'li yıllar özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika halklarının devrimci kurtuluş savaşlarının görkemli zaferler kazandığı bir dönem oldu. Ancak '80'li yıllar devrim dalgasının dünya çapında alçaldığına tanıklık etti.


  7. 1956'da Sovyetler Birliği'nde iktidarı ele geçiren modern revizyonistler, sosyalizmi yıkma, kapitalizmi yeniden kurma sürecini başlattılar. Kruşçev'le başlayıp Brejnev yönetimiyle süren karşıdevrim, Sovyetler Birliği'ni, tekelci devlet kapitalizminin egemen olduğu sosyal emperyalist bir ülke haline getirdi. Proletarya diktatörlüğünün yerine bürokrat burjuvazinin diktatörlüğü kuruldu.


  8. Sovyetler Birliği'nde meydana gelen karşıdevrim, dünya komünist hareketini yıkıma uğrattı. Pek çok komünist partisi ihanet safında yer aldı. Arnavutluk dışındaki sosyalist ya da kesintisiz devrim yoluyla sosyalizme yönelmiş ülkeler, kapitalist restorasyon yolunu tuttular. Sosyalist kamp dağıldı. Modern revizyonizme cepheden tavır alan AEP, uluslararası komünist hareketin başında yer aldı.


  9. Marksist-Leninist teori, emperyalist kuşatma şartlarında sosyalist bir ülkede geriye dönüşü olanaklı görmüş; emperyalist saldırı, içteki karşıdevrimci ayaklanma ve partideki beyaz ihanet bunun nedenleri ve yolları olarak vurgulanmıştı. Sovyetler Birliği'ndeki karşıdevrim partideki bürokratik yozlaşma ve ihanet yoluyla gerçekleşti.


  10. 1980'lerin sonunda patronluğunu Sovyetler Birliği'nin yaptığı revizyonist kamp çöktü ve bunu Sovyetler Birliği'nin dağılması izledi. Dünya burjuvazisi bu durumu azgın bir ideolojik saldırı fırsatı haline getirdi ve tüm imkanlarıyla 'sosyalizm'in 'öldü'ğü, propagandası için kullandı. Bütün bu gelişmelerin ve emperyalist faaliyetin doğrudan bir parçası olarak sosyalizmin çetin mevzisi Arnavutluk'ta da tasfiyecilik yoluyla geriye dönüş yaşandı. Ramiz Alia liderliğindeki AEP, iktidarı emperyalizmin işbirlikçilerine ikram etti. SB'deki geri dönüşten farklı olarak Arnavutluk'ta başta yığınsal tepkiler ortaya çıktı; ne var ki, partideki ve özel olarak da önderlikteki komünistlerin bir iç savaşı göze alamaması, işçi ve emekçilerin devrimci şiddeti yoluyla karşıdevrimin püskürtülmesi için bir direnişin örgütlenmesini engelledi.


  11. Bütün bu olumsuz gelişmelere karşın uluslararası üretim ve dağıtımın muazzam boyutlara vardığı, işçi sınıfının toplumsal örgütlenmesinin ilerlediği, eğitim ve kültürel seviyesinin yükseldiği, bunalım öğelerinin daha derin ve keskin biriktiği günümüz dünyasında insanlık, sosyalizme ve komünizme nesnel olarak daha yakındır. Bilimsel teknik devrimle demokrasi ve refah sağlandığı demagojilerine karşın kapitalizm, insanlığa, savaştan, açlıktan, yoksulluktan, saldırgan ulusalcılıktan, faşizmden, üretici güçlerin ölçüsüzce yıkımından, ahlaksal ve zihinsel yozlaşmadan, çevre kirliliğinden başka bir şey vermedi ve veremez. İnsanlık yok oluşu kabul etmeyecek sosyalizme yönelecektir.


  12. Bugün, proleter dünya devriminin nesnel koşulları ile öznel koşulları arasındaki uçurumun doldurulması ve her ülkede işçi sınıfının komünist öncü müfrezelerinin oluşturulup pekiştirilmesi, yaşamsal bir önem taşıyor. Bu görevin yerine getirilmesi, burjuvazinin ideolojik saldırıları ve modern revizyonizmin yeni biçimlerinin yanı sıra Maoizm, Troçkizm ve her renkten revizyonizme karşı kararlı ve uzlaşmaz ideolojik savaşımdan geçmektedir.
II. BÖLÜM


KOMÜNİZM VE KOMÜNİZME GEÇİŞ
  1. Komünist hareketin sonal amacı, bayrağında herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinmesine göre ilkesi yazan komünizmdir. Komünist toplumda sınıflar bütünüyle ortadan kaldırılmış, insanların işbölümüne köleleştirici bağımlılığı sona erdirilmiş, kafa emeği ile kol emeği ve kent ile kır arasındaki karşıtlıklar silinmiş, kültür herkesin ortak malı haline gelmiş, çalışma bir zevke ve yaşamın başlıca gereksinimine dönüşmüştür. Toplumun sınıflara bölünmesi temeli üzerinde yükselen devlet ortadan kalkmış, toplum üyeleri arasında gerçek eşitlik sağlanmıştır. Komünizm bir dünya sistemidir, kapitalist kuşatmanın yerini sosyalist kuşatmaya bırakmasıyla gerçekleşir.

  • Proletaryanın burjuvaziye karşı uzlaşmaz savaşımının kaçınılmaz ürünü ve komünizmin alt evresi olan sosyalizm, kapitalizmden sınıfsız topluma geçişe denk düşen bir devrimci dönüşümler dönemidir. Sosyalizm, rahminden doğduğu kapitalist toplumun doğum izlerini taşır. Sosyalizm, herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre ilkesini uygular. Proletarya burjuva devlet aygıtını kitlelerin devrimci silahlı savaşımıyla yıkar; kendi diktatörlüğünü kurar, belirleyici üretim araçlarını eline geçirerek sosyalizmin inşasına girişir. Kitlelerin artan maddi ve kültürel gereksinimlerinin azami derecede tatmini sosyalizmin temel ekonomik yasasıdır.

  • Sosyalizm döneminde burjuvazi ile proletarya, kapitalist yol ile sosyalist yol arasında yaşamın her alanında sert, karmaşık ve uzun süreli bir savaşım sürer. Proletarya bu savaşım sürecinde bütün emekçileri kendi çevresinde toplayarak sömürücü sınıf kalıntıları ve onların dış destekçilerinin tüm karşıdevrimci girişimlerini bastırır.

  • İşçiler ve diğer emekçiler için en geniş demokrasi, devrilmiş sömürücü sınıflar ve kalıntıları için en sert diktatörlük olan proletarya diktatörlüğü, sosyalist demokrasinin ta kendisidir. Geniş emekçi kitleleri adım adım devletin yönetimine, sosyalizmin ekonomik inşasına ve yeni insanın yaratılmasına katan proletarya diktatörlüğü, burjuvazi ve gericilikle savaşmanın, sosyalizmden kapitalizme dönüşü önlemenin tek ve en güvenilir aracıdır.

  • Proletarya diktatörlüğü sisteminde iktidar organları Sovyetlerdir. Sovyet sistemi, üretim ve bölge esasına dayanır, yasama ve yürütmeyi birleştirir. Emekçileri kendi temsilcilerini doğrudan seçme, denetleme ve her an görevden alma hakkıyla donatan, devlet yöneticilerinin ücretlerini ortalama işçi ücreti düzeyiyle sınırlandırarak bürokrasiye ezici bir darbe indiren ve çoğunluğun azınlık üzerindeki diktatörlüğü olan Sovyet sistemi, en demokratik burjuva cumhuriyetinden bin kez daha demokratiktir.

  • Proletarya diktatörlüğü, devletten devletsizliğe geçiş sürecidir. Proletarya, bu diktatörlüğü ancak iktidarı başka hiçbir sınıfla paylaşmıyorsa ve Marksizm-Leninizme sımsıkı sarılan bir komünist partisi tarafından yönetiliyorsa sürdürebilir.

  • Sosyalizm koşullarında kapitalizme geri dönüş tehlikesi vardır, ancak bu bir yazgı değildir. Proletarya diktatörlüğü ve komünist partisi, emperyalist komplolara karşı uyanıklığı arttırarak, Sovyet iktidarını sürekli sağlamlaştırarak, kitleleri komünizm ruhuyla eğiterek, sosyalist demokrasiyi ve kitle inisiyatifini geliştirerek, kitlelerin artan maddi ve tinsel gereksinimlerini karşılayarak, ayrıcalıklı bir katmanın doğmasını önleyebilir ve komünizme doğru kesintisiz yürüyüşü güvence altına alabilir.
  • III. BÖLÜM




    DEVRİMİN İLK ADIMI
    1. Emperyalizmin boyunduruğu altında bir yeni sömürge olan, Kuzey Kürdistan'ı sömürge bağımlılığı altında tutan çok uluslu Türkiye, işbirlikçi tekelci kapitalizmin egemen olduğu, emek-sermaye çelişmesinin temel çelişme haline geldiği, yarı feodal ilişkilerin özellikle Kürdistan'da varlığını koruduğu, küçük meta ekonomisinin yaygın bulunduğu, tekel dışı kapitalizmin belirli bir yer tuttuğu, sanayi toplumu olmaktan uzak, kırın iktisadi yaşamda önemsizleşmediği geri kapitalist bir ülkedir. işbirlikçi holdinglerin ve büyük toprak sahiplerinin egemen olduğu Türkiye, dünya ölçeğinde değerlendirildiğinde orta düzeyde gelişmiş ülkeler kategorisinde yer alır.

      Bu ekonomik yapı üzerindeki sınıfsal şekillenme şöyledir:

      İşçi Sınıfı: Çekirdeğini sanayi proletaryasının oluşturduğu ve belli başlı sanayi şehirlerinde toplanmış bulunan işçi sınıfı, bugün nitel gücünün yanı sıra nicelik olarak da ciddi bir ağırlığa sahiptir. O, toplam aktif nüfus içinde kent ve kır küçük burjuvazisinin ardından ikinci sırada yer almakta, bu durum giderek sınıfın lehinde değişmektedir.

      Proletarya devrimimizde fiili önderlik rolünü yerine getirebilecek, bağlaşıkları üzerinde hegemonya kurabilecek ve kesintisiz biçimde sosyalizme geçebilecek güç ve yeteneğe sahiptir.

      Diğer ezilen sınıf ve tabakalarla birlikte, ülkede özgürlüğün bulunmayışının acılarını çeken ve demokrasi uğruna mücadelede kendini eğitme göreviyle yüz yüze olan ülkemiz proletaryası, devrimin temel ve önder gücüdür.

      Yarı Proletarya: Ana gövdesini kent yoksullarının ve yoksul köylülüğün oluşturduğu, geçimlerini sağlayabilmek için işgüçlerini sık sık satmalarıyla karakterize olan; proletarya ile küçük burjuvazi arasında yer alan yarı proletarya, Türkiye'de önemli bir yer tutmaktadır. Yarı proletarya, demokratik devrimde olduğu gibi, sosyalizme kesintisiz geçişte de işçi sınıfının başlıca ve en güvenilir müttefiki ve dayanağıdır.

      Küçük Burjuvazi: Küçük toprak ve işyeri sahipleri, zanaatkarlar, emekçi memurların bir bölümü
      [1] vb.den oluşan küçük burjuvazi, aktif nüfusun en kalabalık kesimini oluşturur. Küçük burjuvazi, hem emekçi hem mülk sahibi olması nedeniyle yalpalayan bir karaktere sahiptir. Sürekli güç kaybetmesine karşın toplumdaki ağırlığını hala koruyan küçük burjuvazi, emperyalizmin boyunduruğundaki işbirlikçi tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahiplerinin ekonomik sömürüsü ve faşist diktatörlüğün siyasi baskısı altındadır. Küçük burjuvazinin ileri sürdüğü ekonomik ve siyasi taleplerin işbirlikçi tekelci burjuva ve büyük toprak sahipleri düzeninde karşılanmasına olanak yoktur. Bu nedenle o, güçlü bir devrimci potansiyel taşımaktadır. Devrimimizin temel güçlerinden biri olan kentin ve kırın küçük burjuvazisi, demokratik devrim boyunca proletaryanın stratejik müttefikidir. Proletarya devrimin ilk adımında kurulacak iktidarı bu sınıfla paylaşmayı kabul eder. Kesintisiz geçiş sürecinde ise proletarya küçük burjuvaziyi tarafsızlaştırma ve olanaklı olduğu ölçüde kazanma politikası izler.

      Orta Burjuvazi: Orta burjuvazi şehirlerde işbirlikçi tekellerin dışındaki orta ölçekli işletme sahiplerinden ve kırda zengin köylülükten oluşur. Sömürücü bir sınıf olan orta burjuvazinin siyasi eğilimi liberalizmdir.

      Orta burjuvazi, ülkenin ekonomik ve toplumsal gerçekleri nedeniyle, ortaya çıkan ve çıkabilecek tüm iktisadi ve siyasi çelişkilerine karşın kaderini düzene bağlamıştır. Şehirlerde varlığı tekellerin varlığına çok güçlü bir biçimde bağlı olan ve proletaryadan, onun önderliğinde, hegemonyasında gerçekleşecek bir devrimden derin bir korku duyan orta burjuvazi karşıdevrimci bir sınıftır.

      Proletarya, demokratik devrim sürecinde, başlıca uzlaştırıcı toplumsal güç olan bu sınıfı yalıtma politikası izler. Orta burjuvazinin devrime karşı silahlı direniş içinde olan kesimlerini ezer ve mülklerine el koyar.

      Buna karşın, ulusal sorun nedeniyle Kürdistan'da orta burjuvazi, farklı bir rol oynama potansiyeli taşımaktadır. Söz konusu sınıfın ulusal mücadeleyi destekleyen kesimleriyle taktik ittifaklar olanaklıdır.

      İşbirlikçi Tekelci Burjuvazi ve Büyük Toprak Sahipleri: Emperyalizmin işbirlikçisi olan bu sınıflar, Türkiye'deki düzenin ve rejimin sahipleridir. Devrimimiz, karşıdevrimin merkezi olan bu sınıfların faşist diktatörlüğünü yıkacak, onları tümüyle mülksüzleştirecek ve ezecektir.

    2. İşçi sınıfı, diğer emekçiler ve Kürt ulusuyla gerici egemen sınıflar ve onları destekleyen emperyalistler arasındaki çelişmelerin son derece keskin olduğu, proletaryanın ve emekçi yığınların demokrasi okulundan geçmediği, burjuva devrimini tamamlamamış Türkiye'nin emperyalizme bağımlı bir yarı sömürge olması, faşist diktatörlük altında bulunması, Kürt ulusunun (ulusal ve dinsel azınlıkların) vahşi bir boyunduruk altında tutulması, yarı feodal ilişkilerin ihmal edilemez varlığı nedenleriyle devrimimizin ilk adımı, anti-emperyalist demokratik devrimdir. Bu devrimin özü politik özgürlüğün kazanılmasıdır.

    3. Proletarya, kendi öz devrimi olan sosyalist devrime geçebilmek için demokratik devrimi zafere ulaştırmak zorundadır. Bu yüzden o, kırın ve kentin küçük burjuvazisi ile asgari programı temelinde stratejik bir bağlaşma oluşturarak öncelikle İşçi-Emekçi Sovyetleri iktidarını kurmayı hedefler.

    4. Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal koşulları, proletaryanın nicel ve nitel gelişkinlik düzeyi, devrimci proletaryanın demokratik devrimden hızla sosyalist devrime geçmesini olanaklı kılar. Kesintisiz devrimden yana olan proletarya, yarı yolda durmaz, kır ve kentin yarı proleter yığınlarıyla birleşme derecesine, bilinç, örgütlenme ve hazırlık düzeyine bağlı olarak, demokratik devrimi sosyalist devrime dönüştürür.

    5. Komünist hareket, demokrasi savaşımını, son derece önemli, ama her zaman ve her koşulda göreli bir değer taşıyan ve sosyalist devrim hedefine bağımlı, geçici bir görev sayar. Bu yüzden o, bir yandan Kürt ulusal, demokratik köylü, demokratik kadın ve genel demokratik halk hareketlerini destekler; taleplerine sahip çıkar; ama bir yandan da Kürt işçilerini, tarım işçilerini ve kadın işçileri, genel demokratik hareketten ayrı olarak sınıf örgütlerinde birleştirir. Devrimci proletarya, reformları devrime tabi kılar, demokratik görevleri sosyalist perspektifle ele alır.
    IV. BÖLÜM


    ANTİ-EMPERYALİST DEMOKRATİK DEVRİM PROGRAMI
    1. İşbirlikçi tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahiplerinin faşist diktatörlüğü zora dayalı devrimle yıkılacak, yerine ayrılma hakkının korunduğu[2] İşçi-Emekçi Sovyet Cumhuriyetler Birliği kurulacaktır.
      Partimiz, Balkan, Kafkas ve Ortadoğu halklarıyla demokratik ya da sosyalist federasyonlar oluşturma anlayışını da savunur.
      [3]
    2. Egemen sınıfların ordusu, polisi ve diğer zor aygıtları dağıtılacak ve yerine İşçi-Emekçi Sovyetlerinde örgütlenmiş olan kitlelerin denetiminde bir halk ordusu ve halk milisi kurulacaktır.

    3. Egemen sınıfların yargı mekanizması dağıtılacak ve yerine İşçi-Emekçi Sovyetlerine bağlı devrimci mahkemeler kurulacak, duruşmalar halka açık olarak yapılacaktır.

    4. Halk kitlelerine propaganda, ajitasyon, örgütlenme ve eylem özgürlükleri tanınacak, bunların kullanımı güvence altına alınacak, insan onuruyla bağdaşmayan cezalar ve işkence kaldırılacak, yurttaşlar arasında din, mezhep, dil, milliyet, cinsiyet, bölge vb. temelinde ayrım yapılması önlenecektir.

    5. Tüm emperyalist devletlere, çok uluslu şirketlere, IMF, OECD, Dünya Bankası gibi emperyalist mali kuruluşlara olan borç ve yükümlülükler iptal edilecektir.

    6. NATO'dan çıkılacak, hiçbir emperyalist, gerici askeri ya da siyasal bloğa katılınmayacak, ABD ve NATO üs ve kuruluşlarına el konulacak, bütün gizli anlaşmalar açıklanacak, gizli ve açık yükümlülükler iptal edilecektir.

