Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu  

Ana Sayfa Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Go Back   Sosyalist Forum - Sosyalizm Okulu > SİYASET > Devrimci Gençlik Örgütleri > Özgürlükçü Gençlik Dernekleri (ÖGD)

Sol Gazete

Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Bu Toprakların Kadim Geleneği: Direniş – Mahmut Durkal
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
868
Önceki Konu
önceki Konu
Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 11.Nisan.2014, 00:16   #1
 
Kıvılcım Yolunda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıvılcım Yolunda
Aktif Üye
Kullanıcı Profili
Üyelik tarihi: 30.Ocak.2014
Üye No: 49314
Mesajlar: 53
Teşekkür Grafikleri
Ettiği Teşekkür: 9
16 Mesajına 24 Teşekkür Aldı
Standart Bu Toprakların Kadim Geleneği: Direniş – Mahmut Durkal

Gelenek, genel geçer manada, bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen, toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her çeşit kültürel değer, alışkanlık, davranış olarak aktarılır.

Burjuva tarih bilimi bizlere bu toprakların geleneğinin zulme boyun eğmek, haksızlıklara karşı sessiz kalmak olduğunu hatırlatıp durdu. Nasıl mı? Tabii ki de yüzlerce yıl boyunca ezilen reayadan, kölelerden, işçilerden hiç bahsetmeyip bu topraklarda kurulan devletlerin, imparatorlukların vb. liderlerinin yaşamlarını ballandıra ballandıra anlatıp onlara biat etmemizi sayıklayarak.

Oysaki gerçekler hiçte öyle değildi. Ve bu toprakların kadim geleneğinin beslendiği, üzerine inşa edildiği ana tema nedir diye sorarsanız, tereddüt etmeden isyan derim. Çünkü sınıflı toplumlar var olduğundan beri egemenlerin en çok korktuğu şeylere gebe oldu yaşadığımız bu topraklar ; ”Direnişe”.

Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya, Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve daha niceleri… Hepsi zulme karşı verdikleri mücadeleyle geçirdiler ömürlerini ve ölümsüzlüğe gömüldüler.

Devlet, her daim kendisini hedef alan, çıkarlarını zedeleyen, her eyleme haince cevap vererek direnişleri kırmaya çalıştı. Bunları hareketin önderlerini katlederek, sürgün ederek, faşist saldırılar ve askeri darbelerle denedi.

80 darbesi bunların içinde hafızalara en fazla kazınan darbe olmuştu; baskılar, gözaltılar, tutuklamalar, işkenceler, idamlar, faili meçhuller…

80 darbesi ile amaçlanan sadece o dönemin toplumsal direnişini sönümlendirmek değil gelecek bir sonraki nesilleri apolitize etme ve muhafazakârlaştırma.

Uzun yıllar bu yaratılan atmosferde nesillerce boy verdik.

Darbeyle birlikte toplumun her kesimi hezeyana uğratılırken bundan toplumun ve direnişin en dinamik kesimi olan biz gençler de “payımızı almıştık.”

Darbenin açtığı rahat hareket alanında sermaye kârını arttırmak için akacak bir kanal arıyordu ve bunu neo-liberal politikalarla yapmaya çalıştı. Özellikle neo-liberal politikalarla kampüsleri de ranta bağlamaya çalışanlar, gençliğin kıpırdanışını görmeyip ısrarla ne yapacağımızı söylemekten geri durmayanlar bir şeyi göremedi.

Biz artık toplumun baskısı altında nasıl yaşayacağımızı, sermayenin çıkarları uğruna yönlendirilmeyi istemiyor, bizim olan her şeyi almak için direniyorduk.
Kıpırdıyorduk ama hareket alanımız dardı. Ta ki toplumun diğer huzursuz kesimleriyle birleşip 31 Mayıs gecesinden itibaren alanları zapt edene kadar.

Artık yeni bir toplum doğuyor ve biz bunu zapt ettiğimiz alanlardan, yaşam alanlarımız olan kampüslerden haykırıyoruz. Kara kalem çalışmasıyla hayatımızı karartmaya çalışanlara karşı bizler tüm renklerimizle hayatı boyamaya başladık bile.

68’den Gezi’ye


Gezi Direnişiyle birlikte girilen yeni yol ve hareket, 1968 ve 78’den çok farklı bir noktada duruyor. Bu dönemlerde verilen mücadele ve reflekslerle gezi sonrası verilen reflekslerin karakteristiği birbirinden çok farklı. 68 dönemi tüm dünyayı saran anti-emperyalist hareket olarak gelişirken bu tarihten sonra gençliğin yarattığı sinerji sınıfı da tetikledi.

Gezi için, bütünüyle sınıf hareketi demek yanlış olacaktır. Evet belki de Gezi bir sınıf hareketi değildi fakat sınıfın yeni bölüğünün içinde yer aldığı ve sınıf hareketinin kıpırdanmasına sebep olabilecek genç bir harekettir.

Kapitalizm, kar elde etme uğruna her zaman yanında tuttuğu orta sınıfı sömürmeye başlar. Gezi’nin karakterine baktığımızda Türkiye’deki orta sınıfın, fakat artık sınıfın yeni bölüğü, sömürüden ötürü sınıfsal karaktere büründüğünü ve anti-kapitalist dinamiklerle birlikte sokakta tek vücut olduğunu görürüz.

Gençliğin şimdiki rolü ne olmalıdır?

Gezi’nin ortaya çıkardığı sinerji bütün toplumsal kesimleri sarıp sarmaladı.
Gençlik olarak yapılması gereken bu atmosferde rolünü almak. Dayatmaların, sömürünün, cinsiyetçiliğin, homofobinin karşısına geçmişten süregelen direnişçi, özgürlükçü, halkçı kimliği koymaktır. Şimdi zaman kampüsleri özgür alanlara çevirme zamanıdır.

Bıçak kemiğe dayanmıştır ve zaman; “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!” deme zamanıdır.


Bu Toprakların Kadim Geleneği: Direniş ? Mahmut Durkal ? Özgürlükçü Gençlik Dernekleri
Kıvılcım Yolunda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Çark Dönecek Çekiç Vuracak Sosyalist İktidar Kurulacak!
Saat...


Powered by vBulletin | Hosted by Linode.com