    7. Emperyalistlerin, işbirlikçi tekelci burjuvazinin, devletin ve devrime karşı silahlı savaşa katılan tüm güçlerin mülkiyetindeki işletmelere, taşınmazlara ve diğer zenginliklere el konacaktır.

    8. Büyük emlak sahipleriyle, devletin mülkiyetinde bulunan tüm yapılar ve kentsel araziler ile büyük iç ve dış ticaret ulusallaştırılacaktır.

    9. Ulusallaştırılmış, ekonominin bütün sektörlerinin yönetimini elinde tutan Sovyet devleti, ekonominin diğer sektörlerinde İsçi-Emekçi Sovyetleri aracılığıyla işçi denetimi sağlayacaktır.

    10. Zoralım yoluyla büyük toprak sahiplerinin ve devletin mülkiyetinde bulunan tüm topraklar, üretim aletleri ve diğer zenginlikler ulusallaştırılacaktır. Ulusallaştırılan toprakların, üretim aletlerinin vb. bir bölümü örnek çiftlikler olarak değerlendirilecek, bir bölümü kooperatiflerde örgütlenecek yoksul ve az topraklı köylülerin kullanımına sunulacaktır. Yarı feodal ilişkilerin hüküm sürdüğü alanlarda ise topraklar, demokratik köylü hareketinin istemleri dikkate alınarak, devrimci köylü komiteleri inisiyatifinde yoksul ve az topraklı köylülere dağıtılacaktır.

    11. Tarım işçilerinin, yoksul, küçük ve orta köylülerin devlete, bankalara, ağalara, tefecilere, kapitalistlere olan borçları iptal edilecek, toprakları ve üretim aletleri üzerindeki ipotekler kaldırılacaktır.

    12. Kürt ulusuna uygulanan asimilasyon ve sömürgeci faşist terör siyasetine ve kirli savaşa son verilecek, Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakkını kullanmasının ve bu amaçla ajitasyon, propaganda ve örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılacaktır. Kürt ulusunun birleşme hakkı tanınacak ve savunulacaktır.[4]
    13. Kürtlerle Türkler arasında her alanda tam hak eşitliği sağlanacak, tüm dil ve kültürler üzerindeki baskılara son verilecek, Türk milliyetçiliğine karşı sistemli bir savaşım sürdürülecek, Kürt ve Türk halklarının; Laz, Çingene, Abaz, Gürcü, Çerkez, Arap, Ermeni, Rum ve diğer ulusal toplulukların tam hak eşitliği temelinde özgür iradeleriyle İşçi-Emekçi Sovyet Cumhuriyetler Birliği'nde birlikte yaşaması için çaba harcanacaktır.

    14. İşçi-Emekçi Sovyetleri iktidarı dünya proletaryası ve halklarının ulusal kurtuluş, devrim ve sosyalizm savaşımlarını bütün olanaklarıyla destekleyecek, bütün dünyayı köleleştirmeye çalışan emperyalist devletlere karşı dünya halklarının devrimci bir üssü olacaktır.

    15. Egemen sınıfların Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya'da izlemekte oldukları saldırgan ve yayılmacı siyasete son verilecek, Kıbrıs'taki işgal ortadan kaldırılacaktır. Onların, diğer ülkelerdeki Türk ve Müslüman halkların ve azınlıkların haklarını savunma görüntüsü altında, Türk işçi ve emekçilerini şovenizm ve anti-komünizmle zehirlemeyi hedefleyen Pantürkist yayılmacı siyaseti sergilenecek ve reddedilecektir.

    16. Bütün işçiler için haftada 35 saat çalışma ve her yıl bir ay ücretli dinlenme hakkı güvence altına alınacaktır. Fazla mesai tamamen, gece çalışması zorunlu durumlar dışında yasaklanacaktır.

    17. Kadın ve erkek işçiler için eşit ise eşit ücret kuralı getirilecek ve kadınların kendileri açısından zararlı dallarda çalışması yasaklanacaktır.

    18. Onaltı yaşından küçük çocuk emeği yasaklanacak, onsekiz yaşından küçüklerin çalışma süresi dört saatle sınırlanacak ve çıraklık uygulaması kaldırılacaktır.

    19. İş kazalarının önlenmesi için her türlü önlem alınacak ve işyerlerinde iş güvenliğinin gözetilip gözetilmediği işyeri komiteleri ve yerel İşçi Sovyetleri tarafından denetlenecektir. İş kazasına uğrayanların tedavi ve bakımı güvenceye alınacaktır.

    20. İşçilerin işyerlerinde özgürce siyasal çalışma yapmalarını ve örgütlenmelerini önleyen yasal ve diğer engeller kaldırılacaktır. Siyasal grev, dayanışma grevi, genel grev ve hak grevi hakları kabul edilecek, lokavt yasaklanacaktır.

    21. Kadınlar her alanda erkeklerle eşit haklara sahip kılınacak, kadının aşağılanmasına ve cins ayrımcılığına karşı sistemli bir savaşım verilecektir. Çocuk bakımı toplumun bir işi sayılacak ve çocuklar toplumsal bir değer olarak kabul edilecekler, kadınlara doğum öncesi üç ay, doğum sonrasında altı ay ücretli izin verilecek, belli büyüklükteki tüm işletmelerde çocuk emzirme odaları, kreşler ve çocuk bahçeleri açılması zorunlu kılınacaktır. Kadınları geriliğe mahkum eden ev köleliğinin azaltılması için genel çamaşırhaneler ve yemekhaneler açılacaktır.

    22. Ev hizmetçilerinin ve kapitalistler hesabına evde çalışan yarı proleter kadınların yaşam ve çalışma koşulları iyileştirilecek ve mesleki örgütlerini kurmaları sağlanacaktır.

    23. Kent ve kır yoksullarının yaşam düzeylerinin yükseltilmesine çalışılacak, mesleki hakları güvence altına alınacaktır. Küçük köylülerin durumunu iyileştiren önlemler geliştirilecektir.

    24. Tüm çalışanlara iş güvencesi sağlanacak; işsizlik sorununun çözümü için çok yönlü ekonomik ve toplumsal önlemler alınacak, tüm emekçileri kucaklayan genel bir sigorta sistemi kurulacaktır. İşsiz, kimsesiz, yaşlı, hasta emekçiler özenle korunacaktır.

    25. Sakat yurttaşların korunması, bakımı, eğitimi ve toplum yaşamına üretici bireyler olarak katılmaları için gerekenler yapılacaktır.

    26. Bütün sağlık hizmetleri parasız hale getirilecek, geniş çaplı bir kamu sağlığı sistemi uygulanacaktır.

    27. Kitle sporu teşvik edilecek, tüm emekçilerin yararlanabileceği spor tesisleri kurulacaktır.

    28. Dolaylı vergiler kaldırılacak, artan oranlı tek bir vergi sistemi uygulanacak; vergi sistemi işçileri ve diğer emekçileri gözetecek biçimde düzenlenecektir.

    29. Konut sorununun çözümüne, bir toplu konut seferberliğiyle ve ulusallaştırılmış, konutların öncelikle yoksul ve bakıma gereksinen emekçilerin kullanımına sunulması yoluyla başlanacaktır.

    30. Din işleriyle devlet işleri birbirinden kesin olarak ayrılacak, diyanet işleri teşkilatı lağvedilecek, başta aleviler olmak üzere dinsel azınlıklar üzerindeki baskılara ve bazı mezheplere tanınan ayrıcalıklara son verilecek, dinin kişisel bir sorun olduğu ilan edilecek, inananların ve inanmayanların inanç özgürlüğü güvenceye alınacaktır.

    31. Gençliği gerici, faşist, şovenist, dinsel ve militarist düşüncelerle zehirleyen bugünkü gerici-faşist ve cinsiyetçi eğitim sistemi kaldırılacaktır. Üniversiteler özerk-demokratik hale getirilecektir. Eğitim maddi üretimle birleştirilecek, bütün gençlerin bilimsel ve devrimci bir eğitim görmeleri için gereken olanaklar sağlanacak, paralı eğitime son verilecektir.

    32. Emperyalist burjuvazinin, gençlik başta gelmek üzere emekçi kitleleri kendi kozmopolit, tüketimci ve yoz kültürüyle zehirleme etkinliğine karşı kararlı ve uzlaşmaz bir savaşım verilecektir.

    33. Kapitalizmin ve egemen sınıfların cehalete mahkum ettiği yetişkin emekçilerin bilimsel, siyasal ve mesleki düzeylerini yükseltmek için geniş ölçekli bir eğitim seferberliğine girişilecektir.

    34. Bilim, sanat, kültür alanlarındaki askeri ve bürokratik sansür ve her türlü antidemokratik kısıtlama kaldırılacak, bilimsel ve ilerici düşünce üretimi desteklenecektir.

    35. Radyo, televizyon ve basın, burjuvazinin ve gericiliğin kitleleri aptallaştırma ve cahil bırakma araçları olmaktan çıkarılacaktır. Bu iletişim kurumları, İşçi-Emekçi Sovyetleri iktidarı denetimi altında komünist, demokratik ve bilimsel düşüncelerin yayılmasının araçları haline getirilecektir.

    36. Kadın bedeninin alınıp satılması ve dilencilik yasaklanacak, alkolizme ve uyuşturucu kullanımına karşı etkili önlemler alınacak; bedenlerini satmak zorunda kalan kadın ve çocukların[5] , dilencilerin, serserilerin vb. normal ve üretici bir yaşama dönmeleri için gereken her türlü destek sağlanacaktır.

    37. İsçi-Emekçi Sovyetleri iktidarı, bütün insanlığı tehdit eden nükleer, biyolojik, kimyasal ve diğer silahların yok edilmesi, yasaklanması için dünya halkları ve devrimci, demokratik ve barışsever güçleriyle birlikte kararlı bir savaşım verecektir.

    38. İşçi-Emekçi Sovyetleri iktidarı, azami kar elde etmek için doğal, tarihsel çevreyi ve uzayı acımasızca yok eden kapitalistlerin ve emperyalistlerin tersine insanlığın bu ortak mirasını özenle koruyacak, geri ve bağımlı ülkelerin emperyalist devletlerin sanayi atıkları için bir çöplük olarak kullanılmasına karşı duracaktır.






    Enjolras. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Enjolras. Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
    Alt 22.Temmuz.2007, 10:10   #3
     
    Enjolras. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Enjolras.
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 22.Temmuz.2007
    Üye No: 509
    Mesajlar: 124
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
    Standart

    TKİH ve TKP/ML Hareketi Birlik Kongre Belgeleri

    İÇİNDEKİLER

    * ULUSLARARASI DURUM
    * İÇ POLİTİK DURUM
    * MLKP PROGRAMI
    * MLKP-K TÜZÜĞÜ
    * STRATEJİK PLANIMIZIN ANA ÖZELLİKLERİ
    * ÖRGÜTLENME PLANININ GENEL ÇERÇEVESİ
    * SINIFA YÖNELİK ÇALIŞMALAR ve SENDİKALAR POLİTİKASI
    * EYLEM BİRLİĞİ POLİTİKASININ YÖNÜ
    * PARLAMENTODAN DEVRİMCİ AMAÇLARLA YARARLANMA
    * KOMÜNİST GENÇLİK ÖRGÜTLENMESİ
    * İŞÇİ, EMEKÇİ VE GENÇ KADINLAR ARASINDA KOMÜNİST ÇALIŞMA
    * GİZLİ PARTİ ÖRGÜTÜ VE AÇIK KOMÜNİST ÇALIŞMA
    * ÜLKÜCÜ VE ŞERİATÇI FAŞİST HAREKETE KARŞI TUTUM
    * PARTİNİN ÖRGÜTSEL YAPISI
    * PARTİ BİRLİĞİ
    * NASIL BİR KADRO POLİTİKASI NASIL BİR KADRO TİPİ?
    * YAYIN ORGANLARI VE YAYIN POLİTİKASI
    * KUZEY KÜRDİSTAN'IN STATÜSÜ
    * KOMÜNİST HAREKETİN GEÇMİŞİ
    * BİRLİK SÜRECİ DEĞERLENDİRİLMESİ ve KOMÜNİSTLER İÇİN DERSLER
    * FESİH KARARLARI

    OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
    Enjolras. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 22.Temmuz.2007, 10:11   #4
     
    Enjolras. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Enjolras.
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 22.Temmuz.2007
    Üye No: 509
    Mesajlar: 124
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
    Standart

    MLKP II. Kongre Belgeleri

    İÇİNDEKİLER

    * MK ÇALIŞMA RAPORU
    * PARTİNİN GELİŞİM ÇİZGİSİ, SORUN VE PERSPEKTİFLERİ
    * ULUSLARARASI GENEL EKONOMİK VE SİYASAL DURUM RAPORU
    * İÇ SİYASAL DURUM RAPORU
    * MLKP PROGRAMI
    * MLKP TÜZÜĞÜ
    * KONUŞMA, ÇAĞRI VE MESAJLAR
    * KONGRE DUYURU VE ÇAĞRISI


    OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
    Enjolras. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 22.Temmuz.2007, 10:12   #5
     
    Enjolras. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Enjolras.
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 22.Temmuz.2007
    Üye No: 509
    Mesajlar: 124
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
    Standart

    MLKP III. Kongre Belgeleri

    1. Uluslar Arası Ekonomik ve Politik Durum

    * ‘70'li yıllardan Günümüze Emperyalist Kapitalizmde Meydana Gelen Değişimler
    * Emperyalist Küreselleşme
    * Uluslar Arası İlişkilerde Yeni Dönem
    * Balkanların Paylaşımı Ve Yeni Tipte "Uluslar Arası Sömürge" Statüsü
    * 11 Eylül ve ABD Emperyalizminin "Haçlı Seferleri" Küstahlığı
    * Rekabet Merkezleri Olarak Avrupa Birliği, Japonya, Rusya ve Çin'in Durumu
    * ABD'nin Irak'a Savaş Hazırlığı
    * Emperyalizmin Temel Çelişkileri Keskinleşerek Sürüyor
    * Yeni Devrim Dalgası Mayalanıyor
    * Komünistlerin Acil Enternasyonal Görevleri

    2. İÇ POLİTİK DURUM

    * 28 Şubat Darbesi Ve Bazı Sonuçlar
    * Düzen Partilerinin Tükenişi
    * Gelişmeler Ve Ordu
    * Politik Rejimin Niteliği, Durumu Ve Yönü
    * Diktatörlüğün Uluslararası Durumu
    * Ekonomik Kriz
    * İşçi Sınıfı Ve Halklarımızın Emekçi Bölükleri
    * Kürt Ulusal Hareketi
    * Olanaklar, Olgular ve Gelişmenin Yönü


    Program Değişiklikleri

    Strateji ve Taktik Belgesinde Düzeltme

    Devrimin Zaferi İçin Yaşasın MLKP!


    OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
    Enjolras. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 22.Temmuz.2007, 10:26   #6
     
    Enjolras. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Enjolras.
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 22.Temmuz.2007
    Üye No: 509
    Mesajlar: 124
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    2 Mesajına 2 Teşekkür Aldı
    Standart

    MLKP TÜZÜĞÜ


    Türk ve Kürt uluslarından, Laz, Abhaz, Gürcü, Çerkez, Çingene, Arap, Ermeni, Rum vb. ulusal topluluklardan proletaryanın öncü müfrezesi ve savaş kurmayı MLKP, Marks, Engels, Lenin ve Stalin'in yolunda yürür, Marksizmi-Leninizmi rehber alır.
    Proletarya enternasyonalizmi ilkesini yüksekte tutan ve dünya komünist hareketinin yaşadığımız topraklardaki kolu olan MLKP, diyalektik ve tarihsel materyalizmi temel alır.




    I- ÜYELİK


    1- 18 yaşını doldurmuş, MLKP program ve tüzüğünü kabul eden, MLKP örgütlerinden birinde görev alan ve düzenli biçimde aidatını ödeyen kişi MLKP üyesidir.
    Üye kabulüne yetkili en alt örgüt İl Komitesidir. Kabul edilen üyelik başvurusu, aday üyelikle başlatılır. Aday üyelik süresi asgari altı ay, azami bir yıldır. Bu süre, yurtdışında en az bir yıl en fazla iki yıldır. Üyelik başvurusu, iki üyenin önerisi üzerine il komitesinin kabulü ve MK'nin onayıyla gerçekleşir.

    2- Üyelerin Görevleri
    a) MLKP'nin kararlarına ve disiplinine uymak, politikalarını gerçekleştirmek için tüm yetenek ve enejisini harekete geçirmek; MLKP çizgisini savunmak ve geliştirmeye çalışmak; örgüt yaşamına aktif biçimde katılmak, MLKP'nin amaçları doğrultusunda, burjuvaziye ve her türden gericiliğe karşı mücadelede uzlaşmaz, militan bir savaşçı olmak.
    b) Marksist-Leninist klasikleri incelemek ve bilgilerini derinleştirmeye çalışmak. Gerek uluslararası, gerekse de ülkedeki komünist ve devrimci mücaelelenin deneyimlerini, derslerini inceleyip öğrenmeye önem vermek. Teori ile pratiğin birliğini gözetmek.
    c) Marksizm-Leninizm'e bağlı kalmak ve onu her tür anti-marksist akıma karşı savunmak.
    d) Burjuva-feodal düsünce ve duyguların gerek kendi yaşamı, gerekse de örgüt yaşamı üzerindeki etkilerine karşı mücadele etmek. Özel yaşamını komünistçe düzenlemek ve politik çalışmalarında tavır ve ahlakıyla örnek olmak. Düzenle, görünür/görünmez tüm bağlarını koparmak, sürekli kendini yenilemek ve yaşamının her zerresini komünistçe düzenlemek için mücadele etmek. Örgüte, yoldaşlarına ve halka karşı açık ve dürüst olmak. Eleştiri ve özeleştiride dürüst, içten ve kararlı olmak. Örgütten hiç bir şey gizlememek.
    e) Siyasi polise karşı uyanık olmak. Örgütü, düşman saldırıları karşısında korumak. Poliste, mahkemede ve zindanda komünist bir tutum takınmak. Devrimin ve örgütün çıkarlarını gözbebeği gibi korumak. Hiçbir koşulda sır vermemek.
    f) Her türden hizipçi faaliyet ve etkiyi göğüsleyebilecek komünist bilinç ve uyanıklığa sahip olmak, örgütün komünist birligini özenle korumak.
    g) Örgütün her tür olanağını en iyi biçimde korumak ve bunları geliştirmeye, çoğaltmaya çalışmak.
    3- Üyelerin Hakları
    a) Örgütün programatik, stratejik ve taktik görüşlerini, tüm kademelerdeki MLKP örgütlerini ve yönetici üyelerini eleştirebilmek.
    b) Organ toplantısında, üye tartışma toplantıları vb. platformlarda, örgütün iç basınında, düşünce, eleştiri ve önerilerini sunmak, tartışmak ve geniş kapsamlı tartışma önerisinde bulunmak.
    c) Seçme ve seçilme hakkına sahip olmak.
    d) Yer aldığı örgüt organında kendisi ile ilgili olarak yapılacak tartışmaya fiilen katılmak ve hakkında ceza verilmeden önce yetkili organa savunmasını sunmak.
    e) Hakkında alınmış kararlara, örgütsel işlerlik çerçevesinde MK veya kongreye itirazda bulunmak.
    f) Örgütten ayrılabilmek.
    4- Aday üyelerin Hak ve Görevleri
    a) Aday üyeler ile üyeler arasında görevler açısından herhangi bir farklılık sözkonusu değildir.
    b) Aday üyelerin seçme-seçilme ve komite düzeyindeki örgütlerde görev alma hakları yoktur. Bunlar dışında kalan tüm üyelik haklarından yararlanırlar. Aday üyeler kongrede temsil edilir.




    II. MLKP'NİN YAPISI VE İŞLEYİŞİ


    5- MLKP'nin temel örgüt ilkesi demokratik merkeziyetçiliktir. MLKP'nin yönetiminin yol göstericisi ilkesi ise kollektivizmdir.
    a) MLKP, üretim ve bö1ge esası üzerinde örgütlenir.
    b) MLKP, esas olarak tüm organlarının seçimle belirlenmesinden yana olmasına rağmen, faşizmin zorunlu kıldığı ağır illegalite koşullarında bu, kongre ve Merkez Komitesi'nin oluşumunda uygulanır. Diğer örgütler yukarıdan aşağıya doğru kurulur.
    c) Seçim ilkesinin uygulandığı her durumda tek tek aday olma ve gizli oy yöntemleri uygulanır.
    d) Bütün organların sekreteri ve sekreter yardımcıları demokratik danışma yöntemi işletilerek atamayla belirlenir.
    e) Demokratik merkeziyetçiligin bir gereği olarak birey örgüte, alt organlar üst organlara, azınlık çoğunluğa, tüm örgüt MK'ya, MK kongreye tabidir.
    f) MLKP'nin her alt organı bir üst organa, MK tarafından saptanan periyod dahilinde, düzenli faaliyet raporu verir. MK, raporları değerlendirerek sonuçları ilgili örgütlere iletmekle yükümlüdür.
    g) Tüm MLKP örgütleri, MLKP çizgisi ve kararları doğrultusunda faaliyet özerkliğine sahiptir.
    h) Demokratik merkeziyetçilik ile düşünce özgürlüğü ve irade birliği teminat altına alınmıştır. Her organ üyesi görüş ve önerilerini sunma, tartışma oy kullanma hakkına sahiptir.
    i) MLKP'nin örgütsel işleyiş ilkesi kollektivizmdir. Kollektif akıl ve kollektif iradenin eğemen olduğu bir işleyişi esas alan MLKP, eleştiri ve özeleştiriyi hayat damarlarından biri olarak görür. Hatalarına karşı tutumu sınıfa karşı sorumluluğu çerçevesinde ele alır. Hatalarına karşı hoşgörülü olmaz, onları gizlemez.




    III- TEMEL MLKP ÖRGÜTÜ VE BAŞLICA YÖNETİCİ ÖRGÜTLER


    6- Hücre
    a) MLKP'nin temel örgütü hücredir. Hücre en az üç üye ve aday üyeden oluşur.
    b) Hücreler MLKP'yi temsil eder, onun verdiği görevleri yerine getirirler.

    7- Yerel Örgütler
    a) Yerel örgütler sorumluluk alanlarında MLKP çizgisini ve üst organların kararlarını uygular ve tüm örgüt faaliyetini yönetirler.
    Bu örgütler çalışma sahalarının tüm sorunlarıyla ilgilenirler ve ihtiyaç duydukları her tür kararı alıp uygularlar. Gerekli saydıkları komite, komisyon vb. organları oluştururlar.
    b) Yerel komiteler kendi adlarına, MLKP çizgisine uygun gazete, bülten vb. yayınlar çıkarabilirler.
    c) Yerel yönetim merkezi İl Komiteleridir.
    d) MLKP, Kürdistan örgütlenmesinde, Kürt ulusal gerçeğine dayanır ve Kürdistan Seksiyonu biçiminde örgütlenir.
    8- Yurtdışı örgütlenmesi: MLKP'nin yurtdışı örgütü Merkez Komitesi tarafından kurulur.
    9- MLKP'nin gençlik yığınları içindeki komünist kitle örgütü olan komsomol, ideolojik-siyasi bağlılık, örgütsel bağımsızlık ilkesi temelinde çalışır.
    10- MLKP'nin MK dahil bütün organları, kadın çalışmasının bir ihtiyacı olarak kendilerine bağlı kadın komisyonları kurarlar.
    11- Kongre, Olağanüstü Kongre
    MLKP'nin en yüksek organı Kongredir. Olağan kongreler üç yılda bir toplanır.
    a) Kongrenin gündemi en geç üç ay önce açıklanır.
    b) Kongrede temsil oranı MK tarafından belirlenir. Delegeler seçim yoluyla saptanır. Seçimler örgüt ve üye esasına göre düzenlenir.
    c) Kongrenin başlayabilmesi ve kararlarının bağlayıcı olması için delegelerin salt çoğunluğunun hazır bulunması şarttır.
    d) MK olağan kongreyi erkene alabilir veya erteleyebilir. Erteleme süresi 6 ayı geçemez.
    e) Olağanüstü kongre, mevcut üyelerin salt çoğunluğunun veya il komitelerinin 2/3'ünün talebi ya da MK'nin girişimi üzerine toplantıya çağrılır. Oluşum biçimi olağan kongreyle aynıdır.
    f) Merkez Komitesi, olağanüstü kongre talebinde bulunan üyelerin taleplerini, eline geçtikten sonra bir ay içinde örgüte sunmak zorundadır.
    g) MK, olağanüstü kongreyi altı ay içinde toplamazsa, il komiteleri MK'nin yetkilerine sahip bir kongre örgütleme komitesi kurar ve en geç 6 aylık bir sürede kongreyi toplarlar.
    h) MK'nin düşman saldırıları sonucu ağır darbeler yediği koşullarda il komitelerinin temsil edileceği bir toplantı örgütlenerek burada olağanüstü kongreyi gerçekleştirecek bir kongre örgütlenme komitesi belirlenir.
    i) Kongre, MK'nin raporunu görüşür. MK'yi (asil ve yedek üyeleri) seçer. Örgütün teorik, siyasi ve örgütsel sorunlarını karara bağlar. Program ve tüzük sorunlarının çözümünde yetkili organ kongredir.
    12- Konferans
    a) Örgüt konferansları, iki kongre arasındaki dönemde ihtiyaç halinde toplanır. Konferansta temsil edilme biçimi ve konferansın içeriği Merkez Komitesi tarafindan belirlenir.
    b) Konferans kararlarının yaşama geçirilebilmesi için Merkez Komitesi'nin onayı şarttır.
    13- Merkez Komitesi
    Merkez Komitesi, iki kongre arasında MLKP'nin en yüksek organıdır. Bu süreçte tüm MLKP'yi yönetir, her alanda örgütü temsil eder, kongrede alınan kararları hayata geçirir. Tüm faaliyetlere önderlik eder, MLKP'nin taktiklerini saptar, maliyeyi yönetir.
    a) MK, kendi içinde uzmanlaşmanın gerektirdiği iç örgütlenmesini gerçekleştirir. Çalışmalarını düzenleyecek bir iç tüzük hazırlar.
    b) MK, sayısal bir azalma halinde yedekler arasından (yedeklik sırasına göre) yeni üyeler alır. Düşmanın eline geçen MK üyesi aksi bir neden olmadıkça statüsünü korur. Serbest kaldığında yerine alınmış üyenin organ üyeliği de sürer.
    c) MK, kongrede belirlenen sayının 1/3'ü oranında yeni üye alabilir. Yeni üyelerin kabulü için 2/3 çoğunluk şarttır.
    d) MK üye ve yedek üyelerinin organdan çıkarılması, genişletilmiş toplantıda MK asil üyelerinin 2/3'1ük çoğunluğunun kararı ile olanaklıdır. MK üyelerinin MLKP'den atılması için ise geriye kalan üyelerin oybirliği şarttır.
    e) Merkez Komitesi üyeleri kongrenin oy hakkına sahip doğal delegeleridir. MK yedek üyeleri ise, seçime örgütte katılırlar.




    IV- PARTİ DİSİPLİNİ


    14- En sıkı örgüit disiplini, tüm üyelerin ve örgütlerin en yüksek görevidir. Örgüt kongresinin, merkez komitesinin ve tüm yönetici örgüt organlarının kararları tam ve kesin olarak uygulanır. Düşünce ayrılıkları bulunan tüm sorunlar karar alınıncaya değin örgüt içinde özgürce tartışılır.
    a) MK örgüt içinde eğitim amaçlı çeşitli tartışmalar açabilir, ancak program ve tüzük sorunlarına ilişkin bir tartışma başlatılacaksa bunu kongreye bağlı olarak yapmak zorundadır.
    b) MLKP komitelerinin yarısının talebi üzerine MK örgütte tartışma açmakla yükümlüdür.
    c) Tartışma ve öneriler her üyenin kendi biriminde ya da meşru örgüt platformlarında (kongre, konferans, örgüt içi yayın) yapılır. Aykırı bir durum örgütsel anarşiye, dolayısıyla örgüt disiplinini ihlale yol açacağından, kabul edilemez.
    d) Örgüt disiplinine aykırı hareket edenler hakkında, üyelikten çıkarma, uyarı, ağır ihtar, geçici görevden alma, alt göreve verilme, süreli olarak yönetici görev vermeme, aday üyeliğe indirme, üyelik ilişkisini süreli olarak dondurma cezaları verilebilir.
    e) Üyelikten çıkarma il komitesinin kararı ve MK'nin onayıyla olur. Diğer cezalar il komiteleri tarafından verilebilir ve bunlar yürürlüğe girer. Tüm cezalar için ilgili kadroların itiraz hakkı saklıdır. İtiraz MK'ya yapılır.
    f) Sistematik olarak kurallara aykırı davrananların üyelikleri gözden geçirilir. Peş peşe iki ay aidat ödemeyen üyeye uyarı yapılır, üçüncü kez ise üyeliği sona erer.
    g) Üyelikten çıkarılan veya görevinden alınanlar örgütle ilişkilerini bir biçimde sürdürürlerse yapılacak ilk kongrede kendileriyle ilgili olarak alınmış karara itiraz hakları vardır.
    h) İşkencede çözülen üyenin üyeliği düşer.




    V- DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ VE HİZİPÇİLİK


    15- MLKP, hiziplerin varlığıyla bağdaşmayan irade ve eylem birliğidir. MLKP içinde her türlü hizipleşme ve hizipleşme çağrısı yasaktır, üyelikten ihracı gerektirir. Her türlü hizipleşmenin MK'ya iletilmesi ve bu durum MK içinde de söz konusuysa örgüte duyurulması kesin bir zorunluluktur. MLKP'nin hiç bir yasası, MLKP'ye karşı kullanılamaz.
    Örgütsel çalışma ve ilişkiler kendi doğal işleyişi içinde sürdürülür. Organ dışında rastgele ilişki yasaktır ve disiplin suçudur.



    VI- PARTİNİN MALİ KAYNAKLARI


    16- Örgütün mali kaynakları üye aidatlarından, bağışlardan ve amaca aykırı olmayan diğer gelirlerden oluşur. Üyelik aidat miktarı MK tarafindan belirlenir. Bunda ülkenin en düşük gelirli işçilerinin durumu dikkate alınır.




    İkinci Kongre, 1997
    Enjolras. isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 18.Ağustos.2007, 02:24   #7
     
    Aequitas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aequitas
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 17.Temmuz.2007
    Üye No: 196
    Mesajlar: 31
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart MLKP-KGÖ (Marksist Leninist Komünist Parti - Komünist Gençlik Örgütü )



    KGÖ, MLKP'yi ortaya çıkaran irade olan Birlik Devriminin bir kararı ve ürünü olarak 25 Kasım 1994'te kuruldu.
    Türk ve Kürt ulusundan ve tüm ulusal azınlıklardan işçi, emekçi, öğrenci gençliğin kitlevi komünist gençlik örgütlenmesi KGÖ gençliğin en bilinçli, fedakar, militan unsurlarının gönüllü ve disiplinli birliği olup, partisi MLKP'yle ideolojik siyasal bağlılık, örgütsel bağımsızlık Leninist ilkesi temelinde ilişkilenir. Örgütlenme ilkesi demokratik merkeziyetçiliktir.




    Türkiye ve K. Kürdistan'da devrimci mücadelenin ve komünist hareketin gelişiminde gençliğin özel bir rolü olagelmiştir. Tüm dünyada patlak veren 68 gençlik hareketinin ve devrimci dalgasının etkileri Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da da yansıma buldu. Bu gençlik hareketinin içinde, gençlik önderleri olarak yetişen Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya gibi önderler, 70'li yılların başında devrimci bir çıkış gerçekleştirerek bugün de Türkiye ve Kuzey Kürdistan devrimci hareketinin miras aldığı örgütlerin kurucuları oldular. Yine Kürt ulusal hareketinin oluşum ve gelişiminde bu dönemki gençlik hareketinin ve gençlik önderlerinin büyük etkisi vardı.
    Gençliğin bu rolü, 70'ler boyunca da devam etti. 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin ilk yöneldiği kesimlerden biri, öğrenci gençlik ve geçen on yıl boyunca işçi ve emekçilerin aydınlanmasında önemli yer tutan üniversiteler oldu. Bu darbeyle birlikte Türkiye ve Kuzey Kürdistan üniversiteleri YÖK (Yüksek Öğrenin Kurulu) adı verilen faşist organizmaya bağlanarak düşünmeyen, sorulamayan bir gençlik kuşağı yetiştirilmeye, üniversiteler politikadan uzak tutulmaya çalışıldı. Üniversitelerde devrimci potansiyeli söndürmek ve paralı eğitim uygulamalarını hayata geçirmek üzere YÖK kurumsallaştırıldı. İlköğretim ve lise müfredatlarına zorunlu din dersleri konuldu, emekçi semtlerde yaşayan işçi, işsiz ve öğrenci gençlik kitleleri uyuşturucu ve popüler kültür bombardımanından oluşan yozlaştırma saldırıları altında tutuldu.



    Bu girişimler 89-90'ların uluslar arası çapta yarattığı olumsuz etkilerle de birleşerek belli ölçülerde başarılı olsa da, gençlik toplumun en hızlı politik refleks veren, en diri, en canlı kesimini oluşturmaya devam etti. YÖK kurulduğu günden beri öğrenci gençliğin öfke ve direnişinin hedefi oldu.
    MLKP, kuruluş kongresinde bir gençlik örgütü kurmanın zorunluluğunu ortaya koydu ve çok kısa bir süre içerisinde de bu hedefini hayata geçirdi.
    KGÖ, partisi MLKP'nin yolundan, gençlik mücadelesinin alevleri içinde kuruldu ve örgütlendi. Özellikle öğrenci gençlik mücadelesi içinde önemli tarihsel süreçlere önderlik etti.
    Kurulduğu dönemde öğrenci gençlik mücadelesi önemli sıçrama dinamikleri taşımasına rağmen öncülerinin protestocu tarzı aşamaması, gençlik hareketini somut kazanımlar zemininde ilerletme perspektifinden yoksunluk ve reformist gençlik gruplarının etkisi gibi nedenler, hareketin sıçramalarla ilerlemesini engellemekteydi.



    YÖK, bu dönemde geniş gençlik kitlelerini etkileyen üniversite harçlarının zamlandırılması uygulamasıyla gündeme oturmuştu. Gerek üniversitelerde, gerekse liselerde faşist baskılar ve paralı eğitim öğrenci gençliğin mücadelelerine hedef oluyordu. Ancak YÖK'ü ve diğer uygulamaları protesto etmekten öteye geçemeyen devrimci, demokrat, yurtsever gençlik grupları hareketi ileriye aşıma perspektifinden yoksun veya zayıftı. Bu süreç, KGÖ'nün öğrenci gençlik mücadelesi içinde hızla öne çıktığı, bu mücadelenin başına geçtiği bir dönem oldu. ‘Faşist zincir paralı eğitim halkasından kırılacaktır' şiarıyla öne atıldı. Protestocu tarzı aşıp hak alıcı temelde bir mücadele örgütleme yönelimiyle, üniversite gençliğinin üniversite harçlarına karşı mücadelelerine önderlik etti. Militan bir hatta, daha sonrasında işgale dönüşecek, üniversitede açlık greviyle başlayıp, 4-5 şubat 1996'da binlerce üniversite öğrencisinin alanlara dökülmesine dek uzanan bir yükseliş sürecinde sembolleşti.
    Eğitim sorununun işçi ve emekçilerin, ezilen halkların sorunu olduğu perspektifiyle, tüm bu kesimleri bu mücadelede birleştirme amacıyla lise ve üniversiteler çapında bir Demokratik Eğitim Kurultayı düzenledi.



    KGÖ, partisi MLKP'yle ateş altında yazılan tarihin genç yüreği oldu. Daha ilk yılında İstanbul il komitesi sekreteri Sengül Boran ve Ankara İl komitesi yedek üyesi Özgür Evrim Göçen'i şehit verdi. Şengül Boran, partinin askeri eğitim kampında elinde bomba patlaması sonucu şehit düşerken, Özgür Evrim Göçen ise ODTÜ'de jandarma aracı tarafından ezildi.
    Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da her toplumsal soruna gençlik kitleleri cephesinden yanıt vermeye, tepki örgütlemeye çalıştı. İstanbul'un Gazi mahallesi'nde gerçekleşen ayaklanmada barikat başlarında oldu. Gözaltında kayıplara karşı verilen mücadelede yer aldı. Zindan direnişlerine hem dışarıdaki eylem ve kampanyalarda, hem de 1996 ve 2000 ölüm oruçlarındaki direnişleriyle zindanlarda katıldı. 1996 döneminde zindanda karaciğer kanserine yakalanan Erkut Direkçi, 1998 yılında KGÖ'nün üçüncü şehidi olarak ölümsüzleşti.
    KGÖ, Kürt gençleri ve Kürt halkının anadilde eğitim talebini kararlı biçimde savundu. 2001-2002 yıllarında Kürt gençliğinin başlattığı anadilde eğitim kampanyasının bileşeniydi. Bu kampanya, başlangıçta devletin okuldan atmalar, gözaltı ve tutuklamalar biçimindeki yoğun saldırılarıyla karşılaşsa da, gençliğin kararlı duruşu nedeniyle devletin sınırlı geri adımlar atmasıyla sonuçlandı.



    Liseli ve üniversiteli genç kadınların örgütlenmesi sorunlarına yaklaşımıyla gençlik hareketinde bir ilke imza attı, bu konuda coğrafyamızda ilk olarak bir konferans toplanmasına önderlik etti.
    KGÖ, 9 yıllık tarihinde 3 Kongre toplama pratiğiyle bir gençlik örgütü olarak Türkiye devrimci hareketi tarihinde bir çok devrimci partide bile rastlanmayan bir başarıya imza atarken, sosyalist demokrasinin uygulanması, örgütsel bağımsızlık ilkesinin yaşama geçirilmesi noktasında öne çıkan bir pratik sergiledi. İlk kongresini, 1996 Ölüm orucu süreci gibi yoğun bir mücadele sürecinde gerçekleştirerek kendi önderliğini seçti. 2000 yılında 2., 2003 yılında ise 3. kongresini topladı.
    3. Kongresinden sonra, "kitlevi komünist gençlik örgütüne!" temel şiarıyla en geniş gençlik kitlelerini örgütleme yönelimine giren KGÖ, bugün Türkiye ve K. Kürdistan gençlik hareketinin merkezine yürüyüşünü daha büyük bir iradeyle sürdürüyor.

    not : alıntıdır
    Aequitas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 18.Eylül.2007, 00:29   #8
     
    Aequitas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Aequitas
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 17.Temmuz.2007
    Üye No: 196
    Mesajlar: 31
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart

    YouTube Video
    ERROR: If you can see this, then YouTube is down or you don't have Flash installed.
    Aequitas isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 15.Ağustos.2008, 12:48   #9
     
    ekmekvegül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ekmekvegül
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 23.Ağustos.2007
    Üye No: 1982
    Mesajlar: 579
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart

    Alıntı:
    dava adamı Nickli Üyeden Alıntı
    mlkp kkö orgütünün pkk da bir farkı yok
    ??????????

    İYi okumak lazım bu nasıl bir yorumdur.?!

    Alıntı:
    MLKP, PKK'nin İmralı çizgisini mahkum eder. Ulusal hareketteki ideolojik teslimiyeti, politik irade kırılmasını ve tasfiyeciliği eleştirir. PKK'nin ulusal reformist bir parti haline geldiğini ilan eder. Fakat aynı zamanda Kürt halkının ulusal ve demokratik talepleri uğruna bağımsız ya da eylem birliğine dayalı bir mücadele yürütülmesi görevini yerine getirmeye çalışır. Kürt devriminin yenilmesini, Kürdistan'ın sosyal yapısını göz önünde bulundurarak; ulusal sorun yanında sınıfsal sorunları da öne çıkarır.
    MLKP-Kürdistan örgütü, sosyalist görüş açısıyla Kuzey Kürdistan'da siyasal ve örgütsel bir gelişim seyri içindedir.
    ekmekvegül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 15.Ağustos.2008, 12:57   #10
     
    HAZİRAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    HAZİRAN
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 09.Temmuz.2008
    Üye No: 10371
    Mesajlar: 239
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart



    Cephe Yoldaşları.
    HAZİRAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 15.Ağustos.2008, 13:07   #11
     
    HERNEYSE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    HERNEYSE
    Aktif Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 08.Haziran.2008
    Üye No: 28919
    Mesajlar: 1,497
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 58
    42 Mesajına 113 Teşekkür Aldı
    Standart

    Sayın gökay provakasyon yaratmak değilse amacınız yukarıda ki mesajınızın ne anlama geldiğini açarsanız seviniriz.
    ______________________________________________________
    MATEMATİĞİN TEMELİNİ OLUŞTURAN SAYILAR,BİR YÖNÜYLE MADDİ VARLIKLARI GÖSTERDİĞİ İÇİN FİZİĞE,SOYUT KAVRAM OLMALARI BAKIMINDANDA METAFİZİĞE BAĞLIDIR.(KİNDİ)
    HERNEYSE isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 15.Ağustos.2008, 13:09   #12
     
    HAZİRAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    HAZİRAN
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 09.Temmuz.2008
    Üye No: 10371
    Mesajlar: 239
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart

    Arkadaşın MLKP'nin PKK'den farkı yoktur dedi
    bende sadece cephe yoldaşı olduklarını söyledim.
    HAZİRAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 11.Şubat.2009, 05:24   #13
     
    ekmekvegül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ekmekvegül
    Üyeliği durduruldu
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 23.Ağustos.2007
    Üye No: 1982
    Mesajlar: 579
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart Cevap: MLKP - Marksist Leninist Komünist Parti

    matili
    Partilerin tanıtım bölümlerinde tartışma yapmak forum kuralları gereği yasak.O yüzden ayrı bir başlığa taşıman lazım.Ve bir de alıntılara boğmak yerine kendi cümlelerinle derdini ifade edersen ben de kendi cümlelerimle sana elimden geldiğince yanıt veririm.Burada DEVSOL'un, hiç üşenmeden MLKP'ye ilişkin kitap yazmış bir diğer "dergi çevresinin" ya da adı var kendi yok bir sanal oluşumların vb. iddialarını yanıtlamaya kalkışmak boşa zaman kaybı olur
    ekmekvegül isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 11.Şubat.2009, 14:27   #14
     
    -- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    --
    Okuyucu
    Kullanıcı Profili
    Üye No:
    Mesajlar: n/a
    Teşekkür Grafikleri
    Standart Cevap: MLKP - Marksist Leninist Komünist Parti

    MLKP, PKK'nin İmralı çizgisini mahkum eder. Ulusal hareketteki ideolojik teslimiyeti, politik irade kırılmasını ve tasfiyeciliği eleştirir. PKK'nin ulusal reformist bir parti haline geldiğini ilan eder. Fakat aynı zamanda Kürt halkının ulusal ve demokratik talepleri uğruna bağımsız ya da eylem birliğine dayalı bir mücadele yürütülmesi görevini yerine getirmeye çalışır. Kürt devriminin yenilmesini, Kürdistan'ın sosyal yapısını göz önünde bulundurarak; ulusal sorun yanında sınıfsal sorunları da öne çıkarır.
    MLKP-Kürdistan örgütü, sosyalist görüş açısıyla Kuzey Kürdistan'da siyasal ve örgütsel bir gelişim seyri içindedir . ( Tanıtım dan alıntı )
      Alıntı ile Cevapla
    Alt 15.Mayıs.2009, 14:06   #15
     
    assassino - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    assassino
    Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 11.Nisan.2009
    Üye No: 20422
    Mesajlar: 3
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart Cevap: MLKP - Marksist Leninist Komünist Parti

    Emperyalizmin hakimolmaya çalıştığı ve bir yerlerde kendi sözde ideoloji ve strateji dedikleri dengesiz ve kısır döngünün bir gün mutlaka yıkılacağı kat i dir.günümüzde imkan ve olanaklarımızın kısmen kısıtlanmaya ve sindirilmeye çalışıldığı yoldallarımca bilinmeliki bariz boşa çabadan ibarettir.Geçmişimizde ödediğimiz bedeller her ne kadar acı ve kahrediyorsa bilmeliler ki bir gün..Evet bir gün şüphesizdir ki hasabı sorulacak.Ki heseplaşma ve çarkın geriye dönüşü start vermiştir.Tüm yoldaşlarımı selemlar ve mücadelemizde kaşarılarınızın devamını dilerim.assassino
    assassino isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 03.Eylül.2010, 21:42   #16
     
    ali devrim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ali devrim
    Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 03.Eylül.2010
    Üye No: 31331
    Mesajlar: 1
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart

    MLKP ile PKK yi aynilastiran mantik siyasete bihaber olma mantigidir sinifsal hareketle ulusal hareket nasil ve nicin aynilastirilir.Kücümseme adina kasitli yapilmaktadir.Birilerini kücümsemenin kendisi kücülmedir ve onlarda kat kat ilerde olmak gerekiyor yinede kücümseme mantigi dogru ve insancil degildir.bunu yapanlari kiniyorum.
    ali devrim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 17.Eylül.2010, 21:29   #17
     
    nackte_konig - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    nackte_konig
    Aktif Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 31666
    Bulunduğu yer: İZMİR
    Mesajlar: 50
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 0
    0 Mesajına 0 Teşekkür Aldı
    Standart

    MLKP 4. Kongre Duyurusu



    İşçiler, emekçiler, gençler, kadınlar, devrimciler,
    Partimiz MLKP, 15. savaş yılını 4. Kongresi'ni başarıyla toplamanın coşkusuyla kutluyor. 15 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen 4. Kongre'miz, ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin desteğiyle partimize saldıran sömürgeci faşist rejime karşı elde edilmiş politik bir zaferdir.
    4. Kongre, partimizin 16. savaş yılına devrimi örgütleme ve sosyalizmi kurma kararlılığıyla girmesinin ilanıdır.
    MLKP 4. Kongresi, baskı ve sömürü cenderesinde tutulan Türkiye işçi sınıfına, inkâr ve imhaya uğrayan Kürt halkına, işsizlik ve yoksullukla yaşamı karartılan emekçi milyonlara, en aşağılık şiddete maruz bırakılan kadınlara, kültürel çürüme ve yozlaşmayla enerjisi emilen semt gençliğine, akademik demokratik hakları gasp edilen öğrenci gençliğe, inanç ve vicdan özgürlüğünden yoksun bırakılan emekçi Alevilere, Türk şovenizminin ırkçı politikalarıyla katliam ve tacize uğrayan ulusal azınlıklara, fikir ve yaratım özgürlüğü resmi ideolojinin kelepçesine vurulmuş aydın ve sanatçılara örgütlenme, dayanışma ve savaşma çağrısıdır.
    MLKP 4. Kongresi, emperyalizme karşı bölgesel ve enternasyonal mücadeleyi büyütme; kapitalizme karşı sosyalizmi kurma; faşizme karşı politik özgürlük savaşımını yükseltme; militarizme ve şovenizme karşı halkların kardeşliği ve adil, demokratik barış mücadelesine güç verme; ataerkil değer yargılarını ve erkek egemen zihniyeti her gün yeniden üreten özel mülkiyetçi sisteme karşı toplumsal ve cinsel eşitlik kavgasını büyütme çağrısıdır.
    İşçiler, emekçiler,
    MLKP 4. Kongresi, sizi kapitalist ekonomik krize, yoksulluk ve sömürüye, işsizlik ve açlığa, doğanın tahrip edilmesine, faşist yasalara ve polis cinayetlerine, emperyalist işgal ve savaşlara, sömürgeci kirli savaş politikalarına, adaletsizliğe karşı devrim ve sosyalizm saflarında örgütlenmeye, partimiz önderliğinde mücadele etmeye çağırır. Türk burjuva devletinin ve düzen partilerinin emeğinizi sömürmekten, kanınızı emmekten, bilincinizi şovenizmle uyuşturmaktan başka size vereceği bir şey yok. 4. Kongre, sizi düzen partilerinden kopmaya, kapitalist sistem ve faşist rejimin karşısına bilinçsiz işsizler ordusu olarak değil, hesap soran devrim ordusu olarak çıkmaya davet eder.
    Kürt halkı,
    MLKP 4. Kongresi, faşist sömürgeciliğe ve ırkçı-şoven linç politikalarına, kentlerde ve kırlarda aralıksız sürdürülen imha saldırılarına karşı yükselttiğiniz onurlu direnişi selamlar; partimizin bütün gücüyle Kürt ulusal demokratik taleplerini sahiplendiğini bir kez daha duyurur. MLKP 4. Kongresi, dikkatinizi, emperyalist merkezlerce hazırlanmış ve sömürgeci Türk burjuva devletinin imha saldırılarıyla el ele yürüyen tasfiyeci senaryolara çeker; Kürt ulusal özgürlük mücadelesinde kazanılmış eşikleri korumanın önemini vurgular. 4. Kongre, Kürt emekçilerini ve gençliğini, Partimizin Kürdistan seksiyonu saflarında örgütlenerek ulusal özgürlük ve sosyalizm savaşımını birleştirmeye çağırır.
    Kadınlar,
    MLKP 4. Kongresi, program ve tüzüğünde gerçekleştirdiği değişiklerle, kadınların yaşadığı sorunlar ve maruz kaldığı baskılara ilişkin yaptığı kapsamlı tartışmalarla kadınların toplumsal kurtuluş mücadelesini büyütme, kadın özgürleşmesini gerçekleştirme yolunda partimizin ufkunu önemli görevlerle donatmıştır. Kapitalist sisteme, erkek egemen değer yargılarına ve yaşam kurallarına, cinsel baskıya ve şiddete, yoksulluğa ve eşitsizliğe isyan edin. 4. Kongre, sizi MLKP saflarında özgürleşmeye ve sosyalizm için mücadele etmeye çağırır.
    Gençler,
    MLKP 4. Kongresi, sizi Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya ve Mahir Çayan'ın önderliğinde simgeleşen '71 devrimci çıkışının izinden yürümeye, komsomolumuz KGÖ'nün saflarında örgütlenmeye ve partimiz önderliğinde savaşmaya çağırır. '68 gençlik hareketinin antiemperyalist gücüyle, Şengül Boran ve Özgür Evrim Göçen'in cüretiyle, Komünist Gençlik Örgütü'nün coşkusuyla donatın bilinçlerinizi. 4. Kongre, sizi, liselerden üniversitelere, semtlerden meydanlara hayatın her alanında devrim ve sosyalizm yürüyüşünü hızlandırmaya çağırır; "gerçekçi ol, imkânsızı iste" şiarını kuşanmaya davet eder.
    Emekçi Aleviler,
    MLKP 4. Kongresi, Türk-İslam sentezinde vücut bulmuş resmi ideolojiye karşı geliştirdiğiniz inanç ve vicdan özgürlüğü mücadelesini selamlar; emekçi Aleviler üzerindeki inkâr ve baskıyı lanetler. Kemalizm'den, ırkçı gerici CHP'den, işbirlikçi Alevi bezirgânlarından kopuşmanın önemine vurgu yapan 4. Kongre; emekçi Alevilerin söz, eylem, örgütlenme özgürlüğünün politik özgürlük mücadelesinin parçası olduğunu hatırlatarak sizi partimiz saflarında devrim mücadelesini büyütmeye, taleplerini diğer ezilen kesimlerin talepleriyle birleştirip sosyalizm bayrağını yükseltmeye çağırır.
    Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da yaşayan ulusal azınlıklar,
    Türk şovenizmi ve militarizminin sistematik bir devlet politikası olarak örgütlediği 1915 soykırımını, 6-7 Eylül katliamlarını yaşadınız. Hrant Dink gibi demokratik mücadelenin neferi aydınlarınızı, yayıncılarınızı, din insanlarınızı alçakça katliamlarda yitirdiniz. MLKP 4. Kongresi, Türkiye'de ve Kuzey Kürdistan'da yaşayan Rum, Ermeni, Süryani ve diğer milliyetlerden ulusal azınlıkları ezen ve baskı altında tutan, katliam ve provokasyonlarla sindiren faşist Türk devletine karşı sizi, tutarlı ve kararlı bir politik özgürlük mücadelesi yürüten partimiz saflarında örgütlenmeye çağırır.
    Aydınlar, sanatçılar,
    MLKP 4. Kongresi, kapitalizmin küresel ekonomik kriz girdabında bulunduğu ve sosyalizmin saygınlığının yeniden yükseldiği günümüz koşullarında entelektüel üretim ve sanatsal yaratıcılığınızı işçi sınıfı ve ezilen insanlık için seferber etmenin tam zamanı olduğunu belirtir; sizi devrim ve sosyalizm mücadelesinin estetik savaşçıları olarak göreve davet eder. 4. Kongre, "halkın sanatçısı, halkın savaşçısıdır" diyen Yılmaz Güney'in haykırışıyla kuşanmış aydın ve sanatçıların parti saflarında tam bir üretim ve yaratım özgürlüğüne sahip olduğunu vurgulayarak sizi komünist sanatçı ve aydınlarla birlikte üretmeye, yaratıcılığınızı kolektif amaçlara bağlamaya çağırır.
    Göçmen işçiler, emekçiler,
    Kapitalist emperyalizmin metropollerinde yaşadığınız sömürü ve yoksulluk, emperyalist küresel ekonomik krizle birlikte katlanıyor. Sovyet Bloku'nun çöküşüyle birlikte tırmandırılan ve "sosyal devlet"in tasfiyesiyle el ele yürüyen hak gasplarına ırkçı ve milliyetçi saldırganlık ekleniyor. MLKP 4. Kongresi, sizi, bulunduğunuz ülkelerin sınıf mücadelesine duyarlı olmaya, kapitalizme ve emperyalizme karşı özgürlük ve sosyalizm mücadelesi vermeye çağırır. 4. Kongre, Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da sömürgeci faşist diktatörlüğe karşı güçlü bir savaşım yürüten partimiz saflarında örgütlenmeye ve umudun bayrağını yükseltmeye çağırır.
    Devrimciler, siper yoldaşlarımız,
    MLKP 4. Kongresi, parti tarihinde bir kilometre taşıdır. 4. Kongre, partimizin örgütsel yapısal dönüşümü veya aynı anlama gelmek üzere örgütsel yeniden yapılanmasını kararlaştırmış; Birlik Devrimi'yle yarattığı yeni tarzı, mücadele araç ve biçimleri ile örgüt araç ve biçimlerinde çeşitlilik ve zenginlik başta gelmek üzere, birçok açıdan derinleştirmeyi kararlaştırmıştır. Kongremiz, birkaç ay önce siper yoldaşımız Orhan Yılmazkaya'nın gerçekleştirdiği tarihi direnişi selamlar, bu eyleme ideolojik ve politik açıdan büyük değer verir. MLKP 4. Kongresi, devrimci hareketimizin tarihinde başka örnekleri de bulunan bu görkemli eylemlerin etkisiyle zihinde ve ruhta yeni ideolojik ve politik mevziler kazanıldığını, militanlarımızın adanmışlık gücü ile devrimi örgütleme kararlılığının arttığını vurgular. Keza 4. Kongre, devrimci hareketimizin zayıf ve çürük taraflarından kopuşarak yol almayı da devrimi örgütleme sürecinin bir zorunluluğu sayar. Kongre, birleşik devrimci mücadeleyi güçlendirme, siper yoldaşlığı bilinci ve duygusunu geliştirme konusunda partimizin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini belirterek sizleri kongre kararlarımızı incelemeye, devrimci dostluk ve yoldaşlık kültürümüzde yeni mevziler kazanmaya davet eder.
    Yoldaşlar,
    4. Kongre'yle kazandığımız politik zaferi, 16. savaş yılına giriyor olmanın coşkusuyla dalga dalga kitlelere taşıyalım. 4. Kongre'yi partinin örgütsel atılımına dönüştürmek için irademizi, enerjimizi misliyle arttıralım. 4. Kongre'nin kararlarını eksiksiz bir disiplinle inceleyip canlı ve coşkulu tartışmalarla güçlü bir kavrayışa dönüştürelim. MLKP 4. Kongresi, değişim ve dönüşüm kongresidir; mücadele araç ve biçimlerine bakışta, örgüt araç ve biçimlerine bakışta, örgütlenme modellerine bakışta, kadın sorununa ve komünist partilerde kadın önderler geliştirme sorununa bakışta, kendi tarihine bakışta, devrimci hareketin tarihine ve geleneksel şekillenişine bakışta, devrim ile karşı devrim arasındaki çarpışmanın diyalektiğine bakışta kurucu tipte bir kopuş kongresidir. 4. Kongre, aynı zamanda, bir çözüm kongresidir. Parti, son yılarda yoğunlaşan polis saldırısına karşı geliştirdiği tarihsel nitelikteki aktif savunma taktiği ve olağan üstü süreç yönetiminde geliştirdiği deneyimle 4. Kongre'ye hazırlanmış, polis saldırısını püskürtmenin gücü ve özgüveniyle Kongre platformunu kurmuş ve Birlik Devrimi'nden başlayarak tarihinden aldığı güçle gündemleştirdiği her sorunu somut çözüm perspektiflerine bağlamış, partinin yeni bir dönemini inşa edecek köklü kararlar almıştır. 4. Kongre, cüretin ve cesaretin, yenilenme ve sıçramanın, devrimi örgütleme kararlılığının, devrimi örgütleyecek savaş partisini önderleştirmenin platformudur. 4. Kongre'yle birlikte polis saldırısının yol açtığı geçiş dönemi sona ermiş, parti tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu, doğrudan doğruya önder partiyi örgütleme dönemidir. 4. Kongre, Birlik Kongresi ile 3. Kongre'yi tamamlama, partinin kuruluş felsefesinde bulunan politik açılımları örgütsel açıdan mantıklı sonuçlarına kavuşturma, boşluk doldurma, yarım bırakmama, geç kalmama, gerçek bir zihniyet devrimi örgütleme çağrısıdır. Öyleyse bu çağrıya kulak verelim. Kendimizde, örgütümüzde, yoldaşımızda sırılsıklam bir değişim- dönüşüm seferberliğine girişelim. Devrimi örgütlemek için önder partiyi, önder partiyi örgütlemek için kolektif etkin komünist kadro bilincini örgütleyelim. Zihniyet devrimine kendimizden başlayalım. Bilincimizi 4. Kongre düzeyine çıkartalım, pratiğimizi 4. Kongre'nin ruhu ve mantığıyla şekillendirelim.
    15. Yılda Parti'yle Devrime, Sosyalizme
    Şan Olsun 4. Kongre'ye
    Devrimin Zaferi İçin Yaşasın MLKP
    Biji Azadi, Biji Sosyalizm
    Yaşasın Marksizm-Leninizm
    nackte_konig isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 13.Eylül.2012, 17:24   #18
     
    Gudrun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Gudrun
    Komün
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 03.Ocak.2009
    Üye No: 16650
    Mesajlar: 1,762
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 495
    375 Mesajına 1,023 Teşekkür Aldı
    Standart

    10.09.12/MLKP 3. AVRUPA KONFERANSI DUYURUSU Göçmen İşçiler, Emekçiler, Kadınlar, Gençler, Yoldaşlar;

    MLKP 3. Avrupa Konferansı Temmuz ayı başlarında yapıldı. Devrim ve komünizm şehitleri anısına saygı duruşu ve Enternasyonal Marşı eşliğinde coşkuyla başlayan Konferansımız, yüksek bir moralle tamamlandı. Sosyalist demokrasinin canlı bir örneği olan Konferansımız, ele aldığı ve yoldaşça tartıştığı sorunları bir karar gücüne dönüştürdü.
    Konferansımız, Avrupa Parti Örgütümüzün iki yıllık örgütsel ve siyasal tüm çalışmalarını ele aldı, sorunlarını tartıştı, gelişimini değerlendirdi ve görevlerini belirledi. Konferansımız, birkaç kuşak kadroyu bir araya getiren bir mücadele ve deneyim kürsüsü olduğu kadar, kadın gücünün ve gençlik dinamizminin iradeleştiği bir platform oldu. Konferansımız, gündemleştirdiği sorunlarda bir değişim gücünü açığa çıkardı. "Siyasal Atılım, Güçlü Yönetim, İşleyen Örgüt!" hedefi, bu değişimin somutlaştığı en önemli çağrı ve temel belirlemedir.
    Dönemsel politik durum analizini yapan Konferansımız, sömürgeci faşist diktatörlüğe karşı mücadelenin Avrupa zemininde geliştirilmesinin sorunlarını tartıştı, ihtiyaçlarını belirledi. Ve yine, Avrupa'da krizin olası sonuçlarını değerlendiren Konferansımız, önümüzdeki süreçte artan devrimci olanakların altını çizdi ve bütün bir Avrupa parti örgütümüzün kendisini buna göre yeniden düzenlemesi gerektiğini belirledi. Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki yakıcı gelişmelere olduğu kadar, Avrupa'daki gelişmelere de zamanında ve aktif bir şekilde müdahale etmenin önemini değerlendiren Konferansımız, yeni süreçte protestocu tarzı aşarak ve hesap sorma, koparıp alma ve özne olmada daha fazla derinleşmemiz ve daha fazla ısrarlı olmamız, sınırlarımıza ve statükolarımıza daha fazla saldırmamız gerektiğine de vurgu yaptı.
    2. Avrupa Konferansımızdan bu yana geçen iki yıllık zaman diliminde politik çalışmalarımızı, politik gelişimimizi ve ideolojik duruşumuzu değerlendiren Konferansımız, bir düzey yakaladığımızı; bu düzey ve birikime basarak yeni süreçte bir politik atılım hedefine kilitlenmemiz gerektiğini belirledi. Politik reflekslerimizi geliştirmemiz, aynı süreçte birden fazla politik görevlerde yoğunlaşmamız ve çevre-çeper ilişkilerini aşacak bir tarzda göçmen kitlelere gitmemiz ve onları mücadeleye çekecek bir yönelimde ilerlememiz gerektiğinin altını çizen Konferans, yeni ve taze güçlere ulaşmamızın önemini vurguladı.
    Konferansımız örgütsel tablomuzu ve başta AK gelmek üzere yönetici örgütlerimizin durumunu, ilişki, yönetim ve çalışma tarzımızı da değerlendirdi. Yakaladığımız siyasal gelişme düzeyine denk düşen bir kadro, yönetim ve örgüt gücü açığa çıkaramadığımız gerçekliğini temel bir veri kabul eden Konferans, özellikle tarz ve zihniyet değişikliğinde derinleşmemiz ve Avrupa'da partiyi güçten düşüren iç örgütsüzlüğü yenmemiz gerektiğinin altını kalın harflerle çizdi. Ciddi bir yönetim boşluğu ve yetmezliğini saptayan Konferans, alanlarda bir örgütsüzlük durumunun varlığını ya da işlevli ve düzenli çalışan bir örgüt düzeyine ulaşılamamış olunmasını bizi güçten düşüren bir devrimci kendiliğindencilik hali olarak değerlendirdi ve mutlaka yenilgiye uğratmamız gerektiğine işaret etti. Başta Avrupa Komitesi gelmek üzere bütün bir Avrupa parti örgütlenmemizin örgütsel bir sistemin gücüyle donatılmasını yakıcı bir örgütsel ve yönetsel görev olarak saptadı ve bu bakımdan bir çerçeve oluşturdu. Avrupa parti örgütlenmemizin işlevli iş bölümü ve görevler temelinde yeniden düzenlenmesine işaret etti.

    Göçmen İşçiler, Emekçiler;

    Sömürgeci faşist Türk burjuva diktatörlüğü halklarımıza yaşamı zindan ediyor. Roboski'de katledilen insanlık değilse nedir? AKP ve Hükümetinin Kürt sorununda geldiği yer inkar ve imhadır. Israrla sürdürülen sömürgeci savaştan Türk halkımızın hiçbir çıkarı yoktur. AKP ve generaller el ele vererek sömürgeci zorbalık düzenlerini kanlı bir şekilde sürdürmek istiyor. Kürt halkımız katledilirken, temsilcileri tutuklanırken, sömürgeci kirli savaş ısrarla sürdürülürken, darbe yıllarını aratmayan göz altı ve tutuklamalarla bütün bir coğrafyamız hapishaneye dönüştürülürken, hak arama arayışları bile vahşice bastırılırken sessiz kalabilir miyiz? Başta Kürt halkımızın ulusal özgürlük direnişi gelmek üzere halklarımızın mücadelesini daha aktif destekleyelim ve sömürgeci faşist rejimden hesap soran bir çizgide ısrar edelim!
    Emperyalist burjuvazinin ve devletlerinin çok yönlü saldırıları yaşadığımız Avrupa'da da sürüyor. Kriz, bir bütün olarak Avrupa işçi sınıfını ve halklarını, ama en başta da göçmen işçi ve emekçileri vurdu/vuruyor. İşsizlik, yoksulluk, ücretlerin düşürülmesi, sosyal ve siyasal hak gaspı, vergilerin arttırılması, emekli maaşlarının düşürülmesi, eğitim ve sağlıkta kısıtlamalar, üniversite harçlarına zamlar, taşeronlaşma, iş yerlerinin kapatılması gibi yıkıcı sonuçlar yerlisi ve göçmeniyle tüm işçi sınıfını ve emekçileri derinden etkiliyor. Ve bütün bunları, devlet saldırıları ve artan baskılar, ırkçı ve ayrımcı politikalar, faşizme kayış eğilimleri, militarizm, vb. tamamlıyor. Ekonomik ve siyasal bütün bu saldırıların hedefinde yerli ve göçmeniyle işçi ve emekçiler olsa da, sıranın en başında göçmenlerin yer aldığı bir gerçek. Öyleyse yerli sınıf kardeşlerinizle birleşerek saldırılara karşı mücadeleyi ve direnişi ortaklaştırmalısınız. Bu mücadele ve direniş sizin de mücadeleniz ve direnişinizdir; onu güçlendirmelisiniz! Ayrı durmak kaybettirir, birlikte direnmek kazandırır! Bu çağrı sizin yaşam çizginiz olmalıdır! Konferansımız, Avrupa'da yaşayan siz Türkiyeli ve Kuzey Kürdistanlı göçmen işçi ve emekçileri mücadeleyi büyütmeye çağırır!

    Göçmen kadınlar;

    Krizin yükünü en çok siz çekiyorsunuz. Göçmen kadınların sorunları katlanarak sürüyor. Erkek egemen sistemin beslediği gerici gelenekler en çok sizi vuruyor. Töre ve erkek cinayetlerinin kurbanı Avrupa'da da sizin olmanız tesadüf mü? Daha ne kadar bekleyeceksiniz? Göçmen kadınlar olarak birleşmeli ve ortak sınıfsal talepleriniz için işçi ve emekçi kadınlarla grev ve direnişlerde, fabrika ve iş yeri işgallerinde ortaklaşabilmelisiniz. Konferansımız, kadın özgürleşmesi için, sizleri devrimci bir kadın gücü olarak özerk kadın örgütünde örgütlenmeye ve mücadele etmeye çağırır.

    Göçmen gençler;

    Kapitalist emperyalist sistemin siz göçmen gençlere de verebileceği bir şey olmadığını yaşam fazlasıyla gösteriyor. Ekonomik krizin işsizlik biçimindeki yıkımı en çok sizi etkilemiyor mu? Emperyalist sistem yalnızca bugününüzü değil geleceğinizi de öldürüyor. Kronik işsizliğin en ağır sonuçlarını siz çekiyorsunuz. Avrupa gençliğinin emperyalist sisteme karşı gelişen direnişi sizin de direnişinizdir. Bu direnişe katılarak aktif bir özne olabilmelisiniz. Küresel emperyalist ablukaya, ırkçı, Neonazi ve ayırımcı saldırılara, uyuşturucu bağımlılığına ve çeteleşmeye karşı gençliğin büyümekte olan enternasyonalist duruşuna kendi cephenizden yanıt olabilmelisiniz. Konferansımız, siz göçmen gençleri, gençliğin devrimci enternasyonalist iradesinin ifadesi olan KGÖ saflarında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırır.

    Yoldaşlar;

    MLKP 3. Konferansı sizin sesiniz ve iradenizdir. Konferans kararlarını büyük bir coşku ve tutarlılıkla uygulamalısınız. Konferans, sizlerden Avrupa'daki partili mücadeleyi büyütmenizi, bir politik atılıma kilitlenmenizi, örgütsel bir yenilemeyi, enternesyonal cephede çıtayı yükseltmenizi istiyor. Yerli ve göçmen diğer devrimci, ilerici, komünist ve yurtsever güçlerle ortaklaşmaya en büyük özeni göstermeli ve ortak mücadele hattını yükseltmelisiniz. Öyleyse sınırlarınıza ve statükolarınıza saldırarak umudu büyütmelisiniz. Avrupa'da MLKP'nin, Türkiye ve Kuzey Kürdistan devriminin ve proletarya enternasyonalizminin sesi ve kulağı sizlersiniz. Şimdi Avrupa'da da kavga ve direnişlerle birlikte anılma zamanı.

    Devrimin Zaferi İçin Yaşasın MLKP!
    Yaşasın Devrim Ve Sosyalizm!
    Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

    Temmuz 2012
    MLKP 3. AVRUPA KONFERANSI
    Gudrun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 25.Aralık.2015, 16:46   #19
     
    Munzur95_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Munzur95_
    Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 23.Ekim.2015
    Üye No: 53209
    Bulunduğu yer: Antakya
    Mesajlar: 3
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 35
    1 Mesajına 4 Teşekkür Aldı
    Standart

    Kobane’nin güney cephesinde DAİŞ çetelerine karşı süren operasyonlarda MLKP savaşçısı İsmet Şahin (Pirsus Armanc) şehit düştü.
    ETHA’nın haberine göre MLKP Rojava Örgütü yaptığı açıklamada şunlara yer verdi; “Demokratik Suriye Güçleri ile birlikte Kobane'nin güneyini DAİŞ çetelerinden temizlemeye dönük devrimci operasyonda yer alan MLKP savaşçılarından İsmet Şahin (Pirsus Armanc) yoldaşımız, 24 Aralık sabah saatlerinde şehit düştü. Operasyon sırasında, çetelerin araç patlatması sonucu şehit düşen yoldaşımızla birlikte, aralarında MLKP güçlerinin de bulunduğu bir grup savaşçı da yaralandı.”
    İsmet Şahin'in ulaşılan sicil bilgileri şu şekilde:
    Adı Soyadı: İsmet Şahin
    Parti Adı: Pirsus Armanc
    Anne Adı: Adile
    Baba Adı: Feridun
    Doğum Yeri: Suruç/Urfa
    Doğum Tarihi: 10.11.1991
    Devrim Şehitleri Ölümsüzdür !
    Munzur95_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 20.Mart.2017, 19:16   #20
     
    thkctuzla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    thkctuzla
    Aktif Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 06.Mart.2017
    Üye No: 55226
    Mesajlar: 96
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 17
    13 Mesajına 19 Teşekkür Aldı
    Standart

    Alıntı:
    Enjolras. Nickli Üyeden Alıntı
    MLKP'YLE DEVRİME, SOSYALİZME



    MLKP, 10 Eylül 1994 yılında kuruldu. Kuruluş Kongresi (1. Kongre) belgeleri, onun teorik, siyasal ve örgütsel temellerini oluşturur. 'Birlik devrimi' olarak ifade edilen bu tarihi gelişme, 'komünistlerin birliği' düşüncesine sahip parti önceli örgütlerin, '89'dan itibaren örgütler içinde ve örgütler arasında yürüttükleri bir mücadelenin ürünüdür. 1991'de TDKİH ve TKİH birleşir. Yıllar süren mücadelenin sonucunda Eylül 1994'te TKİH ve TKP-ML Hareketi Birlik Kongresini toplarlar ve MLKP-K kurulur. Eylül 1995'te toplanan 1. Parti ve Birlik Konferansı, MLKP-K ile TKP-ML (YİÖ) arasındaki birliği sağlar ve 'Kuruluş' ekini kaldırır. Böylece MLKP, dört komünist örgütün birleşmesiyle oluşur.

    MLKP ÖNCESİ KOMÜNİST HAREKETE KISA BİR BAKIŞ

    Türkiye'de ilk komünist örgüt, yani TKP, 1920 yılında Mustafa Suphi ve yoldaşları tarafından Baku'de kurulur. Komünist Enternasyonal'in desteğini alır. Teorisi ve eylemi ile Marksist-Leninist bir çizgide faaliyet yürütür. O dönemde, Türkiye'de emperyalist işgale karşı mücadele yürütmek için M. Suphi ve arkadaşları, Türk devleti ve Mustafa Kemal'in bilgisi dahilinde ülkeye girerler. Ne var ki, Ekim Devrimi ve sosyalizm pratiğinin yarattığı sempati ve çekicilik, Türk egemen sınıflarını da korkutur. Onlar, 29 Ocak 1921 tarihinde M. Suphi ve 15 yoldaşını Karadeniz'de boğdururlar. Bu, TKP için büyük bir darbeydi. M. Suphi'den sonra TKP, Türkiye'de burjuva Kemalist iktidarı destekler. Kürt sorunu karşısında sosyal şoven bir çizgide yürür. M. Kemal'den 'demokratikleşme', hatta 'sosyalist devrim' beklentisi içine girir. TKP, bu yıllarda oportünist bir nitelik taşır.
    TKP, 1956'dan sonra modern revizyonizmin Türkiye kolu haline gelir. Devrim ve sosyalizm mücadelesinde dikkate alınır politik bir etkisi ve eylemi ortaya çıkmış değildir. O nedenle, 1921-1971 arası dönem, 50 yıllık TKP revizyonizminin pasifizm ve reformizm yılları olarak adlandırılır. Bu anlamda 1971 devrimci hareketi, 1921 M. Suphi önderliğindeki TKP'nin dışında kendi öncesinde ciddi bir devrimci miras alarak doğmamıştır.
    1971 yılında devrimci örgütler olarak doğan THKO, THKP-C ve TKP-ML, 50 yıllık revizyonizmi, sınıf işbirliği ve reformizmi devrimci düşüncesi ve eylemi ile parçalarlar.
    1960 yıllarda toplumsal farklılaşma ve sınıf çelişkilerinin derinleşmesi, Kürt ulusal bilincinin gelişmesi, dünyada 1968 antifaşist ve antiemperyalist gençlik hareketlerinin etkisi Türkiye ve K. Kürdistan'da da işçi sınıfı, emekçi yığınlar ve üniversiteli gençlik hareketi dalgasının gelişmesine yol açtı. Bu yıllarda gençliğin NATO ve 6. Filo'ya karşı mücadeleleri, işçi sınıfının 15-16 Haziran Direnişi, TİP'in 15 kişiyi parlamentoya göndermesi vd. olgular ilerici, devrimci ve sosyalist düşünceleri kitleler içinde maddi bir güç haline getiriyordu.
    12 Mart 1971'de askeri bir darbe gerçekleşir. Bu faşist darbeyi ABD emperyalizmi destekler. İşbirlikçi Türk burjuvazisi ve generalleri, 1961 Anayasası'nın sağladığı kısmi hak ve özgürlüklerin 'toplumsal harekete bol geldiğini' belirterek, baskı, yasak ve sınırlamalara yöneldiler. Yukarıda isimlerini verdiğimiz devrimci örgütler, eşitsiz güç ilişkileri koşullarında askeri faşist darbeye karşı savaşarak bir yenilgi aldılar. Onlar, Türkiye ve K. Kürdistan devrimi, devrimcileri ve komünistleri için zihinlerde silinmez devrimci değerler ve gelenekler, büyük bir miras ve kazanımlar bıraktılar. Onlardan bugüne taşınan devrimci irade ve mücadele kararlılığı, devrimci dayanışma ve siper yoldaşlığı devrimci hareketin mayası olmaya devam ediyor.
    Şüphesiz ki, '71 yenilgisi ve Uluslararası Komünist Hareketin durumu, Türkiye devrimci hareketi saflarında da tartışılır. THKO'nun kadroları ve THKP-C'nin bazı kadroları kendi küçük burjuva maceracı çizgilerine, Kürt ulusal sorunu ve Kemalist iktidar dönemine ilişkin görüşlerine eleştirel yaklaşırlar. Sosyal emperyalist SB ve modern revizyonizme karşı mücadele yürütmeye karar verirler. ÇKP-AEP çizgisinde yer alırlar. TKP-ML ise baştan beri bu çizgide yer alır. 1970'li yılların ikinci yarısında THKO yerine TDKP kurulur. Aynı süreçte TDKP ile birleşen TİKB, ayrılarak yeniden grup olarak faaliyet yürütür. Yine TDKP'den 1980'li yılların ikinci yarısında TDKİH adlı başka bir grup ayrılır. THKP-C yerine ise THKP-C ML (daha sonra ismi TKİH olur) kurulur. TKP-ML, bazı teorik ve siyasal görüş farklılıklarından dolayı TKP-ML ve TKP-ML Hareketi olarak ikiye bölünür. 1978'de TKP-ML (YİÖ) ise, TKP-ML Hareketi'nden kopar. Diyebiliriz ki, devrimci hareketin bazı kaçınılmaz ayrışma ve saflaşmaları yanında, zorlama ayrılıklara dayalı kopuş ve bölünmeleri de yaşandı.
    1979 yılına kadar bu örgüt ve gruplar, ayrı durarak ama gerek UKH'te gerekse birbirlerinden etkilenerek paralel bir teorik ve siyasi gelişim çizgisi kaydettiler. Belki siyasal çizgileri, örgütsel çalışmalarında bazı ileri-geri farklılıklar taşıdılar; ancak, sosyal pratikleri aynı zemin üzerinde yürüdüklerini gösteriyordu.
    Bu grupların bir bölümü, 1979'da ÇKP'nin ileri sürdüğü '3 dünya teorisi'nin reddi ve Mao Zedong Düşüncesi'ne karşı bir mücadeleden sonra kendisini komünist grup olarak ilan eder. Görüleceği gibi devrimci ve komünist hareket, dağınık, parçalı ve devrimci kendiliğindenci durumdayken askeri faşist cunta saldırılarıyla yüz yüze kalır.

    1980 ASKERİ FAŞİST REJİMİ VE DEVRİMCİ HAREKET



    Türkiye'de bir devrimci savaş örgütü gibi örgütlenemeyen, örgütsel ve siyasal pratiği devrimci kendiliğindencilikle karakterize olan parti, grup ve örgütler, 1980 askeri faşist darbesi karşısında ideolojik, siyasi ve örgütsel sonuçları ağır olan ciddi bir yenilgi aldılar. On binlerce devrimci kadro ve militan tutsak düştü, yüz binlerce devrim taraftarı işkencelerden geçirildi, binlercesi katledildi. 1980-1987 yılları arasında devrimci çalışmada adeta bir 'kesinti' yaşandı, ya da çok zayıf bir çalışma yürütüldü.
    Bu yıllarda devrimci ve komünist hareket ağır bir yenilgi almışken, Kuzey Kürdistan'da devrimci ulusalcı PKK önderliğinde Kürt ulusal hareketi, kısa bir cephe gerisi hazırlığı ve örgütlülüğü ile gerilla savaşı başlatarak yükselişe geçti.

    İşte MLKP, kendiliğindenciliğin ya da tesadüfün ürünü değil, tamamen bu tarihsel dönemde sınıf mücadelesinin kaçınılmaz temel bir ihtiyacı olarak ortaya çıktı.
    Zira, İstanbul'da 1987 Netaş grevi, adına Bahar Eylemi denilen 1989 işçi sınıfı hareketi dalgası ve Zonguldak maden işçilerinin genel grev ve direnişi, komünist bir önderlik boşluğuna ya da zayıflığına çarpıcı bir şekilde işaret ediyordu.
    Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi, bir devrim düzeyine erişmiş ve Türkiye'de 'devrimci bir işçi hareketinin yaratılması' göreviyle birleşik devrimci bir mücadeleyi ilerletmenin koşulları doğmuştu. Kürt ulusal hareketiyle enternasyonal dayanışma görevi bütün yakıcılığı ile dayatıyordu. Şüphesiz ki, bu tarihsel ve siyasal görevleri yerine getirmek, ancak komünist hareketin dağınık, parçalı ve etkisiz durumuna son vermekle mümkün olabilirdi.
    Bu siyasal koşullarda doğan birlik arayışı ve girişimi, aynı zamanda '89-'91'de SB, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde modern revizyonist çözülme sürecinin yarattığı ideolojik ve örgütsel yıkıma ve emperyalist burjuvazinin sosyalizm teorisi ve pratiğine yönelik karşıdevrimci propagandasına yönelik devrimci bir irade ve duruş anlamına geliyordu.
    Dolayısıyla MLKP, aynı zamanda ulusal kurtuluş devriminin ortaya çıkardığı tarihsel ve siyasal görevlerin yerine getirilmesi isteğidir. Kürt halkı ile işçi sınıfının devrimci öfkesinin birleştirilmesi ihtiyacıdır. MLKP, Batı'da ikinci bir cephe, işçi sınıfı cephesinin yaratılması tutkusu ve iradesinin eseridir. İşçi sınıfı ve emekçilerin birleşme talebi ve isteğine verilen bir yanıttır.

    KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ MÜCADELESİ VE SONUÇLARI BAŞARILI BİR DENEYİMDİR



    Parti önceli komünist gruplar, özgün bir birlik çalışması yöntemi ve planı geliştirdiler. Birlik mücadelesinin bu deneyimi, gerek tek tek ülkelerde komünist grup ve güçlerin birliği, gerekse de uluslararası komünist hareketin birliği bakımından önemli bir deneyimdir.
    Öncelikle komünist hareketin nesnel bir değerlendirilmesinden hareket edildi. Ve başlıca belirlemeler yapıldı:
    Türkiye'de komünist hareket (devrimci hareketin durumu da aynı) dağınık, parçalı, etkisiz ve devrimci kendiliğindencidir. Bu durum, siyasal ve örgütsel bir strateji ve taktiğe, devrimci bir iradeyle komünistlerin merkezileşmesi ve örgütsel birliği görevine işaret eder.
    Komünistlerin birliği bir ilke sorunu ve güncel siyasal bir görevdir. Her komünist birey ve grubu ilke düzeyinde ilgilendirir ve geleceğe ertelenemez bir mücadeleyi gerektirir.
    Komünist örgütler, yukarıdan ve aşağıdan mücadele ve iradi tartışma planlarıyla birlik iradesi ve eğilimini ortaya çıkarmalıdır.
    Birlik çalışmalarında ayrılıklardan değil, aynılıklardan yola çıkılmalıdır. Her örgüt kendi içinde ve örgütler arasında tartışmalar örgütlemelidir. Her gruptan komünistler, bireyler olarak tartışmalara katılmalıdır.
    Birlik tartışmaları, ortak eylem ve siyasal pratiğin geliştirilmesi süreci içinde yürütülmelidir. Komünistlerin birliğinin güvencesi politik atılım ve sıçramadır. Ancak gerçek ilişkiler üzerinde bir yakınlaşma ve güven ilişkileri, önyargı ve grupçu duvarları yıkabilir.
    MLKP'nin, bu özgün birlik çalışması yöntemi ve deneyimi, uluslararası komünist hareket için bir kazanımdır.

    MLKP NE İÇİN SAVAŞIYOR?



    MLKP, kapitalizme, ücretli kölelik sistemine son vermek için, işçi sınıfı ve emekçi yığınları özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde birleştirmeye, siyasallaştırmaya ve örgütlemeye önderlik eder; bütün ezilenlerin her türlü sorunu ve mücadelesine yüksek bir ilgi ve sorumluluk gösterir.
    Kitlelerle çeşitli düzeylerde ilişki kuran MLKP, kapitalist sistemle emekçi yığınlar arasındaki irili-ufaklı her çelişkiyi kitle mücadelesine konu edinir, savaşır ve savaştırır. Kitlelerle ilişki tarzı, onları sürü gören ve aşağılayan burjuva düzen partileri ve yine, kitlelere yukarıdan bakan ve bürokratik ilişki kuran küçük burjuva devrimci parti ve grupların ilişki tarzından farklıdır.
    Kuruluş Kongresi'nde, '... ortak, birlikte çalışma içinde dönüştürme' şeklinde tarif edilen bu tarz, kitlelerle mücadele içinde ilişki kurmayı, mücadele içinde değiştirmeyi ve mücadele içinde kitlelerden öğrenerek kendisini de değiştirmeyi kapsar.
    MLKP'nin amacı, kapitalizmi yıkmak, sosyalizmi kurmaktır. İnsanlığın kurtuluşu olan proletaryanın kurtuluşu mücadelesine önderlik etmektir. Ve sınırsız, sömürüsüz, sınıfsız ve devletsiz bir dünya için savaşmaktır. Sosyalizm, işçi sınıfı ve emekçi yığınların bizzat kuracağı sistem olduğuna göre, onların, iktisadi, siyasi ve toplumsal yaşama katılmasına önderlik etmektir.

    MLKP çalışmaları ve eylemiyle, ulusal ve toplumsal/sınıfsal çelişkilerin düğüm noktası burjuva iktidarın yıkılması ve işçi-emekçi iktidarının kurulması için; işçi sınıfı, emekçi köylülük, kent ve kır yoksullarını, emekçi kadınları, gençliği, Kürt halkını, aydınları sosyalizmi kurmak üzere, antiemperyalist demokratik devrim için savaşmaya çağırmaktadır.
    MLKP'nin antiemperyalist demokratik devrim programı, ...İşçi-Emekçi Sovyet Cumhuriyetler Birliği'ne, Türkiye ve Kuzey Kürdistan halklarının gönüllü, özgür ve eşit birliğine dayanır.
    MLKP, proletarya ve insanlığın kurtuluşu olan komünizm dünyasına varmak için, proletarya devrimi ve proletarya diktatörlünü savunur, onun için savaşır. Proletarya iktidarı altında restorasyon tehlikesine karşı sert sınıf mücadelesinin devam edeceğine, proletarya diktatörlüğünün gerçek bir demokrasi, sosyalist demokrasi olacağına inanır, bunu hedefler.
    MLKP'nin programında Uluslararası Komünist Hareket'in durumuna ilişkin şu tespit yapılır:
    '14- 1956'da Sovyetler Birliği'nde iktidarı ele geçiren modern revizyonistler sosyalizmi yıkma, kapitalizmi yeniden kurma sürecini başlattılar. Kruşçev'le başlayıp Brejnev yönetimiyle süren karşıdevrim, Sovyetler Birliği'ni, tekelci devlet kapitalizminin egemen olduğu sosyal emperyalist bir ülke haline getirdi. Proletarya diktatörlüğünün yerine bürokrat burjuvazinin diktatörlüğü kuruldu.
    16- Marksist-Leninist teori, emperyalist kuşatma şartlarında sosyalist bir ülkede geriye dönüşü olanaklı görmüş; emperyalist saldırı, içteki karşıdevrimci ayaklanma ve partideki beyaz ihanet bunun nedenleri ve yolları olarak vurgulanmıştı. Sovyetler Birliği'ndeki karşıdevrim partideki bürokratik yozlaşma ve ihanet yoluyla gerçekleşti'
    17- 1980'lerin sonunda patronluğunu Sovyetler Birliği'nin yaptığı revizyonist kamp çöktü ve bunu Sovyetler Birliği'nin dağılması izledi. Dünya burjuvazisi bu durumu azgın bir ideolojik saldırı fırsatı haline getirdi ve tüm imkanlarıyla 'sosyalizm'in 'öldü'ğü, propagandası için kullandı. Bütün bu gelişmelerin ve emperyalist faaliyetin doğrudan bir parçası olarak sosyalizmin çetin mevzisi Arnavutluk'ta da tasfiyecilik yoluyla geriye dönüş yaşandı'
    19- Bugün, proleter dünya devriminin nesnel koşulları ile öznel koşulları arasındaki uçurumun doldurulması ve her ülkede işçi sınıfının komünist öncü müfrezelerinin oluşturulup pekiştirilmesi, yaşamsal bir önem taşıyor. Bu görevin yerine getirilmesi, burjuvazinin ideolojik saldırıları ve modern revizyonizmin yeni biçimlerinin yanı sıra Maoizm, Troçkizm ve her renkten revizyonizme karşı kararlı ve uzlaşmaz ideolojik savaşımdan geçmektedir' ( Birlik Kongresi Belgeleri, s. 47-48).

    MLKP'NİN SİYASAL VE ÖRGÜTSEL GELİŞİM ÇİZGİSİ



    MLKP, politik mücadelesinin ana çizgilerini kendi pratiği içinde geliştirdi. Politik taktik ve sloganlar, devrimci irade, öncü müdahale, politik refleks, kapsayıcılık ve birleştiricilik, etkin siyasal kampanyalar, dışa dönük politika, bütün mücadele araç ve biçimlerinin değerlendirilmesi bu ana çizgilerin bazılarıdır.
    MLKP, Mart 1995'te emekçi semti İstanbul-Gazi başkaldırısında, hazırlık düzeyi ve ayaklanmayı yayma perspektifiyle bir adım öne çıkar. Faşist rejim, Kurucu Kongre delegesi Hasan Ocak'ı gözaltında katleder. Parti, H. Ocak şahsında gözaltında kayıplara karşı mücadele kampanyası yürütür. Sürecin sloganları, önce, 'sağ aldınız, sağ istiyoruz', sonra 'kaybedenlerin listesini istiyoruz', 'Susma, sustukça sıra sana gelecek' biçiminde belirlenir.
    Kayıplar kampanyasıyla faşist rejimi köşeye sıkıştıran Cumartesi Anneleri eylemleri başlar. Ve bu mücadele 1996 Martında toplanan Uluslararası Gözaltında Kayıplar Kurultayı ile enternasyonal bir düzeye sıçratılır. Böylece, Uluslararası Gözaltında Kayıplarla Mücadele Komitesi (ICAD), dünyada kayıplar mücadelesinin bir mevzisi olur. Coğrafyamızda kaybetme saldırıları bir dönem geriletilir.
    14 Eylül 1995'te Mert FM radyosu, MLKP kızıl müfrezeleri tarafından basılır. 40 dakika boyunca işçi ve emekçi yığınlar parti saflarına çağrılır. MLKP kuruluş bildirisi okunur.
    Gazi başkaldırısının yıldönümünde '96 Martında Sultanbeyli ilçesine (İstanbul) MLKP müfrezeleri baskın düzenler, devlet bina ve kurumları uzun süre ateş altında tutulur, tahrip edilir.
    MLKP, işçi sınıfı içinde kendisini oluşturmak, işçi sınıfı hareketinden beslenen siyasal bir güç haline gelmek ve farklı kanallardan akışını sürdüren işçi sınıfı hareketiyle komünist hareket arasındaki kopukluğu gidermek için '95 yılı sonunda '1. İşçi Konferansı'nı toplar. Konferans illegal koşullarda gerçekleşir. İşçi Konferansı, katılan kadroların ideolojik, politik ve örgütsel kavrayış düzeylerinin yükselmesine, kapitalizmin güncel eleştirisi ve sosyalizm kavrayışlarının geliştirilmesine, işçi sınıfının iktisadi ve siyasi mücadele bağı arasındaki ilişkinin kavranmasına önemli katkılar sağlar, etkin bir kadrolaşma aracı olarak işlev görür. 2005 yılında ise büyük kentlerde gerçekleşen İşçi Kurultayları, işçilerin özgür kürsülerde kendi sorunlarını tartıştıkları, dile getirdikleri, çözüm arayışlarına girdikleri önemli platformlar olur.
    1996 1 Mayıs'ında, kitle hareketinin yükselişte olduğu bir sürece denk düşen parti çalışması ve 1 Mayıs'a yapılan çağrı üzerine 15 bin emekçi MLKP kortejinde yerini alır. Parti, genç bir komünist işçiyi, Hasan Albayark'ı polisle yaşanan çatışmada şehit verir. Partili militanlar, gösterinin ardından patlak veren çatışmaların en kitlesel gücünü oluştururlar.
    1996 yılı üniversiteli gençlik mücadelesinde KGÖ, öncü bir müdahale ile gençlik hareketine itiş verir. Genç yapıcılar, diğer gençlik gruplarının 'herhangi bir, üstelik de pasif eylem' olarak eleştirip omuz vermedikleri açılık grevini devrimci bir irade ve inatla sürdürürler. Protestoculuğun aşılması anlamına gelen bu eylem, tüm üniversitelere yayılmaya başlar. Ve açlık grevleri, gençlik hareketinin uzun yıllardır biriktirdiği öfke ve enerjiyi açığa çıkarır. 4 Şubat'ta 5 bin genç, yasaklı bulunan İstanbul Taksim Meydanına girer. 5 Şubat'ta ise 3 bin genç Ankara Kızılay meydanını zapt eder. KGÖ, gençliğe yürümesi gereken yola işaret eder: 'sokağa, eyleme, özgürleşmeye!'
    Gözaltında tecavüz ve taciz, politik kadınlara karşı faşist rejimin sıkça başvurduğu bir saldırıdır. Asiye Zeybek'in bu saldırıya maruz kalan kadınlardan biri olarak başından geçenleri kitaplaştırması, taciz ve tecavüz saldırısına karşı bir mücadelenin kaldıracı yapılır. Komünist kadınlar tarafından 2000 yılında bu konuda bir kurultay örgütlenir. 6 ay süren politik bir çalışmanın ardından Haziran ayında Gözaltında Cinsel Taciz Ve Tecavüze Hayır Kurultayı gerçekleşir. Kurultay, gözaltında, savaşlarda işkenceye, tecavüze uğrayan, cinsellikleri aşağılanan Türk ve Kürt kadınlarının büyüyen onuruna ve sesine ve cesaretine tanıklık eder. Kadınlar maruz kaldıkları tecavüzü haykırarak, işkenceci devleti yargılar. Geniş yankı uyandıran ve bine yakın kadının katıldığı kurultay, devletin tecavüz işkencesini büyük oranda gerileterek amacına ulaştığını gösterir.
    2001 yılında işçi sınıfına yeni kölece çalışma koşulları dayatan yeni iş yasası, sendikaların ve muhalefetin sessizliği ortamında Meclis'ten geçer. MLKP, bu kölelik yasalarına karşı 'bayrak yürüyüşü' adlı yoğunlaştırılmış bir çalışma başlatır. Mavi renkli, üzerinde 'kölelik yasalarına hayır' sloganı yazılı bayrak, şehirden şehre, fabrika, işçi havzası ve emekçi semtlerde dalgalanır. Bu aydınlatma çalışmasının yaydığı ışık, ufuk açan ve işçi sınıfı mücadelesinde enerji uyandıran, kamçılayan ürünler ortaya çıkarır.
    MLKP, 3 Kasım 2002 ve son olarak da 28 Mart 2004 seçimlerine devrimci bir müdahale gerçekleştirir. Yasadışı ve gizli temelde örgütlenen MLKP, yasal ve açık çalışma ve mücadele olanaklarını dıştalamadan seçimleri, işçi ve emekçilerle buluşmanın ve sosyalizm seçeneğini işçi ve emekçilere taşımanın bir anı olarak değerlendirir.
    MLKP'nin, burjuva parlamentoyu ve 'burjuva yasallığı'nı her şey haline getiren reformist partilerle arasında kalın ilkesel, politik çizgileri vardır. Ve yine Türkiye devrimci hareketinin seçimlere katılmama ve boykotu 'değişmez' bir taktik olarak algılamasına karşı da mücadele yürütür. Seçim dönemlerini, devrim ve sosyalizm propagandası yürütmenin bir aracı olarak gören parti, 'burjuva yasallığı'nı meşru yollardan zorlar ve aşar. Bağımsız sosyalist adaylar aracılığıyla seçim mitingleri düzenler, ses araçlarıyla kendileri dolaşır, kitle ajitasyonuyla yığınları aydınlatır.
    MLKP, Ortadoğu'ya yönelik emperyalist saldırganlık ve işgale karşı coğrafyamızda etkin siyasal mücadele yürüten devrimci örgütlerin başında gelir. Haziran 2004'te İstanbul'da toplanan NATO zirvesine karşı yürütülen büyük mücadelede devrimci hareketin merkezinde durur. Hazırlık düzeyi, an'a ilişkin taktik belirlemeleri ve ufuk açıklığıyla 29 Hazirandaki barikat savaşına ve sokak çatışmalarına damgasını vurur. İki ay boyunca NATO zirvesine karşı her türlü mücadele aracı ve biçimiyle etkin bir kavga yürütür. NATO toplantısı iptal edilemedi, ama İstanbul NATO'ya dar edildi. MLKP, 2004 yılında kuruluşunun 10. yıldönümünü de politik faaliyeti büyütmenin, işçi, emekçi, genç ve kadınları partiye çağırmanın vesilesi yapar.
    Özet olarak denilebilir ki;
    Devrimci iradenin gücüyle komünistlerin birliğini gerçekleştiren MLKP, devrimci iradenin rolünü pratiğinde test eder. Ve sonrası siyasal ve örgütsel çalışmasında ve ortaya çıkan sorunların çözümünde devrimci irade ve eylemi yaşamında temel bir kavram yapar. Politik mücadelede atılım ve sıçrama, etkin çalışma planları, öncü müdahale tarzı, siyasi refleks, örgütsel yaşamda eleştirinin devrimci şiddeti, devrimci kendiliğindencilik ve bürokratizme karşı mücadele, özgüven ve politik cüret, kadroların kendini devrimci örgütlemesi ve kendisine rol biçmesi vb. devrimci iradenin başarılarıdır.
    MLKP önceli komünist örgütlerin kendilerini feshederek, sınıf mücadelesinin ihtiyacı olan güçlü bir partiyi oluşturmaları; aynı zamanda amaçlaştırılan ve idealize edilen örgüt fikrine karşı pratikte bir eleştiridir. Bu eleştiriyle araç-amaç ilişkisini doğru kavrayan MLKP örgütleri ve kadroları, sınıf kavgasında çeşitli mücadele araç ve biçimlerini, taktik ve sloganları büyük bir başarıyla kullanmaya başlarlar.
    MLKP, siyasal ve örgütsel faaliyette sürekli sınırları zorlar. Doğru yolda, ilerleyiş, harekete geçme, coşkulu yürüyüş, koşma, sıçrama, kitlelere hücum vb. kavramlarla, statükoculuğu ve idareciliği aşar.
    MLKP'nin, bölgesel antiemperyalist mücadele koordinasyonu ve konferansları düşüncesi ve çalışmaları, enternasyonal kitle hareketine devrimci ve etkin müdahalesi önemli politik bir faaliyettir.
    MLKP'de karşıdevrimci şiddete karşı, grupsal ve kitlesel devrimci şiddet eylemleri politik mücadelenin meşru ve etkin araçlarıdır.
    MLKP, örgütlülük düzeyini yükseltir; örgütlülüğünü yayar ve genişletir. Eldeki örgütleme araçlarını çoğaltır, ya da daha etkili kullanır. Çalışmalarını kesintisiz sürdürür. Yeni örgütleme merkezleri ve mevzileriyle esnek ve dolaylı örgütlemelerle ilerler. Gazete ve çeşitli kurumlarıyla genişliğine ve derinliğine bir çalışma yürütür. Devrimci çalışmasında işbölümü ve uzmanlaşmaya dayalı bir derinleşme süreci yaşamaktadır.
    MLKP, kendi hazır güçlerini örgütleme ve yönetme pratiğinden, işçi ve emekçileri, kitleleri örgütleme ve önderlik etme hattında 'öncü partiden önder partiye' şiarıyla ilerlemektedir.

    MLKP, ŞEHİTLERİN İZİNDEN GELECEĞE YÜRÜYOR



    Türkiye ve K. Kürdistan, sert sınıf mücadelesinin verildiği bir coğrafyadır. Özgürlük ve sosyalizm savaşımı eşitsiz güç ilişkileri koşullarında yürütülüyor. İşbirlikçi tekelci burjuvazi ve büyük toprak sahipleri, militarizm ve savaş makinesinin gücüyle şimdilik iktidarlarını yürütüyorlar ve güvenceye alıyorlar. Sömürgeci faşist Türk rejiminin tarihi, işçi sınıfı ve halklarımızın siyasal öncüleri devrimci ve komünist kadrolara yönelik saldırı, işkence ve katliamlarla doludur. Karşıdevrimci şiddet ve baskı onun temel politikasıdır. O nedenle devrimci irade ile karşıdevrimci irade arasındaki çarpışmada halklarımızın on binlerce seçkin evladı şehit düşer.
    Kendi tarihini kendisi yapan MLKP de siyasal mücadelede onlarca kadro ve militanını şehit verir. Onları, yarattıkları değerler ve geleneklerle kavgasında yaşatıyor. Parti kadroları ve militanları, her bir şehit yoldaşımızdan öğrenmeye devam ediyor.
    H. DEMİRCİOĞLU, MLKP Merkez Komite üyesi iken cezaevlerinde süren '96 Ölüm Orucu eyleminde şehit düştü. O devrimin öğretmeni; işçi sınıfı ve emekçilerin zafere kilitlenmiş iradesinin sembolüydü. İşçi sınıfı ve emekçi yığınları teslim almak için önce devrimci öncüleri tecrit etmesi gerektiğini bilen devletin saldırısına, önce kendisi eylemiyle karşı durdu. Bulunduğu cezaevinde ölüm orucu eylemine girecek MLKP kadrolarını belirlemeden önce 'ilk ben olmalıyım' diyerek kendisi öne çıktı. Açlığa yatırdı bedenini ve emekçiler için mücadele ederek sonsuzluğa uğurlandı. Son sözü biji Azadi (Yaşasın Özgürlük) oldu.
    Gazi komutanı Hasan OCAK, gözaltında katledildi. O, işkencede karşıdevrimci iradeyi yerle bir etti, uslanmaz bir direniş destanı oldu. Hasan Ocak, faşizme karşı Gazi halkının özgürlük ve kardeşlik çağrısıdır.Gazi barikatlarında, sokak çarpışmalarında ve kayıplar mücadelesinde tanır onu Türkiye'nin emekçi halkları. İşkenceciler Gazi ayağa kalkışının intikamını almak için O'nu katlettiler. Ayaklanmaya önderlik eden partisine gözdağı vermek istediler. Ne var ki, Hasan'ın kaçırılıp katledilmesi katiller sürüsünü vuran bir silaha dönüştü.
    Süleyman YETER, komünist bir işçi önderiydi. Küçük yaştan beri devrimci mücadelenin birçok görevini bükülmeden omuzladı. İşçi grevlerine ve direnişlerine önderlik etti.Varoşlar, barikatlar onu bağrına bastı. İstanbul proletaryası onu çok iyi tanıyordu. O, işçi sınıfını siyasallaştırma ve örgütleme mücadelesinde dikkatleri üzerine çekti. Sömürgeciliğe karşı bir isyan çağrısıydı. Kürtlere yönelik siyasi ve ulusal linç girişimleri karşısında en önde savaştı. İşkencede partiyi, devrimi, sosyalizmi ve halkların kardeşliğini savundu, işkencecileri kendi inlerinde yendi. İşkencede direnişin sembolü oldu.
    Tuncay YILDIRIM, 2000 ölüm orucu direnişi sürecinde şehit düştü. 21 Mart 2001'de bayraklaştı.O, Kürtlerin bayramı Nevroz günü şehit düştü. Sınıf savaşımı bakımında bir yeniden diriliş ateşi oldu. Ölüm orucu direnişi cezaevlerinde sürdürülürken, dışarıda ölüm orucu direnişinin iradesi kırılmıştı. Ölüm orucunu sürdürürken tahliye olan Tuncay Yıldırım, direnişini dışarıda da sürdürerek kırılan iradelere bir kararlılık mesajı verdi. O, partinin ayağa kalkışının bir sembolü olarak tarihe geçti. T. Yıldırım'ın yeniden alevlendirdiği mücadele ateşi, partinin çoğalan ve çelikleşen gelişimine ışık saçıyor.

    MLKP, KAPSAYICILIK VE BİRLEŞTİRİCİLİKTE BİR ADIM ÖNDE



    MLKP, komünist grupların birleşmesiyle ortaya çıkan devrimci bir güç, irade ve eylemdir. O nedenle birleştiricilik ve kapsayıcılık onun mayasında vardır.
    MLKP, '71 devrimci geleneği ve değerlerini savunur, sahiplenir. Sahiplenici, birleştirici ve kapsayıcı pratiğiyle geliştirilmesini sağlar. Devrimci parti ve gruplar arasında oluşmaya başlayan yabancılaşma ve ilgisizliğe bir müdahale anlamına gelen 'siper yoldaşlığı' kavramı, ilişkilerde birleştirici bir ideolojik çimento alarak varlık kazanır. Bunda MLKP'nin öncü tutumu, gurur kaynağıdır. Devrimci güçler arasında, 'birleşik mücadele' ya da 'güç birliği'ni geliştirme yönündeki arayış ve girişimleri önemli devrimci hamlelerdir.
    1996'da Cezaevleri Merkezi Koordinasyonu, Gençlik Platformları ve emekçi semtlerde gerçekleşen platformlar, birleşik devrimci önderlik yaratmanın ilk adımlarıdır.
    Haziran 1998'de kurulan Birleşik Devrimci Güçler Platformu, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi ile Türkiye devrim ve sosyalizm mücadelesinin birleştirilmesinde önemli bir deneydir.
    Irak işgaline karşı kurulan 'Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu', 'NATO ve Bush Karşıtı Birlik'in kurulmasında birleştirici olur.

    MLKP KÜRDİSTAN ÖRGÜTÜ

    MLKP Kürdistan Örgütü özerktir. Kendi özgün taktiklerini ve örgütlenmesini oluşturur. Devrimci çalışması ve eylemini Kuzey Kürdistan'ın çelişkileri ve özgünlükleri doğrultusunda yürütür.
    Sömürgeci Türk faşist rejiminin boyunduruğu altındaki Kuzey Kürdistan'da devletin geleneksel inkar ve imha politikasına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürür. Zira Kürt sorununun Türkiye'de gericilik ve faşizmi besleyen temel sorunların başında geldiğini; Kürt halkı özgür olmadan Türkiye'de siyasal özgürlüğün kazanılamayacağını; antiemperyalist demokratik devrimin temellerinden birinin Kürt ulusunun özgürlük sorunu olduğunu bilir.
    Kürt ulusunun ulusal demokratik istemlerinin haklı ve meşru olduğunu vurgulayan MLKP Kuruluş Kongresi, diğer temel sorunların çözümünün, 'Kürt ulusunun kendi geleceğini belirleme, yani devlet kurma hakkının tanınmasıyla olanaklı hale geleceğini' ilan eder.
    MLKP, Kürt ulusal özgürlüğünü, Türk ve Kürt emekçilerinin ortak Sovyet Federasyonunu savunur ve bunun için mücadele eder. Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesinin bileşeni ve aktif eylemli destekçisi olarak konumlanır.
    MLKP, Türk işçi ve emekçi saflarındaki şovenizme karşı olduğu kadar, ilerici ve devrimci örgütlerdeki sosyal şovenizme karşı da mücadele yürütür. O, devrimci partileri, 1990'nın ilk yarısındaki gelişme düzeyiyle 'Kürt devrimini anlayamamak'la eleştirir.
    MLKP, PKK'nin İmralı çizgisini mahkum eder. Ulusal hareketteki ideolojik teslimiyeti, politik irade kırılmasını ve tasfiyeciliği eleştirir. PKK'nin ulusal reformist bir parti haline geldiğini ilan eder. Fakat aynı zamanda Kürt halkının ulusal ve demokratik talepleri uğruna bağımsız ya da eylem birliğine dayalı bir mücadele yürütülmesi görevini yerine getirmeye çalışır. Kürt devriminin yenilmesini, Kürdistan'ın sosyal yapısını göz önünde bulundurarak; ulusal sorun yanında sınıfsal sorunları da öne çıkarır.
    MLKP-Kürdistan örgütü, sosyalist görüş açısıyla Kuzey Kürdistan'da siyasal ve örgütsel bir gelişim seyri içindedir.

    MLKP'NİN ENTERNASYONALİZM ANLAYIŞI VE PRATİĞİ :

    MLKP, '...proletarya enternasyonalizmi ilkesine bağlıdır. Dünya komünist hareketinin yaşadığımız coğrafya'daki koludur.' Sınıf mücadelesinin 'özünde enternasyonal bir mücadele' olduğuna; emperyalizmin şiddetlenen çelişkilerinin, bugün bölge ve dünya devriminin toplumsal maddi koşullarını daha çok olgunlaştırdığına, yeni olanak ve dinamikler ortaya çıkardığına inanır.
    MLKP, enternasyonal çalışma ve ilişkilerini iki eksen üzerinde yürütür.
    Birincisi, komünist parti ve hareketin sorunları:
    MLKP, 3. Kongresi'nde bugün, 'Uluslararası Komünist Hareketin ideolojik ve örgütsel bir kriz yaşadığı'nı belirtir. Ve bu alandaki çalışması ve pratiğini, bu sorunun etkin bir müdahaleyle aşılmasına ve yeni bir Enternasyonal'in kurulması amacı ve perspektifiyle ele alır. Komünist ve devrimci parti ve örgütler arasında yeni bir enternasyonal ilişki tarzının geliştirilmesi ve yerleştirilmesine inanır.
    Buradan hareketle komünist ve 'geçiş süreci'ndeki parti ve gruplarla ikili görüşmeler sürdürür; uluslararası ve bölgesel düzeyde çeşitli parti ve grupların oluşturduğu kümelenmelerde yer alır.
    Yeni enternasyonal ilişki tarzı:1) Partiler arası ilişkilerin eşit, şeffaf, bağımsız ve yoldaşça eleştiri-özeleştiriye dayalı yürütülmesini, 2) Enternasyonal ilişkilerin soyut ve genel değil, somut ve eylemli, siyasal pratikle koparılamaz bağı içerisinde ele alınmasını, 3) Partiler arası karşılıklı değerlendirme ve güven ilişkilerinin 'gerçek ilişkiler üzerinde' kurulmasını, 4)İdeolojik mücadeleyi gölgeleyen faktörler ve ulusalcı eğilimlerden uzak durulmasını içermesini ister.
    İkincisi, antiemperyalist mücadelenin sorunları:
    Uluslararası ve bölgesel antiemperyalist mücadelenin sorunları MLKP'nin ilgisi ve görevleri arasındadır. Emperyalist küreselleşme karşıtı eylemlerde, Sosyal Forum ve emperyalist savaşa karşı platformlarda yer alır. Antiemperyalist devrimci bir odak yaratmayı ve bu hareketin radikal unsurlarıyla buluşmayı hedefler.
    Bölgesel antiemperyalist mücadele birliği ya da koordinasyonlarının kurulması perspektifiyle hareket eder. Çünkü, a) Bunun zemini güçlü, dinamikleri, olanakları ve koşulları gelişkindir. b) Ortak bir platform zemininde çeşitli ilerici, antifaşist ve antiemperyalist, devrimci ve komünist parti ve gruplarla buluşmak mümkündür. c) bölgesel antiemperyalist mücadele koordinasyonları, yerel ve uluslararası antiemperyalist mücadelenin yükseltilmesine önemli katkı sunar. Ve d) Devrimci ve komünist partiler, gruplar arasında ilişkilerin güçlenmesi ve geliştirilmesine hizmet eder.

    EMEKÇİ KADIN HAREKETİ MLKP'Yİ İYİ TANIR

    MLKP, demokratik ve komünist kadın çalışmasıyla işçi kadının, ev emekçisi kadının, üniversiteli ve liseli kadının, dili ve kimliği yasak Kürt kadınının yanında ve eyleminde yer alır. Türkiye devrimci hareketi içerisinde kadının özgürlük mücadelesinin öncü kurmayı olur. Kadını devrimin ve yaşamın öznesi görür. Sınıflı toplumlarda kadının yok sayılan emeğini, bilincini ve yeteneğini sahiplenir, ileriye taşır ve açığa çıkarmaya çalışır. Toplumsal özgürlüğün ancak kadının özgürleşmesiyle gerçekleşeceğini bilir, kadının özgürlük mücadelesine önderlik eder.
    MLKP, önceli örgütlerin gerçekleştirdiği Emekçi Kadınlar Kurultayı'nın ürünü demokratik kadın örgütlülüğü ve çalışmasının başlıca emekçisi olur. Kadın kurumunun yerel ve merkezi kurultaylarıyla bu çalışmayı sürdürür. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün bu coğrafyada sokaklarda devrimci bir çizgide, kızıl bayraklar altında kutlanmasına öncülük eder. Analar Kurultay'ı ile tutsak ve kayıp yakını emekçi kadınları, mücadelenin öznesi haline getirmeye çalışır. Gözaltında Taciz Ve Tecavüze Hayır Kurultay'ı ile cüreti ve dayanışmayı örgütler.Töre cinayetleri ve gericiliğin baskılarına karşı mücadele bayrağını yükseltir. Genç kadınlar çalışmasını, kadın çalışmasının önemli bir unsuru haline getirir.
    MLKP, kadının erkeklerle her alanda eşit olacağı bir sistem için savaşır. Bu sistem sosyalizmdir. Sosyalizm, özel mülkiyeti kaldırdığı için, kadının da ev köleliğinden ve toplumsal kölelikten kurtuluşunun şartlarını hazırlar.
    MLKP, sosyalist toplumda gerçekleşecek kadın-erkek ilişkilerini daha bugünden örgütlemek için mücadele eder. Saflarında geleceğin özgür kadın ve erkeğinin prototiplerini yaratır. Bu militan, savaşçı, özgür, yeni kadın simgelerinden biri şehit Şengül Boran'dır.

    MLKP'NİN YILDIZI KOMÜNİST GENÇLİK ÖRGÜTÜ (KGÖ)

    MLKP, gençliği, özgür bir gelecek, eşit, adil bir toplum için savaşmaya çağırır. Bu kavgada KGÖ, devrimci iradesi ve eylemi ile gençlik hareketinin en önünde savaşır. Gençliğin düzene itirazlarını ve öfkesini yeni, adil ve özgür bir dünya için mücadeleye sevk eder.
    KGÖ, 1994 yılında kurulur. İdeolojik olarak partiye bağlı, örgütsel olarak bağımsız gençlik örgütlenmesidir. Akademik mücadelesinden özgürlük mücadelesine kadar gençlik hareketine önderlik eder. Gençlik hareketinin temel önder güçlerinden birisi olarak, önemli atılım ve çıkışlara imza atar.
    1994'te, canlı ve etkin bir kampanyanın ardından, yüzlerce liseli öğrencinin katıldığı Demokratik Lise Kurultayı'nı örgütler. Kapitalizmin harç saldırısına karşı, 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi'ni işgal ederek başlattığı açlık grevini, 4-5 Şubat 1996 günlerinde binlerce gencin katıldığı kitle gösterileriyle taçlandırır.
    Üniversiteleri sermayenin boyunduruğuna sokacak yeni YÖK tasarısına karşı 18 Mayıs 2001'de binlerce gencin Ankara Kızılay'da polis barikatlarını aşarak yaptığı eyleme önderlik eder. Kürtçe seçmeli ders için yürütülen kampanyada yer alır. Genç Kadınlar Konferansını örgütleyerek genç kadınların özgürleşmesi mücadelesini ilerletir.
    KGÖ, mücadele tarihi içinde 3 Kongre toplar, kendi önderliğini seçer. Sosyalist demokrasi uygulamasının etkin örneklerini yaşar. Gençliğin devrimci yeteneği ve gücünü açığa çıkarmaya devam eder. Saflarından Özgür, Şengül, Erkut ve Aynur gibi yiğit savaşçılar çıkarır.
    KGÖ'nün gençliğe çağrısı: Liseli, üniversiteli, işçi, işsiz gençler, genç kadınlar; partili kavgayla geleceğinizi yaratmak, eşit, özgür ve adil sosyalist toplumu kurmak için KGÖ saflarına!

    PARTİLİ MÜCADELEDE KÜLTÜR-SANAT CEPHESİ

    MLKP, kültür ve sanat cephesinde devrimci ve çekici bir alternatif oluşturur. Sanat ve kültürü sokak, halk ve hayatla buluşturma çizgisinde yürür. Sanatı kent merkezlerinin elit mekanlarında hapsetmeye karşı, sanatı varoşlara, taşra kentlerine ve dağ köylerine taşır.
    Devrimci hareketin sanat cephesine genel yaklaşımını aşarak, kültür kurumunu güçlü bir üretim merkezi haline getirir.
    Kültür ve sanat alanındaki çalışmalar ve panellerle on binlerce insanı eğitir. Kısa film alanında politik sinema eserleri yaratır. Müzik ve tiyatro atölyeleriyle çekici olur.
    MLKP, kültür ve sanat cephesini aynı zamanda politik mücadelenin somut gündemlerine aydınların müdahalesini örgütlemek için bir kanal olarak örgütler.
    'Toplum için sanat, insanlık için bilim, özgürlük için politika' sloganı, onun görev ve sorumluluklarını belirler.
    ".O, Kürtlerin bayramı Nevroz günü şehit düştü. " Yazını düzelt Nevruz bayramı yani ilkbaharın gelişi herhangi bir halka özgü değildir.Tüm Orta Asya ve birkaç ortadoğu ülkesinde kutlanan ortak bir bayramdır.Irkçılığın lüzumu yok !!!
    thkctuzla isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 21.Mart.2017, 11:22   #21
     
    BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BORGA
    Komün
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
    Üye No: 34310
    Mesajlar: 5,015
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 2,293
    1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
    Standart

    Newroz, yıl başıdır. Yani takvim içerir. Hem başka takvim hem de newroz birarada olmaz. Aynı zamanda terkedilmiş, vazgeçilmiş bir takvimdir. Ne var ki, Kürtler newroza başka bir anlam yükleyerek yaşattılar. Bunu atlayamazsın. Baharın gelişi değil, yeni yılın gelişidir. Yenigün yani Yılbaşı demektir. New yeni demek, hani şu İngilizcede de kullanılan new var ya işte o ve onlar da bu kavramı buralardan almışlar. Roz ise Gün.

    Irk meselesi başka konu. Önce IRK kelimesi ne anlatır onu araştır. Ondan sonda ırkçı kavramını kullan.
    ______________________________________________________
    Ni Dieu, Ni Maitre !
    Ne Tanrı, Ne Efendi !

    rağmen yaşa

    BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
    Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
    BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    BORGA Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
    Alt 21.Mart.2017, 16:13   #22
     
    thkctuzla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    thkctuzla
    Aktif Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 06.Mart.2017
    Üye No: 55226
    Mesajlar: 96
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 17
    13 Mesajına 19 Teşekkür Aldı
    Standart

    Alıntı:
    BORGA Nickli Üyeden Alıntı
    Newroz, yıl başıdır. Yani takvim içerir. Hem başka takvim hem de newroz birarada olmaz. Aynı zamanda terkedilmiş, vazgeçilmiş bir takvimdir. Ne var ki, Kürtler newroza başka bir anlam yükleyerek yaşattılar. Bunu atlayamazsın. Baharın gelişi değil, yeni yılın gelişidir. Yenigün yani Yılbaşı demektir. New yeni demek, hani şu İngilizcede de kullanılan new var ya işte o ve onlar da bu kavramı buralardan almışlar. Roz ise Gün.

    Irk meselesi başka konu. Önce IRK kelimesi ne anlatır onu araştır. Ondan sonda ırkçı kavramını kullan.
    Borga takvim içerdiğini soylemissin o zaman bunu ayrıntılı bir şekilde belirtmen gerekir.Sence sadece Kürtler mi başka anlamlar yüklediler günümüzde aynı anlamı Türkler de yüklüyor.Bir bayramın etnik unsurlarla kutlanmasi kadar saçma birşey yok yok Türklerin ergenekondan cikisiymis yok Kürtlerin Devrimci Kawa efsanesiymis etnik açıdan ne varsa şahsımca yok edilmeli .
    thkctuzla isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    thkctuzla Kullanicisina Bu Mesaji Için Teşekkür Edenler:
    Alt 21.Mart.2017, 18:09   #23
     
    BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BORGA
    Komün
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
    Üye No: 34310
    Mesajlar: 5,015
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 2,293
    1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
    Standart

    Doğrudur arkadaşım, hayvanlar da bilgiyi bir kenara koymaz. Hatta mevcut bilgiyi de kullan at yapsak çok süper olur.

    Türklerin Ergenekondan çıkması diye bir hadise var. Nasıl yok edeceksin bunu. Lakin bu hadisenin varlığı Çin kayıtlarında. Ergenekon denen yer neresi bilinmiyor. Onlarca ihtimalden dörde düştüğünü biliyorum, yakın zamanlarda bu konuda bilgimi güncellemedim. Belki de hala dört ihtimal üzerinde duruluyordur.

    Etnik olana itirazmış. Kullandığın dil etnik değil mi. Esperantoca mı konuşuyoruz.

    Zahmetsiz, basit, harcıalem ne varsa üstüne koşuyorsunuz. Düşman da zaten tam da buna dayanıyor. Kuvveti adiliğinden geliyor. Hafızasız insan hayvandan adi. Hayvanın hiç değilse limiti o. İnsana unut demenin faydası ne.

    Bütün bu rezilliklere, adiliklere şahidim. Kendimden sonraki kuşaklara da bunu aktarıyorum. Aktaracağım diye de yeminim var. Onlar da şahit.

    Dünyada bir tane takvim olsun, oh ne güzel. Yılbaşı her yere aynı gelsin. Kimine kışmış, kimine bahar... ne önemi var. Böyle şeyleri hegemonlar düşünür ve üretir.

    Senin önerin gerçek olsa yani gerçekleşse, mesela Cemre kelimesi de ölür. Kömür kalır. Geriye kalan hep madde olursa biz biteriz. Çok eskiye gitmiş oluruz ve zaten sistemik olan da buna uğraşıyor.

    Nataşa kelimesinin anlamını unutursak geriye "nataşalar" kalır.

    Sen biraz kurcala bakalım, bu nataşa, yıl başı, newroz türü kavramların birbiri ile ilgisi var mı.

    Türkler senin zannettiğin gibi bu geleneğe dahil değil. Onların başka mevzuları var, çaktırmadan değindim yukarda.
    ______________________________________________________
    Ni Dieu, Ni Maitre !
    Ne Tanrı, Ne Efendi !

    rağmen yaşa

    BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
    Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
    BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 21.Mart.2017, 18:35   #24
     
    thkctuzla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    thkctuzla
    Aktif Üye
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 06.Mart.2017
    Üye No: 55226
    Mesajlar: 96
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 17
    13 Mesajına 19 Teşekkür Aldı
    Standart

    Alıntı:
    BORGA Nickli Üyeden Alıntı
    Doğrudur arkadaşım, hayvanlar da bilgiyi bir kenara koymaz. Hatta mevcut bilgiyi de kullan at yapsak çok süper olur.

    Türklerin Ergenekondan çıkması diye bir hadise var. Nasıl yok edeceksin bunu. Lakin bu hadisenin varlığı Çin kayıtlarında. Ergenekon denen yer neresi bilinmiyor. Onlarca ihtimalden dörde düştüğünü biliyorum, yakın zamanlarda bu konuda bilgimi güncellemedim. Belki de hala dört ihtimal üzerinde duruluyordur.

    Etnik olana itirazmış. Kullandığın dil etnik değil mi. Esperantoca mı konuşuyoruz.

    Zahmetsiz, basit, harcıalem ne varsa üstüne koşuyorsunuz. Düşman da zaten tam da buna dayanıyor. Kuvveti adiliğinden geliyor. Hafızasız insan hayvandan adi. Hayvanın hiç değilse limiti o. İnsana unut demenin faydası ne.

    Bütün bu rezilliklere, adiliklere şahidim. Kendimden sonraki kuşaklara da bunu aktarıyorum. Aktaracağım diye de yeminim var. Onlar da şahit.

    Dünyada bir tane takvim olsun, oh ne güzel. Yılbaşı her yere aynı gelsin. Kimine kışmış, kimine bahar... ne önemi var. Böyle şeyleri hegemonlar düşünür ve üretir.

    Senin önerin gerçek olsa yani gerçekleşse, mesela Cemre kelimesi de ölür. Kömür kalır. Geriye kalan hep madde olursa biz biteriz. Çok eskiye gitmiş oluruz ve zaten sistemik olan da buna uğraşıyor.

    Nataşa kelimesinin anlamını unutursak geriye "nataşalar" kalır.

    Sen biraz kurcala bakalım, bu nataşa, yıl başı, newroz türü kavramların birbiri ile ilgisi var mı.

    Türkler senin zannettiğin gibi bu geleneğe dahil değil. Onların başka mevzuları var, çaktırmadan değindim yukarda.
    "Türkler senin zannettiğin gibi bu geleneğe dahil değil. Onların başka mevzuları var, çaktırmadan değindim yukarda." İşte bu sözünü tam olarak anlamadım.Kürtler şahsımca Nevruzu bir Devrim aracı olarak kullanıyorlar Devrime bir aracı olarak Demırcı Kawa efsaneside bunu gösteriyor zaten.Senin bu cümlenden anladığım Türkler Kürtlerin en ufak Devrim olasılığını bastırmak için başka mevzulara dayanıyorlar diyorsun.Türkler senın zannettıgın gıbı bu geleneğe dahil değil demişsin o zaman bu Orta Asyadaki türkler ve anadoludaki türkler geri akıllı mı neden bu bayramı kutluyorlar ?
    thkctuzla isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Alt 21.Mart.2017, 19:01   #25
     
    BORGA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BORGA
    Komün
    Kullanıcı Profili
    Üyelik tarihi: 08.Şubat.2011
    Üye No: 34310
    Mesajlar: 5,015
    Teşekkür Grafikleri
    Ettiği Teşekkür: 2,293
    1,186 Mesajına 3,181 Teşekkür Aldı
    Standart

    Biraz daha dikkali okusan, eleştiri de soru da aceleye gelmemiş olur.

    Kürtler hakkında dülünüyorsan sana işine yarayacak bir veri aktarayım :

    Demirci Kawa diyorsun ya, işte o Kralın yıkılışını anlatır. Sen "kendi" kralını, sultanını yok etmekle, "kendi" devletini yıkmakla övünen kaç tane millet tanıyorsun.

    Meseleye bu gözle bak.
    ______________________________________________________
    Ni Dieu, Ni Maitre !
    Ne Tanrı, Ne Efendi !

    rağmen yaşa

    BOLŞEVÎZM WÊSERKEWE
    Bolşevizm Tekrar Kazanacak !
    BORGA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    Cevapla


    Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
     
    Seçenekler
    Stil

    Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
    Saat...


    Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com